top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 146 sonuç bulundu

  • Selin Hoca Biyoloji

    Selin Hoca Biyoloji - Biyoloji hiç bu kadar kolay olmamıştı... MOBİL UYGULAMAMIZI ÜCRETSİZ İNDİRİN Selin Hoca Android Uygulamasını ŞİMDİ İNDİR ! Selin Hoca iOS Uygulamasını ŞİMDİ İNDİR ! ABONE OLUN Selin Hoca instagram KİTAPLARIM TYT BİYOLOJİ DERS NOTLARI (2026) SATIN AL AYT BİYOLOJİ DENEMELERİ 25 x 13 SATIN AL AYT BİYOLOJİ DERS NOTLARI SATIN AL 9. SINIF BİYOLOJİ SORU BANKASI SATIN AL TYT BİYOLOJİ DENEMELERİ 50 x 6 SATIN AL

  • DOLAŞIM SİSTEMİ - LENF DOLAŞIMI | selinhoca

    KONULAR DOLAŞIM SİSTEMİ - LENF DOLAŞIMI LENF DOLAŞIMI ✔ Kan dolaşımına ek olarak omurgalı canlılarda (balıklar hariç) kan dolaşımından bağımsız olarak lenf sistemi bulunur. Görevleri ✔ Akyuvar üreterek vücudun savunmasında rol alır. (Lenfosit) ✔ Kılcal kan damarlarından sızan doku sıvısının kan dolaşımına katılmasını sağlar. ✔ Bağırsaktan emilen ADEK vitaminleri, yağ asitleri ve gliserolün kan dolaşımına katılmasını sağlar. Lenf Damarları: ✔ Lenf kılcalları ve lenf toplardamarlarından oluşur. ✔ Lenf toplardamarlarında kapakçıklar bulunur. Lenf sıvısının geriye akmasına engel olur. ✔ Lenf kılcallarının bir ucu lenf toplardamarlarına bağlanır. Diğer ucu ise dokular arasına kadar ilerler ve kapalıdır. Kan kılcallarına göre daha geçirgendir. Bu sayede doku sıvısı içinde bulunan büyük molekül ve proteinler lenf kılcallarına geçerler. ✔ Lenf damarlarında bulunan sıvının hareketi kana göre çok yavaştır. Çünkü sıvıya kalp gibi basınç uygulayan organ ya da atardamar yoktur. Lenf damarlarındaki sıvının hareketi kalbin negatif emme basıncı (kulakçığın gevşemesiyle oluşur) ve iskelet kasları ile sağlanır. Lenf Düğümleri: ✔ Lenf damarlarının dolaşım sistemi ile birleştiği yerlerde bulunan özel hücre kümeleridir. ✔ Koltuk altı, kasık bölgesi, boyun bölgesinde lenf düğümleri fazladır. ✔ Lenf düğümlerinde lenfositler üretilir. ✔ Yoğun bakteri bulaşması halinde bakteriler lenf düğümlerine girer ve lenf düğümlerinin şişmesine neden olur. Lenf: ✔ Kan damarlarına geçemeyen bir miktar doku sıvısı, lenf damarlarına geçerek lenf sıvısını oluşturur. ✔ Alyuvar bulunmadığından renksizdir. Lenf sıvısına akkan da denir. ✔ Kan kılcallarından doku arasına geçen plazma proteinlerinin %95’i lenf kılcal damarlarına alınır ve kan damarlarına kazandırılır. Lenf Dolaşımı: İki yolla olur. Her iki lenf dolaşımı da üst ana toplardamara giriş yaparak kan ile karışır. 1. Yol --> Sol Lenf Dolaşımı (başın ve göğüs sol kısmı ile sol koldan gelen / bacak ve bağırsaklardan gelen) 2. Yol --> Sağ Lenf Dolaşımı (Başın ve göğsün sağ kısmı ile sağ koldan gelen) KAN GRUPLARI Antijen: Hücre üzerinde bulunan proteinlerdir. Antikor: Vücudumuza yabancı olan antijenlere karşı akyuvarlar tarafından üretilen savunma proteinleridir. ✔ İnsanda alyuvar zarı üzerinde bulunan antijenlere göre; M-N, A-B-O ve Rh olmak üzere üç tip kan grubu vardır. MN kan grubunun antikor oluşturma özelliği olmadığından kan nakilleri için önemli değildir. ✔ Kanımızda bulunan antijen ile o antijene karşı üretilmiş olan antikorun tepkimeye girmesine aglütinasyon (çökelme) denir. ✔ Kan nakillerinde kan alan kişinin antikorları ile kan veren kişinin antijenleri aynı olmamalıdır. Aynı olması durumunda kanda çökelme meydana gelir ve kan alan kişi ölebilir.

  • SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI | selinhoca

    KONULAR SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI Sindirim Sistemi ✔ Canlılar hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için organik maddelerin kimyasal bağlarındaki enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bu molekülleri hücresel solunum ile parçalayarak enerjiyi açığa çıkarırlar. Bu enerjiyi elde edebilmek için ise beslenmek zorundadırlar. ✔ Karbonhidrat, yağ ve protein gibi kompleks organik moleküllerin enzim ve su aracılığı ile monomerlerine ayrışmasına sindirim denir. Sindirim Çeşitleri ✔ Besinleri parçalama şekillerine göre Mekanik Sindirim (Fiziksel Sindirim): Besinlerin fiziksel olarak küçük parçalara ayrılmasıdır. örnek: Dişlerle parçalama, kas hareketleri, safra… Mekanik sindirimde enzimler görev yapmaz. Kimyasal Sindirim: Besinlerin su ve enzimler yardımıyla monomerlerine kadar ayrışmasıdır. ✔ Sindirimin gerçekleştiği yere göre Hücre İçi Sindirim: Endositoz ile hücreye alınan besinlerin sitoplazmada besin kofulu içerisinde lizozom tarafından sindirilmesidir. Hücre Dışı Sindirim: Hücre dışına gönderilen enzimlerle besinin hücre dışında sindirilmesidir. İnsanda Sindirim Sistemi ✔ Sindirim sistemi organları: Ağız, yutak, yemek borusu, mide, bağırsaklar ve anüs ✔ Sindirime yardımcı organlar: Karaciğer, pankreas ve tükürük bezi olmak üzere üç şekilde incelenir. Sindirim Sistemi Organları 1) Ağız ✔ Dil, diş ve tükürük bezlerinin yardımı ile sindirimin başladığı organdır. ✔ Nötr pH’a sahiptir. ✔ Çiğneme ile fiziksel ve kimyasal sindirim gerçekleştirilir. Dişler fiziksel sindirimi, tükürük bezleri karbonhidratın kimyasal sindirimi gerçekleştirir. Çiğneme, uç beyinin kontrolünde başlayan daha sonra omurilik soğanı kontrolünde devam eden bir reflekstir. ✔ Kulak altı, dil altı ve çene altı olmak üzere üç çift tükürük bezi bulunur. Bu bez içinde mineral, mukus ve amilaz enzimi içeren tükürük sıvısı salgılar. 2) Yutak (Farinks) ✔ Ağız ile yemek borusu arasında kalan kısımdır. ✔ Besinlerin yemek borusuna iletilmesini ve lokmanın yutulması sırasında soluk borusuna geçmesini önler. 3) Yemek Borusu (Özofagus) ✔ Yutaktan gelen besinleri ardışık kasılıp gevşeme hareketleri ile (peristaltik hareket) mideye ileten borudur. ✔ Fiziksel ya da kimyasal sindirim gerçekleşmez. ✔ Yemek borusunun ön kısmında bulunan çizgili kaslar yutma olayının kısmen kontrollü olmasını sağlar. ✔ Yemek borusundaki peristaltik hareketler mide yönünde değil de ağıza doğru olursa kusma meydana gelir. Sindirim Sisteminin Yapısı ✔ Sindirim sistemi yemek borusundan anüse kadar benzer bir yapıya sahiptir. ✔ İçten dışa doğru üç ana tabakadan meydana gelmiştir. İç Tabaka: Besinlerin kanal boyunca hareketini kolaylaştıran mukus salgılayan epitel dokudur. Ayrıca, sindirim sistemini kendi salgılarından korur. (Mukoza tabakası da denir.) Orta Tabaka: Düz kaslar bulunur. Dış Tabaka: Bağ dokusu vardır. Bağ dokusunun üstünde periton zarı vardır. Ancak periton yemek borusunda yoktur. 4) Mide ✔ Diyaframın hemen altında sol tarafta bulunan J şeklinde hem endokrin hem de ekzokrin bez özelliği olan organdır. ✔ Midenin yemek borusu ile bağlandığı yere kardia (mide ağzı), ince bağırsak ile bağlandığı bölgeye pilor (mide kapısı) denir. ✔ Fiziksel ve kimyasal sindirim yapılır. Fiziksel sindirim orta tabakadaki kaslar sayesinde gerçekleşirken, kimyasal sindirim iç tabakadaki hücreler tarafından üretilen mide öz suyu sayesinde gerçekleşir. Sadece proteinlerin kimyasal sindirimi yapılır. ✔ Midedeki tüm olayları vagus siniri ve mide tarafından salgılanan gastrin hormonu düzenler. ✔ Peristaltik hareketlerin mideye ulaşması durumunda kardia açılır. Daha sonra tekrar kapatılır böylece mide içeriğinin yemek borusuna kaçması önlenir. ✔ Besinler mide hareketleri ve mide özsuyu sayesinde bulamaç haline dönüştürülür. Buna kimus denir. Kimus, pilor kaslarının gevşemesiyle ince bağırsağa geçer. ✔ Mide öz suyu içerisinde mukus, HCl, pepsinojen ve renin (Sadece çocuklarda) bulunur. ✔ Renin (Lap): sütteki kazein proteini çöktürmeye (peynirleştirmeye) dolayısıyla midede uzun zaman kalmasına ve sindiriminin kolaylaşmasına yardımcı olur. Aksi halde kısa sürede bağırsağa geçen süt tam sindirilemediğinden ishale neden olur. Bebeklerde ve sütle beslenen çocuklarda bulunur. Yaş ilerledikçe azalarak salgısı durur. ✔ HCl: Pepsinojeni pepsin haline dönüştürür. Ayrıca, mide pH’ını düzenler. Mide pH’ı yaklaşık olarak 2 civarındadır. HCl pepsinojen --> pepsin 5) İnce Bağırsak ✔ Mide ile kalın bağırsak arasında bulunan hem endokrin hem ekzokrin bez özelliğindeki organdır. ✔ Üç kısımdan oluşur. 1) Duedonum (Onikiparmak bağırsağı) 2) Jejenum (Boş bağırsak) 3) İleum (Kıvrımlı bağırsak) Duedonum (Onikiparmak Bağırsağı) ✔ Sindirimin en yoğun olduğu bölümdür. ✔ İnce bağırsak içerisinde kasların hareketi sonucu oluşan bazik özellikteki besin karışımına kilus denir. ✔ Kilusun bağırsak iç zarına temas etmesi duedonumdan kana enterogastrin, sekretin ve kolesistokinin hormonu salgılanmasını sağlar. Bu salgılar, mide, karaciğer, safra kesesi ve pankreası uyarır. ✔ Safra karaciğerden ve safra kesesinden koledok kanalına, pankreas enzimleri ise wirsung kanalı ile onikiparmak bağırsağına taşınır. Bu iki kanalda bağırsağa girmeden önce vater kabarcığı ile birleşip onikiparmak bağırsağına açılır. . Jejenum ve İleum ✔ Sindirim ve emilimin yapıldığı yerdir. ✔ İç yüzeyi emilim yüzeyini artıran villuslar ile kaplıdır. ✔ İç yüzeyindeki epitel dokudan bol miktarda sinirim enzimi salgılanır. ✔ Enterokinaz, peptidaz (erepsin) --> Protein ✔ Sükraz, maltaz, laktaz ve dekstrinaz --> Karbonhidrat ✔ Nükleaz --> DNA ve RNA Sindirimi yapan enzimler bulunur. 7) Kalın Bağırsak: ✔ İnce bağırsaktan farklı olarak iç yüzeyini örten epitel dokuda villus yoktur. Ayrıca sindirim enzimi üretimi de bulunmaz. Ancak daha fazla mukus üretimi vardır. ✔ Vitamin, su ve mineral emilimi gerçekleşir. ✔ B ve K vitamini sentezleyen mutualist bakteriler bulunur. Üretilen B ve K vitaminleri de emilir. ✔ İnce bağırsakla kalın bağırsağın birleştiği yere kör bağırsak (çekum) denir. İnsanda kör bağırsağın parmak şeklinde çıkıntı olan apandis bulunur. Buranın iltihaplanmasına apandisit denir. ✔ Kalın bağırsak rektum ile sonlanır. Rektumun vücut dışına açılan bölümüne anüs denir. Tükürük Bezi ✔ Kulak altı, dil altı ve çene altı olmak üzere üç çift tükürük bezi bulunur. ✔ Tükürük salgısını kanallar ile ağız içine boşaltır. ✔ Tükürüğün pHı nötr civarındadır. (6-7) ✔ Tükürük içerisinde amilaz enzimi bulunur. Bu enzim, karbonhidratların kimyasal sindirimini başlatır. Ayrıca lizozim enzimi de bulunur. Bu enzim, ağız içindeki mikroorganizmaları etkisiz hale getirir. Karaciğer ✔ Safra salgılayarak sindirime yardım eder. ✔ Karaciğer safra (öd) salgılar. Safra, karaciğer kanalı ile safra kesesine gönderilerek depolanabilir. ✔ Karaciğer kanalı, karaciğerden çıkınca iki kola ayrılır. Bu kollardan biri fazla safrayı safra kesesine gönderir. Diğeri ise koledok kanalıdır. Safrayı vater kabarcığına boşaltır. Safra: Safra tuzu, kolesterol, safra pigmentleri, yağ asitleri ve sudan oluşmuştur. Yapısında enzim bulunmadığından kimyasal sindirimde görev almaz. Sadece yağların fiziksel sindiriminde görev alır. Ayrıca bağırsağın pH’ını düzenler. ✔ Safra tuzu ve su herhangi bir nedenle azalırsa kolesterol çökerek safra taşlarını oluşturur. Safra taşları ya da herhangi bir nedenle safra kanallarının tıkanması sonucu safra emilerek kana geçer. Deride sarı renk oluşur. Buna sarılık hastalığı denir. Bu hastalığın yenidoğan sarılığı ile alakası yoktur. Karaciğerin Görevleri 1) Safra salgılamak ve safra kesesinde depolamak. 2) Kanın damar dışında pıhtılaşmasında rol alan fibrinojen ve trombojen proteinlerini sentezlemek 3) Kanın damar içinde pıhtılaşmasını engelleyen heparini sentezlemek 4) Protein ve karbonhidratların yağlara dönüşümünü sağlamak 5) Zehirli maddeleri zehirsiz hale getirmek (Amonyağı üre ya da ürik asite dönüştürmek , ilaçların zararlı etkilerini ve alkolü yok etmek, katalaz enzimi ile H2O2’i su ve oksijene parçalamak.) 6) Kan şekerini düzenlemek 7) Öncül A vitaminini (provitamin A = Karoten) A vitaminine dönüştürmek 8) ADEK vitaminlerini depolamak 9) Yaşlanmış alyuvarları parçalamak (kupfer hücreleri) 10) Kansızlık halinde alyuvar üretmek 11) Vücut ısısını düzenlemek 12) Eritropoietin hormonu salgılamak Pankreas ✔ Karın boşluğunda mide ve onikiparmak bağırsağı arasında yer alan yaprak şeklinde bir karma bezdir. ✔ İnsülin ve glukagon hormonları üreterek kan şekerini düzenler. Endokrin özelliğinin sindirim sistemi ile doğrudan bağlantısı yoktur. ✔ Pankreas öz suyu üreterek sindirime yardımcı olur. Pankreas öz suyu acini hücreleri tarafından üretilerek wirsung kanalı ve vater kabarcığı ile onikiparmak bağırsağına dökülür. Pankreas öz suyu Tripsinojen, kimotripsinojen --> Protein Amilaz --> Karbonhidrat Lipaz --> Yağ Nükleaz --> Nükleik asit sindiriminde görevli enzimler bulunur.

  • BOŞALTIM SİSTEMİ - ORGANLAR | selinhoca

    KONULAR BOŞALTIM SİSTEMİ - ORGANLAR Boşaltım Sistemi ✔ Metabolizma olayları sonucu meydana gelen, canlı için zararlı ve ihtiyaç duyulmayan maddelerin organizmalar tarafından dışarı atılmasına boşaltım, boşaltımda görev alan organların oluşturduğu sisteme boşaltım sistemi denir. ✔ Boşaltım sisteminin asıl organları böbreklerdir. Bunun dışıdaki; deri, karaciğer, akciğer, anüs boşaltım organı olarak kabul edilmez. Boşaltım Maddeleri Su ve Karbondioksit ✔ Monomerlerin solunumla parçalanması sonucunda oluşur. ✔ Su --> Deri, akciğer, böbrekler ve anüs ile atılabilir. ✔ CO2 --> Akciğerler ile atılır. Azotlu Boşaltım Atıkları ✔ Aminoasitlerin solunumla yıkılması sonucu ya da diğer monomerlere dönüşmesi sonucunda amonyak oluşur. ✔ Amonyağın zehir oranı yüksek olduğundan bol su ile seyreltilerek vücuttan uzaklaştırılır. ✔ Canlıların su ile olan ilişkisi boşaltım atıklarının katılığını belirler. Suya bağımlılık azaldıkça boşaltım maddeleri katılaşmaya başlar. ✔ Amonyak insanlarda üreye dönüştürülerek (az miktarda ürik aside de) atılır. Böylece boşaltım sırasında daha az su atılmış olur. ✔ Amonyak, karaciğerdeki kupfer hücrelerinde ornitin devri ile üreye çevrilir. ✔ Boşaltım sistemi ve deri ile vücuttan uzaklaştırılır. Diğer Maddeler ✔ Birçok yoldan vücuda girmiş ve vücut tarafından kullanılmış ilaç, zehir ve tuz gibi maddeler boşaltım atıklarıdır. ✔ Ayrıca; Na, K, Ca, Cl gibi iyonlar, metabolizma sonucu oluşan HSO4, HCO3, H+, fosforik asit, kreatin ve kreatinin de boşaltım maddeleridir. BOŞALTIM ORGANLARI ✔ İnsanda boşaltım sistemi böbrek, üreter, idrar kesesi (mesane) ve üretradan oluşur. Böbrek ✔ Sağlıklı bir insanda bir çift böbrek bulunur. ✔ Her böbreğin üstünde bir böbrek üstü bez bulunur. Böbrekle bez arasında yağlı bir doku vardır. Böbrek üstü bez ile böbrek arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. ✔ Böbreklerin çukur bölgesinden böbreğe kan, lenf damarları, sinirler ve idrar kanalları girer. Böbreğin Görevleri ✔ Kanın pH’ını düzenler. ✔ Kan bileşimini sabit tutar. ✔ Hormon salgılar. (Eritropoietin: Kemik iliğini uyararak alyuvar üretimini sağlar.) ✔ Uzun süreli açlık durumunda protein ve yağlardan karbonhidrat üretimini sağlar. ✔ Homeostasiyi sağlar. ✔ Boşaltım atıklarını uzaklaştırır. Böbreğin Dıştan İçe Yapısı Korteks (Kabuk) : Süzme birimleri (nefron) vardır. Medulla (öz) : Nefronların uzantıları uzanır. Havuzcuk (pelvis) : Böbreğin tam ortasında bulunan huni şeklinde yapıdır. Süzülme ile oluşan idrar burada toplanarak üretere aktarılır. Üreter ✔ Her bir böbrekten çıkarak idrarı mesaneye götürür. Mesane (İdrar Kesesi) ✔ İçi boş, düz kastan yapılmış bir kesedir. ✔ İdrarın keseye geldiği bölgelerde idrarın geri dönmesini engelleyen kapakçıklar bulunur. ✔ Dolduğunda gerilen duvarların yapısında bulunan sinir uçları beyne impulslar gönderir ve kesenin kasılmasını sağlar. Üretra ✔ İdrarın dışarı atıldığı yerdir. ✔ Erkeklerde üreme sistemi ile bağlantısı vardır.

  • Sitoplazma | selinhoca

    TABLET ANLATIMI İZLE TABLET ANLATIMI İZLE 2 ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE 2 PDF İNDİR PDF İNDİR 2 2) SİTOPLAZMA ✔ Hücrenin içini dolduran, hayatsal faaliyetlerin gerçekleştiği plazmadır. ✔ İçinde inorganik ve organik maddeler vardır. Ayrıca görevleri birbirinden farklı olan organeller de bulunur. ✔ Sitoplazmanın organeller hariç yarı akışkan kısmına SİTOZOL denir. Sitozolün büyük bir kısmını su oluşturur. (%90) bu oran canlılarda %98'e kadar yükselebileceği gibi %5'e de düşebilir. Bu sıvının içinde enzimler, RNA, organik bileşenlerin yapı taşları, atık maddeler, mineraller… bulunur. Prokaryot hücrelerde sitozol içinde DNA da bulunur. ZARSIZ ORGANELLER 1) Ribozom ✔ Tüm canlı hücrelerde bulunur. (Memelilerin olgun alyuvar hücrelerinde bulunmaz. Ancak bu hücre ilk üretildiğinde ribozoma sahiptir. Organel ve çekirdeklerini sonradan kaybetmektedir.) ✔ Zarsız ve en küçük organeldir. ✔ Protein sentezi yapar. ✔ Yapısında protein ve rRNA bulunur. Prokaryot ve ökaryotlarda protein ve rRNA içerikleri farklıdır. Ökaryotlarda daha büyüktür. ✔ Çekirdekçik bölgesinde yapısını oluşturan rRNA ve protein üretildiğinden, üretim yeri çekirdekçiktir. ✔ Küçük ve büyük olmak üzere iki alt birimden oluşur. Pasif haldeyken alt birimler birbirinden ayrıdır. Protein sentezi sırasında alt birimler birleşir ve ribozom görevini yerine getirir. ✔ Prokaryot; sitoplazmada serbest halde; Ökaryot; sitoplazmada serbest halde, başka bir organelin içinde (kloroplast,mitokondri), endoplazmik retikulumun ve çekirdek zarının üzerinde bulunur. ✔ Bir hücrede aynı protein çeşidinden çok sayıda üretilmek istendiğinde çok fazla ribozom bir araya gelerek polizom (poliribozom) oluşturur. 2) Sentrozom ✔ Hücre bölünmesi sırasında iğ iplikleri oluşturarak hücre bölünmesine yardım eder. ✔ Bitki hücrelerinde görülmez. Hayvan hücrelerinin de sadece bölünebilenlerinde (kas, sinir, yumurta hücresinde yoktur.) bulunur. Mantar hücrelerinde vardır. Not: Sperm içinde bulunan sentrozom döllenmeye katılarak zigotun sentrozomu haline gelir. Bu nedenle vücudumuzda bulunan tüm sentrozomlar babamızın spermi içindeki sentrozomdan kopya alınarak üretilmiştir. ✔ Bir sentrozom iki tane sentriyolden oluşmuştur. Bu sentriyollerin yapısında ise mikrotübüller vardır. ✔ Görev yapmaya başlamadan kısa bir süre önce kendini eşleyerek iğ iplikleri üretir. TEK ZARLI ORGANELLER 1) Endoplazmik Retikulum ✔ Ökaryot hücrelerde çekirdek ile hücre zarı arasında yer alan kanallar sistemidir. Görevleri; ✔ Hücre içinde madde taşınmasını sağlar. ✔ Çekirdek zarını oluşturur ve çekirdek zarı ile doğrudan bağlantılıdır. ✔ Hücreye mekanik destek olur. ✔ Hücre içerisinde gerçekleşen asidik ve bazik tepkimelerin birbirine etki etmeden gerçekleşmesini sağlar. ✔ Karbonhidrat, yağ ve protein sentezinde görev alır.. ✔ Golgi cisimciği, koful ve lizozom organelinin üretimini sağlar. ✔ Golgi cisimciği ile birlikte çalışır. ✔ Üzerinde ribozom bulunup bulunmamasına göre iki çeşittir. Granüllü Endoplazmik Retikulum (GER) ✔ Üzerinde ribozom bulunur. ✔ Protein sentezinin çok fazla yapıldığı enzim, hormon ve salgı üretiminin çok olduğu hücrelerde bol miktarda bulunur. ✔ Proteinli moleküllerin golgi cisimciğine taşınmasından sorumludur. ✔ Hücre dışına salgılanacak, organel ve hücre zarındaki protein yapılı molekülün üretiminden üzerindeki ribozomlar sorumludur. Granülsüz Endoplazmik Retikulum (DER) ✔ Üzerinde ribozom bulunmaz. ✔ Hormon ve yağ sentezi yapan hücrelerde bol miktarda bulunur. ✔ Yağ, karbonhidrat ve mineral taşınmasından sorumludur. ✔ Kas hücrelerinde kasılmayı gerçekleştirmek için Ca depolaması yapar. ✔ İnsan karaciğer hücrelerinde ilaçların olumsuz etkilerini giderir ve glikojen depolar. GER ve DER aynı hücrede bir arada bulunabilir. 2) Golgi Cisimciği (Aygıtı) ✔ Yassılaşmış keseciklerden oluşmuş organeldir. Yassı keseciklerin uçlarında tomurcuklanarak oluşmuş küçük keseler vardır. ✔ Endoplazmik retikulum ile beraber çalışır. Genellikle birbirlerine yakın konumlanmışlardır. ✔ Golgi cisimciği endoplazmik retikulüme bakan yüzeyine bağlanan kesecikler içeriğini boşaltarak golgi aygıtının yapısına katılır. Golgi cisimciği endoplazmik retikulumdan gelen bu kesecikler vasıtasıyla gelişir. Golgi cisimciğine gelen maddeler golgi kanalları boyunca ilerlerken değişikliğe uğratılarak yapısı geliştirilir. Golgi cisimciğindede bu moleküllere yağ, şeker, fosfat ve sülfat grupları eklendiği gibi bazı moleküllerde çıkarılarak molekülün ana yapısı değiştirilebilir. Son halini alan molekül golginin hücre zarına bakan yüzeyinden kesecikler halinde salınır. Görevleri; ✔ Hücreye özgü salgıların üretilmesini ve ekzositozla atılacak olan salgı keseciğinin oluşturulmasını sağlar. ✔ Lizozom ve koful gibi organellerin üretilmesini sağlar. ✔ Kompleks organik maddelerin üretilmesini sağlar. (glikoprotein,glikolipit, fosfolipit…) ✔ Hücre zarının ve hücre çeperinin üretilmesini sağlar. (Selüloz üretimi golgi cisimciğinde gerçekleşmez. Ancak, bitki hücre çeperinin yapısına katılan diğer organik maddelerin üretimi burada gerçekleşir.) 3) Lizozom ✔ Golgi cisimciği tarafından oluşturulan içinde sindirim enzimleri bulunan organeldir. ✔ Bitki hücrelerinde bulunmaz. Özellikle pinositoz ve fagositoz yapan hücrelerde bol miktarda bulunur. ✔ İçeriğinde bulunan enzimler lizozom içindeyken pasif haldedir. Görevini yaptığı sırada aktif hale geçmektedir. (Aktifleştirme işlemi pH değişimi ile olmaktadır.) Görevleri; ✔ Hücre içi sindirim yapar. Fagositoz ve pinositozla içeri alınan besin kofunun etrafını sararak içeriğin sindirilmesini sağlar. Fagositozla içeri alınan molekül besin dışında bir mikroorganizma olabilir. ✔ Yaşlanmış ya da fonksiyonu bozulmuş organelleri parçalar. (Otofaji) ✔ Gerektiğinde kendini patlatır. İçeriğinde bulunan enzimler sitoplazmaya yayılır ve hücre kendini sindirir. Bu olaya otoliz denir. Bu durum hücre yaşlandığında ya planlanmış hücre ölümleri mekanizması için gereklidir. ✔ Lizozom aktivitesinin azalması bazı hastalıklara ve deri hücrelerinde lekelenmelere sebep olabilmektedir. 4) Koful ✔ Hücre içerisinde çeşitli görevleri bulunan organeldir. ✔ Genel olarak hayvan hücrelerinde çok sayıda küçük; bitki hücrelerinde ise az sayıda büyük kofullar bulunur. ✔ Bitki hücreleri yaşlandıkça koful büyüklükleri artar merkezde bulunan en büyük kofula merkezi koful denir. Bu koful bitki hücresi çok yaşlandığında diğer organelleri ve çekirdeği sıkıştırarak hücrenin ölmesine neden olur. Görevlerine göre kofullar; Depo kofulu: Genellikle bitki hücreleri de bulunur. Atık madde, pigment ve su depolanmasını sağlar. Besin kofulu: Endositozla alınan besini taşıyan kofuldur. Boşaltım kofulu: Ekzositozla atılacak maddeyi taşıyan kofuldur. Salgı kofulu: Ekzositoz ile salgılanacak salgıyı (enzim, hormon ya da özel bir madde) taşıyan kofuldur. Sindirim kofulu: Besin kofulu ile lizozom organelinin birleşmesi ile oluşan kofuldur. Endositoz ile hücre içine alınan besinin sindirilmesini sağlar. Kontraktil (Vurgan) koful: Tatlı sularda yaşayan ökaryot tek hücreli canlılarda hücre içine giren fazla suyun aktif taşıma ile dışarı atılmasını sağlayan kofuldur. Bu olay suyun enerji harcanarak atıldığı tek yerdir. 5) Peroksizom ✔ Hemen hemen tüm ökaryot hücrelerde bulunabilen ve H2O2’yi parçalayarak etkisiz hale getiren organeldir. ✔ Yağ asitlerinin solunuma katılma sürecinde oksijen kullanarak parçalanmasını sağlar. Bu şekilde mitokondriye yardım eder. Çift Zarlı Organeller 1) Mitokondri: ✔ Oksijenli solunum ile enerji üretiminin yapıldığı organeldir. Çok fazla enerji harcayan hücrelerde bol miktarda bulunur. (sinir hücresi , kas hücresi gibi..) ✔ İç ve dış olmak üzere iki zarı vardır. İç zar kıvrımlıdır. Bu kıvrımlara krista denir. Krista mitokondrinin yüzey alanını artırarak daha verimli çalışmasını sağlar. ✔ İçini dolduran sıvıya matriks denir. Matriks sitoplazma benzeri bir sıvıdır ve içerisinde inorganik ve organik maddeler bulunur. Matriks içerisinde enzim, ribozom organeli, DNA ve RNA moleküleri vardır. ✔ Kendini çoğaltabilir. Ancak kendi dış zarını üretecek olan nükleik asit şifresi kendi DNAsında bulunmadığından çoğalması hücre DNAsı kontrolündedir. ✔ Protein sentezi yapabilir. 2) Plastidler: ✔ Bitki hücrelerinde bulunan içerdiği pigmentler ile hücreye renk verebilen ve çeşitli görevleri olan organellerdir. ✔ İç ve dış olmak üzere çift zarlıdırlar. Üç çeşit plastid vardır. a) Kloroplast ✔ İçerisinde yeşil renk veren pigment bulunan (klorofil) plastidlerdir. ✔ Bulunduğu hücreye yeşil renk verir. Fotosentez yapabilen tüm ökaryotik hücrelerde bulunur. ✔ Kısa süreli nişasta depolayabilir. ✔ İç ve dış olmak üzere çift zarlıdır. İç zar düzdür. ✔ İçindeki sıvıya stroma denir. Bu sıvı sitoplazmaya benzer ve içerisinde inorganik ve organik maddeler bulunur. Ayrıca içinde enzim, ribozom, DNA ve RNA molekülleri bulunur. ✔ İçerisinde tilakoit zarların oluşturduğu üçüncü zar sistemi vardır. Bu zar sisteminde, grana (granum) denilen yapılar bulunur. Klorofil pigmentleri bu yapıların içinde bulunur. Granalar birbirine tilakoit ara lamellerle bağlıdır. Bu yapılar granalar tarafından yakalanmayan ışığı yakalayıp fotosentez verimi artırır. ✔ Kendini çoğaltabilir. Dış zarının genetik şifresi kendi DNA’sında bulunmadığından çoğalırken hücre DNA’sına bağlıdır. ✔ Protein sentezi yapabilir. b) Kromoplast ✔ Yeşil hariç renk pigmentlerini taşıyan plastidlerdir. Kırmızı: likopen Sarı: ksantofil Turuncu: karoten ✔ Bitkilerin çiçek yaprak ve kök gibi yapılarında bulunur. Taşıdığı rengi bitkiye verir. c) Lökoplast ✔ Renk pigmenti içermeyen plastidlerdir. ✔ Işık görmeyen kısımlarda bulunur. ✔ Bulunduğu hücreye göre farklı besin maddelerinin depolanmasını sağlar. Patates: Nişasta Pirinç: Nişasta Fasulye tohumu: Protein… ✔ Bitkilerin depo organlarının hücrelerinde bol miktarda bulunur. ✔ Gerekli çevre şartları sağlandığında plastidler birbirlerine dönüşebilirler. Örn: Olgunlaşan domatesin kırmızı olması Örn: Patatesin güneşte bekletildiğinde yeşile dönmesi HÜCRE İSKELET ELEMANLARI ✔ Ökaryot sitoplazması içerisinde bulunan protein yapılı lifli moleküllerdir. Üç çeşit hücre iskelet elemanı vardır. 1) Mikrofilament ✔ Aktin proteinlerinden oluşmuş en ince hücre iskelet elemanlarıdır. GÖREVLERİ: 1) Gerilmelere karşı koyarak hücrenin biçimini korur. 2) Kas hücrelerinin kasılmasını sağlar. (aktin) 3) Yalancı ayak ve mikrovillus oluşumu sağlar. 4) Hayvan hücrelerinde hücre bölünmesi sırasında boğumlanmayı sağlar. 5) Sitoplazmanın hareket etmesini sağlar. 2) Ara Filament ✔ Üst üste sarılmış lifli proteinlerden oluşan orta kalınlıktaki hücre iskelet elemanıdır. GÖREVLERİ: 1) Hücrenin şeklinin sabit kalmasını sağlar. 2) Çekirdek ve organellerin yerinin sabit kalmasını sağlar. 3) Deride bulunan ara filamentler keratin yapılıdır. Keratin yapılı ara filamentler deri hücreleri arasında bağlantı sağlayarak dayanıklılığını artırır. 3) Mikrotübül ✔ Tübülin proteinlerinden oluşmuş en kalın hücre iskelet elemanlarıdır. GÖREVLERİ: 1) Hücrenin şeklinin sabit kalmasını sağlar. 2) Hücre organellerinin gerektiğinde hareket etmesinin sağlar. 3) Sentriyol, sil ve kamçı yapıların yapısına katılır. 4) Hücre bölünmesi sırasında kromozomların hareketini sağlar. 5) Selüloz liflerinin düzenlenmesini sağlar. Sıradaki konu: Çekirdek Önceki konu: Hücre Zarı - Hücre Çeperi

  • İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - DİŞİ ÜREME SİSTEMİ | selinhoca

    KONULAR İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - DİŞİ ÜREME SİSTEMİ ✔ İnsanlar eşeyli üreme yapan canlılardır. ✔ Dişilerde ve erkeklerde aynı amaca hizmet eden üreme organları bulunur. Bu organların yapıları birbirinden farklıdır. Dişi Üreme Sistemi Dişilerde; ✔ Yumurta hücresini üretmek ✔ Doğuma kadar fetüsü taşımak ✔ Hormon salgılamak görevleri olan sistemdir. 1) Ovaryum (Yumurtalık): ✔ Sağlıklı bir kadında rahimin sağında ve solunda olmak üzere iki tanedir. ✔ Her biri içerisinde yumurta hücresinin üretiminde görev alacak, çok sayıda folikül vardır. ✔ Fetüs halindeyken foliküller oluşmaya başlar ve folikül içinde bulunan oogonyumlar farklılaşarak primer oosit halini alır. Primer oositler ergenliğe kadar değişikliğe uğramadan beklerler. ✔ Ergenlikle beraber foliküller gelişmeye başlar ve hipofiz hormonlarının denetimi ile östrojen ve progesteron hormonu salgılarlar. ✔ Her ay yumurtalıklardan bir tanesi içinde birden fazla folikül gelişmeye başlar. Sadece bir tanesi gelişimini tamamlayarak yumurta hücresini üretir. (Genellikle) 2) Fallopi Tüpü (Yumurta kanalı): ✔ Yumurtalıkları rahime bağlayan içi silli kanaldır. ✔ Yumurtalıkla bağlandığı bölgeye kirpiksi huni denir. ✔ Kirpiksi huni, yumurta hücresinin yumurta kanalına atılmasını sağlar. ✔ Yumurta burada döllenir. Döllenmiş yumurtanın (zigot) ilk mitoz bölünmelerini geçirdiği yer burasıdır. 3) Uterus (Rahim / Döl yatağı): ✔ Embriyonun doğuma kadar gelişimini ve büyümesini tamamladığı yerdir. ✔ İç tabakasına endometriyum denir. Bu tabaka embriyonun rahime tutunduğu ve belirli bir süre beslendiği yerdir. 4) Vajina: ✔ Döllenmemiş yumurtanın dışarı atıldığı yerdir. ✔ Normal doğum ile fetüsün dışarı çıktığı yerdir. ✔ Üretra ile bağlantısı yoktur. ✔ Üreme ana hücrelerinin mayoz bölünme ile üreme hücreleri oluşturmasına gametogenez denir. ✔ Gametogenez kadınlarda oogenez, erkeklerde spermatogenez olarak isimlendirilir. Oogenez ✔ Oogonyumların (yumurta ana hücresi) mayoz ile yumurta hücresi üretmesidir. 1) Kadınlarda oogenez fetüsken başlar, menopozla sonlanır. Fetüs halindeyken oogonyumlar mitoz bölünmeler ile primer oosit oluşturur. Oluşan bu hücreler ergenliğe kadar değişikliğe uğramadan bekletilir. Ergenlikle beraber her ay bir tanesi yumurta hücresini oluşturur. 2) Ergenlik ile beraber hormonların etkisi ile primer oosit mayoz I geçirerek sekonder oosit ve kutup hücresi halini alır. Kutup hücrelerinin sitoplazması azdır bu nedenle bir süre sonra kaybolur. Sekonder oosit ise mayoz II ye başlar. Metafaz II aşamasına geldiğinde ise bu aşamada durur. Folikül içinde çıkarak yumurta kanalına atılır. (Ovulasyon) 3) Yumurta kanalı içerisinde sperm ile karşılaşırsa döllenerek mayoz II ye kadığı yerden devam eder. Yumurta hücresi oluşturulur. Oluşan yumurta hücresi ile sperm hücresinin çekirdeği kaynaşır. Bol sitoplazmalı döllenmiş yumurta hücresi, az sitoplazmalı ikincil kutup hücresi oluşur. Kutup hücresi zamanla kaybolur. Yumurta Hücresinin Yapısı ✔ Sentrozom organeline sahip olmayan sitoplazması normal hücrelerden daha fazla olan n kromozomlu bir hücredir. ✔ Etrafı zona pellusida tabakası ile kaplıdır. Bu tabaka birden fazla spermin dölleme yapmasını ve farklı türdeki spermlerin dölleme yapmasına engel olur. ✔ Zona pellusida etrafında bulunan folikül hücreleri, yumurta hücresini besler ve zona pellusidayı üretir. Dişi Üreme Sisteminin Kontrolünü Sağlayan Hormonlar GnRH: Hipotalamustan salgılanarak hipofiz bezinin ön lobuna etki eder. Hipofiz bezinden FSH ve LH salgılanmasını sağlar. Hipofiz Hormonları ✔ FSH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Ovaryumları uyararak folikül gelişmesini ve folikülden östrojen hormonu salgılanmasını sağlar. ✔ LH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Ovulasyonu sağlar. Yırtılan folikülün yağ ile dolarak korpus luteum halini almasını sağlar. Ayrıca korpus luteumdan az miktarda östrojen çok miktarda progesteron salgılattırır. ✔ LTH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Süt bezlerinin gelişmesini ve annelik iç güdüsünün oluşmasını sağlar. ✔ Oksitosin: Hipofizin arka lobundan salgılanır. Rahim kaslarının kasılmasını sağlayarak doğumu başlatır ve süt bezlerinden süt salgılanmasını sağlar. Östrojen Folikülden salgılanarak rahim iç dokusunun gebeliğe hazırlanmasını sağlar. İkincil eşey karakterlerinin oluşmasını sağlar. Progesteron Korpus luteumdan salgılanır. Rahim iç duvarının gebeliğe hazırlanmasını sağlar. Gebelik süresince salgılanarak gebeliğin sonlanmasına engel olur.

  • FOTOSENTEZE GİRİŞ | selinhoca

    KONULAR FOTOSENTEZE GİRİŞ FOTOSENTEZE GİRİŞ ✔ İnorganik maddelerden ışık enerjisi ve klorofil pigmenti yardımı ile organik madde üretimine fotosentez denir. ✔ Fotosentez yaparak beslenen canlılara fotoototrof denir. FARKLI FOTOSENTEZ MEKANİZMALARI ✔ Fotoototrof canlılarda, fotosentezde kullanılan hidrojen kaynakları farklı olabilir. bu durum canlılarda farklı fotosentez mekanizmalarının görülmesine neden olmuştur. Hidrojen kaynağı olarak H2O kullanan canlılar ✔ Bitkiler, algler ve siyanobakteriler (mavi-yeşil alg) tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak su kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün olarak oksijen oluşturarak atmosferin oksijen miktarını artırırlar. Hidrojen kaynağı olarak: H2O Karbon kaynağı olarak: CO2 Oksijen kaynağı olarak: H2O 6CO2 + 12H2O --> C6H12O6 + 6O2 + 6H2O Hidrojen kaynağı olarak H2S kullanan canlılar ✔ Sülfür bakterileri tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak hidrojen sülfür kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün olarak kükürt oluştururlar. ✔ Oksijen üretmezler. Hidrojen kaynağı olarak: H2S Karbon kaynağı olarak: CO2 6CO2 + 12H2S --> C6H12O6 + 12S + 6H2O Hidrojen kaynağı olarak H2 kullanan canlılar ✔ Hidrojen bakterileri tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak hidrojen gazı kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün oluşturmazlar. ✔ Oksijen üretmezler. Hidrojen kaynağı olarak: H2 Karbon kaynağı olarak: CO2 6 CO2 + 12 H2 --> C6H12O6 + 6 H2O ✔ Robert Hill, fotosentezin reaksiyonları ile ilgili deneyler yaparak fotosentezin ışık reaksiyonları sonucu açığa çıkan oksijen gazının kaynağının CO2 değil, H2O olduğunu ortaya çıkarmıştır. Buna Hill Reaksiyonu denir. 6CO2 + 6H2O --> C6H12O6 + 6O2 Tüm Fotoototroflarda Görülen Durumlar ✔ Karbon kaynağı olarak CO2 kullanırlar. ✔ Klorofil ve ışık kullanırlar. ✔ Organik madde ve su oluştururlar. ✔ Hidrojen kaynağı kullanırlar. (Hidrojen kaynağı değişiklik gösterir.) ✔ Ökaryot hücrelerde klorofil pigmenti kloroplast organeli içinde yer alır. Bu nedenle kloroplast fotosentezden sorumludur. ✔ Prokaryot hücrelerde klorofil pigmenti hücre zarına bağlı olacak şekilde sitoplazmada bulunur. Hücre zarı ve sitoplazma beraberce kloroplast gibi görev yapar. Hücre zarı kloroplast içindeki tilakoit zar sisteminin görevini üstlenirken sitoplazma stromanın görevini üstlenmiştir. KLOROPLAST ✔ Klorofil pigmenti taşıyan yeşil plastiddir. ✔ Fotosentezin gerçekleşmesini sağlar. ✔ Dış ve iç olmak üzere iki katlıdır. İç zarı düzdür. ✔ İçi stroma ile doludur. Bu sıvı içerisinde DNA, RNA, ribozom, enzim de dahil olacak şekilde birçok organik ve inorganik madde bulunur. ✔ İçinde üçüncü bir zar sistemi bulunur. Buna tilakoit zar sistemi denir. Klorofiller granumların tilakoit zarına tutunmuş bir şekilde bulunur. Granumlar tilakoit ara lameller ile birbirine bağlanarak granaları oluşturur. ✔ Kendini eşleyebilir ve protein sentezi yapabilir. Işık ✔ Doğada çok farklı ışık türü vardır. Işık, dalga boylarına göre sıralanmıştır. Bu şekilde elektromanyetik spekturum oluşur. ✔ Elektromanyetik spektrumun 380nm ile 750nm arasındaki ışık fotosentez yapmaya uygundur. Bu ışığa görünür ışık denir. ✔ Görünür ışık (beyaz ışık) prizmadan geçirildiğinde ışık, dalga boylarına göre renklerine ayrılır. ✔ Işık cisimle karşılaştığında; Cismin içinden geçebilir. Yansıtabilir. Soğurabilir. Bunun nasıl olacağı cismin kimyasal özelliği ile ilgilidir. ✔ Görünür ışığı soğurabilen cisimlere pigment denir. ✔ Pigmentin soğurduğu ışık, fotosentezin gerçekleştirilmesine olanak tanır. Klorofil ✔ Fotosentezde görev alan birçok pigment vardır. En temel fotosentez pigmenti klorofildir. ✔ Klorofil pigmenti kırmızı ve mor ışığı soğururken yeşili yansıtır. Yeşili yansıttığından klorofil yeşildir. ✔ Klorofilin yapısında Mg, N, C, O, H atomları bulunur. Fe ise yapısına katılmaz. Ancak, üretimini sağlayan enzimin çalışması için gereklidir. Fotosenteze Yardımcı Pigmentler ✔ Klorofilin soğurabildiği dalga boylu ışıklardan daha farklı dalga boyundaki ışıkları soğururlar. Böylece farklı dalga boylarında da verimli fotosentez gerçekleşmesi sağlanır. ✔ Zararlı ışıklardan klorofili korurlar. Engelmann Deneyi Engelmann beyaz ışığı bir prizmadan geçirerek ışığın renklere ayrılmasını sağlamıştır. Renklere ayrılan ışığı ipliksi yeşil alg üzerine düşürmüştür. Yeşil algin etrafına oksijenli solunum yapan bakteri türü yerleştirmiştir. Bakterilerin kırmızı, mavi ve mor ışık etrafında daha çok; yeşil ışık etrafında ise daha az ürediği görülmüştür.

  • FOTOSENTEZ TEPKİMELERİ | selinhoca

    KONULAR FOTOSENTEZ TEPKİMELERİ Fotosentez Reaksiyonları ✔ Fotosentez ışık varlığında gerçekleşen bir reaksiyondur. ✔ Birbiri ile bağlantılı iki reaksiyondan oluşur, bunlar; ışığa bağlı ve ışıktan bağımsız reaksiyonlardır. Işığa Bağımlı Reaksiyonlar ✔ Işık gereklidir. ✔ Klorofil görev alır. ✔ Kloroplastın granasında (granumunda) gerçekleşir. (Tilakoit zar sistemi) ✔ Enzimler görev alır ancak enzim miktarı ışıktan bağımsız evreye göre oldukça az olduğundan sıcaklık değişimlerinde çok fazla etkilenmezler. Daha çok ışık etkisinde gerçekleşen reaksiyonlardır. ✔ Fotosistemler ve ETS görev alır. ✔ Su kullanılır. Su ışık yardımı ile oksijen, hidrojen ve elektrona parçalanır. (Fotoliz) Oksijen gaz olarak atmosfere verilir. Hidrojen ve elektron ETS etkisi ile NADP molekülüne aktarılır ve NADPH2 oluşturulur. Bu sırada fotofosforilasyon ile ATP üretimi yapılır ✔ Reaksiyon sonucunda O2 , ATP, NADPH2 üretilir. Üretilen oksijen atmosfere verilirken ATP ve NADPH2 organik madde üretiminin gerçekleşebilmesi için ışıktan bağımsız evreye gönderilir. Işığa bağımlı reaksiyonlarda 12 H2O 6 O2 12 NADP 12 NADPH2 18 ADP 18 ATP Kullanılır Üretilir Kemiozmozis: Tilakoit zarın her iki tarafındaki (tilakoit boşluk- stroma) hidrojen konsantrasyonuna bağlı olarak ATP üretim mekanizmasıdır. Işıktan bağımsız reaksiyon (Calvin Döngüsü) ✔ Işık gerekli değildir. Ancak gerçekleşmesi için ışığa bağımlı reaksiyona ihtiyacı olduğundan aydınlık ortamda gerçekleşir. ✔ Kloroplastın stromasında gerçekleşir. ✔ Enzimler görev alır bu nedenle sıcaklık değişimlerinden çok etkilenir. ✔ CO2, NADPH2 ve ATP kullanılır. ✔ CO2 özümlemesi ve indirgemesi olur. ✔ NADPH2 elektronlarını bırakıp NADP haline gelir (yükseltgenir). ✔ ATP de ADP haline gelir. ✔ NADP ve ADP ışıklı evre geri gönderilir. ✔ Organik madde ve H2O üretilir. ✔ Fotosentezde asıl kazanç PGAL (Organik madde)’dir. ✔ Geri dönüşüm reaksiyonları ile PGAL den aminoasit, yağ asidi, vitamin, glikoz gibi organik maddeler üretilir. Üretilen maddeler canlının türüne göre değişiklik gösterir. Üretilen glikozun bir kısmı solunumla harcanır. Bir kısmı ise maltoz, sükroz, nişasta ve selüloz sentezinde kullanılır. Işıktan bağımsız reaksiyonlarda 6 CO2 12 NADPH2 18 ATP harcanır Organik madde 12 NADP 18 ADP 6 H2O üretilir.

  • Kontrol Çok Allelik Eş Baskınlık | selinhoca

    Önceki konu: Monohibrit ve Dihibrit Çaprazlama KONTROL ÇAPRAZLAMASI ✔ Baskın fenotipli bir bireyin genotipini bulmak amacı ile aynı karakter bakımından çekinik fenotipli bir bireyle çaprazlanmasına kontrol ya da test çaprazlaması denir. ✔ Kontrol çaprazlaması ile istenilen türler ıslah edilebilir. EŞ BASKINLIK (KODOMİNANTLIK) ✔ Allel genler arasındaki baskınlığı eşit olması durumudur. ✔ Aralarında eş baskınlık olan genler heterozigot durumdayken birbirleri üzerine baskınlık kuramazlar. Bu durumda her iki geninde özelliğini taşıyan üçüncü bir fenotip meydana gelir. ✔ İnsanlarda görülen AB ve MN kan grubu eş baskınlık sonucu oluşmuştur. ÇOK ALLELLİK ✔ Bir karakterin oluşumundan sorumlu allel sayısının ikiden fazla olmasıdır. ✔ Diploit kromozomlu hücrelerde bir karakterin oluşumu ile ilgili en fazla iki çeşit allel bulunabilir. ✔ Genotip Çeşit Sayısı: n(n+1)/2 ✔ Fenotip Çeşit Sayısı: n (alleller arasında eş baskınlık varsa; n+eş baskınlık durumları) KAN GRUPLARI AB0 KAN GRUBU ✔ İnsanlarda kan nakillerinde görev alan kan gruplarından biridir. ✔ A, B ve 0 geninin çok allelliği ile kontrol edilir. ✔ A geni ile B geni birbirine eş baskındır. 0 geni ise çekinik gendir. A = B > 0 ✔ Genlerin farklı genotipler ile yan yana gelmesi ile 4 farklı fenotipte kan grubu oluşur. (A, B, AB ve 0) Antijen (Aglütinojen): Bir canlıya dışarıdan giren yabancı proteindir. Antikor (Aglütinin): Bağışıklık sisteminin antijene karşı ürettiği protein yapılı savunma proteinidir. RH KAN GRUBU ✔ İnsanlarda kan nakillerinde dikkat edilen diğer kan grubu Rh dır. ✔ Rh proteinine sahip olmak (R), Rh proteinine sahip olmamaya (r) tam baskındır. R>r KAN UYUŞMAZLIĞI (ERİTROBLASTOSİS FETALİS) ✔ A-B-0 kan grubu farketmeksizin, annenin Rh (-), babanın Rh (+) ve çocuğun Rh (+) olması durumudur. ✔ Annenin kanında bulunan D antikoru, çocuğa geçerek çocuktaki Rh antijenlerini çökeltmeye başlar, bu durumda çocukta ölü doğum, düşük ya da sakatlıklar görülebilir. ✔ Bu durumdan korunmak için kan uyuşmazlığı ihtimali olan ailelerde annenin hamilelik döneminde aşı olması gerekmektedir. PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE 2 Sıradaki konu: Eşeye Bağlı Kalıtım

  • MADDE VE ENERJİ AKIŞI | selinhoca

    KONULAR MADDE VE ENERJİ AKIŞI

bottom of page