top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 146 sonuç bulundu

  • Nükleik Asitler | selinhoca

    Önceki konu: Enzimler Sıradaki konu: ATP ve Hormon PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE ✔ Canlılarda gerçekleşen tüm hayatsal olayları denetleyen ve genetik özelliklerin nesilden nesile aktarılmasını sağlayan moleküllerdir. ✔ Virüsler dahil tüm canlılarda bulunurlar. ✔ Temel yapı birimlerine nükleotit denir. Nükleotit Bir nükleotit üç kısımdan oluşmuştur. 1. Organik baz 2. Pentoz 3. Fosfat (Fosforik asit) 1) Organik baz: Yapısında C, H, O ve N atomları bulunur. Nükleotitler, içerdikleri organik baza göre isimlendirilir. Pürin ve pirimidin organik bazları olmak üzere iki çeşittir. Pürin Bazı: Çift halkalı iskelete sahip organik bazlardır. Adenin (A) ve guanin (G) olmak üzere iki çeşittir. Pirimidin Bazı: Tek halkalı iskelete sahip organik bazlardır. Timin (T), sitozin (S, C) ve urasil (U) olmak üzere üç çeşittir. 2) Pentoz: 5 karbonlu monosakkaritlerdir. Nükleik asitler içerdikleri pentoza göre isimlendirilir. (DNA ve RNA) Deoksiriboz ve riboz olmak üzere iki çeşittir. 3) Fosfat (Fosforik Asit): Kapalı formülü H3PO4 tür. ✔ Organik baz ile pentozun beraberce oluşturduğu yapıya ise nükleozit denir. ✔ Organik baz ile pentoz arasında glikozit bağı vardır. ✔ Pentoz ile fosfat arasında ise fosfoester bağı (ester bağı) bulunur. DNA (Deoksiribonükleikasit) ✔ Temel nükleik asittir. Canlılardaki genetik özelliklerin nesilden nesile aktarılmasını sağlar. ✔ Prokaryot hücrelerin sitoplazmasında, ökaryot hücrelerde çekirdek, mitokondri ve kloroplast organelinde bulunur. ✔ Yapısında adenin, guanin, sitozin ve timin organik bazları; deoksiriboz pentoz şekeri ve fosforik asit bulunur. ✔ Nükleotitlerin üst üste bağlanması ise fosfodiester bağı ile olur. Bir fosfodiester bağı bir nükleotidin pentozu ile diğer nükleotidin fosforik asit arasında oluşturulur. Bu şekilde polinükleotit zincirleri oluşur. ✔ İki tane polinükleotit zincirinin karşılıklı yan yana gelmesi ile oluşmuştur. İki zincir birbirine hidrojen bağı ile bağlanır. Bu bağlar, zayıf bağlar olduğundan kurulumu sırası su açığa çıkmaz. Hidrojen bağları, karşılıklı gelen iki nükleotidin organik bazları arasında oluşturulur. ✔ Hidrojen bağları daima; adeninin ile timin nükleotit, guaninin ile sitozin nükleotit arasında oluşur. Adenin ile timin arasında ikili, guanin ise sitozin arasında üçlü bağ kurulur. ✔ Zincirler sarmal şeklindedir. Bu nedenle ikili sarmal olarak adlandırılır. ✔ Urasil organik bazı ve riboz pentoz şekeri yapısında bulunmaz. ✔ Hücre bölünmesinin başlangıcında kendini yarı korunumlu olarak eşler. (Replikasyon) RNA (Ribonükleikasit) ✔ Protein sentezi sırasında DNA üzerindeki şifrelerden üretilerek (transkripsiyon) proteinin üretilmesini sağlayan nükleik asittir. ✔ Prokaryot hücrelerde sitoplazmada ve ribozomda; ökaryot hücrelerde çekirdek, kloroplast, mitokondri, ribozom ve sitoplazmada bulunur. ✔ Yapısında adenin, guanin, sitozin ve urasil organik bazları; riboz pentoz şekeri ve fosforik asit bulunur. ✔ Bir tane polinükleotit zincirinden oluşmuştur. ✔ Bazı çeşitlerinde (r ve t) aynı polinükleotit zincirinin kendi üzerine katlanması sonucu hidrojen bağı bulunur. ✔ Timin organik bazı ve deoksiriboz pentoz şekeri yapısında bulunmaz. ✔ Kendisini eşleyemez. DNA tarafından oluşturulur. ✔ Yapısında A = U ve G = S eşitliği yoktur. RNA Çeşitleri ✔ mRNA (mesajcı RNA): DNA üzerindeki şifrenin gerekli kısmını alarak ribozoma taşıyan RNA’dır. ✔ tRNA (taşıyıcı RNA): mRNA üzerindeki genetik şifreye göre aminoasitleri ribozoma taşıyan RNA’dır. Yapısındaki polinükleotit zinciri kendi üzerine katlanmalar yapar. Bu nedenle yapısında hidrojen bağı vardır. ✔ rRNA (ribozomal RNA): Ribozomun yapısına katılan RNA’dır. Protein sentezi sırasında enzim gibi görev yaparak aminoasitlerin birbirine bağlanmasını sağlar. Çekirdekçikte üretilir. Yapısındaki polinükleotit zinciri kendi üzerine katlanmalar yapar. Bu nedenle yapısında hidrojen bağı vardır.

  • YKS 2026 | selinhoca

    YKS 2026 KAMPI - ÜCRETSİZ PDF İNDİR - VİDEO İZLE TYT 2026 OYNATMA LİSTESİ CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ PDF İNDİR CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ PDF İNDİR HÜCRE PDF İNDİR SINIFLANDIRMA PDF İNDİR 1) CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ İZLE 2) İNORGANİK MADDELER İZLE 3) KARBOHİDRATLAR İZLE 4) LİPİTLER İZLE 5) PROTEİNLER İZLE 6) ENZİMLER İZLE 7) NÜKLEİK ASİTLER İZLE 8) VİTAMİNLER ATP İZLE 9) HÜCRE ZARI HÜCRE ÇEPERİ İZLE 10) SİTOPLAZMA - 1 11) SİTOPLAZMA - 2 HÜCRE BÖLÜNMELERİ VE ÜREME PDF İNDİR KALITIM PDF İNDİR EKOLOJİ PDF İNDİR 22) MİTOZ BÖLÜNME 23) MAYOZ BÖLÜNME 24) EŞEYSİZ ÜREME 25) EŞEYLİ ÜREME 26) KALITIM - 1 TERİMLER - GREGOR MENDEL 27) KALITIM - 2 MONOHİBRİT, DİHİBRİT ÇAPRAZLAMA 28) KALITIM - 2 EŞ BASKINLIK KAN GRUPLARI 29) KALITIM - 4 EŞEYE BAĞLI KALITIM 30) KALITIM - 5 SOYAĞAÇLARI 31) KALITIM - 6 MUTASYON ADAPTASYON 32) EKOSİSTEM EKOLOJİSİ 12) HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ 1 13) HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ 2 33) MADDE VE ENERJİ AKIŞI 34) MADDE DÖNGÜLERİ 14) BİLİMSEL BİLGİ VE ÖZELLEŞME 35) ÇEVRE KİRLİLİĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK 15) SINIFLANDIRMA 16) BAKTERİLER VE ARKELER 17) PROTİSTA, BİTKİLER VE MANTARLAR 18) OMURGASIZ HAYVANLAR 19) OMURGALI HAYVANLAR 1 20) OMURGALI HAYVANLAR 2 21) VİRÜSLER YKS 2026 KAMPI - AYT KONULARI ÜCRETSİZ PDF İNDİR - VİDEO İZLE SİNİR SİSTEMİ PDF İNDİR ENDOKRİN SİSTEM PDF İNDİR DUYU ORGANLARI PDF İNDİR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ PDF İNDİR SİNDİRİM SİSTEMİ DOLAŞIM SİSTEMİ 1) SİNİR DOKUNUN YAPISI 2) NÖRONDA İMPULS İLETİMİ 3) İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - BEYİN AYT 2026 OYNATMA LİSTESİ 4) İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - OMURİLİK 5) ENDOKRİN SİSTEM 1 - HİPOTALAMUS - HİPOFİZ BEZİ 5) ENDOKRİN SİSTEM 2 - TİROİT, PARATİROİT BEZİ VE PANKREAS 6) ENDOKRİN SİSTEM 3 - BÖBREK ÜSTÜ BEZ EŞEYSEL BEZLER 8) DUYU ORGANLARI 1 - GÖZ 9) DUYU ORGANLARI 2 - KULAK 10) DUYU ORGANLARI 3 - BURUN, DİL, DERİ 11) DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ 1 12) DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ 2 13) DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ 3 14) SİNDİRİM SİSTEMİ 1 15) SİNDİRİM SİSTEMİ 2 16) DOLAŞIM SİSTEMİ 1 17) DOLAŞIM SİSTEMİ 2 18) DOLAŞIM SİSTEMİ 3 19) DOLAŞIM SİSTEMİ 4

  • Mitoz Bölünme | selinhoca

    TABLET ANLATIMI İZLE TABLET ANLATIMI İZLE 2 ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE 2 PDF İNDİR PDF İNDİR 2 MİTOZ BÖLÜNME Genetik Madde ile İlgili Genel Bilgiler ✔ Bir hücrenin genetik maddesine genom denir. Genom DNA molekülünden oluşmuştur. ✔ Normal bir hücrede genetik madde kromatin iplik halindedir. Kromatin iplik, dağınık iplikler halindedir. DNA molekülü histon proteinleri ile sarılarak kromatin iplik haline gelmiştir. ✔ Hücre bölünmesi başlamadan hemen önce replikasyon (DNA eşlemesi) yapılarak genetik madde miktarı iki katına çıkartılır. ✔ Kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromatit haline gelir. Birbirinin kopyası olan iki kromatit sentromer bölgesinden birleşerek kromozom halini alır. Kromozom yapısındaki bu kromatitlere kardeş kromatit adı verilir. ✔ Sentromerden kinetokor denilen iplikler çıkar. Bu iplikler kromozomların iğ ipliklerine tutunmasını sağlar. ✔ Bazı hücrelerde kromozomlar çiftler halinde bulunur. Bu kromozomların içeriğindeki karakterler ve sentromer bölgeleri aynıdır. Bu kromozomlara homolog kromozom denir. ✔ Çiftler halinde kromozom bulunduran hücrelere 2n kromozomlu (diploit) hücre denir. ✔ Homolog kromozomlar taşımayan, takım haline kromozom bulundurmayan hücrelere n kromozomlu (monoploit, haploit) hücre denir. ✔ Hücreler hayatsal faaliyetlerini daha kolay gerçekleştirebilmek için mikroskobik boyutlarda olmalılardır. Bu nedenle yüzey/hacim ve çekirdek/sitoplazma oranları bozulduğunda hücre bölünmesi yapma zamanlarının geldiğini anlarlar. Bir dizi sinyal iletim mekanizması ile de bölünmeyi başlatırlar. ✔ Bölünme olgunluğuna ulaşmış amip --> bölünür. ✔ Bölünme olgunluğuna ulaşmamış amibin sitoplazmasının bir kısmı kesilirse --> çekirdeksiz kalan kesilmiş sitoplazma ölür. Çekirdeğin olduğu sitoplazma bölünmez ve hayatta kalır. ✔ Bölünme olgunluğuna erişmiş bir amibin sitoplazmasının bir kısmı kesilirse --> sitoplazma kesilmesi yüzey/ hacim oranını normale döndürse de sinyal iletimi çoktan başladığından çekirdekli sitoplazma bölünür. Çekirdeksiz olan ölür. Hücre Döngüsü Bir hücrenin bölünmesi ile oluşan yeni hücrelerde bir sonraki bölünme tamamlanıncaya kadar geçen süreye hücre döngüsü denir. Hücre döngüsü temel olarak iki evrede gerçekleşir. 1) İnterfaz 2) Mitotik Evre 1) İnterfaz: ✔ Hücrenin normal hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve bölünmeye hazırlandığı evredir. ✔ G1, S ve G2 olmak üzere üç ana evreden oluşur. G1 Evresi: Bir önceki bölünme sonucunda yeni oluşmuş hücrenin büyüyerek normal hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirdiği evredir. ATP, RNA, protein, enzim ve organel sentezi yoğun bir şekilde gerçekleşir. S Evresi: Hücre bölünme olgunluğuna eriştiğinde sinyal molekülleri sayesinde bölünme emri gelir. Bunun sonucunda hücrede replikasyon yapılır. G2 Evresi: Replikasyon kontrol edilir. ATP, RNA, protein, enzim ve organel sentezi devam eder. ✔ Sentrozomu eşlenmesi bu evrede gerçekleşir. ✔ Embriyonik hücrelerde G1 ve G2 evresi görülmez. ✔ Sinir, kas ve göz retinası gibi aşırı özelleşmiş hücrelerde hücre bölünmesi görülmez. Bu hücreler G0 denilen durgunluk evresinde dururlar. ✔ Kalp kası hücreleri ise G2 evresinde kalarak, mitoz bölünmeye devam etmezler. 2) Mitotik Evre: Hücrenin bölündüğü evredir. ✔ Karyokinez (Çekirdek Bölünmesi) ✔ Sitokinez (Sitoplazma Bölünmesi) olmak üzere iki aşamada gerçekleşir. a) Karyokinez (Çekirdek Bölünmesi) 1) Profaz: Mitotik evrenin ilk ve en uzun süren aşamasıdır. ✔ Kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozoma dönüşür. ✔ Sentrozomlar aralarında iğ iplikleri oluşturarak zıt kutuplara doğru hareket eder. ✔ Çekirdek zarı ve organeller erimeye başlar. 2) Metafaz: Kromozomların en belirgin görüldüğü mitotik evredir. ✔ Profaz evresinde oluşan kromozomlar sentromer noktalarındaki kinetokorlarla iğ ipliklerine bağlanır; hücre merkezinde yan yana dizilirler. ✔ Bu evre kromozomların en belirgin olduğu evre olduğundan genetik hastalık tanımlaması yapılırken bu evre kullanılır. 3) Anafaz: Kardeş kromatitlerin ayrıldığı (sentromer ayrılması) evredir. ✔ Kromozomlar merkezde dizildikten sonra sentromerler iğ ipliklerini çekiştirir ve kardeş kromatitler sentromerlerinden ayrılarak kutuplara doğru çekilmeye başlar. ✔ Kromatitlerin her biri yeni hücrelerin kromozomu olacağından bu evde kromozom sayısı iki katına çıkar. 4) Telofaz: Profazın tersi olan evredir. ✔ Kromatitlerden her biri kromatin iplik halini almaya başlar. ✔ İğ iplikleri kaybolmaya başlar. ✔ Çekirdek zarı ve organeller oluşmaya başlar. b) Sitokinez (Sitoplazma Bölünmesi) ✔ Sitoplazma bölünmesidir. ✔ Tamamlandığında iki yeni hücre oluşmuş olur. ✔ Bitki ve hayvan hücrelerinde farklı şekilde gerçekleşir. ✔ Hayvan hücrelerinde sitokinez boğumlanma ile olur. Boğumlanmayı mikrofilament gerçekleştirir. ✔ Bitki hücrelerinde sitokinez orta lamel (hücre plağı = fragmoplast) ile olur. Hücre plağı, golgi organeli tarafından gerçekleştirilir. Daha sonra, orta plak etrafında hücre çeperi oluşturulur. Mitoz Bölünmenin Genel Özellikleri ✔ n, 2n ve 3n kromozomlu Vücut (Somatik) hücrelerinde görülür. ✔ Genetik yapısı birbiri ve ana hücre ile aynı olan 2 yeni hücre oluşur. ✔ Kromozom sayısı sabit kalır. Yeni oluşan hücrelerin kromozom sayısı ile bölünme yapacak hücrenin kromozom sayısı aynıdır. ✔ Genetik çeşitliliğe neden olmaz. ✔ Evrime etkisi yoktur. ✔ Tek hücreli canlılarda üremeye; çok hücreli canlılarda üreme, büyüme, gelişme ve onarıma neden olur. ✔ Hayat boyu devam eder. Hücre Döngüsünün Kontrolü ✔ Hücre döngüsü genlerle kontrol altında tutulur. ✔ Özel sinyal molekülleri G1, G2 ve M olmak üzere 3 kontrol noktasında döngünün sorunsuzca devam etmesini sağlar. Bu noktalardaki DUR ve DEVAM ET sinyalleri ile hücre döngüsü düzenlenir. ✔ G1 kontrol noktasında hücre yeterli büyüklüğe ulaşmışsa DEVAM ET sinyali verilir. ✔ G2 kontrol noktasında DNA hasarı ve hücre büyüklüğü kontrol edilir. Sorun yoksa DEVAM ET sinyali verilir. ✔ M kontrol noktasında kinetokorların iğ ipliklerine tutunması kontrol edilir. Sorun yoksa DEVAM ET sinyali verilir. ✔ Hücre döngüsünün kontrolü herhangi bir nedenle bozulması kanser oluşumuna neden olur. Bu hücreler, bölünme sinyallerine cevap vermezler sürekli bölünerek tümör oluşumuna ve dolayısı ile kanser hastalığının ortaya çıkmasına neden olurlar. Sıradaki konu: Mayoz Bölüme Önceki konu: Virüsler (9. Sınıf)

  • Kullanım Koşulları App | selinhoca

    Kullanım Koşulları Bu kullanım koşulları, Ali Rifat Yenilmez tarafından işletilen "Selin Hoca Biyoloji" mobil uygulaması ve ilgili tüm hizmetler ("Uygulama") için geçerlidir. Ali Rifat Yenilmez, bu metinde "Hizmet Sağlayıcı" olarak anılacaktır. Uygulamayı indirerek veya kullanarak, bu Kullanım Koşullarını kabul etmiş olursunuz. Uygulamayı kullanmadan önce bu koşulları dikkatlice okumalısınız. Uygulamayı Kullanım Lisansı Bu Koşullara uymanız şartıyla, Hizmet Sağlayıcı size Uygulamayı kişisel veya şirket içi kullanım amaçlarıyla bir mobil cihaza yüklemeniz ve kullanmanız için sınırlı, münhasır olmayan, devredilemez ve feshedilebilir bir lisans verir. Uygulanabilir yasalarca açıkça izin verilmedikçe; Uygulamayı çoğaltamaz, dağıtamaz, üzerinde değişiklik yapamaz, Uygulamadan türetilmiş eserler oluşturamaz, tersine mühendislik uygulayamaz, kaynak koda dönüştüremez veya parçalarına ayıramazsınız. Fikri Mülkiyet Hizmet Sağlayıcı, Uygulamanın kaynak kodu, tasarımı, ticari markaları, hizmet markaları, ticari unvanları, logoları ve markası ("Fikri Mülkiyet") dahil olmak üzere tüm fikri mülkiyet haklarını saklı tutar. Bu Koşullardaki hiçbir ifade, Hizmet Sağlayıcının ticari markalarını, logolarını veya marka kimliğini herhangi bir amaçla kullanmanız için size bir lisans veya hak tanımaz. Uygulamada görüntülenen telif hakkı, ticari marka veya diğer mülkiyet bildirimlerini kaldıramaz, değiştiremez veya gizleyemezsiniz. Fesih Hizmet Sağlayıcı, bu Koşulları esaslı bir şekilde ihlal etmeniz durumunda Uygulamaya veya hizmetlere erişiminizi askıya alabilir. Hizmet Sağlayıcı size ihlal hakkında yazılı bildirimde bulunacaktır ve ihlalin düzeltilmesi mümkünse, ihlali gidermeniz için bildirim tarihinden itibaren 14 gününüz olacaktır. Bu süre içinde ihlali gidermezseniz, Hizmet Sağlayıcı erişiminizi sonlandırabilir. Yürürlükteki yasaları ihlal ederseniz, fikri mülkiyet haklarını çiğnerseniz veya diğer kullanıcılara ya da Hizmet Sağlayıcıya zarar verebilecek faaliyetlerde bulunursanız, Hizmet Sağlayıcı size bildirimde bulunmaksızın erişiminizi derhal askıya alabilir veya sonlandırabilir. Fesih durumunda, Uygulamayı kullanma hakkınız sona erer ve Uygulamanın tüm kopyalarını cihazlarınızdan silmeniz gerekir. Bu Uygulamaya erişerek ve kullanarak, bulunduğunuz yargı bölgesinde yasal olarak kullanmaya izinli olduğunuzu beyan edersiniz. Uygulamayı kullanmak için en az 18 yaşında (yargı bölgenizdeki dijital rıza yaşı) olmanız gerekir. 18 yaşın altındaysanız, bir ebeveyn veya yasal vasi bu Koşulları sizin adınıza incelemeli ve kabul etmelidir. Kullanıcı Tarafından Oluşturulan İçerik ve Kabul Edilebilir Kullanım Uygulama, kullanıcıların içerik paylaşmasına veya yüklemesine izin veriyorsa, aşağıdaki içerikleri yayınlamamayı kabul edersiniz: Yasadışı olan veya üçüncü tarafların fikri mülkiyet haklarını (telif hakkı, ticari marka, patent) ihlal eden içerikler. İstismar edici, tehditkar, taciz edici, karalayıcı veya nefret söylemi içeren içerikler. Ayrımcılık, şiddete veya yasadışı faaliyetlere teşvik içeren içerikler. Spam, kimlik avı (phishing) veya kötü amaçlı yazılım içeren içerikler. Başkalarının gizliliğini veya kişisel veri haklarını ihlal eden içerikler. Yanıltıcı, yanlış veya aldatıcı içerikler. Cinsel içerik veya açık şiddet içeren içerikler. Hizmet Sağlayıcı, bu kuralları ihlal eden içerikleri kaldırma, bu kuralları tekrar tekrar ihlal eden kullanıcıların hesaplarını askıya alma, yasadışı içerik bildirildiğinde kolluk kuvvetleriyle iş birliği yapma ve bu Koşulları veya yasaları ihlal eden içerikleri denetleme, filtreleme veya gizleme hakkını saklı tutar. Uygulama aracılığıyla gönderilen içerikler, Uygulamanın işleyişine bağlı olarak diğer kullanıcılar veya halk tarafından görülebilir. İçeriklerin bu Koşulları ihlal ettiğini düşünüyorsanız alirifatyenilmez@gmail.com adresinden bildirebilirsiniz. Kullanıcı Tarafından Oluşturulan İçerik göndererek, Hizmet Sağlayıcıya bu içeriği Uygulama ile bağlantılı olarak kullanması, çoğaltması, dağıtması, türevlerini oluşturması, görüntülemesi ve yayınlaması için dünya çapında, telifsiz ve münhasır olmayan bir lisans vermiş olursunuz. Sorumluluk Sınırları ve İnternet Bağlantısı Uygulamanın bazı fonksiyonları aktif bir internet bağlantısı (Wi-Fi veya mobil veri) gerektirir. İnternet erişimindeki aksaklıklardan Hizmet Sağlayıcı sorumlu tutulamaz. Uygulamayı Wi-Fi dışında kullanırsanız, mobil operatörünüzün veri ücretleri geçerli olabilir; bu ücretlerden kullanıcı sorumludur. Cihazınızın şarjının bitmesi veya güvenliğinin ihlal edilmesi (root/jailbreak yapılması gibi) durumlarında sorumluluk kullanıcıya aittir. Sorumluluğun Sınırlandırılması Yasaların izin verdiği en geniş ölçüde, Hizmet Sağlayıcı; kar kaybı, veri kaybı veya iş kesintisi dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere, doğrudan olmayan veya dolaylı zararlardan sorumlu tutulamaz. Hizmet Sağlayıcının bir iddiaya ilişkin toplam sorumluluğu, Uygulama için son 12 ay içinde ödediğiniz tutarı aşamaz. Tazminat Bu Koşulların ihlali veya Uygulamanın kasıtlı kötüye kullanımı sonucunda Hizmet Sağlayıcının veya çalışanlarının uğrayacağı her türlü zarar, tazminat ve yasal ücreti karşılamayı kabul edersiniz. Uygulama Güncellemeleri Hizmet Sağlayıcı Uygulamayı zaman zaman güncellemek isteyebilir. Güncellemeleri kabul etmeniz önerilir; etmemeniz durumunda Uygulama düzgün çalışmayabilir. Hizmet Sağlayıcı, Uygulamayı sağlama faaliyetlerini dilediği zaman sonlandırma hakkına sahiptir. Uygulanacak Hukuk ve Yargı Yetkisi Bu Koşullar, Hizmet Sağlayıcının bulunduğu yargı bölgesinin yasalarına tabidir. Herhangi bir uyuşmazlık, yetkili mahkemelerde çözümlenecektir. Dijital Hizmetler Yasası (DSA) Uyumluluğu Uygulama, Dijital Hizmetler Yasası kapsamında bir aracı hizmet olarak değerlendirilirse; Hizmet Sağlayıcı, içerik denetleme kararları, bildirim mekanizmaları ve uyuşmazlık çözümleri konularında DSA'nın 16, 17, 21 ve 24. maddeleri uyarınca şeffaf bir süreç yürüteceğini taahhüt eder. Değişiklikler ve Bize Ulaşın Hizmet Sağlayıcı bu Kullanım Koşullarını zaman zaman güncelleyebilir. Değişiklikleri bu sayfadan düzenli olarak takip etmeniz önerilir. Sorularınız veya önerileriniz için alirifatyenilmez@gmail.com adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bu kullanım koşulları 2026-06-25 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  • BİYONET | selinhoca

    YKS öncesi önemli soru tipleri ile sınava hazırlık. AYT AYT TYT TYT AYT AYT TYT AYT

  • Lipitler | selinhoca

    Önceki konu: Karbonhidratlar Sıradaki konu: Proteinler ve Vitaminler PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE 2) LİPİTLER ✔ C, H, O atomlarından oluşur. Bazı lipitlerin yapısında P ve N gibi elementler de bulunabilir. ✔ Enerji vericidirler. H atomu miktarı karbonhidrat ve proteinlere göre daha fazla olduğundan aynı miktarlarına göre daha fazla enerji verir. ✔ Suda çözünmezler. Benzen, kloroform gibi organik çözücülerde çözünürler. ✔ Yapı ve görevlerine göre üç çeşittirler. A) Nötral Yağlar (Trigliserit): ✔ Depo edilerek gerektiğinde enerji verici olarak kullanılan lipit molekülleridir. ✔ Deri altında depolanarak ısı yalıtımı mekanik destek sağlar. ✔ Canlılarda farklı amaçlar ile depolanırlar. Örneğin; Göçmen kuşlar: Çok fazla enerji vermesi ve hafif olması Soğuk ortamlarda yaşayan hayvanlar (kutup ayısı): Isı yalıtımı sağlaması ve çok fazla enerji vermesi Kurak ortamlarda yaşayan hayvanlarda (deve): Solunumla parçalanmaları halinde çok fazla su açığa çıkması ✔ Bir tane gliserol molekülü ile üç yağ asidinin dehidrasyon sentezi ile birleşmesiyle oluşmuş lipitlerdir. ✔ Nötral yağ oluşumu sırasında yağ asitleri gliserole üç yerden ester bağı ile bağlanır. Bağlanmanın olduğu her yerden su çıkışı görülür. Yağ Asidi: Uzun karbon zincirlerinden oluşmuş lipit monomerleridir. ✔ Ortamda birikmeleri asitliği artırarak ortam pH’ını düşürür. ✔ Yağ asitleri yapısında bulunan karbonlar arasında çiftli bağ olup olmamasına göre ikiye ayrılır. a) Doymuş Yağ Asitleri: Karbonlar arasında çiftli bağ bulunmayan, bütün karbonların tekli bağ yaptığı yağ asitleridir. ✔ Hayvansaldır. ✔ Oda sıcaklığında katı haldedirler. Örnek; tereyağı, kuyruk yağı… b) Doymamış Yağ Asitleri: Karbonlar arasında çiftli bağların bulunabildiği yağ asitleridir. ✔ Bitkiseldir ve oda sıcaklığında sıvı haldedirler. Örnek; zeytinyağı, badem yağı, Ayçiçek yağı… Margarin: Doymamış yağ asitlerinin endüstriyel yollarla hidrojenle doyurulmasıyla oluşmuş yağ asitlerinden oluşmuş yağlardır. ✔ Oda sıcaklığında katı haldedirler. Esansiyel (Temel) Yağ Asitleri: Hayvanlar tarafından üretilemeyip dışarıdan alınmak zorunda olan yağ asitleridir. B) Fosfolipitler: ✔ Bir gliserol, iki yağ asidi ve bir fosfat grubundan oluşmuş lipitlerdir. ✔ Gliserol ve fosfatın bulunduğu kısım baş, yağ asidi kısmı ise kuyruk yapısını oluşturur. ✔ Hücre zarının yapısına katıldığından yapıcı - onarıcı olarak kullanılırlar. ✔ Hücre zarının temel yapısını oluştururlar. Kuyruk kısımları birbirine bakacak şekilde çift sıra dizilmişlerdir. ✔ Fosfolipitlerin baş kısmı hidrofilik, kuyruk kısmı hidrofobiktir. ✔ Bu özellikleri nedeniyle hücre zarının da iç kısmı hidrofobik, dış kısmı hidrofiliktir. ✔ Hücre zarına akıcılık özelliği kazandırırlar. C) Steroitler: ✔ Hücre zarından doğrudan geçebilirler. ✔ Halkasal yapıya sahip olan lipit çeşididir. ✔ Yapıcı-onarıcı ve düzenleyicidir. Enerji verici olarak kullanılmazlar. ✔ Bitkilerde bulunan kauçuk, eterik yağ ve reçine gibi maddelerin yapısına katılırlar. Kolesterol: ✔ Önemli bir steroit çeşididir. ✔ Hayvanların hücre zarının yapısına katılarak zarın geçirgenliğini artırır, akıcılığını azaltarak dayanıklılığını artırır. ✔ Sinir hücrelerindeki miyelin kılıfın yapısında bulunur. Bu şekilde izolasyon sağlar. ✔ D vitamini, safra ve eşeysel hormonların üretiminde kullanılır. NOT: Bitki hücrelerinin zarında kolesterol bulunmaz.

  • Eşeysiz Üreme | selinhoca

    TABLET ANLATIMI İZLE TABLET ANLATIMI İZLE 2 ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE 2 PDF İNDİR PDF İNDİR 2 ÜREME ✔ Canlıların kendine benzeyen yavrular meydana getirerek nesillerini devam ettirmelerine üreme denir. ✔ Canlılar üreme davranışını içgüdüsel olarak gerçekleştirir ve iki şekilde üreme görülür. EŞEYSİZ ÜREME ✔ Bir canlının başka bir canlıya ihtiyacı olmadan tek başına genetik yapısı benzer olan yavrular meydana getirdiği üremeye eşeysiz üreme denir. ✔ Temelinde mitoz bölünme vardır. (genellikle). ✔ Döllenme görülmez. ✔ Genetik çeşitlilik görülmez. (mutasyon hariç). ✔ Tek ya da çok hücreli canlılarda görülebilir. ✔ Değişen çevre şartlarına dayanıksız yavrular oluşur. 1) Bölünerek Üreme: Tek hücreli canlılarda ana hücrenin ikiye bölünmesi ile gerçekleşen eşeysiz üremeye bölünerek üreme denir. ✔ Bölünme sonucunda hemen hemen eşit büyüklükte iki hücre oluşur. Bakteri, Arke, Amip, Öglena, Paramecium… gibi canlılar bu şekilde bölünürler. ✔ Prokaryotlarda, ikiye bölünme genetik maddenin eşlenmesi ve hücrenin sitoplazmasının ikiye bölünmesi şeklinde gerçekleşir. (Bu bir mitoz bölünme değildir.) ✔ Ökaryot tek hücrelilerde ise, mitoz bölünme sonundaki sitokinezin yeri canlıdan canlıya farklılık gösterebilir. Örneğin; paramecium enine bölünür, öglena boyuna, amip ise her şekilde bölünme yapabilir. 2) Tomurcuklanarak Üreme: Ana canlıda oluşan bir çıkıntının büyüyerek ana canlının küçük halini oluşturduğu eşeysiz üremeye tomurcuklanarak üreme denir. ✔ Tek ya da çok hücreli canlılarda görülebilir. Bira mayası, hidra, sünger… gibi canlılarda görülür. ✔ Bira mayası hücrelerinde mitoz bölünme meydana gelir. Ancak sitokinez gerçekleştirilirken oluşan hücrelerin sitoplazması eşit olmaz. Oluşan hücrelerde biri diğerine göre çok küçüktür bu hücreye tomurcuk denir. ✔ Hidrada vücudun belirli bir bölgesinde çıkıntı oluşur. Bu çıkıntı mitoz bölünmeler ile büyütülerek tomurcuk oluşturulur ✔ Tomurcuk ana bireyden ayrılıp tek başına yaşayabilir ya da ana birey üzerinde kalıp başka tomurcuklarla birlikte koloni oluşturabilir.. 3) Sporla Üreme: Çevre şartlarına dayanıklı ve başka bir üreme hücresi ile birleşmeden çimlenerek yeni bir canlıyı oluşturabilen n kromozomlu üreme hücrelerine spor denir. Spor üreterek yapılan üremeye ise sporla üreme denir. ✔ Tek ve çok hücrelilerde görülebilir. ✔ Spor oluşturarak üreyen canlıların hayat döngüsünde eşeyli üreme ve eşeysiz üreme beraber görülür. Bu canlılar eşeysiz üreme ile eşeyli üremeyi sırayla gerçekleştirir. Buna metagenez (döl almaşığı) denir. ✔ Tohumsuz bitkiler (eğrelti otu, kara yosunları…), plazmodium, cıvık mantarlar, mantarlar… gibi canlılarda görülür. 4) Partenogenez: Döllenmemiş yumurtadan mitoz bölünmeler ile canlı gelişimine partenogenez denir. Arı, karınca, su piresi ve bazı kertenkele gibi canlılarda görülür. ✔ Arılarda partenogenez, kraliçe arının mayoz bölünme ile ürettiği yumurtalar döllenme yapmadan mitoz bölünme yaparsa n kromozomlu erkek arılar oluşur. 5) Rejenerayon İle Üreme: ✔ Rejenerayon: Dokuların mitoz bölünmeler ile kendini yenilemesidir. ✔ Canlıların gelişmişliği arttıkça rejenerasyon yeteneği de azalır. ✔ Yaranın onarılması (doku düzeyinde), karaciğerin eksik parçasını onarması (organ düzeyinde), kertenkelenin kopan kuyruğunu yeniden üretmesi ( organ düzeyinde) rejenerasyon örneğidir. Üreme değildir. ✔ Bazı canlılarda ise rejenerasyon yeteneği çok yüksektir. Üreme amacıyla rejenerasyon yapılabilir. Canlının kopan bir parçasının kendini tamamlayarak yeni bir canlı oluşturmasına rejenerasyon ile üreme denir. Bazı omurgasız hayvanlarda görülür. ✔ Deniz yıldızının kopan kolundanyeni deniz yıldızı üremesi, planaryanın kopan parçasından yeni planarya oluşması, toprak solucanının kopan parçasından yeni toprak solucanı olması rejenerasyon le üreme örnekleridir. 6) Vejetatif Üreme: Bitkilerde üreme organları dışındaki yaprak, kök ve gövdelerin kullanılarak yapılan üremeye vejetatif üreme denir. ✔ Çelik ile üreme: Bitkiden kopan dal ya da yaprak sapı gibi yapıların toprağa dikilmesi ile yeni bitki oluşturulabilir. Özellikle kavak ve söğüt gibi bitkilerde çok iyi şekilde görülür. ✔ Stolon (sürünücü gövde) ile üreme: Çilek bitkisinde toprak üzerinde yatay olarak ilerleyen ince gövdeler vardır. Çilek bu şekilde vejetatif olarak üreme yapabilir. ✔ Yumru gövde ile üreme: Yer elması ve patates gibi bitkilerde toprak altı depo gövdelerinin toprağa dikilmesi ile yeni bitki üretilebilir. ✔ Soğan ile üreme: Lale, soğan, pırasa gibi soğanlı bitkilerde soğan yapısının toprağa dikilmesi ile yeni bitki üretilebilir. ✔ Rizom ile üreme: Zencefil, bambu gibi bitkilerin toprak altında ilerleyen yassılaşmış gövdeleri vardır. Bu gövdelere rizom denir. Rizomun toprağa dikilmesi ile yeni bitki üretilebilir. ✔ Daldırma yöntemi: Bitkinin dalının ana bitkiden ayrılmadan toprağa daldırılması ve ucunun açıkta bırakılması ile yeni bitki üretilmesidir. ✔ Aşılama: Bitkiden kopartılan bir dal parçasının başka bir bitkinin dalı üzerine yerleştirilmesiyle yapılan üremedir. ✔ Doku kültürü: bir bitkiden alınan bölünebilme yeteneğindeki hücrelerin laboratuvar ortamında çoğaltılması ve hormon verilerek yeni bitki üretilmesidir. Bu yöntem ile bitkiler klonlanabilir. ✔ Vejetatif üreme ile tarım alanında ticari değeri yüksek bitkiler elde edilebilir. Daha çok meyve veren, istenilen özelliğe sahip ve dayanıklı bitkiler çoğaltılabilir. Aynı bitki üzerinden birkaç farklı meyve elde edilebilir. Sıradaki konu: Eşeyli Üreme Önceki konu: Mayoz Bölünme

  • ÖKARYOT DOMAİNİ - OMURGALILAR - HAYVANLAR ALEMİ | selinhoca

    KONULAR ÖKARYOT DOMAİNİ - OMURGALILAR - HAYVANLAR ALEMİ OMURGALILAR ŞUBESİ ✔ Embriyonik dönemde notokordları vardır. Notokord daha sonra omurga halini alır. ✔ Sinir şeridi sırt bölgesinden geçer. ✔ Kemik ya da kıkırdaktan oluşmuş iç iskelet bulunur. ✔ Embriyonik gelişmelerinin ilk evrelerinde solungaç yarıkları bulunur. (Solungaç yarığı; gaz alışverişi ve beslenmede rol oynar.) ✔ Kuyrukları vardır. (Bazı omurgalıların kuyrukları sadece embriyonik dönemde görülür.) ✔ Kapalı kan dolaşımı görülür. ✔ Alyuvar içerisinde hemoglobin taşıdıklarından kanları kırmızıdır. ✔ Böbreklere sahiplerdir. ✔ Ayrı eşeylidirler. (Genellikle) ✔ Omurgalılar balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler olmak üzere beş sınıfta incelenir. 1) Balıklar ✔ Denizlerde ve tatlı sularda yaşarlar. ✔ Vücutları pullarla kaplıdır. (Pulsuz balıklarda vardır.) ✔ Solungaç solunumu yaparlar. ✔ Kalpleri iki odacıklıdır. Küçük kan dolaşımı görülmez. ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. ✔ Azotlu boşaltım atıkları amonyaktır. ✔ İç iskeletlerinin kemik ya da kıkırdaktan oluşması durumuna göre iki kısımda incelenirler. a) Kıkırdaklı Balıklar ✔ Kıkırdaktan yapılmış iç iskelete sahiplerdir. ✔ Genellikle tuzlu sularda yaşarlar. ✔ Yüzme keseleri yoktur. Bu nedenle, su içerisinde batmamak için sürekli hareket etmek zorundadırlar. (Yüzme kesesi: balığın gaz alışverişine yardım ederek, balığın su içerisinde batmadan kalmasına yardımcı olan bir yapıdır.) ✔ İç döllenme görülür. (Bazıları yavrularını kalın bir kabuk içerisinde suya bırakır. Bazıları ise doğurur.) Örnek: köpek balıkları, vatoz ve tırpanalar b) Kemikli Balıklar ✔ Tüm omurgalı hayvanlar içerisinde tür sayısı en fazla olan gruptur. Günümüzde yaklaşık 30000 türü olduğu saptanmıştır. ✔ Kemikten oluşmuş bir iç iskelete sahiptirler. ✔ Yüzme keseleri bulunur. ✔ Dış döllenme dış gelişme görülür. (iç döllenme görülen kemikli balıklar da vardır.) ✔ Solungaç solunumu yaparlar. Örnek: Levrek, Ton balığı, Hamsi balığı, Alabalık… 2) Amfibiler (İki Yaşamlılar): Yaşamlarının bir kısmını suda bir kısmını karada geçirdikleri için bu ismi almışlardır. ✔ Göllerde, su birikintilerinde, nehirlerde, nemli veya suya yakın yerlerde yaşarlar. ✔ Gelişmelerinde başkalaşım (metamorfoz) görülür. Metamorfoz: Yumurtadan çıkan yavru, yumurta içerisinde gelişimini tamamlayamadığından ergin bireye benzemeyen larva durumundadır. Larva gelişimini dışarıda tamamlayarak ergin birey haline dönüşür. Bu gelişime metamorfoz (başkalaşım) denir. Larva: ✔ Suda yaşar. ✔ Solungaç solunumu yapar. ✔ Azotlu boşaltım atığı amonyaktır. Ergin: ✔ Karada yaşar. ✔ Akciğer ve deri solunumu yapar. ✔ Azotlu boşaltım atığı üredir. ✔ Derileri çıplak ve nemlidir. ✔ Kalpleri 3 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan kalplerinde karıştığından vücuda karışık kan gider. ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. Kış uykusuna yatarlar. ✔ Dış döllenme dış gelişme görülür. Örnek: kurbağa ve semender 3) Sürüngenler: ✔ Genellikle karada yaşarlar. Suda yaşayan türleri de vardır. ✔ Genellikle ılıman iklim kuşağında yaşarlar. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. ✔ Vücutları keratin içeren ya da kemikleşmiş pullarla kaplıdır. Bu pullar deriyi korur. ✔ Kalpleri 3 odacıklıdır. Kirli ve temiz kan kalpte karıştığından vücutlarına karışık kan gider. (Timsahlarda 4 odacıktır. Ancak vücuda gene karışık kan gider.) ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. Kış uykusuna yatarlar. ✔ Azotlu boşaltım atıkları ürik asittir. ✔ İç döllenme dış gelişme gösterirler. (Bazılarında iç gelişme görülür. Bazı bukalemunlar..) ÖRN: Kaplumbağa, Bukalemun, Timsah, Yılan, Kertenkele… 4) Kuş: ✔ Vücutları kuşlara özgü olan tüylerle kaplıdır. Vücutlarını kaplayan tüyler, ısı yalıtımı sağlar. Kanatlarındaki tüyler ise uçmayı sağlar. Bütün kuşların kanatları olmasına rağmen, her kuş uçamaz. Ayrıca, belirli bölgelerinde pullarda vardır. ✔ Ön üyeleri kanat haline dönüşmüştür. ✔ Dişleri yoktur. Ağız, gaga halini almıştır. Gaga yapısı kuşun beslenme şekline göre farklılaşmıştır. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. Akciğerlerine bağlı hava keseleri bulunur. Bu keseler hem solunuma yardımcı olur hem de kuşun daha hafif olmasını sağlayarak uçmasını kolaylaştırır. ✔ Azotlu boşaltım atıkları ürik asittir. ✔ Zar yapılı diyaframları vardır. ✔ Kalpleri 4 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan hiçbir şekilde birbirine karışmaz. ✔ Sıcakkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları sabittir. ✔ İç döllenme dış gelişme görülür. Yumurtlarlar. Kuluçkaya yatarlar. Yavru bakımı vardır. ÖRN: Papağan, Tavuk, Deve Kuşu, Baykuş, Penguen, Pelikan, Tavus Kuşu, Hindi, Kartal, Atmaca, Serçe… 5) Memeliler: ✔ Hayvanlar ve diğer alemlerin en gelişmiş sınıfıdır. ✔ Dünyanın her yerinde dağılış göstermişlerdir. ✔ Sularda ve karalarda yaşarlar. ✔ Vücutları kendilerine özgü kıllarla kaplıdır. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. ✔ Azotlu boşaltım atıkları üredir. ✔ Kastan yapılı diyaframa sahiplerdir. ✔ Kalpleri 4 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan hiçbir zaman birbirine karışmaz. ✔ Sıcakkanlı hayvanlardır. Vücut sıcaklıkları sabittir. ✔ Olgun alyuvarlar hücrelerinde çekirdek ve organel bulunmaz. ✔ İç döllenme iç gelişme gösterirler. ( gagalı memeliler hariç..) ✔ Yavru bakımı vardır. ✔ Dişilerde süt bezleri gelişmiştir. Yavrularını sütle beslerler. ✔ Memeli canlılar embriyolardaki gelişme şekillerine göre üçe ayrılırlar. a) Gagalı Memeliler: Gagaları vardır. İç döllenme dış gelişme yaparlar. Yumurtlayarak ürerler. Yumurtadan çıkan yavru sütle beslenir. Örnek: Ornitorenk.. b) Keseli Memeli: Plasenta taşımadıklarından yavru, gelişimini tamamlayamadan doğar. Annenin kesesine yerleşerek burada sütle beslenerek gelişimini tamamlar. Örnek: Koala, Kanguru… c) Plasentalı Memeli: En fazla memeli türünü barındıran gruptur. Anne karnında gelişmekte olan yavru ile anne arasında plasenta denilen organ oluşur. Bu yapı doğuma kadar yavrunun beslenmesini sağlar. Bu nedenle gebelik süresi keseli memelilerden daha uzun sürer. Örnek: Kirpi, Kedi, İnsan, Maymun, Ayı, Tavşan, Lemur…

  • DUYU ORGANLARI - BURUN - DİL - DERİ | selinhoca

    KONULAR DUYU ORGANLARI - BURUN - DİL - DERİ BURUN ✔ Burun koku alma ve solunum organı olarak görev yapar. ✔ Koku alma reseptörleri her iki burun boşluğunun üst bölgesine yerleşmiştir. Bu nedenle burnun her yeri ile koku algılanmaz. ✔ Koku reseptörlerinin yerleştiği bölgeye sarı bölge denir. Buradaki reseptörler kemoreseptörlerdir. ✔ Burnun iç yüzeyinde mukus salgılayan goblet hücreleri yer alır. Mukus, burnun iç yüzeyini koruyarak koku taneciklerinin çözünmesini sağlar. ✔ Koku reseptörlerinin uyarılması ve kokunun algılanması için koku moleküllerinin mukus içinde çözünmesi gerekir. Çünkü koku reseptörleri sadece suda ya da mukusta çözünen maddelerle uyarılabilir. Mukus tabakasının grip ve nezle gibi bir hastalık nedeni artması, koku moleküllerinin reseptörlere ulaşmasına engel olur. Bu durumda koku hissedilmez. ✔ Koku reseptörlerinin uçlarında siller bulunur. Bu siller mukus içerisinde ilerler. ✔ Koku reseptörleri uzun süre aynı uyarı ile uyarıldığında bir süre sonra impuls oluşumu durur. Koku hissedilmez. Ancak, yeni bir koku geldiğinde yeni koku hissedilir. DİL ✔ İnsanda tat alan duyu organı dildir. ✔ Tat almanın yanı sıra konuşma ve yutmada da etkilidir. ✔ Suda veya tükürükte çözünmüş besinlerin tadını almayı sağlayan kısımlar dilin üst yüzeyinde bulunur. Tat, tat alma reseptörleriyle algılanır. Bunlara tat tomurcuğu denir. Tat tomurcukları, dilin üzerini örten epitel dokuya gömülü halde bulunur. Tat tomurcukları papilla denilen yapılarda kümelenmiştir. Farklı tatları algılayan tat tomurcukları dilin belirli bölgelerinde yoğunlaşmıştır ✔ Bir maddenin tadının algılanmasında maddenin sıcaklığının, kokusunun ve görülmesinin de rolü vardır. ✔ Dil, epitel dokuya sahip olduğundan kemoreseptörlerin yanı sıra, mekanoreseptör ve termoreseptörlere de sahiptir. DERİ ✔ Dokunma duyusu deri tarafından algılanır. ✔ Deri, epitel ve temel bağ doku olmak üzere iki farklı dokudan meydana gelmiştir. EPİTEL DOKU ✔ Vücudun dış ve iç yüzeyini örten dokudur. ✔ Hücreler arası boşluk yok denecek kadar azdır. ✔ Kan damarı ve sinirler bulunmadığından bağ dokudan difüzyon ile beslenir. ✔ Görevlerine göre örtü, bez ve duyu epiteli olmak üzere 3 çeşit epitel doku bulunur. Duyu Epiteli: Dış ortamdan gelen uyarıları alan özelleşmiş epitellerdir. Reseptör olarak görev yaparlar. Dilde tat, burunda koku, deride ise çeşitli mekanik etkileri algılayan epitel hücreleridir. Bez Epiteli: Salgı üretip salgılayan epitel dokudur. Endokrin, ekzokrin ve karma bez şeklinde bulunabilir. Örtü Epiteli: Vücudun dış ve içini örten epitel dokudur. Mekanik etki, besin emilimi ve sıcaktan ya da soğuktan koruma gibi görevleri vardır. TEMEL BAĞ DOKU ✔ Diğer doku ve organların arasını doldurarak diğer dokuların beslenmesini sağlar ve mekanik destek olur. ✔ Bağ doku hücreleri; hücre ara maddesi ve liflerden oluşur. ✔ Kan damarı ve sinir hücreleri bakımından zengindir. ✔ Bağışıklıkta görev yapar. Bağ Doku Hücreleri Fibroblast: Bağ dokusunun liflerini üreten esas hücrelerdir. Daha sonra fibrosit haline dönüşürler. Bağ dokusunun yenilenmesini ve kollajen ipliklerinin oluşmasını sağlarlar. Kemikleşme sırasında osteositlere (kemik hücresi) dönüşürler. Mast hücreleri: Heparin ve histamin salgılarlar. Heparin, kanın damar içinde pıhtılaşmasını engeller. Histamin, kılcal damarların geçirgenliğini artırır. Makrofaj hücreleri: Fagositoz yaparak bağışıklıkta görev alırlar. Plazma hücreleri: Antikor üreterek bağışıklıkta görev alırlar. Melanosit: Sitoplazmalarında melanin pigmenti bulundurduklarından bulundukları dokuya renk verir. Bağ Doku Lifleri Kollejen Lifler: Kollejen proteinlerinden oluşan basınca çekmeye ve gerilmeye dayanıklı ince liflerdir. Elastik Lifler: Elastin proteininden oluşan uzama yetenekleri fazla olan liflerdir. Yüz, boyun derisi ve damarlarda bol miktarda bulunurlar. Ağsı (Retiküler) Lifler: Kollajen liflerine bağlanmış çok ince liflerdir. Dağınık olarak iç organları sararlar. YAĞ DOKUSU ✔ Yağ depolayan bir çeşit bağ dokudur. ✔ Hücreleri arasında kollajen ve ağsı lifler bol miktarda bulunur. ✔ Deri altında bol miktarda bulunarak ısıyı ayarlar ve derinin kurumasını engeller. ✔ Organların etrafını sararak çalışmaları sırasında birbirlerinden ve dışarıdan gelecek mekanik etkiden korurlar. ✔ Fazla yağı depoladıklarından depo besin kaynağıdırlar. ✔ ADEK vitaminlerini depolarlar. İnsan derisi iki tabakadan oluşmuştur. Üst Deri (Epidermis) ✔ Derinin üst kısmıdır. ✔ Çok katlı epitelden oluşmuştur. Korun Tabakası: Üzeri deri bezlerinin salgıları ve keratinleşmiş (ölü hücre) hücrelerin oluşturduğu özel katman ile kaplıdır. Bu kısma korun tabakası denir. Bu tabaka deriyi dış etkenlerden ve mikroorganizmalardan korur. Kan damarı ve sinirler yer almadığından beslenmesi alt kısımdaki hücreler tarafından gerçekleştirilir. Malpigi Tabakası: Üst derinin alt kısmında canlı hücrelerden oluşan malpigi tabakası bulunur. Bu tabakada yer alan hücreler (melanosit) melanin pigmenti üretir. Bu pigmentin miktarı derinin rengini oluşturur. Bronzlaşma durumunda bu pigmentlerin durumu derinin geçici olarak koyulaşmasına yol açar. Alt Deri (Dermis) ✔ Üst derinin altında yer alır. ✔ Elastik ve kollajen bağ doku liflerinden oluşmuştur. ✔ Kan damarı, sinirler, kaslar, dokunma cisimcikleri, ter ve yağ bezleri, kıl kökleri ve lenf damarları bulunur. ✔ Bol miktarda reseptör içerir. ✔ Taşıdığı damarlar vücut ısısının ayarlanmasında ve üst derinin beslenmesinde görev alır. ✔ Düz kaslar kılların hareketinde rol oynar. Deride Yer Alan Reseptörler ✔ Serbest sinir uçları: Değme ve ağrı duyusu ✔ Merkel diskleri: Değme (anlık temas) duyusu ✔ Meissner cisimciği: Dokunma duyusu ✔ Pacini Cisimcikleri: Basınç duyusu ✔ Ruffini Cisimciği: Sıcak duyusu ✔ Krause cisimciği: Soğuk duyusu Derinin Görevleri; ✔ Vücuda şekil ve bütünlük kazandırır. ✔ Altındaki yapıları korur. ✔ Mikroorganizmaların vücuda girmesine engel olur. ✔ Karasal hayvanlarda vücudun su kaybını engeller. ✔ Boşaltıma yardımcı olur ✔ Gaz alışverişi yaparak solunuma yardımcı olur. ✔ Vücut ısısının düzenlenmesine yardımcı olur. ✔ Bazı ilaçların emilmesini sağlar. ✔ İçerdiği pigmentlerle güneşin zararlı etkilerinden korur.

  • BİTKİLERDE BESLENME | selinhoca

    KONULAR BİTKİLERDE BESLENME ✔ Bitkiler metabolizmaları için gerekli olan inorganik maddelerden su ve mineralleri kökler aracılığı ile alır; karbondioksiti ise yaprakları ile alırlar. ✔ Organik maddeleri ise inorganik maddeleri kullanarak fotosentez ile üretirler. ✔ Bitkilerin yaşamına devam edebilmek için çok fazla ihtiyaç duydukları minerallere makro elementler denir. Bunlar, C, H, O, N, K, Ca, Mg, S, P… dur. ✔ Bitkilerin yaşamına devam edebilmek için çok az ihtiyaç duydukları minerallere mikro elementler denir. Bunlar, Cl, Fe, B, Mn, Zn, Cu, Ni, Mo….dir. ✔ Minerallerin eksikliğinde bitkide gelişim bozuklukları görülür. Bir mineralin eksikliği bir mineral ile giderilemez. Bu durumda gelişim minimumfarklı yasasına göre gerçekleşir. ✔ Bitkilerde ağırlık artışının en önemli sebebi havadan alınan karbondioksit (CO2)’dir. Bu CO2 fotosentezle organik madde üretimine katıllır. ✔ Gübre: Bitkinin beslenmesi için gerekli olan mineraller içeren maddelerdir. Bazıları azot, potasyum, fosfor gibi elementlerden kimyasal olarak üretilirken bazıları bitki ve hayvan kalıntılarından doğal olarak üretilir. Bitkilerde Farklı Beslenme Şekilleri Parazit beslenme: Bazı bitkiler köklere sahip olmadığından başka bir bitkinin üzerine yerleşerek o bitkinin besinlerini kullanarak yaşar. ✔ Yarı parazit bitkiler, üzerinde yaşadığı bitkinin ksilemine emeç yollar ve bitkinin inorganik maddelerini alır. Fotosentez ile organik maddelerini üretir. ✔ Tam parazit bitkiler ise fotosentez yeteneğine sahip olmadıklarından üzerinde yaşadıkları bitkinin hem ksilem hem de floemine emeç yollayarak bitkinin hem inorganik hem de organik maddelerini alarak beslenir. Karnivor beslenme: Böcekçil bitkiler, azotça fakir topraklarda yaşadıklarından metabolizmaları için gerekli olan azot mineralini topraktan alamazlar. Özelleşmiş böcek kapan yaprakları ile yakaladıkları böcekleri sindirir azot ihtiyacını karşılarlar. Ayrıca fotosentezle organik maddelerini üretebilirler. Bitkilerde Mutualizm ✔ Nodül: Baklagil bitkilerinin köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin oluşturduğu yapıdır. Bitkiler havadaki azot gazını doğrudan kullanmaz. Azot bağlayıcı bu bakteriler azotun toprağa bağlanmasını sağlayarak bitkinin azot ihtiyacının karşılar. Bitki ise bakteriye organik madde sağlar. ✔ Mikoriza: Bitki köklerine mantarların girmesiyle oluşan yapılardır. Mantar, bitkinin su ve mineral emilimini artırmak için yüzey alanını artırır. Bitki ise mantara organik bileşik sağlar. ✔ Bitkilerde taşıma ksilem ve floem ile olur. Su ve Minerallerin Taşınması ✔ Suyun Kökten Alınması ve Taşınması: Kara bitkileri gerekli su ve minerali emici tüyleri ile topraktan alırlar. Su topraktan ozmos ile alınır, iki farklı yol ile ksileme taşınır. Apoplast taşınma: Emici tüyler tarafından emilen su hücreler arası boşluklar ile ksileme ulaşır. Simplast taşınma: Emici tüyler tarafından emilen su hücreler içerisinden geçirilerek ksileme ulaşır. Apoplasta göre daha yavaştır. ✔ Kurak ortam bitkilerinin kök hücrelerinin ozmotik basıncı diğer bitkilere oranla daha yüksektir. ✔ Emici tüylerin zarları suya geçirgendir ancak glikoz ve diğer organik maddelere karşı geçirgen değildir. ✔ Suyun Gövdede Taşınması: Ksileme ulaşan su çeşitli etkenlerle bitkinin yapraklarına ve diğer bölgelerine taşınır. Kök Basıncı: Bu basınç kökten ksileme doğru suyu itici bir basınçtır. Toprakla, kök hücreleri arasındaki ozmotik basınç farkı kök basıncını meydana getirir. Kök basıncı sayesinde su ksilemde birkaç metre yükselebilir. ✔ Hem topraktaki suyun hem de nemin fazla olduğu zamanlarda terleme yapılamadığından kök basıncı gutasyona neden olur. Kılcallık: Bir borunun çapı ne kadar küçükse sıvı boruda o kadar çok yükselir. Bu nedenle ksilemin trake ve trakeidleri incedir. Su moleküllerinin ksilem hücrelerinin çeperlerine kuvvetle tutunmasına adhezyon denir. Ksilem çapı küçüldükçe adhezyon sayesinde su yukarı çekilir. Kohezyon: İki su molekülü arasında hidrojen bağı oluşturulur. Bu bağ zayıf bir bağdır. Su moleküllerinin hareketi sırasında bu bağ koparak yeniden oluşturulur. Böylece su bir bütün halinde hareket edebilir. Buna kohezyon denir. Terleme (Transpirasyon): Toprak üstü organlarından suyun buhar halinde atılmasıdır. Stoma ve lentiseller aracılığı ile gerçekleşir. ✔ Fotosentez ve terlemeyle azalan su yaprak hücrelerinin ozmotik basıncını artırır. Bu nedenle su ksilemden çekilir. Su kohezyon etkisi ile yapraklara doğru hareket eder. Suyun çekilmesi kökteki ozmotik basıncı artırır. Kök topraktan su çeker. Bu olaya kohezyon gerilim teorisi denir. ✔ Suyun ksilemde taşınması sırasında enerji harcanmaz.

bottom of page