top of page

Arama Sonuçları

"" için 99 öge bulundu

  • 11. SINIF YAZILI SORULARI | selinhoca

    1. DÖNEM YAZILI SORULARI PDF İNDİR - 11. SINIF 1. DÖNEM 1. YAZILI (2023 - 2024) PDF İNDİR - 11. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI PDF İNDİR - 11. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI (2023 - 2024) PDF TEST İNDİR - 11. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI 2. DÖNEM YAZILI SORULARI PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI (1. SENARYO) (2023 - 2024) PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI(2. SENARYO) (2023 - 2024) PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 2. YAZILI PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI PDF TEST İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 2. YAZILI

  • 10. SINIF YAZILI SORULARI | selinhoca

    1. DÖNEM YAZILI SORULARI PDF İNDİR - 10. SINIF 1. DÖNEM 1. YAZILI (2023 - 2024) PDF İNDİR - 10. SINIF 1. DÖNEM 1. YAZILI (2023 - 2024) PDF İNDİR - 10. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI (2023 - 2024) PDF TEST İNDİR - 10. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI 2. DÖNEM YAZILI SORULARI PDF İNDİR - 10. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI (1. SENARYO) (2023 - 2024) PDF İNDİR - 10. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI (2. SENARYO) (2023 - 2024) PDF İNDİR - 1. SINIF 2. DÖNEM 2. YAZILI PDF İNDİR - 10. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI PDF TEST İNDİR - 10. SINIF 2. DÖNEM 2. YAZILI

  • Fermentasyon Oksijensiz Solunum | selinhoca

    Hücresel Solunum - Fermantasyon Diğer video izleme seçenekleri ​ Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle ​ PDF İndir ​ PDF 2022 Anlatımları ​ PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu Diğer video izleme seçenekleri ​ ​ Özel Ders versiyonu izle PDF İndir ​​ PDF 2022 Anlatımları PDF Özel Ders versiyonu Hücresel Solunum ​ ✔ Besinlerin hücre içerisinde parçalanması ile ATP üretimini sağlayan mekanizmaya Hücresel Solunum denir. ✔ Hücresel solunum sonucu açığa çıkan serbest enerji, ATP içine yerleştirilerek canlının hayatsal faaliyetlerinin (Fotosentez ve kemosentezde kullanılmaz.) yerine getirilmesinde kullanılır. ✔ Her canlının hücresel solunum mekanizması vardır. Tüm hücresel solunum mekanizmaları Glikoliz Reaksiyonu ile başlar. Daha sonra enzimler ve oksijenin varlığına göre farklı şekilde ilerler. Oksijenli Solunum (Aerobik): Oksijen yardımı ile besin monomerlerinin parçalanarak enerjinin üretildiği solunum reaksiyonudur. ​ Oksijensiz Solunum (Anaerobik) : Oksijen olmadan besin monomerlerinin parçalanarak enerjinin üretildiği solunum reaksiyonudur. Fermantasyon: Enzimler yardımı ile besin monomerlerinin kısmen parçalanması ile enerjinin üretildiği solunum reaksiyonudur. ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ GLİKOLİZ REAKSİYONU ✔ Canlının hücresel solunum mekanizması hangisi olursa olsun tüm mekanizmalar Glikoliz Reaksiyonu ile başlar. ✔ Glikoliz reaksiyonu tüm canlılarda sitoplazmada gerçekleşir. Çünkü glikoliz reaksiyonunun gerçekleşmesini sağlayan enzimler tüm canlılarda sitoplazmada bulunur. Bu durumda glikoliz reaksiyonunu gerçekleştirmek canlıların ortak özelliğidir. ✔ Glikozu aktifleştirmek (kararsızlaştırmak) için 2 tane ATP harcanır. Bu ATP solunum reaksiyonunun aktivasyon enerjisidir. Bunun sonucunda kararsız ara bileşik oluşur. (Fruktoz bifosfat) ✔ Kararsız ara bileşik kendiliğinden ikiye bölünerek 2 tane PGAL (3C) oluşturur. ✔ Her bir PGAL yükseltgenip, NAD indirgenerek 2 tane NADH2 oluşur. ✔ Substrat düzeyinde fosforilasyon ile 4 tane ATP üretilir. ✔ 2 tane pirüvat oluşur. ​ ✔ Net olarak 2 ATP üretilmiş olur. Üretilen ATPler canlının hayatsal faaliyetlerinde kullanılır. ✔ NADH2’ler canlının solunum mekanizmasına göre değerlendirilir. ✔ Üretilen pirüvat canlının hücresel solunum mekanizmasına uygun olarak bir yola girer. Pirüvat organik bir madde olduğundan glikoz bu reaksiyonda tam olarak parçalanamamıştır. Bu nedenle ATP üretimi az olmuştur. ​ OKSİJENSİZ SOLUNUM ​ ✔ Bazı prokaryotlar besin monomerlerini oksijen dışındaki inorganik maddeler ile parçalar. ✔ ETS görev alır. ✔ Elde ettikleri ATP miktarı oksijenli solunma göre az, fermantasyona göre çoktur. ✔ Azot döngüsünde rol alan denitrifikason bakterileri, denitrifikasyon olayını oksijensiz solunum mekanizmaları ile gerçekleştirirler. Bu canlılar çoğunlukla heterotrof olmalarına rağmen, kemoototrof olanları da vardır. ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ FERMANTASYON ​ ✔ Organik monomerlerin enzimler tarafından oksijen ya da farklı bir inorganik madde kullanılmadan parçalanması ile gerçekleştirilen hücresel solunumdur. ✔ Organik maddelerin parçalanması kısmen gerçekleştiğinden diğer solunum çeşitlerine göre oldukça az miktarda enerji üretimi gerçekleştirilir. ✔ Prokaryot ve ökaryot olan birçok canlıda görülebilir. Bakteri, mantar, bitki tohumları, bağırsak solucanları ve memeli canlıların çizgili kaslarında görülür. ✔ Glikoliz ve ürün oluşum aşaması olmak üzere iki aşamada gerçekleşir. ✔ Enerji üretimi sadece glikoliz aşamasında gerçekleşir. ✔ Ürün oluşum aşamasında glikolizin son ürünü olan pirüvat canlının türüne göre alkol ya da laktik asit gibi organik maddelere dönüştürülür. ✔ Fermantasyon yapabilen canlılar endüstriyel alanda kullanılır. Yoğurt, peynir, alkollü içecek, boza, sucuk, sosis ve ekmek gibi gıda ürünleri üretilir. ​ ETİL ALKOL FERMANTASYONU ​ ✔ Son ürün olarak etil alkolün üretildiği fermantasyon çeşididir. ✔ Bazı bakteriler, maya hücreleri ve bitki tohumlarında görülür. Maya hücreleri oksijen varlığında oksijenli solunum, oksijensiz ortamda ise etil alkol fermantasyonu yaparlar. ✔Endüstride bira, şarap, boza, ekmek ve saf alkol üretiminde kullanılır. ✔ Etil alkol fermantasyonu sitoplazmada gerçekleşir. ✔ Glikoliz ile üretilen pirüvat ve NADH2 etil alkol oluşum aşamasına katılırken ATP hayatsal faaliyetlerde kullanılır. ✔ Oluşan pirüvat yapısından bir molekül CO2 ayrılır. Asetaldehit oluşur. ✔ Asetaldehitin indirgenmesi, NADH2’nin yükseltgenmesi sonucu etil alkol oluşur. ✔ Asetaldehit, etil alkol fermantasyonunun ara bileşiğidir. Ayrıca bu reaksiyonun son indirgenen molekülüdür. ✔ 1 tane glikozdan 2 tane etil alkol, 2 tane CO2 ve net 2 ATP üretilir. ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ LAKTİK ASİT FERMANTASYONU ​ ✔ Son ürün olarak laktik asidin üretildiği fermantasyon çeşididir. ✔ Bazı bakteriler ve omurgalıların çizgili kas hücrelerinde görülür. ✔Endüstride peynir, kefir, yoğurt, turşu üretiminde kullanılır. Ayrıca, asit özelliğinde bir madde olduğundan gıdaların içerisinde zararlı mikroorganizmaların üremesini engelleyerek koruyucu etki yapar. ✔ Laktik asit fermantasyonu sitoplazmada gerçekleşir. ✔ Glikoliz ile üretilen pirüvat ve NADH2 laktik asit oluşum aşamasına katılırken ATP hayatsal faaliyetlerde kullanılır. ✔ Oluşan pirüvatın indirgenmesi, NADH2’nin yükseltgenmesi sonucu laktik asit oluşur. Bu reaksiyonun son indirgenen molekülü pirüvattır. ✔ Laktik asit fermantasyonunda CO2 çıkışı görülmez. Bu nedenle oluşan laktik asit geri dönüşüm reaksiyonları ile pirüvat haline hatta glikoz halline getirilebilir. ✔ 1 tane glikozdan 2 tane laktik asit ve net 2 ATP üretilir. ​ ✔ Omurgalıların çizgili kas hücreleri oksijen yetersiz olduğunda laktik asit fermantasyonu yapar. Üretilen laktik asit kasta birikir ve yorgunluğa neden olur. Laktik asitler kana geçer; kanda belirli bir düzeye gelince beyindeki yorgunluk ve uyku merkezini uyarır; uyku gelmesine ve kaslarda ağrı oluşumuna neden olurlar. Dinlenme durumunda laktik asitlerin bir kısmı karaciğere gider ve burada pirüvata dönüştürülür. Pirüvatın bir kısmı oksijenli solunumda kullanılırken, bir kısmı glikoz haline getirilir ve glikojen halinde depolanır. Laktik asitlerin bir kısmı ise kas hücrelerinde pirüvata dönüştürülür. ​ Etil Alkol ve Laktik Asit Fermantasyonunun Karşılaştırılması ​ Etil Alkol Fermantasyonu ✔ Etil alkol oluşur. ✔ Oluşan son organik ürün 2 karbonludur. (Organik ve inorganik ürün) ✔ Karbondioksit oluşur. ✔ Kapalı kap basıncını artırır. ✔ Geri dönüşümü yoktur. ​ Laktik asit Fermantasyonu ✔ Laktik asit oluşur. ✔ Oluşan son organik ürün 3 karbonludur. (Organik ürün) ✔ Karbondioksit oluşmaz. ✔ Kapalı kap basıncını değiştirmez. ✔ Geri dönüşümü vardır. ​ Sıradaki konu: Oksijenli Solunum Önceki konu: Kemosentez

  • Nükleik Asitler | selinhoca

    Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları ​ PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu ✔ Canlılarda gerçekleşen tüm hayatsal olayları denetleyen ve genetik özelliklerin nesilden nesile aktarılmasını sağlayan moleküllerdir. ✔ Virüsler dahil tüm canlılarda bulunurlar. ✔ Temel yapı birimlerine nükleotit denir. Nükleotit Bir nükleotit üç kısımdan oluşmuştur. 1. Organik baz 2. Pentoz 3. Fosfat (Fosforik asit) ​ 1) Organik baz: Yapısında C, H, O ve N atomları bulunur. Nükleotitler, içerdikleri organik baza göre isimlendirilir. Pürin ve pirimidin organik bazları olmak üzere iki çeşittir. Pürin Bazı: Çift halkalı iskelete sahip organik bazlardır. Adenin (A) ve guanin (G) olmak üzere iki çeşittir. ​ Pirimidin Bazı: Tek halkalı iskelete sahip organik bazlardır. Timin (T), sitozin (S, C) ve urasil (U) olmak üzere üç çeşittir. ​ 2) Pentoz: 5 karbonlu monosakkaritlerdir. Nükleik asitler içerdikleri pentoza göre isimlendirilir. (DNA ve RNA) Deoksiriboz ve riboz olmak üzere iki çeşittir. ​ 3) Fosfat (Fosforik Asit): Kapalı formülü H3PO4 tür. ✔ Organik baz ile pentozun beraberce oluşturduğu yapıya ise nükleozit denir. ✔ Organik baz ile pentoz arasında glikozit bağı vardır. ✔ Pentoz ile fosfat arasında ise fosfoester bağı (ester bağı) bulunur. ​ DNA (Deoksiribonükleikasit) ✔ Temel nükleik asittir. Canlılardaki genetik özelliklerin nesilden nesile aktarılmasını sağlar. ✔ Prokaryot hücrelerin sitoplazmasında, ökaryot hücrelerde çekirdek, mitokondri ve kloroplast organelinde bulunur. ✔ Yapısında adenin, guanin, sitozin ve timin organik bazları; deoksiriboz pentoz şekeri ve fosforik asit bulunur. ✔ Nükleotitlerin üst üste bağlanması ise fosfodiester bağı ile olur. Bir fosfodiester bağı bir nükleotidin pentozu ile diğer nükleotidin fosforik asit arasında oluşturulur. Bu şekilde polinükleotit zincirleri oluşur. ✔ İki tane polinükleotit zincirinin karşılıklı yan yana gelmesi ile oluşmuştur. İki zincir birbirine hidrojen bağı ile bağlanır. Bu bağlar, zayıf bağlar olduğundan kurulumu sırası su açığa çıkmaz. Hidrojen bağları, karşılıklı gelen iki nükleotidin organik bazları arasında oluşturulur. ✔ Hidrojen bağları daima; adeninin ile timin nükleotit, guaninin ile sitozin nükleotit arasında oluşur. Adenin ile timin arasında ikili, guanin ise sitozin arasında üçlü bağ kurulur. ✔ Zincirler sarmal şeklindedir. Bu nedenle ikili sarmal olarak adlandırılır. ✔ Urasil organik bazı ve riboz pentoz şekeri yapısında bulunmaz. ✔ Hücre bölünmesinin başlangıcında kendini yarı korunumlu olarak eşler. (Replikasyon) ​ RNA (Ribonükleikasit) ✔ Protein sentezi sırasında DNA üzerindeki şifrelerden üretilerek (transkripsiyon) proteinin üretilmesini sağlayan nükleik asittir. ✔ Prokaryot hücrelerde sitoplazmada ve ribozomda; ökaryot hücrelerde çekirdek, kloroplast, mitokondri, ribozom ve sitoplazmada bulunur. ✔ Yapısında adenin, guanin, sitozin ve urasil organik bazları; riboz pentoz şekeri ve fosforik asit bulunur. ✔ Bir tane polinükleotit zincirinden oluşmuştur. ✔ Bazı çeşitlerinde (r ve t) aynı polinükleotit zincirinin kendi üzerine katlanması sonucu hidrojen bağı bulunur. ✔ Timin organik bazı ve deoksiriboz pentoz şekeri yapısında bulunmaz. ✔ Kendisini eşleyemez. DNA tarafından oluşturulur. ✔ Yapısında A = U ve G = S eşitliği yoktur. ​ RNA Çeşitleri ✔ mRNA (mesajcı RNA): DNA üzerindeki şifrenin gerekli kısmını alarak ribozoma taşıyan RNA’dır. ✔ tRNA (taşıyıcı RNA): mRNA üzerindeki genetik şifreye göre aminoasitleri ribozoma taşıyan RNA’dır. Yapısındaki polinükleotit zinciri kendi üzerine katlanmalar yapar. Bu nedenle yapısında hidrojen bağı vardır. ✔ rRNA (ribozomal RNA): Ribozomun yapısına katılan RNA’dır. Protein sentezi sırasında enzim gibi görev yaparak aminoasitlerin birbirine bağlanmasını sağlar. Çekirdekçikte üretilir. Yapısındaki polinükleotit zinciri kendi üzerine katlanmalar yapar. Bu nedenle yapısında hidrojen bağı vardır. ​ Nükleik Asitler Önceki konu: Enzimler Sıradaki konu: ATP ve Hormon

  • Damar | selinhoca

    Damarlar Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 2022 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu DAMARLAR ​ ✔ Dolaşım Sisteminde görev alan damarlar şunlardır; a) Atardamar ✔ Kanı kalpten alarak vücuda dağıtan damarlardır. ✔ Yapılarında dıştan içe doğru; Bağ doku Düz kas Tek katlı yassı epitel bulunur. ✔ Bağ doku içerisinde çok fazla lif yer alır. Ayrıca düz kas tabakası içinde elastik lifler vardır. Bu lifler damarın basınca karşı dayanıklı olmasını sağlar. ✔ Kan basıncı ve kan akış hızı en fazla olan damardır. ✔ Temiz kan taşırlar. (Akciğer atardamarı hariç) ✔ İç yüzeyi pürüzsüzdür. Kapakçık bulunmaz. ​ b) Kılcal Damar ✔ Atardamarlarla toplardamarlar arasında yer alırlar. ✔ Tek katlı epitel tabakasından oluşmuşlardır. ✔ Çapları en küçük olan (en ince) damarlardır. ✔ Kan akış hızının en düşük olduğu damardır. ✔ Doku hücreleri ile kan arasında madde alışverişini sağlarlar. (starling hipotezi) ✔ Kapakçık bulunmaz. ✔ Kan basıncı toplardamarlardan fazla, atardamarlardan azdır. ​ 3) Toplardamar ✔ Vücuttan toplanana kanı kalbin sağ kulakçığına getiren damardır. ✔ Kirli kan taşırlar. (Akciğer toplardamarı hariç) ✔ Çapları en büyük (en kalın) olan damarlardır. ✔ Dıştan içe doğru üç tabakadan meydana gelmiştir. Bağ doku Düz kas Tek katlı yassı epitel tabakasından oluşmuştur. ✔ Atardamarlardan farklı olarak bağ dokudaki lif sayısı azdır. Ayrıca düz kas tabakası daha ince olup elastik lif bulundurmaz. Çünkü, kan basıncı az olduğundan gerilime karşı çok fazla dayanıklı olmasına gerek yoktur. ✔ Vücudun alt tarafında bulunan toplardamarlarda kanın geriye doğru akmasını engelleyen kapakçıklar vardır. ✔ Kan akışı kılcal damarlardan fazla atardamarlardan azdır. ✔ Kan basıncının en az olduğu damarlardır. ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ Damarlarda Kanın Hareket Ettirilmesini Sağlayan Durumlar Atardamarlarda Kanın Hareketi ✔ Karıncıkların kasılmasıyla oluşan basınç ✔ Atardamardaki düz kaslar ✔ Arkadan gelen kanın öncekini itmesi ✔ Yerçekimi ​ Toplardamarlarda Kanın Hareketi ✔ Kulakçıkların gevşemesiyle oluşan emme kuvveti ✔ Toplardamarların etrafını saran iskelet kaslarının kasılması ✔ Toplardamar içindeki kapakçıklar ✔ Soluk alma ile akciğer içindeki basıncın düşmesi ✔ Üst bölgelerdeki toplardamarlarda için yerçekimi Nabız: Kalbin kulakçık ve karıncıktaki kasılma ve gevşemelerine paralel olarak atardamarlarda meydana gelen ritmik kasılma ve gevşemelerdir. Nabız sayısı kalp atış sayısına eşittir. Tansiyon (Kan basıncı): Kalpten atardamarlara pompalanan kanın damarlara yaptığı basınçtır. ✔ Karıncıkların kasılmasıyla kan pompalandığından atardamarlardaki kan basıncı artar. Buna sistol basıncı ya da büyük tansiyon denir. ✔ Karıncıkların gevşemesi sırasında ise atardamarlardaki basınç düşer. Buna diastol basıncı ya da küçük tansiyon denir. ​ STARLİNG HİPOTEZİ ✔Kılcal kan damarlarındaki madde alışverişini açıklayan hipotezdir. ✔ Atardamarlar ve toplardamarlar yapıları nedeni ile madde alışverişine izin vermezler. ✔ Kılcal damarlar ise sadece tek katlı epitelden oluştuklarından madde alışverişine izin verirler. ✔ Madde alışverişi kan ile kana benzeyen doku sıvısı arasında olur. Bu madde alışverişi kılcal damarlardaki ozmotik basınç ile kan basıncı arasındaki farkla sağlanır. ✔ Kan içinde bulunan proteinlerden dolayı kılcal damarın ozmotik basıncı doku sıvısından yüksektir. Bu proteinler damar dışına çıkamadığından ozmotik basınç kılcal damar boyunca hiç değişmez. ✔ Kan basıncı ise atardamardan toplardamara doğru azalır. ✔ Kan basıncının herhangi bir nedenle artması sonucunda kılcal damardan doku sıvısına madde geçişi artar. Bu olay ödeme yol açar. Ödemin nedenleri ✔ Kan basıncının artması ✔ Kanın ozmotik basıncının düşmesi ✔ Doku sıvısının ozmotik basıncının artması ✔ Doku sıvısının mineral miktarının artması ✔ Lenf kılcallarının tıkanması ✔ Organlara mekanik darbelerin gelmesi ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ KAN DOLAŞIMI ​ İnsanda kan dolaşımı küçük ve büyük kan dolaşımı olmak üzere ikiye ayrılır. ​ Küçük Kan Dolaşımı İbn Nefs tarafından keşfedilmiştir. ✔ Kalp ve akciğerler arasında yapılır. ✔ Amacı kanın temizlenmesini sağlamaktır. ​ Büyük Kan Dolaşımı ✔ Kalp ile vücut arasında olur. ✔ Amacı, besin maddelerini ve oksijeni hücrelere, atık maddeleri boşaltım organlarına taşımaktır. ✔ Her organa bir atar bir de toplardamar girişi vardır. (karaciğer hariç) ✔ Aort kalpten çıktıktan sonra dallanarak çeşitli atardamarlar halinde organlara giriş yapar. Bu sırada kılcal damar haline gelmediğinden içeriği değişmez. (Böbrek atardamarı, karaciğer atardamarı…) ;Organ içerisinde kılcal damar haline gelen damarlarda madde alışverişi gerçekleşir ve atık maddeler toplardamarda birleştirilerek kalbe geri dönüş yapar. ✔ Sindirim organlarından çıkış yapan toplardamar ise kalbe dönüş yapmadan önce karaciğere uğrar.(kapı toplar damarı) Karaciğerden karaciğer toplardamarı halinde ayrıldıktan sonra kalbe giriş yapar. ✔Kalbe gelen bir madde vücuda dağılmadan önce akciğere uğramak zorundadır. (Küçük kan dolaşımı) Örneğin; Böbrekte üretilen bir maddenin karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Böbrek --> Kalp --> Akciğer --> Kalp --> Karaciğer Örneğin; Pankreasta üretilen insülin hormonunun karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Pankreas --> Karaciğer (Kalp ve akciğere uğramaz çünkü, pankreas sindirim organıdır ve karaciğer ile arasında bağlantı vardır.) ​ Sıradaki konu: Kan - Lenf Dolaşımı Önceki konu: Kalp

  • Kitap Önerileri | selinhoca

    KİTAP ÖNERİLERİ Bu videoda sizlere Limit Yayınları Biyoloji El kitabı ve TYT AYT Biyoloji Soru Bankası ile Esen Yayınları TYT AYT Biyoloji Soru Bankası kitaplarından bahsetim. Faydalı olması dileğiyle... Bu videoda sizlere kendi kitaplarımdan bahsettim. Belki de çoğu kişinin bilmediği bir 9. Sınıf Biyoloji Soru Bankası kitabım var. Bunun dışında TYT ve AYT Biuyoloji Ders Notları kitaplarımı ve TYT Biyoloji Denemeleri kitabımı sizler için anlattım. Videolarla birlikte kullanabileceğiniz gibi karekodları okutarak da soruların çözümlerine ulaşabilirsiniz. AYT Biyoloji Denemeleri kitabım da yakın zamanda sizlerle olacak. Bu video ile size Okyanus Yayınları’na ait kitaplardan bahsetmek istedim. AYT Master Biyoloji kitabı çok zor sorular çözmek isteyenler için iyi bir kaynak olacağını düşünüyorum. Diğer kitaplar ile ilgili detaylı yorumlarıma da video içeriğinden ulaşabilirsiniz.

  • Proteinler ve Vitaminler | selinhoca

    Önceki konu: Lipitler Sıradaki konu: Enzimler Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir PDF 202 2 Anlatımları PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu 3) PROTEİNLER ✔ Canlıların yapısında en fazla bulunan organik moleküldür. ✔ Yapısında C, H, O ve N bulunur. Bazılarında S ve P’da bulunabilir. ✔ Yapıcı – onarıcıdırlar. Zorunlu durumlarda enerji verici olarak da kullanılırlar. ✔ Enzim ve hormon yapısını oluşturduklarından düzenleyicidirler. ✔ İnsan vücudunda depo edilemezler. Fazlası yağa dönüştürülerek depolanır. ✔ Monomerleri aminoasittir. Aminoasitler hücre zarından geçebilir. ✔ Genetik madde üzerindeki şifreye göre dehidrasyon sentezi ile ribozomda üretilirler. ​ Amino Asit ✔ Aminoasitler proteinlerin temel yapı birimleridir. ✔ Yapısında karbon atomuna bağlı üç grup bulunur. Bunlar; - amino grup (NH2), - karboksil grup (COOH) ve - radikal gruptur (R). ✔ Ortamda birikmesi asitliği artırıp pH’ın düşmesine neden olur. ✔ Yapısında bulunan amino grup nedeni ile bazik, karboksil grup nedeni ile asit özellik gösterirler. Bu nedenle amfoter özelikte maddelerdir. ​ ✔ Doğada 20 çeşit amino asit vardır. Aminoasitlerin birbirinden farklı olmasının nedeni radikal grup yerine bağlanan molekül çeşididir. ✔ Doğada bulunan 20 çeşit aminoasitten 8 tanesi hayvanlar tarafından üretilemez ve dışarıdan hazır alınması gerekir. Tamamı ise bitkiler tarafından üretilebilir. Dışarıdan hazır alınması gereken bu aminoasitlere temel (esansiyel) aminoasit denir. ​ Peptitleşme ✔ Aminoasitler birbirine bağlanarak protein yapısını oluşturur. İki amino asit birbirine bağlanırken birinin amino grubu ile diğerinin karboksil grubu arasında peptit bağı kurulur. Bu bağın kurulması sırasında da bir molekül su açığa çıkar. Bu olaya peptitleşme denir. ✔ İki amino asit birleşirse: Dipeptit ✔ üç amino asit birleşirse: Tripeptit ✔ çok sayıda amino asit birleşirse: Polipeptit oluşur. ​ ✔ Üretilen polipeptitler işlevsizdir. Polipeptitlerin bu haline primer yapı denir. ✔ Proteinin görev yapabilir hale gelmesi için polipeptit üzerinde küçük değişiklikler yapılarak polipeptide üç boyutlu bir hal kazandırılır ve aktif hale getirilmiş olur. Primer --> Sekonder --> Tersiyer --> Kuaterner ✔ Polipeptitlerin yapısına hangi aminoasit çeşidinin hangi sırayla geleceği DNA tarafından belirlenir. Yakın akraba olan canlılarda DNA benzer olacağından proteinlerde benzer olacaktır. Proteinlerin birbirinden farklı olma sebepleri - Aminoasit sayısının farklı olması - Aminoasit sıralamasının farklı olması - Aminoasit çeşitlerinin farklı olması - Üretiminde görev alacak genetik madde bölgesinin (gen) farklı olmasıdır. ​ ✔ Proteinler yüksek ısı, yüksek basınç, pH değişikliği gibi etkenler karşısında dayanıksızdır ve yapıları bozulur. Bu olaya denatürasyon denir. Denatürasyona uğramış bir protein eski haline dönemez. NOT: Eğer çevresel etkiler çok fazla değilse, bazı proteinlerin uğradığı denatürasyon geri dönüşümlü olabilir. Buna renatürasyon adı verilir. Ancak, hayati öneme sahip çok sayıda proteinin denatürasyonu kalıcıdır. ​ Proteinlerin Canlılar için Önemi ✔ Enzim ve hormonların yapısına katılır. ✔ Bağışıklığın sağlanmasında görev alır. (antikor) ✔ Doku onarımında kullanılır. ✔ Solunum gazlarının taşınmasında görev alır ve kana kırmızı renk verir. (hemoglobin) ✔ Kanın pıhtılaşmasında görev alır. (trombojen ve fibrinojen) ✔ Kanın ozmotik basıcını ve dokular ile kan arasındaki madde alışverişini düzenler. (albümin ve globülin) ✔ Kas kasılmasında görev alır. (aktin ve miyozin) ✔ Kas yapısında oksijen depolar ve kasa kırmızı renk verir. (miyoglobin) ​ 4) VİTAMİNLER ✔ Vücut metabolizması için gerekli olan ancak insan vücudunda üretilemeyen organik maddelerdir. ✔ Dışarıdan hazır olarak alınır ya da öncül maddelerden dönüştürülürler. (esansiyel) ✔ Hidroliz edilemezler. Monomerleri yoktur. Hücre zarından doğrudan geçebilirler. ✔ Yüksek ısı, sıcaklık, metal ve hava ile temas durumlarında yapıları bozulur. ✔ Düzenleyicidirler. ✔ Enzimlerin yapısına katılarak koenzim olarak görev görürler. ✔ Suda ya da yağda çözünme durumlarına göre ikiye ayrılırlar. ​ SUDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER: ✔ B ve C vitaminleridir. ✔ Suda çözünürler. Bu nedenle fazlası depolanamaz ve idrarla dışarı atılır. ✔ Eksiklikleri hemen ortaya çıkar. YAĞDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER: ✔ A, D, E ve K vitaminleridir. ✔ Yağda çözünürler. Fazlası karaciğerde ve yağ dokuda depo edilir. ✔ Eksiklikleri geç ortaya çıkar. ​ A Vitamini: Yağda çözünen vitamindir. Bitkilerden provitamin A olarak alınır; karaciğer ve incebağırsak hücrelerinde A vitamini haline dönüştürülür. Eksikliğinde gece körlüğü (tavuk karası) hastalığı görülür. B Vitamini: Besinlerden enerji elde edilmesinde görev alan suda çözünen vitaminlerdir. Çeşitleri vardır. Eksikliğinde beriberi hastalığı, sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, saç dökülmesi gibi rahatsızlıklar görülür. İnsan bağırsağında yaşayan mutualist bakteriler tarafından üretilebilir. C Vitamini: Enzimlerin çalışmasına yardım eden suda çözünen bir vitamindir. Eksikliğinde yaraların geç iyileşmesi, metabolizma bozukluğu ve skorbüt hastalığı gibi bozukluklar görülür. D Vitamini: Provitamin D olarak alınan ve deri hücrelerinde ultroviyole ışınların etkisi ile sentezlenen yağda çözünen vitamindir. Eksikliğinde çocuklarda raşitizm hastalığı, yetişkinlerde osteomalazi hastalığı görülür. ​ E Vitamini: Isıya karşı dayanıklı olan yağda çözünen vitamindir. Eksikliğinde üreme bozuklukları, karaciğerde bozukluk görülür. K Vitamini: İnsanda bağırsakta yaşayan mutualist bakteriler tarafından üretilebilen yağda çözünen vitamindir. Eksikliğinde kanın pıhtılaşmasında gecikme ya da pıhtılaşmama görülür. ​ NOT: A ve D vitaminleri, provitamin halinde alınır. NOT: B ve K vitaminleri, insanda mutualist yaşayan bakteriler tarafından üretilebilir. Proteinler ve Vitaminler

  • Komünite Ekolojisi | selinhoca

    Komünite Ekolojisi (YENİ) Komünite Ekolojisi Diğer video izleme seçenekleri ​ Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle PDF İndir ​ PDF Tablet versiyonu PDF Özel Ders versiyonu Komünite Ekolojisi ✔ Komünite: Bir alan ya da habitat içerisinde bulunan tüm popülasyonların oluşturduğu topluluktur. ✔ İndikatör (gösterge) tür: Bir komünitedeki çevre değişikliklerinden çok çabuk etkilenin türdür. Örneğin, Alabalıklar temiz ve oksijeni bol sularda yaşar. Bir su ekosisteminde alabalıkların çok olması o bölgenin temiz ve oksijeni bol olduğunu gösterir. Denizanaları, kirli sularda yaşarlar. Bir su ekosisteminde denizanalarının çoğalması o bölgenin kirli olduğunu gösterir. ✔ Baskın (dominant) tür: Bir komünitede sayıca diğer canlılardan daha fazla yani toplam biyokütlesi en fazla olan türdür. ​ ✔ Kilit taşı tür: Komüniteyi kontrol eden türdür. Kilit taşı türün, ortamdan uzaklaştırılması komünitedeki diğer canlıları çok büyük ölçüde etkiler. Örneğin, Bir deniz yıldızı türü bir çeşit midye ile beslenmektedir. Bu komüniteden deniz yıldızının çıkartılması durumunda midyeler kontrolsüzce artar. Bunun sonucunda sayısı .çok artan midyeler mercan kayalıklarına zarar verir. ✔ İstilacı tür: Doğal yaşam alanları olmayan bir komüniteye girerek burada çoğalan türlerdir. İstila ettikleri komünitenin yapısını bozarlar. ✔ Ekoton: Komşu komüniteler arasındaki geçiş bölgeleridir. Bu bölgelerde canlı çeşidi fazla olmasına rağmen rekabet nedeni ile canlı sayısı azdır. ​ KOMÜNİTELERDE REKABET Ortamın sınırlı kaynakları için canlılarda görülen yarıştır. Tür içi ya da türler arası rekabet olarak görülebilir. ✔ Tür içi rekabet; besin, yaşam alanı ve üreme için görülürken; türler arası rekabet; besin ve yaşam alanı için görülür. Türler arası rekabet üreme amacıyla gerçekleşemez. Çünkü farklı türler arasında üreme yapılmaz. Ayrıca beslenme şekli farklı olan türler arasında besin için rekabet görülmez. ​ ✔ Paramecium aurelia ve Paramecium caudatum aynı besin ortamına bırakılırsa P. aurelia, P. caudatum’a göre rekabette daha başarılı olur. ​ Av – Avcı İlişkisi Bir canlının başka bir canlıyı beslenme amaçlı yakalamasına avlanma denir. Yenilen canlıya av, yiyen canlıya ise avcı (predatör) denir. Bir canlı hem av hem de avcı olabilir. Av bu durumdan zarar görürken, avcı yarar görmektedir. Ancak bu durum parazitlik değildir. ​ SİMBİYOTİK YAŞAM ✔ En az iki farklı türün beslenme amacı ile bir araya gelerek oluşturdukları beslenme ilişkisidir. ✔ Mutualizm (+/+): Bir arada yaşayan türlerin her ikisinin de bu ilişkiden yarar görmesi durumudur. Bu canlılar birbirinden ayrıldıklarında yaşamaya devam edebiliyorlarsa bu ilişkiye protokooperasyon (gevşek mutualizm); edemiyorlarsa sıkı mutualizm denir. Örneğin; Baklagiller ve köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin oluşturduğu nodül yapısı mutualizmdir. Bakteriler bitkiye azot sağlarken bitki de bakteriyi besler ve yaşam alanı sağlar. İnsanların bağırsağında yaşayan B ve K vitamini üreten bakteriler ile insan arasındaki ilişki mutualizmdir. İnsan bakterisayesinde sindirim, bağışıklık gibi olayları gerçekleştirir. Bakteri ise beslenir ve barınma sağlar. ​ Timsah ve kürdan kuşu arasındaki ilişki mutualizmdir. Timsah yemek yedikten sonra ağzını açar ve ağzına gelen kuş timsahın ağzının içine kalan besin artıkları ile beslenir. Timsah ise ağzını temizletmiş olur. Likenler, algler ile mantarların bir araya gelerek oluşturduğu topluluktur. Algler mantarlardan aldığı inorganik madde ile organik madde sentezlerken, mantarlar ise alglerden aldığı organik maddeyi kullanır. ✔ Kommensalizm (+/0): Bir arada yaşayan türlerden biri bu ilişkiden yarar görmesi, diğerinin ise etkilenmediği durumdur. Yani birlikteliği oluşturan canlılardan biri diğerine zarar vermeden fayda sağlar. Örneğin; Köpekbalığına tutunan küçük balıklar köpekbalığının yiyeceklerinin artıklarından faydalanması. Bu durumun köpek balığına fayda ya da zararı yoktur. Aslan ve kaplan gibi canlıların avlarının artıkları ile beslenen çakallar. Bazı bitkilerin tohumları hayvanların derisine yapışarak onunla beraber dağılır. Hayvana hiçbir fayda ya da zararı yokken, kendisinin üremesini sağlar. ​ ✔ Parazitzm (+/-): Bir arada yaşayan türlerden birinin bu iişkiden yarar, diğerinin ise zarar görmesi durumudur. Virüsler, bakteriler, bazı amipler, palzmodium ve mantarlar parazit olabilir. Ayrıca bazı bitkiler ve hayvanlar da parazit olabilmektedir. Bitki Parazitleri: Bitkiler üzerinde beslenen parazitlerdir. Kendileri de bitkidir. Yarı ve tam parazit olmak üzere iki gruba ayrılır. Yarı parazitler: Üzerinde yaşadıkları bitkinin ksilemlerine emeç yollayarak inorganik maddelerinden faydalanırlar. Klorofil pigmentine sahip olduklarından fotosentez yapabilirler. (Ökse otu) Tam parazitler: Üzerinde yaşadıkları bitkinin ksilem ve floemine emeç yollayarak hem inorganik hem de organik maddelerinden faydalanırlar. Klorofilleri olmadığından fotosentez yapamazlar. Çok fazla çoğaldıklarında bitkinin ölümüne neden olabilirler. (Canavar otu) ​ Hayvan Parazitleri: Sindirilmiş besinlerin hazır olarak bulunduğu vücut yapılarındaki besinlerle beslenirler. Ayrıca vektör olabildiklerinden hastalıkları yayarak hastalıklara yol açarlar. İç (Endo) parazit: Hayvanların içinde yaşarlar. Kan ya da bağırsak içerisinde bulunurlar. Sindirim sistemleri gelişmemiştir. Üreme sistemleri ve tutunma organları iyi gelişmiştir. (Bağırsak solucanı, tenya, karaciğer kelebeği…) Dış (Ekto) parazit: V ücudun dışına yerleşerek kan emerler. Sindirim sistemleri gelişmiştir. (Bazı eklem bacaklılar…) ​ ✔ Amensalizm (-/0): Canlılardan birinin etkilenmediği diğerinin ise zarar gördüğü birlikteliktir. Örneğin; Ceviz ağacından yayılan kimyasal maddelerin etrafındaki bitkilerin ölmesine neden olması ​ SÜKSESYON: Bir komünitede çeşitli faktörlerle baskın türün zamanla değişmesidir. Süksesyon iki şekilde gerçekleşir. ✔ Birincil (Primer) Süksesyon: Toprağın hiç oluşmadığı, canlı yaşamının bulunmadığı alanlarda görülen süksesyondur. Süksesyon sonucunda komünitede bir denge oluşur. Buna klimaks denir. Çevre şartlarında çok ciddi değişiklik olmadığı sürece klimaks devam eder. Örneğin, buzulların erimesi sonucunda toprağın olmadığı kutup bölgelerinde toprak oluşumu ile başlayan bu durum primer süksesyona örnektir. ✔ İkincil (Sekonder) Süksesyon: İnsan müdahalesi, aşırı otlatma ve yangın gibi nedenlerle toprak yapısı bozulmadan komünitenin bozulması ile görülen süksesyondur. Bu süksesyonda toprak yapısı bozulmadığından toprak oluşumu görülmeden diğer evreler aynı sıralama ile gerçekleşir. ​ Sıradaki konu: Popülasyon Ekolojisi Önceki konu: Embriyonik Gelişim

  • BİYONET | selinhoca

    AYT AYT TYT TYT AYT AYT TYT AYT

  • HIZLI TEKRAR | selinhoca

    HIZLI TEKRAR KONU ANLATIMLARI

bottom of page