top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 134 sonuç bulundu

  • BİTKİSEL DOKULAR 1 | selinhoca

    KONULAR BİTKİSEL DOKULAR 1 PDF İNDİR BİTKİSEL DOKULAR BÖLÜNÜR DOKU (MERİSTEM) ✔ Mitoz bölünme yapabilme yeteneğinde olan hücrelerin oluşturduğu dokudur. ✔ Bitkinin kalınlaşmasını ve uzamasını sağlar. Meristem doku hücrelerinin özellikleri ✔ Hücreler arası boşluk yoktur. ✔ Farklılaşarak diğer dokuları oluştururlar. ✔ Büyümde etkili olan hormonları salgılar. ✔ Hücreleri küçük, ince çeperli, küçük kofullu, bol sitoplazmalı, ve büyük çekirdeklidir. ✔ Metabolizmaları hızlıdır. ✔ Klorofil taşımadıklarından fotosentez yapamazlar. UÇ (APİKAL) MERİSTEM ✔ Embriyonik dönemdeki bölünme yeteneğini hayatı boyunca sürdüren meristem dokusudur. ✔ Kök, gövde ve dalların uçlarında bulunur. ✔ Bitkinin uzamasını sağlar. (Primer Büyüme) YANAL (LATERAL) MERİSTEM ✔ Parankima dokusu hücrelerinin oksin ve sitokinin hormonları etkisiyle yeniden bölünme özelliği kazanması sonucu oluşmuş hücrelerin oluşturduğu dokudur. ✔ Bitkinin kalınlaşmasını sağlar. ✔ Monokotil bitkilerde bulunmaz. Damar Kambiyumu (İç Kambiyum): Yeni iletim dokuyu oluşturarak enine kalınlaşmayı sağlar. Mantar Kambiyumu (Fellogen = Dış Kambiyum): Damar kambiyumunun gövde içerisinde yaptığı kalınlaşma sonucunda gövdenin dış kısmındaki parçalanan epidermis yerine peridermis dokusunun oluşmasını sağlar. Yara Kambiyumu: Bitkinin yara alan kısmının onarılmasını sağlar. Sekonder Büyüme ✔ Bitkinin lateral meristem aktivitesi sayesinde kalınlaşma yapmasına sekonder büyüme denir. ✔ Sekonder büyümede damar kambiyum ve mantar kambiyumu görev alır. ✔ Odunsu ve bazı otsu bitkilerde görülür. ✔ Monokotil bitkilerde görülmez. ✔ Kök ve gövdede benzer şekilde gerçekleşir. ✔ Uç meristemin farklılaşması ile oluşan primer ksilem ve primer floem arasında damar kambiyumu bulunur. ✔ Damar kambiyumu yılda iki kere aktif olur. İçe doğru sekonder ksilemi dışa doğru sekonder floemi oluşturur. ✔ Çevre şartlarının daha elverişli olduğu büyüme zamanlarında oluşturulan hücreler bol sitoplazmalı, ince çeperli ve açık renkliyken, daha az elverişli olduğu zamanlardaki ise az sitoplazmalı, kalın çeperli ve koyu renklidir. ✔ Damar kambiyumunun aktivitesi sonucunda gövde kalınlaşır. Dıştaki epidermis dokusu parçalanır. ✔ Mantar kambiyumunun aktvitesi ile peridermis dokusu oluşturulur. ✔ Çift yıllık otsu bitkilerde mantar kambiyumu bulunmaz. Bu bitkilerde sadece damar kambiyumu bulunur. Peridermis oluşturamadıklarından 2. yılın sonunda ölürler. ✔ Meristem dokularının farklılaşarak bölünme özelliklerini kaybetmeleri sonucunda oluşmuş dokulardır. Görev ve yapılarına göre çeşitlenirler. TEMEL DOKU ✔ Farklı özelliklere sahip parankima, kollenkima (pek doku) ve sklerankima (sert doku) dokularından oluşmuştur. ✔ Bitkilerdeki metabolik faaliyetlerin çoğundan sorumludur. ✔ Kök, gövde ve yaprakların örtü dokusu ile iletim dokusu arasını doldurmaktadır. ✔ Depolama, fotosentez yapma ve destek olma gibi görevleri de vardır. 1) PARANKİMA ✔ Canlı hücrelerdir. ✔ Genellikle bol sitoplazmalı, besin depolayabilen ve pigment taşıyabilen hücrelerdir. ✔ Bitkilerin hemen hemen bütün organlarının yapısında bulunur. Görevleri bakımından 4 farklı parankima hücresi bulunur. a) Özümleme (Asimilasyon) Parankiması ✔ Klorofil bakımından zengin olup fotosentez yapan parankimadır. ✔ Yaprak, genç gövde gibi kısımlarda bulunur. Yaprakların mezofil tabakası içinde bulunur. Palizat ve sünger parankimaları özümleme parankimalarıdır. b) Depo Parankiması ✔ Su ve besin depolayan parankimadır. ✔ Gövde, kök, yaprak, meyve… gibi organlarda depolama yapar. Bitkinin çeşidine göre depoladığı madde değişir. Kaktüslerde su, patateste nişasta, zeytinde yağ, nohutta protein… c) Havalandırma Parankiması ✔ Çok sayıda hücreler arası boşluğa sahiptir. ✔ Bitkinin gaz alışverişini ve bitkinin su içerisinde dik durmasını sağlar. ✔ Özellikle oksijenin az olduğu su ve bataklık gibi bölgelerde yaşayan bitkilerde daha çok bulunur. d) İletim Parankiması ✔ Özümleme parankiması ile iletim dokusu arasında madde alışverişi sağlayan parankima dokusudur. 2) KOLLENKİMA (PEK DOKU) ✔ Canlı hücrelerdir. ✔ Hücre çeperlerinde selüloz ve pektin birikimi olmuştur. ✔ Hücreye desteklik sağlarlar. Gerilme ve kıvrılmaya karşı çok dayanıklıdırlar. ✔ Genç bitkilerde, yapraklarda, çiçeklerde ve meyve saplarında bulunur. (Bitkinin genç kısımlarında bulunur.) ✔ Selüloz ve pektin birikimi hücrenin köşelerinde meydana gelmişse köşe kollenkiması; boyuna çeperlerinde meydana gelmişse levha kollenkiması adı verilir. 3) SKLERANKİMA (SERT DOKU) ✔Ölü hücrelerdir. İlk oluştuklarında canlı hücrelerdir. Daha sonra çeperde başlayan lignin birikimi nedeni ile ölerek sklerankima haline gelirler. ✔ Bitkinin yaşlanmış kısımlarında bulunur. ✔ Sklerankima hücrelerinin şekli iğ şeklinde ise bu hücrelere sklerankima lifleri denir. Demet hallinde bulunarak bitkiye desteklik sağlar. Keten, kenevir gibi bitkilerde bolca bulunur. ✔ Sklerankima hücrelerinin şekli yuvarlak ise bu hücrelere taş hücreleri denir. Bu hücrelere bitkinin kabuğunda ve tohumlarda çok rastlanır. Ayva, armut gibi bitkilerin meyvelerinde bolca bulunur.

  • GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ | selinhoca

    KONULAR GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ PDF İNDİR Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji ✔ Çeşitli mühendislik alanlarını kullanarak bitki, hayvan ve mikroorganizma yapılarının laboratuvar ortamında geliştirip onlardan yeni ürünler üretmeyi amaçlayan bilim dalına biyoteknoloji denir. Sütten yoğurt yapımı, sirke üretimi, hamur mayalanması gibi olaylar geleneksel biyoteknolojik yöntemlerdir. Aşı, ilaç, hormon üretimi, atık maddelerin temizlenmesi için canlıların kullanımı, gen aktarımı gibi çalışmalar ise modern biyoteknolojik yöntemlerdir. ✔ Genlerin izole edilmesini, çoğaltılmasını, farklı canlı genleri ile birleştirilmesini ya da genlerin canlılar arasında nakledilmesi için çalışmalar yapan bilim dalına genetik mühendisliği denir. Islah Yöntemleri ✔ Melezleme: Farklı karakterler bakımından homozigot olan bireylerin çaprazlanması ile heterozigot bireyler elde edilmesidir. ✔ Yapay Dölleme: Üstün özellikli spermler ile üstün özellikli yumurtaların laboratuvar ortamında döllendirilmesidir. ✔ Poliploidi: Kromozom çift sayısının fazla olması durumudur. Poliploidi canlılar daha verimli ve daha dayanıklı ürün oluştururlar. ✔ Günümüzde biyoteknoloji ve genetik mühendisliğinin çalışmaları ile; alkollü içecekler aşı süt ürünleri interferon insülin hormonu penisilin ve türevleri büyüme hormonları ekmek, sirke, alkol ve aseton gibi ürünler deterjan… gibi maddeler üretilmektedir. GDO (Transgenik Organizma) ✔ İstenilen özellikte bitki ve hayvan üretilebilmek için, insana yarar sağlayacak şekilde organizmaların genetik yapıları değiştirilmektedir. Bu şekilde genetiği değiştirilmiş canlılara GDO (Transgenik canlı) denir. ✔ Bu canlıların besin olarak kullanılmasına, ileriki dönemde insanlarda alerjik reaksiyonlara sebep olabileceğinden birçok bilim insanı tarafından karşı çıkılmaktadır. İnsan Genom Projesi ✔ 1990 yılında pek çok ülkenin desteği ile insanların genetik maddesinin nükleotit diziliminin belirlenebilmesi için başlatılmış projedir. ✔ Genetik maddenin 3 milyardan fazla nükleotid, 20000-25000 civarında gen içerdiği saptanmıştır. (Genomun yaklaşık olarak %97si tüm insanlarda aynıdır.) Gen Klonlanması: Bir canlıya ait olan genin başka bir canlıya aktarılmasıdır. ✔ Seçilmiş bir genin plazmit ya da bir virüs içerisine yerleştirilerek bir bakteriye aktarılması ve bakteri aracılığı ile birçok kopyasının üretilmesine gen klonlanması denir. Gen klonlanmasının aşamaları: 1. İstenilen geni taşıyan DNA molekülü ile vektör olarak kullanılacak olan bakteri plazmiti saf olarak elde edilir. 2. DNA molekülü üzerinde klonlanacak gen belirlenir. Vektör olarak kullanılacak plazmit ve klonlanacak gen kesilir. 3. Klonlanacak gen plazmitin boş kalan kısmı ile birleştirilir. Bu şekilde rekombinant DNA molekülü elde edilmiş olur. Böylece klonlanacak gen plazmit içine yerleştirilir. 4. Rekombinant DNA bir bakteriye aktarılarak rekombinant bakteri elde edilir. 5. Rekombinant bakterinin üremesi ile klonlar oluşur. Bunlar arasından istenilenler seçilir. Seçilenler ile uygun çalışmalar yapılır. Hayvan Klonlanması: Bir hayvanın genetik olarak kopyasının üretilmesidir. ✔ İlk klon canlı DOLLY ismi verilen bir koyundur. (1996) Ancak Dolly sadece 6 ay yaşayabilmiştir. Koyun Klonlanmasının Aşamaları 1) Dişi bir koyunun (2. koyun) yumurta hücresi alınmış ve bu hücrenin çekirdeği çıkartılarak bir süre yaşaması sağlanmıştır. 2) Başka bir dişi koyunun (1. koyun) memesinden bir hücre alınmış bu hücrenin çekirdeği çıkartılmıştır. 3) Sitoplazması alınan yumurta hücresi ile çekirdeği alınan meme hücresi kaynaştırılarak 2n kromozomlu bir hücre elde edilmiştir. 4) Oluşan 2n kromozomlu hücre mitoz bölünmelerle embriyo halini almış ve farklı bir dişi koyun (3. koyun) rahmine yerleştirilerek gelişmesi sağlanmıştır. 5) Gebelik sonunda doğan koyun genetik olarak 1. koyunun aynısı yani klonu olmuştur. Gen Terapisi: Virüsler kullanılarak insanlardaki bozuk genlerin sağlam genler ile değiştirilmesidir. DNA Parmak İzi: İnsandan alınan DNA molekülünün enzimler ile parçalanarak bazı uygulamalar sonucu bantlaşma yapması ve bu bantlaşmaların pek çok alanda kullanılmasıdır. ✔ Tek yumurta ikizleri hariç her insanın DNA parmak izi farklıdır. Kök Hücre: Bölünme yeteneği fazla ve farklılaşmamış hücrelere kök hücre denir. ✔ Embriyo, kordon kanı ve yetişkin bireylerin bazı dokuları temel kök hücre kaynağıdır. ✔ Yetişkin kök hücreler, vücutta birçok doku ve organ yapısında bulunur. Bulundukları organların hasar görmesi durumunda hasarlı bölgeyi onarırlar. ✔ Embriyonik kök hücreler, embriyo yapısında bulunur; gebelik süresince farklılaşarak canlının fetüs halini almasını sağlar. ✔ İnsandan alınan kök hücreler laboratuvar ortamında geliştirilerek organ ve doku üretiminde kullanılabilir.

  • ÖKARYOT DOMAİNİ - PROTİSTA, BİTKİ, MANTAR | selinhoca

    KONULAR ÖKARYOT DOMAİNİ - PROTİSTA, BİTKİ, MANTAR PDF İNDİR ÖKARYOT DOMAİNİ - PROTİSTA, BİTKİ, MANTAR Arkeler Alemi ✔ Prokaryot hücre yapısına sahip olmalarına rağmen bazı özellikleri ile ökaryot hücreli canlılara benzerler. ✔ Arkeler, normal ortamlarda ve diğer canlıların yaşayamayacağı ekstrem koşullarda yaşayabilen canlılardır. Yaşam yerlerine göre sınıflandırılmışlardır. ✔ Hücre duvarı ve histon proteinleri vardır. ✔ Kemoototrof ve heterotrof olarak beslenenleri vardır. Bazı çeşitleri, ışık enerjisi kullanarak ATP sentezler. Bu sırada besin üretimini gerçekleştirmez. Bu nedenle bu olay fotosentez değildir. Fotoototrof türleri yoktur. Metanojenik Arke: Metan gazı üreterek oksijensiz ortamda yaşayan canlılardır. Çöp, bataklık, lağım suları, ototrof canlıların sindirim sistemi (selüloz sindirimi) gibi yerlerde yaşarlar. Termofilik Arke: Yanardağ ağızları, jeotermal kaynaklar gibi sıcak yerlerde yaşayan arkelerdir. Halofilik Arke: Tuz gölü gibi tuzlu ortamlarda yaşayan arkelerdir. Psikrofilik Arke: Soğuk ortamlarda yaşayan arkelerdir. Biyolojik ve ekonomik önemleri açısından bakıldığında arkeler, bakterilerin ve diğer canlıların yaşayamadığı koşullarda yaşadıklarından güçlü enzimlere sahiplerdir. Bu enzimler pek çok alanda kullanılır. ✔ Endüstride pek çok tepkimenin gerçekleşmesinde ✔ Atık maddelerin zehirli özelliklerinin azaltılmasında ✔ Kalitesi düşük metal cevherlerinin biyolojik yollarla kullanılabilir hale getirilmesinde ✔ Metal kirlenmesine uğramış suların temizlenmesinde ✔ Boya endüstrisinde anaerobik arıtma tanklarında bulunan suyun temizlenmesinde ✔ Arkeler biyogaz üretiminde kullanılırlar. ✔ Koloni, tek ve çok hücreli ökaryot canlıların bir arada bulunduğu karışık bir gruptur. ✔ Protista alemindeki canlılar ototrof (fotosentez), parazit ya da saprofit olabilir. Amip: ✔ Yalancı ayaklarla beslenir ve hareket ederler. ✔ Tatlı sularda yaşarlar. ✔ Heterotrofturlar. ✔ Bazı türleri patojendir. Paramesyum: ✔ Silleri sayesinde hareket ederler. ✔ Tatlı sularda yaşarlar. ✔ Heterotrofturlar. ✔ Eşeysiz üreme ve konjugasyon yapabilirler. ✔ Hücrelerinde iki çekirdek bulunur. Öglena: ✔ Kamçıları ile hareket ederler. ✔ Tatlı sularda yaşarlar. ✔ Hem ototrof hem heterotroftur. Trypanosoma: ✔ Kamçıları ile hareket ederler. ✔ Parazit ve patojendir. ✔ İnsana çeçe sineği ile bulaşır ve uyku hastalığına neden olur. Plazmodyum: ✔ Hareket yapıları yoktur. ✔ Parazit ve patojendir. ✔ Spor oluşturarak ürerler. (Metagenez yaparlar.) ✔ İnsana anofel dişi sinek ile bulaşır. Sıtma hastalığına neden olur. Cıvık Mantarlar: ✔ Hücre çeperi taşımazlar. ✔ Yalancı ayaklarla hareket eden canlılardır. ✔ Parazit ya da saprofit olabilirler. Algler: ✔ Tek, çok ya da koloni formunda olan bitkilere benzeyen canlılardır. ✔ Fotoototrofturlar. ✔ Kahverengi alg, esmer alg, kırmızı alg, yeşil alg gibi çeşitleri vardır. ✔ Mavi – yeşil algler (siyanobakteri) prokaryotik canlılardır. Sınıflandırmada algler içerisinde yer almazlar. Mantarlar (Fungi) Alemi ✔ Tek hücreli (maya mantarı) ya da çok hücreli (şapkalı mantar, küf mantarı) olabilen ökaryotik canlılardır. ✔ Aktif hareket etmezler. ✔ Depo polisakkaritleri glikojendir. ✔ Heterotrof beslenirler. ✔ Sentrozom taşımazlar. ✔ Hücre çeperlerinin yapısı kitindir. ✔ Maya mantarları hariç vücutları hif ve miselyumlardan oluşmuştur. ✔ Tomurcuklanma ve metagenez ile ürerler. ✔ Gıda ve ilaç sektöründe kullanılırlar. ✔ Depo polisakkaritlerinin glikojen olması, kitin taşımaları ve heterotrof beslenmeleri yönüyle hayvanlara; hücre çeperine sahip olmaları, aktif olarak hareket edememeleri ve sporla çoğalmaları yönüyle de bitkilere benzerler. ✔ Saprofit olanları organik maddeleri inorganik madde haline getirerek madde döngüsünün devamını sağlarlar. ✔ Bazı mantarlar bitki köklerinde yaşar. (Mikoriza) Bitkilerin topraktan su ve mineral almasını kolaylaştırır. ✔ Fermantasyon endüstrisinde, ilaç sanayisinde ve çeşitli ürünlerin elde edilmesinde kullanılır. ✔ Şapkalı mantarlar besin olarak kullanılır. Besin içerikleri çok zengindir. ✔ Bazı mantarlar bitkiler üzerinde parazit olarak yaşarlar. Tarım bitkilerine çok büyük zarar verirler. ✔ Küf mantarları ekmek, meyve, sebze ve diğer yiyeceklerin çürümesine neden olurlar. ✔ Mantarlar insanlarda birçok hastalığa neden olurlar. ✔ Mantar sporları hayava karışarak alerji ve astıma neden olabilirler. Bitkiler Alemi ✔ Çok hücreli ökaryot canlılardır. ✔ Fotoototrofturlar. Karasal yaşamın oksijen ve besin kaynağıdırlar. ✔ Bazı çeşitleri parazittir. (Parazit bitkilerin bazıları fotosentez yapamaz.) ✔ Selüloz içeren hücre çeperleri vardır. ✔ Depo polisakkaritleri nişastadır. ✔ Toprağa bağlı olduklarından aktif olarak hareket etmezler. ✔ Sinir sistemleri ve duyu organları yoktur. ✔ Büyümeleri sınırsızdır. ✔ Eşeyli, eşeysiz ile üreyebilirler. ✔ Tohumsuz bitkiler, otsu olup tohum oluşturamazlar. Spor oluşturarak metagenez ile ürerler. ✔ Tohumlu bitkiler ise otsu ya da odunsu olabilirler. Tohum oluşturarak eşeyli ürerler.

  • CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ | selinhoca

    KONULAR CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ PDF İNDİR Bir varlığı canlı olarak değerlendirebilmek amacı ile sahip olunması gereken özelliklerdir. Virüsler, bu özelliklerin tamamına sahip olmamaları nedeni ile canlı olarak değerlendirilmezler. 1. Hücresel Yapı Canlıların en küçük canlı olan yapı birimlerine hücre adı verilir. Canlılar, ökaryot veya prokaryot yapı birimlerinden oluşmaktadır. Prokaryotların genetik maddesi sitoplazma içerisinde olup zarlı organel içermezler. Ökaryotlar genetik maddesini çekirdek içerisinde taşıyıp zarlı organele sahiptir. Canlılarda hücrenin ortak olması sebebi ile bazı hücresel yapılar da ortak olarak bulunur. Bunlar: Hücre Zarı, Sitoplazma, Genetik madde, Ribozomdur. 2. Beslenme Her canlı hayatsal faaliyetlerine devam edebilmek amacı ile beslenir. Ototroflar, karbondioksit kullanarak besinini fotosentez veya kemosentez ile üretir. Fotoototroflar ışık enerjisi ve klorofil kullanırken kemoototroflar kimyasal enerji kullanır. Heterotroflar, besinini üretemeyip dışarıdan hazır alır. Heterotrofların besinlerini dışarıdan hazır alma şekli canlı çeşidine göre değişir. 3. ATP Üretimi ve Tüketimi Her canlı besinini parçalayarak enerji açığa çıkarır ve bu enerjiyi kullanabilmek için ATP adı verilen bir organik madde içerisine yerleştirir. ATP, enerjinin kullanılabilir hale gelmesini sağlar. Canlılar büyümek, gelişmek, üremek, hareket etmek gibi çeşitli faaliyetlerinde enerjiye gereksinim duyar. Üretim reaksiyonuna fosforilasyon, tüketim reaksiyonuna ise defosforilasyon adı verilir. 4. Metabolizma Canlılarda görülen yapım ve yıkım olaylarının tamamı metabolizmadır. Yıkım tepkimelerine katabolizma, yapım tepkimelerine anabolizma denir. Hidroliz, hücresel solunum ve fermantasyon katabolizma iken, fotosentez, biyosentez tepkimeleri ise anabolizmadır. Bazal Metabolizma: Bir canlının dinlenme durumundaki metabolizmasıdır. NOT: Kış uykusuna yatan bir hayvan, çimlenmemiş bir tohum, yaprak dökmüş bir bitki ve endospor halindeki bir bakteri bazal metabolizmaya benzetilebilir. 5. Boşaltım Canlıların metabolik faaliyetleri sonucunda oluşturdukları atık maddeleri uzaklaştırmalarına boşaltım denir. Canlının gelişmişlik seviyesine göre boşaltım şekli değişiklik gösterir. Tek hücreliler hücre zarından, bitkiler yaprak dökümü, gutasyon ve terleme ile hayvanlar ise boşaltım organı, terleme veya vücut yüzeyinden boşaltım yapabilir. 6. Üreme Canlıların kendilerine benzer yavrular oluşturmasına üreme denir. Döllenme olmadan eşeysiz üreme ile veya döllenme sonucu eşeyli üreme ile birey sayısı artırılabilir. NOT: Üreme ortak özellik olmasına rağmen zorunlu bir faaliyet değildir. 7. Büyüme ve Gelişme Canlılarda görülen kütle ve hacim artışı büyüme olarak isimlendirilir. Tek hücreli canlılarda büyüme sitoplazma artışı ile gerçekleşir. Çok hücreli canlılarda büyü hücre bölünmesi ve sitoplazma artışı ile gerçekleşir. Hücrelerin farklılaşması ve içerdiği yapıların olgunlaşarak yeni özellikler kazanması canlının gelişimi ile sonuçlanır. NOT: Embriyonik gelişim tek hücreli canlılarda görülmez. 8. Tepki Verme Canlıların çevreden gelen uyarılar karşısında göstermiş oldukları davranışlardır. Canlının gelişmişlik seviyesine göre tepki çeşidi de değişebilir. Örneğin; Ayçiçeği bitkisinin güneşe dönmesi ve çitanın avını yakalamak için koşması tepki vermeye örnektir. 9. Adaptasyon Canlıların bir alandaki yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal özeliklerdir. Kaktüs yapraklarının su kaybını azaltma için diken şeklinde olması, bazı böceklerin bulunduğu bölgedeki yaprakların görüntüsüne benzemesi 10. Homestasi Canlılar değişen çevresel şartlar karşısında iç ortamları sabitleyerek dengede tutarlar. Buna homeostasi denir. Çok sıcak havada terleyerek vücut ısısının dengelenmesi, yüksek rakımda kulakların tıkanması ve vücut basıncının dengelenmesi 11. Organizasyon Canlı vücudunda yer alan yapıların ortak bir açam uğruna bir araya gelmesidir. Organizasyon bazı faaliyetlerin daha kolay yerine getirilebilir. Tek hücreli canlılarda en yüksek organizasyon birimi hücreyken, çok hücreli canlılarda canlının gelişmişlik seviyesine göre daha büyük organizasyon birimleri görülebilir. 12. Varyasyon Aynı tür bireyler arasında görülen farklılıklardır. Varyasyon, genetik ve çevresel faktörler nedeni ile oluşabilir. Üreme, mutasyon gibi olaylar genetik varyasyonlara neden olur. Beslenme, sıcaklık, ışık gibi çevresel faktörlerin etkisi ile genetik yapı aynı olmasına rağmen çevresel varyasyonlar oluşur. SORULAR Aşağıdakilerden hangisi canlılarda ortak olarak gerçekleştirilen bir faaliyet değildir? A) Oksijen kullanımı ve enerji elde etme B) İnorganik maddeleri dışarıdan hazır alma C) Atık maddeleri uzaklaştırma D) Kütle ve hacim artışı sağlama E) Çevresel uyarılara tepki verme Tek hücreli canlılarda I. embriyonik gelişim gösterme, II. ışık enerjisi kullanımı, III. hücre bölünmesi ile büyüme olaylarından hangileri gerçekleşebilir? A) Yalnız II B) Yalnız III C) I ve II D) I ve III E) II ve III Organizasyon ile ilgili, I. Çok hücreli canlılarda organ ve sistem oluşumu görülür. II. Prokaryot hücreli canlılarda en büyük organizasyon birimi hücredir. III. Ökaryot hücreli canlılarda doku oluşumu görülebilirken prokaryot hücreli canlılarda görülmez. ifadelerinden hangileri doğrudur? A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III Boşaltım ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Canlılar metabolik faaliyetleri sonucu azotlu boşaltım atığı oluştururlar. B) Yaprak dökümü bitkilerin boşaltım şekillerinden biridir. C) Hayvanların gelişmişlik seviyesinin artması ile boşaltım mekanizmaları da gelişir. D) Prokaryot canlılarda boşaltımı sağlayan organeller bulunur. E) Hücredeki katabolik faaliyetler ile boşaltım ürünleri oluşur. Aşağıdakilerden hangisi hücresel yapıya sahip değildir? A) Bakteri B) Arke C) Öğlena D) Virüs E) Mantar Aşağıdakilerden hangisi anabolik bir faaliyet değildir? A) Nişasta hidrolizi B) Protein sentezi C) DNA sentezi D) Fotosentez E) Kemosentez

  • İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - DİŞİ ÜREME SİSTEMİ | selinhoca

    KONULAR İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - DİŞİ ÜREME SİSTEMİ PDF İNDİR ✔ İnsanlar eşeyli üreme yapan canlılardır. ✔ Dişilerde ve erkeklerde aynı amaca hizmet eden üreme organları bulunur. Bu organların yapıları birbirinden farklıdır. Dişi Üreme Sistemi Dişilerde; ✔ Yumurta hücresini üretmek ✔ Doğuma kadar fetüsü taşımak ✔ Hormon salgılamak görevleri olan sistemdir. 1) Ovaryum (Yumurtalık): ✔ Sağlıklı bir kadında rahimin sağında ve solunda olmak üzere iki tanedir. ✔ Her biri içerisinde yumurta hücresinin üretiminde görev alacak, çok sayıda folikül vardır. ✔ Fetüs halindeyken foliküller oluşmaya başlar ve folikül içinde bulunan oogonyumlar farklılaşarak primer oosit halini alır. Primer oositler ergenliğe kadar değişikliğe uğramadan beklerler. ✔ Ergenlikle beraber foliküller gelişmeye başlar ve hipofiz hormonlarının denetimi ile östrojen ve progesteron hormonu salgılarlar. ✔ Her ay yumurtalıklardan bir tanesi içinde birden fazla folikül gelişmeye başlar. Sadece bir tanesi gelişimini tamamlayarak yumurta hücresini üretir. (Genellikle) 2) Fallopi Tüpü (Yumurta kanalı): ✔ Yumurtalıkları rahime bağlayan içi silli kanaldır. ✔ Yumurtalıkla bağlandığı bölgeye kirpiksi huni denir. ✔ Kirpiksi huni, yumurta hücresinin yumurta kanalına atılmasını sağlar. ✔ Yumurta burada döllenir. Döllenmiş yumurtanın (zigot) ilk mitoz bölünmelerini geçirdiği yer burasıdır. 3) Uterus (Rahim / Döl yatağı): ✔ Embriyonun doğuma kadar gelişimini ve büyümesini tamamladığı yerdir. ✔ İç tabakasına endometriyum denir. Bu tabaka embriyonun rahime tutunduğu ve belirli bir süre beslendiği yerdir. 4) Vajina: ✔ Döllenmemiş yumurtanın dışarı atıldığı yerdir. ✔ Normal doğum ile fetüsün dışarı çıktığı yerdir. ✔ Üretra ile bağlantısı yoktur. ✔ Üreme ana hücrelerinin mayoz bölünme ile üreme hücreleri oluşturmasına gametogenez denir. ✔ Gametogenez kadınlarda oogenez, erkeklerde spermatogenez olarak isimlendirilir. Oogenez ✔ Oogonyumların (yumurta ana hücresi) mayoz ile yumurta hücresi üretmesidir. 1) Kadınlarda oogenez fetüsken başlar, menopozla sonlanır. Fetüs halindeyken oogonyumlar mitoz bölünmeler ile primer oosit oluşturur. Oluşan bu hücreler ergenliğe kadar değişikliğe uğramadan bekletilir. Ergenlikle beraber her ay bir tanesi yumurta hücresini oluşturur. 2) Ergenlik ile beraber hormonların etkisi ile primer oosit mayoz I geçirerek sekonder oosit ve kutup hücresi halini alır. Kutup hücrelerinin sitoplazması azdır bu nedenle bir süre sonra kaybolur. Sekonder oosit ise mayoz II ye başlar. Metafaz II aşamasına geldiğinde ise bu aşamada durur. Folikül içinde çıkarak yumurta kanalına atılır. (Ovulasyon) 3) Yumurta kanalı içerisinde sperm ile karşılaşırsa döllenerek mayoz II ye kadığı yerden devam eder. Yumurta hücresi oluşturulur. Oluşan yumurta hücresi ile sperm hücresinin çekirdeği kaynaşır. Bol sitoplazmalı döllenmiş yumurta hücresi, az sitoplazmalı ikincil kutup hücresi oluşur. Kutup hücresi zamanla kaybolur. Yumurta Hücresinin Yapısı ✔ Sentrozom organeline sahip olmayan sitoplazması normal hücrelerden daha fazla olan n kromozomlu bir hücredir. ✔ Etrafı zona pellusida tabakası ile kaplıdır. Bu tabaka birden fazla spermin dölleme yapmasını ve farklı türdeki spermlerin dölleme yapmasına engel olur. ✔ Zona pellusida etrafında bulunan folikül hücreleri, yumurta hücresini besler ve zona pellusidayı üretir. Dişi Üreme Sisteminin Kontrolünü Sağlayan Hormonlar GnRH: Hipotalamustan salgılanarak hipofiz bezinin ön lobuna etki eder. Hipofiz bezinden FSH ve LH salgılanmasını sağlar. Hipofiz Hormonları ✔ FSH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Ovaryumları uyararak folikül gelişmesini ve folikülden östrojen hormonu salgılanmasını sağlar. ✔ LH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Ovulasyonu sağlar. Yırtılan folikülün yağ ile dolarak korpus luteum halini almasını sağlar. Ayrıca korpus luteumdan az miktarda östrojen çok miktarda progesteron salgılattırır. ✔ LTH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Süt bezlerinin gelişmesini ve annelik iç güdüsünün oluşmasını sağlar. ✔ Oksitosin: Hipofizin arka lobundan salgılanır. Rahim kaslarının kasılmasını sağlayarak doğumu başlatır ve süt bezlerinden süt salgılanmasını sağlar. Östrojen Folikülden salgılanarak rahim iç dokusunun gebeliğe hazırlanmasını sağlar. İkincil eşey karakterlerinin oluşmasını sağlar. Progesteron Korpus luteumdan salgılanır. Rahim iç duvarının gebeliğe hazırlanmasını sağlar. Gebelik süresince salgılanarak gebeliğin sonlanmasına engel olur.

  • BİTKİLERDE BESLENME | selinhoca

    KONULAR BİTKİLERDE BESLENME PDF İNDİR ✔ Bitkiler metabolizmaları için gerekli olan inorganik maddelerden su ve mineralleri kökler aracılığı ile alır; karbondioksiti ise yaprakları ile alırlar. ✔ Organik maddeleri ise inorganik maddeleri kullanarak fotosentez ile üretirler. ✔ Bitkilerin yaşamına devam edebilmek için çok fazla ihtiyaç duydukları minerallere makro elementler denir. Bunlar, C, H, O, N, K, Ca, Mg, S, P… dur. ✔ Bitkilerin yaşamına devam edebilmek için çok az ihtiyaç duydukları minerallere mikro elementler denir. Bunlar, Cl, Fe, B, Mn, Zn, Cu, Ni, Mo….dir. ✔ Minerallerin eksikliğinde bitkide gelişim bozuklukları görülür. Bir mineralin eksikliği bir mineral ile giderilemez. Bu durumda gelişim minimumfarklı yasasına göre gerçekleşir. ✔ Bitkilerde ağırlık artışının en önemli sebebi havadan alınan karbondioksit (CO2)’dir. Bu CO2 fotosentezle organik madde üretimine katıllır. ✔ Gübre: Bitkinin beslenmesi için gerekli olan mineraller içeren maddelerdir. Bazıları azot, potasyum, fosfor gibi elementlerden kimyasal olarak üretilirken bazıları bitki ve hayvan kalıntılarından doğal olarak üretilir. Bitkilerde Farklı Beslenme Şekilleri Parazit beslenme: Bazı bitkiler köklere sahip olmadığından başka bir bitkinin üzerine yerleşerek o bitkinin besinlerini kullanarak yaşar. ✔ Yarı parazit bitkiler, üzerinde yaşadığı bitkinin ksilemine emeç yollar ve bitkinin inorganik maddelerini alır. Fotosentez ile organik maddelerini üretir. ✔ Tam parazit bitkiler ise fotosentez yeteneğine sahip olmadıklarından üzerinde yaşadıkları bitkinin hem ksilem hem de floemine emeç yollayarak bitkinin hem inorganik hem de organik maddelerini alarak beslenir. Karnivor beslenme: Böcekçil bitkiler, azotça fakir topraklarda yaşadıklarından metabolizmaları için gerekli olan azot mineralini topraktan alamazlar. Özelleşmiş böcek kapan yaprakları ile yakaladıkları böcekleri sindirir azot ihtiyacını karşılarlar. Ayrıca fotosentezle organik maddelerini üretebilirler. Bitkilerde Mutualizm ✔ Nodül: Baklagil bitkilerinin köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin oluşturduğu yapıdır. Bitkiler havadaki azot gazını doğrudan kullanmaz. Azot bağlayıcı bu bakteriler azotun toprağa bağlanmasını sağlayarak bitkinin azot ihtiyacının karşılar. Bitki ise bakteriye organik madde sağlar. ✔ Mikoriza: Bitki köklerine mantarların girmesiyle oluşan yapılardır. Mantar, bitkinin su ve mineral emilimini artırmak için yüzey alanını artırır. Bitki ise mantara organik bileşik sağlar. ✔ Bitkilerde taşıma ksilem ve floem ile olur. Su ve Minerallerin Taşınması ✔ Suyun Kökten Alınması ve Taşınması: Kara bitkileri gerekli su ve minerali emici tüyleri ile topraktan alırlar. Su topraktan ozmos ile alınır, iki farklı yol ile ksileme taşınır. Apoplast taşınma: Emici tüyler tarafından emilen su hücreler arası boşluklar ile ksileme ulaşır. Simplast taşınma: Emici tüyler tarafından emilen su hücreler içerisinden geçirilerek ksileme ulaşır. Apoplasta göre daha yavaştır. ✔ Kurak ortam bitkilerinin kök hücrelerinin ozmotik basıncı diğer bitkilere oranla daha yüksektir. ✔ Emici tüylerin zarları suya geçirgendir ancak glikoz ve diğer organik maddelere karşı geçirgen değildir. ✔ Suyun Gövdede Taşınması: Ksileme ulaşan su çeşitli etkenlerle bitkinin yapraklarına ve diğer bölgelerine taşınır. Kök Basıncı: Bu basınç kökten ksileme doğru suyu itici bir basınçtır. Toprakla, kök hücreleri arasındaki ozmotik basınç farkı kök basıncını meydana getirir. Kök basıncı sayesinde su ksilemde birkaç metre yükselebilir. ✔ Hem topraktaki suyun hem de nemin fazla olduğu zamanlarda terleme yapılamadığından kök basıncı gutasyona neden olur. Kılcallık: Bir borunun çapı ne kadar küçükse sıvı boruda o kadar çok yükselir. Bu nedenle ksilemin trake ve trakeidleri incedir. Su moleküllerinin ksilem hücrelerinin çeperlerine kuvvetle tutunmasına adhezyon denir. Ksilem çapı küçüldükçe adhezyon sayesinde su yukarı çekilir. Kohezyon: İki su molekülü arasında hidrojen bağı oluşturulur. Bu bağ zayıf bir bağdır. Su moleküllerinin hareketi sırasında bu bağ koparak yeniden oluşturulur. Böylece su bir bütün halinde hareket edebilir. Buna kohezyon denir. Terleme (Transpirasyon): Toprak üstü organlarından suyun buhar halinde atılmasıdır. Stoma ve lentiseller aracılığı ile gerçekleşir. ✔ Fotosentez ve terlemeyle azalan su yaprak hücrelerinin ozmotik basıncını artırır. Bu nedenle su ksilemden çekilir. Su kohezyon etkisi ile yapraklara doğru hareket eder. Suyun çekilmesi kökteki ozmotik basıncı artırır. Kök topraktan su çeker. Bu olaya kohezyon gerilim teorisi denir. ✔ Suyun ksilemde taşınması sırasında enerji harcanmaz.

  • DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - KASLAR | selinhoca

    KONULAR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - KASLAR PDF İNDİR KAS DOKU ✔ Kaslar, vücudun şeklinin korunmasında ve desteklenmesinde görev yapar. ✔ Eklemlerin birbirine bağlanmasını ve hareketini sağlar. ✔ Kimyasal enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürür. ✔ Kas hücrelerinin hücre zarına sarkolemma, sitoplazmasına sarkoplazma, endoplazmik retikulumuna sarkoplazmik retikulum (DER) ve mitokondrisine de sarkozom denir. ✔ Sitoplazmasında miyofibriller bulunur. Miyofibriller kasılmayı sağlar. Aktin ve Miyozin proteinlerinden oluşur. Kas Doku Çeşitleri Çizgili Kas (İskelet Kası) ✔ Vücudun iskelet sistemiyle birlikte hareketini sağlar. ✔ Hücreleri uzun, ince, silindir şeklinde olup çok çekirdeklidir. ✔ Oksijenli solunum ve laktik asit fermantasyonu yapar. ✔ Miyofibriller enine bantlaşma yapar. ✔ Miyoglobin içerdiklerinden renkleri kırmızıdır. (Oksijen depolayan pigment) ✔ Beyin kontrolünde, isteğimize bağlı somatik sinirlerin denetimiyle çalışır. (MSS) Yalnız sinir yoluyla uyarılır ✔ Düz kaslara göre daha hızlı çalışır, daha çabuk yorulurlar. ✔ Eklem bacaklılarda ve omurgalılarda görülür. Düz Kas ✔ Hücreleri mekik şeklinde ve tek çekirdeklidir. ✔ Miyofibriller bantlaşma yapmamışlardır. ✔ Oksijenli solunum yaparlar. ✔ Miyoglobin içermediklerinden açık renkte görünürler. ✔ İsteğimiz dışında hareket ederler ve otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilirler. ✔ Çizgili kaslara göre yavaş çalışır, daha geç yorulurlar. ✔ Eklembacaklılar hariç omurgasızlarda ve omurgalılarda organların etrafında bulunur. Kalp Kası ✔ Yapı olarak çizgili kasa, çalışma olarak düz kasa benzer. ✔ Düzgün silindirik yapılı ve dallanmalar ile birbirine bağlamış kas yapılarıdır. Tek ya da iki çekirdekli olabilirler. ✔ Miyofibriller bantlaşma gösterir. ✔ Oksijenli solunum yaparlar. ✔ Miyoglobin taşıdıklarından kırmızı renkte gözükürler. ✔ Sadece kalpte bulunur. ✔ Otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilir. İstemsiz çalışırlar. ✔ Çalışması hızlı ancak ritmik şekildedir. KAS İSKELET İLİŞKİSİ İskelet kasları kemiklere sıkı bir bağ dokusu ile bağlanır. Bunlara kas kirişi veya tendon denir. İskelet sistemi posteri Antagonist Kaslar: Birbirine zıt çalışan kaslardır. Biri kasılırken diğeri gevşer. Örnek: Kol ve bacaklardaki kaslar Sinerjit Kaslar: Aynı anda kasılıp aynı anda gevşeyen kaslardır: Örnek: Karın ve sırt kasları Çizgili Kasların Çalışma Mekanizması ✔ Herhangi bir kasın uyarılması için belirli bir şiddette uyartının kasa ulaşması gerekir. ✔ Sinir hücreleri gibi ya hep ya hiç kuralına göre çalışırlar. Kasın tepki oluşturması için gerekli en düşün uyarı şiddetine eşik değeri denir. ✔ Tepki oluşumuna yetecek bir uyaran nedeni ile kasta meydana gelen değişiklikler üç evrede gerçekleşir. Kasın, kasılıp gevşeme sürecinde gerçekleşen evrelerin tümüne kas sarsı (kasıl sarsılma) denir. I. Bekleme (Gizil) Evresi: Kasın uyarılması ile kasılmanın başlamasına kadar geçen sürenin olduğu evredir. II. Kasılma Evresi: Kasın kasıldığı evredir. III. Gevşeme Evresi: Kasın gevşeyerek eski haline döndüğü evredir. Kas gevşedikten sonra yeniden uyarılana kadar dinlenir. Fizyolojik Tetanoz: Kasa kısa aralıklar ile çok fazla uyarı verilirse kas gevşeme evresini gerçekleştiremeden kasılı kalır. Bu durumda kas esnekliğini kaybeder ve sertleşir. Buna fizyolojik tetanoz denir. Kas Tonusu: Kaslar, vücut duruşunu düzenlemek ve gelen uyarılara hemen cevap verebilmek amacı ile dinlenme durumunda bile bir miktar kasılı kalır. Bu durum orta beyin tarafından kontrol edilir. Buna kas tonusu denir.

  • BİLİM, BİLİMİN DOĞASI VE BİLİMSEL BİLGİ SÜREÇLERİ | selinhoca

    KONULAR BİLİM, BİLİMİN DOĞASI VE BİLİMSEL BİLGİ SÜREÇLERİ PDF İNDİR BİLİMSEL BİLGİ

  • BİYOÇEŞİTLİLİK | selinhoca

    KONULAR BİYOÇEŞİTLİLİK PDF İNDİR BİYOÇEŞİTLİLİK

  • FOTOSENTEZ HIZINA ETKİ EDEN ETMENLER | selinhoca

    KONULAR FOTOSENTEZ HIZINA ETKİ EDEN ETMENLER PDF İNDİR FOTOSENTEZ HIZINA ETKİ EDEN GENETİK ETMENLER 1) Kloroplast ve Klorofil Sayısı: Kloroplast ve klorofil fotosentezi gerçekleştiren yapılardır. Bu yapıların fazla olması daha fazla fotosentez yapılmasını sağlar. 2) Yaprak Sayısı ve Genişliği: Bir bitkinin temel fotosentez organı yapraklarıdır. Yaprak sayısının fazla olması daha fazla fotosentez yapılması anlamına gelir. Yaprak genişliğinin artması, yaprağın ışıkla temas yüzeyini artırır. Bu durum fotosentezin artmasına neden olur. 3) Stoma Sayısı: Bitkideki gaz alışverişinin yapılmasını sağlayan yapılardan en önemlisi stomadır. Stoma sayısının fazla olması O2 ve CO2 alışverişini artıracağından fotosentezi artırır. 4) Enzim Miktarı: Fotosentez reaksiyonlarında çok sayıda enzim görev alır. Enzim miktarının artması fotosentezi de artırır. 5) Kütikula Kalınlığı: Kütikula, yaprağın yüzeyini örten ve bitkinin su kaybını azaltan epidermis tarafından üretilmiş bir tabakadır. Bu tabaka kurak ortam bitkilerinde kalın, nemli ortam bitkilerinde ise incedir. Kütikulanın kalınlığı arttıkça güneş ışınlarının fotosentez yapabilen hücrelere ulaşması zorlaşır. Bu durum fotosentez hızını azaltır ÇEVRESEL ETMELER ✔ Fotosentezi birden fazla faktör etkilediği için fotosentez hızının miktarı minimum olan faktör tarafından sınırlandırılır. Buna minimum yasası denir. Sıcaklık ve ışık şiddetinin uygun olduğu ortamda su miktarı olması gerekenden az ise fotosentez hızını su miktarı belirler. 1) Işık Şiddeti ✔ Işık şiddeti arttıkça fotosentez hızı belirli bir seviyeye kadar artar. Daha sonra sabit kalır. ✔ Işık şiddeti öncelikle ışığa bağımlı evreyi etkiler. Işığa bağımlı evrenin etkilenmesi dolaylı olarak ışıktan bağımsız evreyi de etkiler. 2) Işığın Dalga Boyu ✔ Klorofil molekülü en fazla kırmızı ve mor dalga boylu ışığı ; en az ise yeşil dalga boylu ışığı soğurur. Bu nedenle fotosentez hızı kırmızı ve mor dalga boylu ışıklarda fazla, yeşil dalga boylu ışıkta azdır. ✔ Öncelikle ışığa bağımlı evreyi etkiler. Işığa bağımlı evrenin etkilenmesi dolaylı olarak ışıktan bağımsız evreyi de etkiler. ✔ Işığın enerjisi ile fotosentez hızı arasında ilişki yoktur. 3) Karbondioksit Miktarı ✔ Karbondioksit miktarı arttıkça, fotosentez hızı da belirli bir seviyeye kadar artar. Daha sonra sabit kalır. ✔ Karbondioksit miktarının artması öncelikle ışıktan bağımsız evreyi etkiler. Işıktan bağımsız evre etkilendiğinden ışığa bağımlı evreyi de dolaylı olarak etkiler. ✔ Ortamın karbondioksit konsantrasyonu çok fazla düşerse canlı CO2 bağlayamaz. ✔ Karbondioksit miktarı ve ışık şiddeti beraber düşünüldüğü zaman fotosentez hızında değişiklikler görülür. Karbondioksit miktarı yeterli ise fotosentez hızı ışık şiddetine göre değişir. ✔ Eğer bitkinin fotosentez yaptığı ortama kireç suyu, KOH ve NaOH maddeler konulursa fotosentez olumsuz etkilenir. Çünkü bu moleküller karbondioksit tutucudurlar; ortamdaki karbondioksiti tutarak canlının fotosentez yapmasını engeller. ✔ Seralara ıslak saman konularak bitkilerin daha fazla fotosentez yapması sağlanabilir. Çünkü ıslak saman içindeki saprofitler ayrışma yaparak seranın karbondioksit miktarını artırırlar. 4) Sıcaklık ✔Fotosentez reaksiyonlarında görev alan enzimler sıcaklık değişimlerinden oldukça etkilenirler. Sıcaklığın optimum değerin altına düşmesi ya da üstüne çıkması fotosentez hızını azaltır. Optimum değerin çok fazla üstüne çıkılması enzim faaliyetlerini geri dönüşümsüz olarak durdurur. (Denatürasyon) ✔ Fotosentez tepkimeleri sıcaklık değişiminden etkilenir ancak ışıktan bağımsız evrede daha fazla enzim görev aldığından ışıktan bağımsız tepkimeler sıcaklık değişiminden daha fazla etkilenir. ✔ Işık şiddeti ile sıcaklık beraber düşünüldüğünde sıcaklık yükselse bile düşük ışık şiddetinde fotosentez hızında belirgin bir değişiklik olmayacaktır. 5) Mineraller ✔ Fe, Mg, N, P, S, K, Ca gibi minerallerin fotosentezde rolü vardır. Minerallerin fotosentez hızına etkisi minimum yasasına göre belirlenir. ✔ Fe; ETS elemanının yapısına katılır ayrıca klorofilin üretiminde görev alan enzimin kofaktörüdür. ✔ Mg klorofilin yapısına katılır. ✔ Ortamda ışık olmadığında klorofil için gerekli tüm maddeler varsa bile, klorofil sentezi yapılmaz. 6) Su Miktarı ✔ Su miktarının artması fotosentezi artırır. Bir değerden sonra ise fotosentez hızını etkilemez. ✔ Öncelikle ışığa bağımlı reaksiyonları etkilerken ışığa bağımlı reaksiyonların etkilenmesi nedeni ile ışıktan bağımsız reaksiyonu dolaylı olarak etkiler. 7) pH ✔ Fotosentezde görev alan enzimlerin çalıştığı optimum pH aralığının dışına çıkılırsa fotosentezin hızı olumsuz etkilenir. Enzim çalışmasını geri dönüşümsüz olarak bozar. (denatürasyon)

bottom of page