top of page

Arama Sonuçları

"" için 98 öge bulundu

  • Selin Hoca Biyoloji

    9. Sınıf 1. Dönem 2. Yazılı PDF 10. Sınıf 1. Dönem 2. Yazılı PDF 11. Sınıf 1. Dönem 2. Yazılı PDF 12. Sınıf 1. Dönem 2. Yazılı PDF Canlıların Ortak Özellikleri 9. Sınıf / TYT Tüm canlılarda temel yapı ve görev birimi hücredir. Canlılar hücre sayılarına ve hücre yapılarına göre gruplandırılır. Bakteriler ve arkeler prokaryot hücre yapısına sahipken bunun dışında kalan canlılar (protista, mantar, bitki ve hayvan) ökaryot hücre yapısına sahiptir. Tüm prokaryotlar tek hücreliyken ökaryotlar tek ya da çok hücreli olabilir. devamı... Hücre Bölünmeleri 10. Sınıf / TYT Genetik Madde ile İlgili Genel Bilgiler Bir hücrenin genetik maddesine genom denir. Genom DNA molekülünden oluşmuştur. Normal bir hücrede genetik madde kromatin iplik halindedir. Kromatin iplik, dağınık iplikler halindedir. DNA molekülü histon proteinleri ile sarılarak kromatin iplik haline gelmiştir. devamı... Sinir Sistemi 11. Sınıf / AYT Canlıların çevresel uyarılara cevap vermesini sağlayan sistem, sinir sistemidir. Sinir doku, uyarıları reseptörler aracılığı ile alır; uyarıyı değerlendirir ve uygun cevabı kısa sürede oluşturup efektör organlara ileterek tepkiyi gerçekleştirir. Sinir sistemi sinir dokudan oluşur. Sinir doku nöron ve glia hücrelerinden oluşmuştur. devamı... Genden Proteine 12. Sınıf / AYT Friedrich Miescher (Firedrik Mişer): 1869 yılında balık spermi ve akyuvar hücrelerinde yapmış olduğu çalışmalar sonucunda nükleik asitlerin keşfini yapmıştır. Araştırmalarında hücre çekirdekleri içinde daha önce rastlanılmamış; C, H, O, N ve P içeren asit özelliğinde moleküllere rastlamış ve bunlara çekirdek asidi anlamına gelen nükleik asit adını vermiştir. devamı...

  • Proteinler ve Vitaminler | selinhoca

    Önceki konu: Lipitler Sıradaki konu: Enzimler Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu 3) PROTEİNLER ✔ Canlıların yapısında en fazla bulunan organik moleküldür. ✔ Yapısında C, H, O ve N bulunur. Bazılarında S ve P’da bulunabilir. ✔ Yapıcı – onarıcıdırlar. Zorunlu durumlarda enerji verici olarak da kullanılırlar. ✔ Enzim ve hormon yapısını oluşturduklarından düzenleyicidirler. ✔ İnsan vücudunda depo edilemezler. Fazlası yağa dönüştürülerek depolanır. ✔ Monomerleri aminoasittir. Aminoasitler hücre zarından geçebilir. ✔ Genetik madde üzerindeki şifreye göre dehidrasyon sentezi ile ribozomda üretilirler. ​ Amino Asit ✔ Aminoasitler proteinlerin temel yapı birimleridir. ✔ Yapısında karbon atomuna bağlı üç grup bulunur. Bunlar; - amino grup (NH2), - karboksil grup (COOH) ve - radikal gruptur (R). ✔ Ortamda birikmesi asitliği artırıp pH’ın düşmesine neden olur. ✔ Yapısında bulunan amino grup nedeni ile bazik, karboksil grup nedeni ile asit özellik gösterirler. Bu nedenle amfoter özelikte maddelerdir. ​ ✔ Doğada 20 çeşit amino asit vardır. Aminoasitlerin birbirinden farklı olmasının nedeni radikal grup yerine bağlanan molekül çeşididir. ✔ Doğada bulunan 20 çeşit aminoasitten 8 tanesi hayvanlar tarafından üretilemez ve dışarıdan hazır alınması gerekir. Tamamı ise bitkiler tarafından üretilebilir. Dışarıdan hazır alınması gereken bu aminoasitlere temel (esansiyel) aminoasit denir. ​ Peptitleşme ✔ Aminoasitler birbirine bağlanarak protein yapısını oluşturur. İki amino asit birbirine bağlanırken birinin amino grubu ile diğerinin karboksil grubu arasında peptit bağı kurulur. Bu bağın kurulması sırasında da bir molekül su açığa çıkar. Bu olaya peptitleşme denir. ✔ İki amino asit birleşirse: Dipeptit ✔ üç amino asit birleşirse: Tripeptit ✔ çok sayıda amino asit birleşirse: Polipeptit oluşur. ​ ✔ Üretilen polipeptitler işlevsizdir. Polipeptitlerin bu haline primer yapı denir. ✔ Proteinin görev yapabilir hale gelmesi için polipeptit üzerinde küçük değişiklikler yapılarak polipeptide üç boyutlu bir hal kazandırılır ve aktif hale getirilmiş olur. Primer --> Sekonder --> Tersiyer --> Kuaterner ✔ Polipeptitlerin yapısına hangi aminoasit çeşidinin hangi sırayla geleceği DNA tarafından belirlenir. Yakın akraba olan canlılarda DNA benzer olacağından proteinlerde benzer olacaktır. Proteinlerin birbirinden farklı olma sebepleri - Aminoasit sayısının farklı olması - Aminoasit sıralamasının farklı olması - Aminoasit çeşitlerinin farklı olması - Üretiminde görev alacak genetik madde bölgesinin (gen) farklı olmasıdır. ​ ✔ Proteinler yüksek ısı, yüksek basınç, pH değişikliği gibi etkenler karşısında dayanıksızdır ve yapıları bozulur. Bu olaya denatürasyon denir. Denatürasyona uğramış bir protein eski haline dönemez. NOT: Eğer çevresel etkiler çok fazla değilse, bazı proteinlerin uğradığı denatürasyon geri dönüşümlü olabilir. Buna renatürasyon adı verilir. Ancak, hayati öneme sahip çok sayıda proteinin denatürasyonu kalıcıdır. ​ Proteinlerin Canlılar için Önemi ✔ Enzim ve hormonların yapısına katılır. ✔ Bağışıklığın sağlanmasında görev alır. (antikor) ✔ Doku onarımında kullanılır. ✔ Solunum gazlarının taşınmasında görev alır ve kana kırmızı renk verir. (hemoglobin) ✔ Kanın pıhtılaşmasında görev alır. (trombojen ve fibrinojen) ✔ Kanın ozmotik basıcını ve dokular ile kan arasındaki madde alışverişini düzenler. (albümin ve globülin) ✔ Kas kasılmasında görev alır. (aktin ve miyozin) ✔ Kas yapısında oksijen depolar ve kasa kırmızı renk verir. (miyoglobin) ​ 4) VİTAMİNLER ✔ Vücut metabolizması için gerekli olan ancak insan vücudunda üretilemeyen organik maddelerdir. ✔ Dışarıdan hazır olarak alınır ya da öncül maddelerden dönüştürülürler. (esansiyel) ✔ Hidroliz edilemezler. Monomerleri yoktur. Hücre zarından doğrudan geçebilirler. ✔ Yüksek ısı, sıcaklık, metal ve hava ile temas durumlarında yapıları bozulur. ✔ Düzenleyicidirler. ✔ Enzimlerin yapısına katılarak koenzim olarak görev görürler. ✔ Suda ya da yağda çözünme durumlarına göre ikiye ayrılırlar. ​ SUDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER: ✔ B ve C vitaminleridir. ✔ Suda çözünürler. Bu nedenle fazlası depolanamaz ve idrarla dışarı atılır. ✔ Eksiklikleri hemen ortaya çıkar. YAĞDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER: ✔ A, D, E ve K vitaminleridir. ✔ Yağda çözünürler. Fazlası karaciğerde ve yağ dokuda depo edilir. ✔ Eksiklikleri geç ortaya çıkar. ​ A Vitamini: Yağda çözünen vitamindir. Bitkilerden provitamin A olarak alınır; karaciğer ve incebağırsak hücrelerinde A vitamini haline dönüştürülür. Eksikliğinde gece körlüğü (tavuk karası) hastalığı görülür. B Vitamini: Besinlerden enerji elde edilmesinde görev alan suda çözünen vitaminlerdir. Çeşitleri vardır. Eksikliğinde beriberi hastalığı, sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, saç dökülmesi gibi rahatsızlıklar görülür. İnsan bağırsağında yaşayan mutualist bakteriler tarafından üretilebilir. C Vitamini: Enzimlerin çalışmasına yardım eden suda çözünen bir vitamindir. Eksikliğinde yaraların geç iyileşmesi, metabolizma bozukluğu ve skorbüt hastalığı gibi bozukluklar görülür. D Vitamini: Provitamin D olarak alınan ve deri hücrelerinde ultroviyole ışınların etkisi ile sentezlenen yağda çözünen vitamindir. Eksikliğinde çocuklarda raşitizm hastalığı, yetişkinlerde osteomalazi hastalığı görülür. ​ E Vitamini: Isıya karşı dayanıklı olan yağda çözünen vitamindir. Eksikliğinde üreme bozuklukları, karaciğerde bozukluk görülür. K Vitamini: İnsanda bağırsakta yaşayan mutualist bakteriler tarafından üretilebilen yağda çözünen vitamindir. Eksikliğinde kanın pıhtılaşmasında gecikme ya da pıhtılaşmama görülür. ​ NOT: A ve D vitaminleri, provitamin halinde alınır. NOT: B ve K vitaminleri, insanda mutualist yaşayan bakteriler tarafından üretilebilir. Proteinler ve Vitaminler

  • Enzimler | selinhoca

    Önceki konu: Proteinler ve Vitaminler Sıradaki konu: Nükleik Asitler Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları ​ PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları ​ PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu 5) ENZİMLER ​ Katalizör: Kimyasal tepkimelerin gerçekleşmesi için gerekli olan aktivasyon enerjisini düşürerek, tepkimenin daha az enerji ile başlamasını sağlayan maddelerdir. Enzimler, biyolojik katalizörlerdir. ✔ Canlı vücudunda kimyasal tepkimelerin gerçekleşmesine olanak sağlayan organik maddelerdir. ✔ Tepkimenin başlayabilmesi için gerekli olan aktivasyon enerjisini düşürürler ve reaksiyonun daha hızlı gerçekleşmesini sağlarlar. Enzimler reaksiyonun başlamasını sağlamazlar. ✔ Tepkime sonucunda değişikliğe uğramadan serbest kalırlar. ✔ Tepkimenin sonucuna, ürün çeşit ve miktarına etki etmezler. Sadece aynı süre içinde daha fazla ürün üretilmesini sağlarlar. ​ Enzimlerin Yapısı ​ Basit enzim: Sadece apoenzim kısmından oluşmuştur. Apoenzimin yapısında sadece protein bulunur. Enzimin çalışabilmesi için yardımcı kısma ihtiyacı yoktur. ​ Bileşik enzim: Apoenzim haricinde yardımcı kısım da taşıyan enzimlerdir. Apoenzim ve yardımcı kısmın birleşmiş haline holoenzim denir. Bu enzimlerin çalışabilmesi için yardımcı kısmın bulunması gerekir. Yardımcı kısım inorganik maddelerden oluşmuşsa kofaktör; organik maddelerden oluşmuşsa koenzim adını alır. ​ Enzimlerin Özellikleri 1) Sadece canlılar tarafından hücre içinde sentezlenir. 2) Hücre içinde ya da hücre dışında görev yapabilirler. 3) Sitoplazmada serbest halde ya da organel içinde bulunabilirler. 4) Etki ettikleri maddeye substrat denir. 5) Enzimler substrata özgüdür. Enzimle substrat arasında anahtar kilit ilişkisi vardır. Bu sayede bir enzim canlı vücudundaki tüm tepkimeleri gerçekleştiremez. 6) Tekrar tekrar kullanılabilirler. Tepkimeden değişikliğe uğramadan çıkarlar. Tepkime başlangıcı ve bitiminde miktarlarında değişiklik olmaz. Yapıları bozulduğunda parçalanır, yeniden üretilirler. 7) Tepkime sırasında serbest enzimler substratla birleştiğinden Enzim - substrat kompleksi oluşur. Ortamdaki serbest enzim miktarı azalır. Tepkime tamamlandığında kompleks bozulacağından serbest enzim miktarı başlangıç düzeyine tekrar gelir. 8) Tepkime çeşidi kadar enzim vardır. 9) İnorganik katalizörlerden daha hızlı çalışırlar. 10) Genellikle çift yönlü çalışırlar. (Sindirim, solunum, kemosentez ve fotosentez enzimleri çift yönlü çalışmaz) 11) Enzim isimlerinde genellikle –az ile biten enzimler aktif, -jen ile biten enzimler pasif enzimlerdir. 12) Bir apoenzim çeşidi sadece belirli bir koenzim ya da kofaktör ile çalışabilir. Ancak bir koenzim ya da kofaktör birden fazla apoenzim çeşidi ile çalışabilir. Bu nedenle hücrelerdeki apoenzim çeşidi koenzim ya da kofaktör çeşidinden fazladır. 13) Bazı enzimler hücrede takım halinde çalışırlar. 14) Enzimler gen kontrolünde sentezlenir. Gende sorun çıkması enzimin sentezinin bozulmasına yol açar. Bu da canlıda rahatsızlıklara neden olur. 15) Enzim İnhibisyonu: Ürün çok fazla biriktiğinde ürün inhibitör madde gibi davranarak enzimin çalışmasını durdurur. Bu durumun hücreye iki faydası vardır. 1. Gereksiz ATP harcanması önlenir. 2. Gereksiz ürün oluşumu önlenir. ​ 16) Enzim Aktivasyonu: Tepkime sonunda oluşan bir ürün enzime aktivatör madde gibi etki göstererek daha fazla ürün oluşmasını sağlar. 17) Enzimler etkinliklerine substratın dış yüzeyinden başlar. Substratın yüzey alanı arttıkça enzim aktivitesi de artar. ​ ​ Enzimlerin Çalışmasına Etki Eden Faktörler ​ 1) Substrat Miktarı: Substrat miktarı arttıkça tepkime hızlanır. Enzim miktarı sınırlı ise tepkime hızı bir süre sonra sabit kalır. 2) Enzim Miktarı: Enzim miktarı arttıkça tepkime hızlanır. Substrat miktarı sınırlı (yeni substrat eklenmeyecek) ise tepkime hızı bir süre hızlanır sonra substratlar biteceği için yavaşlayarak durur. ​ 3) Sıcaklık: Enzimler proteinlerden oluştuğu için yüksek sıcaklık denatürasyona neden olur. Düşük sıcaklık ise enzimin yapısını bozmaz sadece çalışmasını durdurur. En iyi çalışmayı optimum sıcaklıkta verirler. Canlı vücudunda bulunan enzimlerin optimum çalışma sıcaklığı canlıdan canlıya farklılık gösterebilir. 4) Su: Enzimler ortamdaki su yoğunluğu yaklaşık olarak % 15’in altına düştüğünde çalışmazlar. ​ 5) pH: Enzimlerin yapısına uygun çalışma aralığı vardır. Enzimin çalışma aralığına göre yüksek ya da düşük pH denatürasyona neden olur. 6) Substrat Yüzeyi: Enzimler aktivitelerine substratın dış yüzeyinden başlarlar. Substrat yüzeyi arttıkça tepkime hızı da artar. ​ 7) Aktivatör: Enzimin aktivitesini artıran maddelerdir. Bazıları enzimin aktif bölgesinin daha da aktifleşmesini sağlarken bazıları substratın enzime bağlanmasını kolaylaştırır. ​ 8) İnhibitör: Enzim etkinliğini yavaşlatan ya da durduran maddelerdir. Bazıları enzimin aktif bölgesine bağlanarak aktiviteyi engeller. Bazıları ise substrat yerine enzime bağlanarak substratın bağlanmasını engeller. Enzimler

  • Lipitler | selinhoca

    Önceki konu: Karbonhidratlar Sıradaki konu: Proteinler ve Vitaminler Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu 2) LİPİTLER ✔ C, H, O atomlarından oluşur. Bazı lipitlerin yapısında P ve N gibi elementler de bulunabilir. ✔ Enerji vericidirler. H atomu miktarı karbonhidrat ve proteinlere göre daha fazla olduğundan aynı miktarlarına göre daha fazla enerji verir. ✔ Suda çözünmezler. Benzen, kloroform gibi organik çözücülerde çözünürler. ✔ Yapı ve görevlerine göre üç çeşittirler. ​ A) Nötral Yağlar (Trigliserit): ✔ Depo edilerek gerektiğinde enerji verici olarak kullanılan lipit molekülleridir. ✔ Deri altında depolanarak ısı yalıtımı mekanik destek sağlar. ✔ Canlılarda farklı amaçlar ile depolanırlar. Örneğin; Göçmen kuşlar: Çok fazla enerji vermesi ve hafif olması Soğuk ortamlarda yaşayan hayvanlar (kutup ayısı): Isı yalıtımı sağlaması ve çok fazla enerji vermesi Kurak ortamlarda yaşayan hayvanlarda (deve): Solunumla parçalanmaları halinde çok fazla su açığa çıkması ​ ✔ Bir tane gliserol molekülü ile üç yağ asidinin dehidrasyon sentezi ile birleşmesiyle oluşmuş lipitlerdir. ✔ Nötral yağ oluşumu sırasında yağ asitleri gliserole üç yerden ester bağı ile bağlanır. Bağlanmanın olduğu her yerden su çıkışı görülür. ​ Yağ Asidi: Uzun karbon zincirlerinden oluşmuş lipit monomerleridir. ✔ Ortamda birikmeleri asitliği artırarak ortam pH’ını düşürür. ✔ Yağ asitleri yapısında bulunan karbonlar arasında çiftli bağ olup olmamasına göre ikiye ayrılır. a) Doymuş Yağ Asitleri: Karbonlar arasında çiftli bağ bulunmayan, bütün karbonların tekli bağ yaptığı yağ asitleridir. ✔ Hayvansaldır. ✔ Oda sıcaklığında katı haldedirler. Örnek; tereyağı, kuyruk yağı… ​ b) Doymamış Yağ Asitleri: Karbonlar arasında çiftli bağların bulunabildiği yağ asitleridir. ✔ Bitkiseldir ve oda sıcaklığında sıvı haldedirler. Örnek; zeytinyağı, badem yağı, Ayçiçek yağı… Margarin: Doymamış yağ asitlerinin endüstriyel yollarla hidrojenle doyurulmasıyla oluşmuş yağ asitlerinden oluşmuş yağlardır. ✔ Oda sıcaklığında katı haldedirler. Esansiyel (Temel) Yağ Asitleri: Hayvanlar tarafından üretilemeyip dışarıdan alınmak zorunda olan yağ asitleridir. ​ B) Fosfolipitler: ✔ Bir gliserol, iki yağ asidi ve bir fosfat grubundan oluşmuş lipitlerdir. ✔ Gliserol ve fosfatın bulunduğu kısım baş, yağ asidi kısmı ise kuyruk yapısını oluşturur. ✔ Hücre zarının yapısına katıldığından yapıcı - onarıcı olarak kullanılırlar. ✔ Hücre zarının temel yapısını oluştururlar. Kuyruk kısımları birbirine bakacak şekilde çift sıra dizilmişlerdir. ✔ Fosfolipitlerin baş kısmı hidrofilik, kuyruk kısmı hidrofobiktir. ✔ Bu özellikleri nedeniyle hücre zarının da iç kısmı hidrofobik, dış kısmı hidrofiliktir. ✔ Hücre zarına akıcılık özelliği kazandırırlar. ​ C) Steroitler: ✔ Hücre zarından doğrudan geçebilirler. ✔ Halkasal yapıya sahip olan lipit çeşididir. ✔ Yapıcı-onarıcı ve düzenleyicidir. Enerji verici olarak kullanılmazlar. ✔ Bitkilerde bulunan kauçuk, eterik yağ ve reçine gibi maddelerin yapısına katılırlar. Kolesterol: ✔ Önemli bir steroit çeşididir. ✔ Hayvanların hücre zarının yapısına katılarak zarın geçirgenliğini artırır, akıcılığını azaltarak dayanıklılığını artırır. ✔ Sinir hücrelerindeki miyelin kılıfın yapısında bulunur. Bu şekilde izolasyon sağlar. ✔ D vitamini, safra ve eşeysel hormonların üretiminde kullanılır. ​ NOT: Bitki hücrelerinin zarında kolesterol bulunmaz. ​ Lipitler

  • Karbonhidratlar | selinhoca

    Önceki konu: İnorganik Maddeler Sıradaki konu: Lipitler Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu ORGANİK MADDELER 1) Karbonhidrat 2) Yağ (Lipit) 3) Protein 4) Vitamin 5) Enzim 6) Nükleik Asit 7) ATP 8) Hormon ✔ Yapısında C, H ve O bulunan maddelerdir. (CH4 oksijen içermeyen organik maddedir. Genellikle) ✔ Canlılar tarafından sentezlenebilir. ✔ Sindirilebilirler. Sindirilmeleri sonucunda monomerlerine (yapı taşlarına) ayrılırlar. ✔ Monomerleri hücre zarından geçebilir. ✔ Enerji verici, yapıcı-onarıcı ve düzenleyici olarak görev alırlar. ​ ✔ Hücresel Solunum ile Enerji Elde Edilirken Kullanılma Sırası 1) KARBONHİDRAT 2) LİPİT (YAĞ) 3) PROTEİN​ ✔ Birim Miktarının Enerji Verme Sırasına Göre 1) LİPİT (YAĞ) 2) PROTEİN 3) KARBONHİDRAT ​ ✔ Yapıcı Onarıcı Olarak Görev Yapma Sırasına Göre 1) PROTEİN 2) LİPİT (YAĞ) 3) KARBONHİDRAT ​ 1) KARBONHİDRATLAR: ✔ Yapısında C, H ve O bulunur. ✔ Canlılar için en önemli ve öncelikli enerji kaynağıdır. ✔ Yapıcı onarıcıdırlar ancak düzenleyici değillerdir. Yapısında bulunan monomer sayısına göre sınıflandırılırlar. ​ a) Monosakkarit: Bir tane yapı birimindenoluşmuş olan karbonhidratlardır. ✔ Karbonhidratların sindirimle oluşmuş en küçük parçalarıdır. ✔ Hücre zarından kolayca geçebilirler. ✔ Solunumla daha küçük parçalara ayrılabilirler. Yapısında bulunan karbon sayılarına göre sınıflandırılırlar. Trioz (3C): Yapısında 3 karbon bulunan monosakkaritlerdir. En önemlisi gliseraldehittir. Bu molekül solunum ve fotosentezde ara ürün olarak oluşur. ​ Pentoz (5C): Yapısında 5 karbon bulunan monosakkaritlerdir. Enerji verici olarak kullanılmaz. İki çeşittirler. ​ ✔ Riboz: RNA ve ATP’nin yapısına katılır. ✔ Deoksiriboz: DNA’nın yapısına katılır. ​ Riboz ile deoksiribozun farkı deoksiribozun oksijen sayısının ribozun oksijen sayısından bir eksik olmasıdır. Bu nedenle izomer değillerdir. ​ Heksoz (6C): Yapısında 6 karbon bulunan monosakkaritlerdir. C6H12O6 kapalı formülüne sahiplerdir. Bu nedenle birbirlerinin izormerleridir. Açık formüllerine göre üç çeşittirler. ​ Glikoz: ✔ Üzüm ya da kan şekeri de denir. ✔ Bitki ve hayvan hücrelerinde ortak olarak bulunur. ✔ Canlılarda enerji verici olarak kullanılan en temel organik maddedir. Beyin hücrelerinin tek enerji kaynağı glikozdur. ​ Fruktoz: ✔ Meyve şekeri de denir. ✔ Bitkiseldir. Galaktoz: ✔ Süt şekeri de denir. ✔ Bitki ve hayvan hücrelerinde ortak olarak bulunur. Fruktoz ve galaktoz insanlarda doğrudan kullanılamaz. Karaciğerde glikoza dönüştürülerek kullanılır. ​ b) Disakkarit: İki tane heksozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucu oluşan karbonhidratlardır. ✔ Sindirilebilirler ve sindirilmeden hücre zarından geçemezler. ✔ Dehidrasyon Sentezi: Küçük organik moleküllerin birleşmesi sonucunda büyük bir organik molekülün oluştuğu ve suyun açığa çıktığı tepkimelerdir. Birleşen organik maddeler arasında oluşan kimyasal bağ tepkimeden su çıkmasına yol açar. Anabolizma tepkimesidir. Gerçekleşmesi sırasında ATP harcanır. ✔ Hidroliz: Büyük bir organik maddenin su yardımı ile parçalanması sonucu kendini oluşturan yapı birimlerine ayrılmasıdır. Büyük organik maddenin yapısındaki kimyasal bağların kopmasını sağlar. Sindirim olayları hidrolizdir. Katabolizma tepkimesidir. Gerçekleşmesi sırasında ATP harcanmaz ve üretilmez. ​ ✔ Dehidrasyon ve hidroliz birbirinin zıttı olaylardır. İki monosakkarit dehidrasyon sentezi ile birleşirken aralarında glikozit bağı oluşur ve 1 molekül su açığa çıkar. ✔ Disakkarit oluşumu sadece heksozlar arasında gerçekleşebilir. Pentozlar disakkarit yapımında kullanılmaz. ✔ Disakkaritin yapısına katılan heksozlar disakkaritlerin çeşitlenmesine neden olur. Üç çeşit disakkarit vardır. Bunlar maltoz, laktoz ve sükroz (sakkaroz)’dur. ​ Maltoz: ✔ Arpa şekeri de denilir. ✔ İki glikozun dehidrasyon sentezi sonucunda birleşmesi ile oluşur. ✔ Bitkiseldir. Sakkaroz (Sükroz): ✔ Çay şekeri olarak da bilinir. ✔ Glikozla früktozun dehidrasyon sentezi sonucu birleşmesi ile oluşur. ✔ Bitkiseldir. ​ Laktoz: ✔ Süt şekeri de denir. ✔ Glikoz ile galaktozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucu oluşur. ✔ Hayvansaldır ve sadece hayvan hücrelerinde bulunur. ​ c) Polisakkarit: Çok sayıda glikozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucunda oluşan karbonhidratlardır. ✔ Polimer halindedirler. ✔ Sindirime uğrayabilir. Glikozların sayısı ve glikozit bağlarının konumları polisakkaritlerin çeşitlenmesine neden olur. ​ Depo Polisakkaritleri ​ Glikojen: ✔ Hayvansal depo polisakkaritidir. ✔ Hayvanlarda glikozun fazlasının karaciğer ve iskelet kaslarında depolanmış şeklidir. ✔ Bakteri, arke ve mantar hücrelerinde de depo edilebilir. ✔ Kanın glikoz oranı düştüğünde karaciğerde depolanan glikojen hidroliz edilir. Çizgili kaslarda depolanan glikojen ise kasların enerji ihtiyacını gidermek için hidroliz edilir. ✔ Suda çözünür. Nişasta: ✔ Bitkisel depo polisakkaritidir. ✔ Bitkilerde fotosentez sonucunda üretilir ve depo organlarında depolanır. ✔ Suda çözünmez. (Çok az çözünür) ​ Yapı Polisakkaritleri Selüloz: ✔ Bitkisel yapı polisakkaritidir. ✔ Bitkilerin ve alglerin hücre çeperinin yapısına katılır bu nedenle doğada en çok bulunan polisakkarittir. ✔ Bazı arke, bakteri ve protistalar dışında hiçbir canlı tarafından hidroliz edilemez. İnsanlarda sindirilemediğinden dışkı şeklinde dışarı atılır. Bol selülozlu besinler yemek bağırsak hücrelerini uyarır ve mukus salgısının üretimini artırır. Bu durum sindirimi ve emilimi kolaylaştırır. Selülozlu besinlerle beslenmek sağlık açısından önemlidir. ✔ Suda çözünmez. ​ Yapı Polisakkaritleri Kitin: ✔ Hayvansal yapı polisakkaritidir. ✔ Eklem bacaklıların dış iskeletinin yapısına katılır. ✔ Mantarların hücre çeperinin yapısına katılır. ✔ Diğer karbonhidratlardan farklı olarak yapısında N (azot) elementi bulunur. Bu nedenle azotlu polisakkarit de denir. ✔ Suda çözünmez, KARBONHİDRATLAR

  • İnorganik Maddeler | selinhoca

    Önceki konu: Canlıların Ortak Özellikleri Sıradaki konu: Karbonhidratlar Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu Canlıların yapısına katılan maddeler çeşitli özellikler nedeni ile temel olarak iki grupta incelenir. 1) İnorganik Maddeler: (Su, Mineral , Asit, Baz, Tuz) 2) Organik Maddeler: (Karbonhidrat, Yağ (Lipit), Protein, Vitamin, Enzim, Hormon, Nükleik Asit, ATP) İNORGANİK MADDELER ✔ Canlılar tarafından sentezlenmezler. ✔ Dışarıdan hazır olarak alınırlar. ✔ Organik maddelerin ham maddesidirler. ✔ Sindirime uğramazlar. ✔ Yapı taşları (monomer) yoktur. ✔ Küçük yapılı olduklarından hücre zarından direkt geçebilirler. ✔ Yapıcı-onarıcı ve düzenleyici olarak görev alırlar. ✔ Hücresel solunum tepkimelerinde enerji verici olarak kullanılmazlar. ​ 1) SU: Canlılığın temeli olan su hücrelerin çok büyük bir oranını kaplar. Miktarı hücreden hücreye değişiklik gösterebilir. Bazı hücrelerde %90’lardayken bazılarında %20 civarında bulunabilir. ✔ Kohezyon Kuvveti: Su moleküllerinin hidrojen bağları ile birbirine tutunması sonucu oluşan kuvvettir. Hidrojen bağları zayıf bağlardır. Suyun hareketi sırasında koparak yeniden oluşturulur. Bu sayede su molekülleri birbirine bağlanmış olur ve bir bütün halinde hareket eder. Bitkiler kohezyon kuvvetini kullanarak topraktan aldıkları suyu belirli bir yüksekliğe kadar gövde içerisinde taşıyabilir. ​ ✔ Yüzey Gerilimi: Suyun yüzeyindeki su molekülleri arasında oluşan kuvvettir. En üstte bulunan su molekülleri birbirlerine sıkıca bağlanarak (kohezyon ile) delinmez bir yüzey oluştururlar. Bazı böcekler yüzey gerilimini kullanarak su üzerinde yürüyebilirler. ✔ Adhezyon: Su moleküllerinin başka moleküllere tutunmasıdır. Adhezyon sayesinde topraktan çekilen su gövdede yukarı doğru taşınırken ksileme tutunur ve aşağıya inmesi önlenmiş olur. ✔ Özgül Isı Yüksekliği: Suyun birim miktarının ısınması için gerekli olan ısı miktarına özgül ısı denir. Suyun ısınması için gereken ısı miktarı çok fazladır. Bu nedenle, su geç ısınır ve geç soğur. Su, havanın ısısını hapseder ve depoladığı ısıyı soğuk olan havaya verir. Bu sayede vücudumuzun sıcaklığının düzenlenmesini sağlar. ​ ✔ Buharlaşma: Suyun gaz hale geçişidir. Sıcaklık yükseldikçe buharlaşma hızı artar. Terleme sırasında vücuttan su atılırken bir yandan da ısı atımı gerçekleştirilir. Bu sayede vücut sıcaklığı düşürülmüş olur. ​ ✔ Donma: Suyun, soğuyunca katılaşmasıdır. Soğuk havalarda göl gibi durgun su kütlelerinin yüzeyleri donar. Buzun yoğunluğu suyun yoğunluğundan düşük olduğunda buz su üzerinde kalır ve buz tabakasının altının donması önlenmiş olur. Bu sayede soğuk havalarda buzun alt tabakası 4 derece olur ve canlılar soğuk zamanı zarar görmeden geçirebilirler. ✔ Çeşitli maddelerin vücutta taşınmasını sağlar. ✔ Zararlı maddelerin seyreltilmesini ve atılmasını sağlar. ✔ Fotosentez için gereklidir. ✔ Sindirimde görev alır. ✔ Vücut ısısının düzenlenmesini sağlar. ✔ Enzimlerin çalışmasını sağlar. ✔ Çözücüdür. ​ 2) MİNERAL: Organizmanın genellikle çok az oranda ihtiyaç duyduğu basit inorganik maddelerdir. Çeşitli organik maddelere bağlı olarak bulunabilecekleri gibi tuzlar halinde de bulunabilirler. ✔ Vücuttaki metabolizma faaliyetlerinin normal bir şekilde devam edebilmesi için belirli oranda mineralin alınması gerekir. Bu şekilde düzenleyici olarak görev yapar. ✔ Boşaltım sırasında bir miktar mineral de dışarı atılır. Bu nedenle bir mineralin eksikliği organizmada bazı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olur. ✔ Kanın ozmotik basıncını düzenler. ✔ Vitamin, hormon ve enzim gibi moleküllerin yapısına katılır. ​ ✔ Kalsiyum (Ca): Kemik ve dişlerin yapısına katılır. Ayrıca kas kasılması, kanın pıhtılaşması, sinir hücrelerinin çalışması ve enzimlerin çalışmasında etkilidir. ✔ Fosfor (P): Kemik ve dişlerin yapısına katılır. Nükleik asit, ATP, protein gibi moleküllerin yapısında bulunur. ✔ Potasyum (K): Sinir hücrelerinin çalışmasında, vücut sıvılarının asit-baz dengesinin sağlanmasında, kalp ritminin düzenlenmesinden ve protein sentezinde etkilidir. ✔ Demir (Fe): Hemoglobin ve miyoglobinin yapısına katılır. Klorofilin üretiminde görev alan enzimin kofaktörü olarak görev alır. ETS elemanlarından bazılarının yapısına katılır. ✔ İyot (I): Tiroksin hormonunun yapısına katılır. ✔ Kükürt (S): Bazı aminoasitlerin yapısına katılır. ✔ Klor (Cl): Mide sıvısının oluşumunda görev alır. ✔ Sodyum (Na): Sinir hücrelerinin çalışmasında görev alır. ​ 3) ASİT: ✔ Su içerisinde çözündüklerinde suya H+ iyonu veren maddelerdir. ✔ Mavi turnusol kağıdının rengini kırmızıya dönüştürürler. ✔ pH’ları 7 den düşüktür. ✔ Tatları ekşidir. 4) BAZ: ✔ Su içerisinde çözündüklerinde suya OH- iyonu veren maddelerdir. ✔ Kırmızı turnusol kağıdının rengini maviye dönüştürürler. ✔ pH’ları 7 den büyüktür. ✔ Tatları acıdır. ​ NOT: Asit ve Bazlar inorganik olmalarına rağmen organik bir maddede asit ya da baz özellik gösterebilir. Örneğin; yağ asidi ve aminoasit organik madde olup, asit özellik gösterirler. Ortamda çok fazla biriktiklerinde pH’ın düşmesine yani ortamın asitleşmesine neden olurlar. 5) TUZ: ✔ Asitlerle bazların nötralleşme tepkimesine girmesi sonucunda oluşan inorganik maddelerdir. ✔ pH’ları 7 civarında olduğundan nötr moleküllerdir. ​ İnorganik Maddeler

  • Canlıların Ortak Özellikleri | selinhoca

    Sıradaki konu: İnorganik Maddeler Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle Özel Ders versiyonu - 2 izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu HÜCRESEL YAPI Tüm canlılarda temel yapı ve görev birimi hücredir. Canlılar hücre sayılarına ve hücre yapılarına göre gruplandırılır. ~Bakteriler ve arkeler prokaryothücre yapısına sahipken bunun dışında kalan canlılar (protista, mantar, bitki ve hayvan) ökaryothücre yapısına sahiptir. ~Tüm prokaryotlar tek hücreliyken ökaryotlar tek ya da çok hücreli olabilir. Her canlı hücrelerden oluştuğu gibi her canlının hücresinin içeriği de büyük ölçüde birbirine benzer. Tüm canlı hücrelerde karbonhidrat, protein, yağ, su, mineral ve nükleik asit belirli oranlarda bulunur. BESLENME Canlılar hayatsal faaliyetleri için gerekli olan enerjiyi elde edebilmek için beslenmek zorundadır. Beslenme açısından canlılar üç gruba ayrılır. Ototrof Beslenme Besinini kendi üreten canlıların yapmış olduğu beslenmedir. Bu canlılar besini dışarıdan hazır almazlar sadece besini üretmek için gerekli olan ham maddeyi (inorganik madde) dışarıdan alırlar. ~Ototrof beslenmede iki farklı mekanizma ile besin üretilir. Bu mekanizmalar fotosentez ve kemosentezdir. Fotosentez yaparak besin üreten canlılarda klorofil bulunur. ~Fotosentez yapan canlılarda klorofil pigmenti bulunur. Bu canlılar ışık enerjisini kullanarak organik maddeleri üretebilirler. ~Kemosentez yapan canlılar inorganik maddeyi okside ederek elde ettikleri enerji ile organik madde sentezlerler. Sadece prokaryot canlılarda görülür. Arkelerin ise ototrof olanları sadece kemosentez yapmaktadır. Fotosentez yapabilen bir arke yoktur. ​ Heterotrof Beslenme Besinini dışarıdan hazır alan canlıların yaptığı beslenmedir. Heterotrof beslenme çok çeşitlidir. ​ ATP Üretme Canlılar metabolik faaliyetlerinde kullanmak üzere enerjiye gereksinim duyarlar. Bu enerji, besin molekülerinin parçalanması ile açığa çıkarılır ve ATP molekülü üretilerek içine yerleştirilir. ATP, enerjinin aktarımını sağlayarak kullanılabilir hâle gelmesini sağlar. Besin molekülleri hücresel solunum ve fermantasyon ile parçalanır ve ATP üretimi sağlanır. Hücresel solunum ise oksijenli solunum ve oksijensiz solunum olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Oksijenli Solunum Besinin parçalanması sürecinde oksijen gazının kullanılmasıdır. Diğer solunum şekillerine göre daha fazla enerji üretimi sağlar. Oksijensiz Solunum Besinin parçalanması sürecinde oksijen gazı dışında farklı inorganik maddelerin kullanılmasıdır. Bu inorganik maddeler N ve S içerikli olabilir. Sadece prokaryot canlılarda görülür. Oksijenli solunuma göre daha az enerji üretilir. Fermantasyon Canlılarda enerji üretimini sağlayan bir diğer yöntem ise fermantasyondur. Fermantasyon, besinlerin enzimler yardımı ile kısmen parçalanmasıdır. Fermantasyon tam olarak bir solunum çeşidi olmasa da bu olay sırasında enerji üretimi gerçekleşir. Fermantasyonda diğer solunum çeşitlerine göre daha az enerji üretilir. ​ BÜYÜME VE GELİŞME Büyüme ve gelişme birbirini beraber takip eden bir süreçtir. ~Büyüme, canlıların kütle ve hacimlerinin artışıdır. Çok hücreli canlılarda hem hücre sayısının artması hem de hücre hacminin artması ile gerçekleşir. Tek hücreli canlılarda ise hücre sayısının artması büyüme olarak kabul edilemez. Bu durum tek hücreli canlının üremesi anlamına gelir. ~Gelişme, çok hücrelilerde zigottan itibaren ergin birey oluşana kadar geçen süreçtir. Çok hücreli canlılarda bu süreç hücrelerin bölünmesi ve farklılaşması ile olur. Tek hücreli canlılarda ise hücrenin farklılaşması ile basit düzeyde gerçekleşir. HAREKET Tüm canlılar hareket edebilir. Bu hareket mekanizması bütün canlılarda aynı şekilde olmaz. Bazı canlılar yer değiş-tirme hareketi yaparken bazıları sadece belirli yapıları-nı hareket ettirebilir ya da yaşadığı çevrenin hareketi sayesinde yer değiştirebilir.Tek hücreli canlıların bazılarında kamçı, sil ya da yalancı ayak gibi yapılar bulunur. Canlılar bu yapılarını kullanarak aktif olarak hareket ederler. Bitkilerde ise yer değiştirme hareketi görülmez. Çeşitli sebepler nedeni ile tropizma (yönelme) ve nasti (irkilme) hareketler görülür. ​ METABOLİZMA Canlılarda meydana gelen hayatsal faaliyetlerin tamamıdır. Metabolizma, anabolizma ve katabolizma olmak üzere ikiye ayrılır. Anabolizma Canlıda meydana gelen yapım (özümleme, asimilasyon) olaylarıdır. Anabolizma olayları gerçekleştirilirken canlı enerji harcar. Canlı yaşlandıkça anabolizma olayları azalmaya başlar. Dehidrasyon, fotosentez, kemosentez… Katabolizma Canlıda meydana gelen yıkım (yadımlama, disimilasyon)olaylarıdır. Katabolizma olayları gerçekleşirken enerji harcanmaz. Canlı yaşlandıkça katabolizma olayları artmaya başlar. Hidroliz, solunum… ​ Bazal Metabolizma: Bir sıcakkanlı canlının sadece yaşamını devam ettirebilmek için gerekli olan metabolizmadır. Yaprak dökmüş bir bitki, endospor hâlindeki bakteri, çimlenmemiş bir tohum, kış uykusuna yatmış bir kurbağa vb. bazal metabolizma durumuna benzetilebilir. ~İnsanlarda bazal metabolizma hızı; sağlıklı bir hâlde, üzerinde terletmeyecek ya da üşütmeyecek giysiler ile son yemeğinin üstünden 12 saat geçmiş bir şekilde sırt üstü yatarak ölçülür. ​ BOŞALTIM Canlıların metabolizma sonucu oluşan atık maddeleri vücuttan uzaklaştırılmasıdır. ~Her canlı, atık madde oluşturmak zorundadır. Ancak bu atık maddelerin vücuttan uzaklaştırması farklı mekanizmalar ile gerçekleşebilir. Canlılarda boşaltım atıkları farklı mekanizmalarla atılıyor olsa da her canlı metabolizması sonucu azotlu boşaltım atığı oluşturarak bunu vücut dışına atabilir. ~Tek hücreli canlılar amonyak ve karbondioksit gibi atıkları hücre zarı yüzeyindenuzaklaştırır. ~Tatlı suda yaşayan tek hücreliler kontraktil kofullarınıkullanarak vücutlarındaki fazla suyu dışarı atarlar. ~Bitkiler yaprak dökerekboşaltım yaparlar. Ayrıca terleme, gutasyongibi farklı mekanizmaları da kullanırlar. ~Hayvanlarda boşaltım hayvanın gelişmişlik seviyesine göre farklı şekilde gerçekleştirilir. • Basit hayvanlarda boşaltım organı olmadan doğrudan vücut yüzeyinden atıklar uzaklaştırılır. • Gelişmiş hayvanlarda ise soluk vererek karbondioksit, idrar ve terleme suda çözünmüş maddeler ve dışkılama ile sindirilemeyen besinler vücuttan uzaklaştırılır. ÜREME Canlılar nesillerini devam ettirebilmek için kendilerine benzer yavrular meydana getirirler. Üreme,canlının ortak özelliğidir ancak yaşam için zorunlu değildir.Üreme temel olarak iki çeşittir. Eşeysiz Üreme Canlının üreme için başka bir canlıya ihtiyacı olmadan yaptığı üremedir. Genellikle gelişmemiş canlılarda görülür ve bu üreme çeşidi genetik çeşitlenmeye neden olmadığından değişen çevre şartlarına dayanamayan bireyler meydana gelir. Örneğin, bir yassı solucan türü olan planarya ortadan ikiye bölündüğünde baş kısmı kendini tamamlayarak kuyruk oluştururken kuyruk kısmı da kendini tamamlayıp baş kısmı oluşturabilir. Böylece tek bir ata canlıdan iki yeni canlı oluşmuş olur. Eşeyli Üreme İki canlının beraberce yavru meydana getirdiği üremedir. Genetik çeşitlenmeye neden olduğundan bu üreme çeşidinde değişen çevre şartlarına dayanıklı bireyler meydana gelir. TEPKİ VERME Tüm canlılar dış çevreden gelen fiziksel ve kimyasal uyarı-lara karşı cevap verirler. Bu cevap, canlının hayata devam etmesini sağlar. Öglena ışığı algılayıp kamçısını kullanarak ışığa doğru hareket edebilir. Bitkiler ışığa doğru yönelebilir. Köpekler ses duyduğunda kafasını sese doğru hareket ettirebilir. ADAPTASYON Canlılar bulundukları ortamdaki yaşam şanslarını artırabilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için kalıtsal özelliklere sahiptirler. Kaktüslerde su kaybını minimuma indirmek için yapraklar diken hâlini almıştır. Kutup ayılarının postu soğuktan korunmak amacı ile diğer ayıların postlarına göre daha kalındır. ​ HOMEOSTASİ (İÇ DENGE) Bir canlının anlık olarak değişen çevre şartlarına karşı vücudunda meydana gelen kısa süreli değişikliklerdir. Canlılar hayatta kalabilmek için yaşadıkları çevre ile vücutlarını denge hâlinde tutmak zorundadır. Hava ısındığında terleme yaparak vücut sıcaklığının yükselmesinin engellenmesi, hava basıncının düşmesi durumunda iç basıncın dengelenmesi amacı ile kulakların tıkanması bu duruma örnektir. ORGANİZASYON Tek hücreli canlılarda en yüksek organizasyon birimi hücre iken çok hücrelilerde canlının gelişmişliğine göre en yüksek organizasyon birimi değişir. Atom - Molekül - Organel - Hücre - Doku - Organ - Sistem - Organizma Diğer Ortak Özellikler ~Ribozom, hücre zarı, sitoplazma, nükleik aside sahip olmak ~Protein, karbonhidrat, yağ ve enzim sentezlemek ~Glikoliz reaksiyonunu gerçekleştirebilmek ~Mutasyona uğrayabilme ~Fosforilasyon, defosforilasyon, dehidrasyon ve hidroliz reaksiyonlarını gerçekleştirebilme ~Aktif ve pasif taşıma yapabilme ~Basit organik maddeleri kompleks organik madde hâline getirebilme ~Kompleks organik maddeleri basit organik madde hâline getirebilme ~Transkripsiyon (RNA sentezi) ~Replikasyon (DNA sentezi) her hücrede değil ancak her canlıda ortaktır. Canlıların Ortak Özellikleri

  • 9. SINIF YAZILI SORULARI | selinhoca

    1. DÖNEM YAZILI SORULARI PDF İNDİR - 9. SINIF 1. DÖNEM 1. YAZILI (2023 - 2024) PDF İNDİR - 9. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI PDF İNDİR - 9. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI (2023 - 2024) PDF TEST İNDİR - 9. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI 2. DÖNEM YAZILI SORULARI PDF İNDİR - 9. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI PDF TEST İNDİR - 9. SINIF 2. DÖNEM 2. YAZILI

  • Bitkilerde Üreme | selinhoca

    Bitkilerde Üreme Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu PDF İndir PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu ÇİÇEĞİN YAPISI ​ ✔ Kapalı tohumlu bitkilerin üreme organıdır. ✔ Yapısında 4 temel bölge bulunur. ✔ Çanak Yaprak: Çiçeğin en dışında bulunan yeşil renkli yapraklardır. Tomurcuk halindeyken çiçeği korur. ✔ Taç Yaprak: Renkli (yeşil de olabilir), kokulu ve gösterişli yapraklardır. Üremeye yardım eder. Bol miktarda kromoplast ve golgi organeli bulundurur. ✔ Erkek Organ (Stamen): Başçık (anter) ve sapçık (filament) olmak üzere iki kısımdan oluşur. Başçık polenlerin üretildiği yerdir. ✔ Dişi Organ (Pistil): Tepecik (Stigma), dişicik borusu (stilus) ve yumurtalık (ovaryum) olmak üzere üç kısımdan oluşur. Tepecik üzerinde tüyler ve yapışkan madde vardır. Bu durum tozlaşmayı kolaylaştırır. Yumurtalık içinde tohum taslağı bulunur. ✔ Çiçek yapılarının tamamına sahip olan çiçeklere tam, hermafrodit ya da erselik çiçek denir. ✔ Erkek ya da dişi organdan sadece birini taşıyan çiçeklere eksik çiçek denir. ✔ Eksik çiçek erkek organ taşıyorsa erkek çiçek; dişi organ taşıyorsa dişi çiçek denir. ​ ✔ Erkek ve dişi çiçek aynı bitki üzerinde bulunuyorsa tek evcikli bitki (monoik) denir. ✔ Erkek ve dişi çiçek farklı bitki üzerinde bulunuyorsa iki evcikli bitki (dioik) denir. ​ POLEN OLUŞUMU ​ ✔ Erkek organının başçık kısmında üretilir. ✔ Başçık içeriside iki tane teka vardır. Her bir teka iki bölmeden oluşmuştur ve bu bölmeler içerisinde polen keseleri yer alır. Bu keseler içinde de polen ana hücreleri bulunur. mayoz 4 endomitoz Polen ana hücresi (2n) --> mikrospor (n) --> iki çekirdekli (Mikrospor ana hücresi) polen oluşur. ✔ İki çekirdekli polenin çekirdeklerinden birine vejetatif, diğerine ise generatif çekirdek denir. ✔ Vejetatif çekirdek tozlaşma sonrasında polen tüpünü oluştururken, generatif çekirdek ise polen tüpü içerindeyken mitoz geçirerek sperm çekirdeklerini oluşturur. ​ YUMURTA OLUŞUMU ​ ✔ Yumurtalıkta bulunan tohum taslağı içinde megaspor ana hücresi (2n) bulunur. ​ mayoz 4 Megaspor ana hücresi --> Megaspor (n) ✔ Oluşan 4 megasporun 3’ü erir. Kalan megaspor büyüyerek art arda 3 mitoz geçirir. Sonuçta 8 çekirdek oluşur. Bu oluşan 8 çekirdek tohum taslağı içinde dağılırlar. ✔ Ortadaki iki çekirdeğe polar çekirdek, üstteki üç çekirdeğe antipod çekirdek, girişte ortada bulunan çekirdeğe yumurta, yumurtanın iki yanında bulunan çekirdeğe sinerjit çekirdek denir. ✔ Tohum taslağı içerisinde oluşan bu yapa embriyo kesesi denir. ​ TOZLAŞMA ​ ✔ Erkek organ başçığında oluşan polenin dişi organ tepeciğine ulaşmasına tozlaşma denir. ✔ Tozlaşma; hayvanlarla, rüzgarla ve suyla olabilir. Rüzgarla tozlaşan bitkilerde daha çok polen üretilir. ✔ Taç yaprakların gösterişi ve salgıladığı koku; tepeciğin yapışkan ve tüylü olması tozlaşmayı kolaylaştırır. ✔ Genel olarak iki tip tozlaşma görülür. Kendi kendine tozlaşma: Dişi organının kendi erkek organının polenleri ile tozlaşmasıdır. Sadece hermafrodit bitkilerde görülür. ​ Çapraz tozlaşma: Bir çiçeğin aynı türden başka bir çiçekle tozlaşmasıdır. Hem hermafrodit hem de eksik çiçeklerde görülür. ​ ✔ Hermafrodit çiçeklerin çok büyük bir kısmı genetik çeşitliliğin artırmak amacıyla kendi kendine tozlaşmayı tercih etmezler ve bunu engellemek için birçok mekanizma geliştirirler. örnek: Tepecik poleni kabul etmez. Polen ve yumurta farklı zamanlarda üretilir. ​ DÖLLENME ​ ✔ Dişi organın tepeciğine ulaşan polen, tozlaşır. Polenin yapısında bulunan vejetatif çekirdek polen tüpünü oluşturur. Generatif çekirdeği embriyo kesesine doğru gönderir. Generatif çekirdek mitozla 2 tane sperm çekirdeğini meydana getirir. ✔ Polen tüpü, tohum taslağının mikropil açıklığına gelince patlar ve sperm çekirdekleri embriyo kesesine geçer. Burada çift döllenme meydana gelir. 1) Sperm (n) + Yumurta (n) = Zigot (2n) 2) Sperm (n) + Polar Çekirdek (2n) = Triploit Çekirdek (3n) ​ Döllenmeden sonra gerçekleşen olaylar 1)Zigot (2n) --> Embriyo (2n) 2)Triploit Çekirdek (3n) --> Endosperm (3n) 3)Tohum taslağının dış dokuları --> Tohum kabuğu 4)Tohum taslağı --> Tohum 5)Yumurtalık --> Meyve ​ Polen oluşumu dışındaki tüm olaylar dişi organ içerisinde olur. Sperm üretimi polen tüpü oluştuktan sonra gerçekleştiğinden o da dişi organ içerisinde olur. ​ TOHUM ​ ✔ Döllenme olayının ardından tohum taslağı tohuma dönüşür. ✔ Bir tohumun yapısında embriyo, endosperm ve tohum kabuğu olmak üzere üç tane yapı bulunur. Embriyo: Zigotun gelişmesiyle oluşur. Yapısında embriyonik kök, embriyonik gövde ve çenek vardır. Çenek endospermden aldığı besini embriyoya aktarır. Embriyonik gövde ve kök gelişerek gerçek kök ve gövdeyi oluşturur. Tohum kabuğu: Tohum taslağının dış hücreleri tarafından oluşturulur. Tohumu dış etkilerden korur. Endosperm; Döllenmenin ardından oluşan triploit hücre besin maddelerini depolamaya başlar ve endosperm haline gelir. Endosperm, çimlenme süresince embriyonun beslenmesini sağlar. Bazı dikotil bitkilerde çenekler, endosperm içindeki besini alarak çok fazla büyür ve endospermin yok olmasına neden olur. ​ MEYVE ​ ✔ Döllenmeden sonra yumurtalığın gelişmesi sonucu oluşur. ✔ Tohumu korur ve yayılmasına yardım eder. ✔ Meyveler oluşumuna göre iki şekilde sınıflandırılır. Basit Meyve: Tek bir yumurtalıktan oluşan meyvedir. üzüm, erik… Bileşik Meyve: Bir veya birden fazla çiçeğin yumurtalıklarının gelişmesiyle oluşan meyvedir. çilek, ananas… ​ ÇİMLENME VE GELİŞME ​ ✔ Embriyonun su kaybetmesi ile embriyo metabolizması durur. Embriyo dormansi haline geçer. ✔ Bitkinin dormansi halinde kalması abisisik asit hormonu, dormansiden çıkması ise giberellin hormonu sayesinde olur. Dormansinin kırılma şartları bitki türüne göre farklılık gösterir. ✔ Tohum içindeki embriyonun uygun koşullarda dormansinin bozularak genç bitkiyi oluşturmak için geçirdiği değişimlere çimlenme denir. ✔ Çimlenmenin yapılabilmesi için uygun sıcaklık, su ve oksijen şarttır. ✔ Çimlenme sırasında sadece solunum yapılır. Fotosentez yapılmaz. ✔ İlk yapraklar oluşuncaya kadar embriyo için gerekli besin endospermden sağlandığından tohumun kuru ağırlığında azalma olur. İlk yapraklar çıkınca çimlenme sonlanır ve bitki fotosentez yaparak beslenmeye başlar. ✔ Tohum hücreleri tohum kabuğu çatlayana kadar etil alkol fermantasyonu daha sonra ise oksijenli solunum yapar. ​ Çimlenme Basamakları ✔ Tohum su emerek şişer ve tohum kabuğu çatlar. ✔ Embriyo hücrelerinin enzimi aktif hale geçer ve giberellin hormonu sentezlenir. ✔ Giberellin, absisik asitin etkisini ortadan kaldırır ve amilaz enzimi faaliyete geçer. ✔ Endospermde depolanan besinler kullanılarak solunum yapılır ve ATP üretilir. ✔ Tohum kabuğundan önce, embriyonik kökten gelişen ilk kök çıkar. Yerçekimine doğru büyür. Bu kısım zamanla gerçek kökü oluşturur. ✔ Toprak üstünde doğru ise embriyonik gövdeden gelişen gövde çıkar. İlk yapraklar çıkınca fotosentez başlamış olur. ✔ Fotosentez yapmaya başlamış bir bitkide çimlenme tamamlanmıştır. ✔ Çift çenekli bitkilerde (bezelye hariç) çenekler çimlenirken toprak üstünde kalır. ✔ Tek çenekli bitkilerde çenekler çimlenirken toprak altında kalır. ​ Sıradaki konu: Canlılar ve Çevre Önceki konu: Bitkilerde Beslenme - Taşıma (YENİ) Bitkilerde Üreme - 1 Diğer video izleme seçenekleri ​ Özel Ders versiyonu PDF İndir ​ PDF Özel Ders versiyonu (YENİ) Bitkilerde Üreme - 2

  • ATP ve Hormon | selinhoca

    Önceki konu: Nükleik Asitler Sıradaki konu: Hücre Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları​ PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu 7) ATP ✔ Besinlerin solunumla parçalanması sonucunda açığa çıkan enerjinin kısa süreli depolandığı moleküldür. ATP içine yerleştirilmemiş enerji canlı tarafından kullanılamaz. ​ ✔ Bütün hücreler kendi ATP’sini kendisi üretir. Hücreden hücreye aktarımı yapılamaz ve depolanamaz. ​ ✔ Yapısında adenin organik bazı, riboz pentoz şekeri ve 3 tane fosfat bulunur. ​ ✔ Adenin ile ribozun birbirine bağlanmasını glikozit bağı ile gerçekleşir. Adenin ve riboz beraberce adenozin yapısını oluşturur. ​ ✔ Adenozinle 1. fosfatın bağlanması fosfoester (ester) bağı ile gerçekleşir. Adenozin + 1 fosfat: AMP Adenozin + 2 fosfat: ADP Adenozin + 3 fosfat: ATP ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ✔ 1-2 ve 2-3. fosfatlar arasındaki bağa yüksek enerjili fosfat bağı denir. Besinlerden açığa çıkartılan enerji bu bağlarda depolanır. ATP yapısında iki tane yüksek enerjili fosfat bağı vardır. ​ ✔ ADP yapısına fosfat eklenerek açığa çıkan serbest enerjinin yüksek enerjili fosfat bağı içerisine hapsedilmesi ile ATP’nin üretilmesine fosforilasyon denir. ✔ ATP’nin hidroliz edilerek yüksek enerjili fosfat bağın parçalanması ile ADP ve fosfat oluşturulmasına defosforilasyon denir. ✔ AMP --> ADP --> ATP dönüşümü ve bunun tersi hücre içerisinde kademeli olarak gerçekleştirilir. Bu dönüşümler kademeli olarak olmasaydı (her iki yüksek enerjili fosfat bağı aynı anda koparılsaydı) , defosforilasyon sırasında açığa çıkan enerji hücreye zarar verirdi. ​ 8) HORMON ✔ Protein, steroit ya da aminoasit yapılı organik maddelerdir. ✔ Endokrin bez, nöron uçları ve karma bezlerden kana salgılanırlar. ✔ Canlının metabolizmasını düzenlerler. ✔ Kanda optimum düzeyde ve doğru zamanda istenilen hormon bulunmadığında canlı metabolizmasında bozukluk olur. ATP ve Hormon

bottom of page