Arama Sonuçları
Boş arama ile 134 sonuç bulundu
- BOŞALTIM SİSTEMİ - HORMONAL KONTROL | selinhoca
KONULAR BOŞALTIM SİSTEMİ - HORMONAL KONTROL PDF İNDİR Böbreğin Çalışmasında Hormonal Kontrol 1) ADH: Suyun geri emilimini artırır. 2) Aldosteron: Na ve Cl geri emilimini artırırken, K geri emilimini azaltır. Özellikle distal tüpü etkiler. 3) Parathormon: Ca geri emilimini artırken, P geri emilimini azaltır. 4) Kalsitonin: Ca geri emilimini azaltır. NEFRİT ✔ Sebep: Nefronların iltihaplanmasıdır. Bademcik iltihapları, diş çürüklerinin zamanında tedavi edilmemesi, anjin ve kızıl gibi bulaşıcı hastalıklara neden olan mikroorganizmalar ile bazı zehirlerin kan yoluyla böbreklere ulaşması sonucu oluşabilir. ✔ Sonuç: Zamanında tedavi edilememesi, böbrek yetmezliğine neden olur. ✔ Tedavi: Antibiyotik. BÖBREK TAŞLARI ✔ Sebep: Gereksiz ilaç kullanımı, hormon bozuklukları ve genetik faktörler sonucunda böbrekte kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat gibi minerallerin birikmesi ile oluşur. ✔ Sonuç: Böbreklerin zarar görmesine, iltihaplanmalara ve kanamalara neden olur. ✔ Tedavi: Küçük taşlar, bol sıvı alımı ile kendiliğinde düşebilir. Büyük olanlar için, taş kırma yöntemleri kullanılır. Ameliyat BÖBREK YETMEZLİĞİ: İltihaplanmalar, zehirlenmeler böbreklerin sağlıklı çalışmasına engel olur. İdrarda protein ve kana rastlanır. Böbrek nakli yapılması gerekir. Nakil olana kadar hasta diyalize girer. ÜREMİ: Böbreklerin herhangi bir nedenle görevini yeterince yapamaması sonucunda kanda üre miktarının artmasıdır. ALBÜMİN: Nefronların görevini tam olarak yapamaması sonucu idrarda proteinli maddelerin bulunmasıdır. İDRAR YOLU ENFEKSİYONU: Ağrılı ve sık idrara çıkma şeklinde ortaya çıkan idrar yolunun enfeksiyon kapması sonucu oluşmuş hastalıktır.
- BİTKİLERDE ÜREME 2 | selinhoca
KONULAR BİTKİLERDE ÜREME 2 PDF İNDİR TOHUM ✔ Döllenme olayının ardından tohum taslağı tohuma dönüşür. ✔ Bir tohumun yapısında embriyo, endosperm ve tohum kabuğu olmak üzere üç tane yapı bulunur. Embriyo: Zigotun gelişmesiyle oluşur. Yapısında embriyonik kök, embriyonik gövde ve çenek vardır. Çenek endospermden aldığı besini embriyoya aktarır. Embriyonik gövde ve kök gelişerek gerçek kök ve gövdeyi oluşturur. Tohum kabuğu: Tohum taslağının dış hücreleri tarafından oluşturulur. Tohumu dış etkilerden korur. Endosperm; Döllenmenin ardından oluşan triploit hücre besin maddelerini depolamaya başlar ve endosperm haline gelir. Endosperm, çimlenme süresince embriyonun beslenmesini sağlar. Bazı dikotil bitkilerde çenekler, endosperm içindeki besini alarak çok fazla büyür ve endospermin yok olmasına neden olur. MEYVE ✔ Döllenmeden sonra yumurtalığın gelişmesi sonucu oluşur. ✔ Tohumu korur ve yayılmasına yardım eder. ✔ Meyveler oluşumuna göre iki şekilde sınıflandırılır. Basit Meyve: Tek bir yumurtalıktan oluşan meyvedir. üzüm, erik… Bileşik Meyve: Bir veya birden fazla çiçeğin yumurtalıklarının gelişmesiyle oluşan meyvedir. çilek, ananas… ÇİMLENME VE GELİŞME ✔ Embriyonun su kaybetmesi ile embriyo metabolizması durur. Embriyo dormansi haline geçer. ✔ Bitkinin dormansi halinde kalması abisisik asit hormonu, dormansiden çıkması ise giberellin hormonu sayesinde olur. Dormansinin kırılma şartları bitki türüne göre farklılık gösterir. ✔ Tohum içindeki embriyonun uygun koşullarda dormansinin bozularak genç bitkiyi oluşturmak için geçirdiği değişimlere çimlenme denir. ✔ Çimlenmenin yapılabilmesi için uygun sıcaklık, su ve oksijen şarttır. ✔ Çimlenme sırasında sadece solunum yapılır. Fotosentez yapılmaz. ✔ İlk yapraklar oluşuncaya kadar embriyo için gerekli besin endospermden sağlandığından tohumun kuru ağırlığında azalma olur. İlk yapraklar çıkınca çimlenme sonlanır ve bitki fotosentez yaparak beslenmeye başlar. ✔ Tohum hücreleri tohum kabuğu çatlayana kadar etil alkol fermantasyonu daha sonra ise oksijenli solunum yapar. Çimlenme Basamakları ✔ Tohum su emerek şişer ve tohum kabuğu çatlar. ✔ Embriyo hücrelerinin enzimi aktif hale geçer ve giberellin hormonu sentezlenir. ✔ Giberellin, absisik asitin etkisini ortadan kaldırır ve amilaz enzimi faaliyete geçer. ✔ Endospermde depolanan besinler kullanılarak solunum yapılır ve ATP üretilir. ✔ Tohum kabuğundan önce, embriyonik kökten gelişen ilk kök çıkar. Yerçekimine doğru büyür. Bu kısım zamanla gerçek kökü oluşturur. ✔ Toprak üstünde doğru ise embriyonik gövdeden gelişen gövde çıkar. İlk yapraklar çıkınca fotosentez başlamış olur. ✔ Fotosentez yapmaya başlamış bir bitkide çimlenme tamamlanmıştır. ✔ Çift çenekli bitkilerde (bezelye hariç) çenekler çimlenirken toprak üstünde kalır. ✔ Tek çenekli bitkilerde çenekler çimlenirken toprak altında kalır.
- DUYU ORGANLARI - BURUN - DİL - DERİ | selinhoca
KONULAR DUYU ORGANLARI - BURUN - DİL - DERİ PDF İNDİR BURUN ✔ Burun koku alma ve solunum organı olarak görev yapar. ✔ Koku alma reseptörleri her iki burun boşluğunun üst bölgesine yerleşmiştir. Bu nedenle burnun her yeri ile koku algılanmaz. ✔ Koku reseptörlerinin yerleştiği bölgeye sarı bölge denir. Buradaki reseptörler kemoreseptörlerdir. ✔ Burnun iç yüzeyinde mukus salgılayan goblet hücreleri yer alır. Mukus, burnun iç yüzeyini koruyarak koku taneciklerinin çözünmesini sağlar. ✔ Koku reseptörlerinin uyarılması ve kokunun algılanması için koku moleküllerinin mukus içinde çözünmesi gerekir. Çünkü koku reseptörleri sadece suda ya da mukusta çözünen maddelerle uyarılabilir. Mukus tabakasının grip ve nezle gibi bir hastalık nedeni artması, koku moleküllerinin reseptörlere ulaşmasına engel olur. Bu durumda koku hissedilmez. ✔ Koku reseptörlerinin uçlarında siller bulunur. Bu siller mukus içerisinde ilerler. ✔ Koku reseptörleri uzun süre aynı uyarı ile uyarıldığında bir süre sonra impuls oluşumu durur. Koku hissedilmez. Ancak, yeni bir koku geldiğinde yeni koku hissedilir. DİL ✔ İnsanda tat alan duyu organı dildir. ✔ Tat almanın yanı sıra konuşma ve yutmada da etkilidir. ✔ Suda veya tükürükte çözünmüş besinlerin tadını almayı sağlayan kısımlar dilin üst yüzeyinde bulunur. Tat, tat alma reseptörleriyle algılanır. Bunlara tat tomurcuğu denir. Tat tomurcukları, dilin üzerini örten epitel dokuya gömülü halde bulunur. Tat tomurcukları papilla denilen yapılarda kümelenmiştir. Farklı tatları algılayan tat tomurcukları dilin belirli bölgelerinde yoğunlaşmıştır ✔ Bir maddenin tadının algılanmasında maddenin sıcaklığının, kokusunun ve görülmesinin de rolü vardır. ✔ Dil, epitel dokuya sahip olduğundan kemoreseptörlerin yanı sıra, mekanoreseptör ve termoreseptörlere de sahiptir. DERİ ✔ Dokunma duyusu deri tarafından algılanır. ✔ Deri, epitel ve temel bağ doku olmak üzere iki farklı dokudan meydana gelmiştir. EPİTEL DOKU ✔ Vücudun dış ve iç yüzeyini örten dokudur. ✔ Hücreler arası boşluk yok denecek kadar azdır. ✔ Kan damarı ve sinirler bulunmadığından bağ dokudan difüzyon ile beslenir. ✔ Görevlerine göre örtü, bez ve duyu epiteli olmak üzere 3 çeşit epitel doku bulunur. Duyu Epiteli: Dış ortamdan gelen uyarıları alan özelleşmiş epitellerdir. Reseptör olarak görev yaparlar. Dilde tat, burunda koku, deride ise çeşitli mekanik etkileri algılayan epitel hücreleridir. Bez Epiteli: Salgı üretip salgılayan epitel dokudur. Endokrin, ekzokrin ve karma bez şeklinde bulunabilir. Örtü Epiteli: Vücudun dış ve içini örten epitel dokudur. Mekanik etki, besin emilimi ve sıcaktan ya da soğuktan koruma gibi görevleri vardır. TEMEL BAĞ DOKU ✔ Diğer doku ve organların arasını doldurarak diğer dokuların beslenmesini sağlar ve mekanik destek olur. ✔ Bağ doku hücreleri; hücre ara maddesi ve liflerden oluşur. ✔ Kan damarı ve sinir hücreleri bakımından zengindir. ✔ Bağışıklıkta görev yapar. Bağ Doku Hücreleri Fibroblast: Bağ dokusunun liflerini üreten esas hücrelerdir. Daha sonra fibrosit haline dönüşürler. Bağ dokusunun yenilenmesini ve kollajen ipliklerinin oluşmasını sağlarlar. Kemikleşme sırasında osteositlere (kemik hücresi) dönüşürler. Mast hücreleri: Heparin ve histamin salgılarlar. Heparin, kanın damar içinde pıhtılaşmasını engeller. Histamin, kılcal damarların geçirgenliğini artırır. Makrofaj hücreleri: Fagositoz yaparak bağışıklıkta görev alırlar. Plazma hücreleri: Antikor üreterek bağışıklıkta görev alırlar. Melanosit: Sitoplazmalarında melanin pigmenti bulundurduklarından bulundukları dokuya renk verir. Bağ Doku Lifleri Kollejen Lifler: Kollejen proteinlerinden oluşan basınca çekmeye ve gerilmeye dayanıklı ince liflerdir. Elastik Lifler: Elastin proteininden oluşan uzama yetenekleri fazla olan liflerdir. Yüz, boyun derisi ve damarlarda bol miktarda bulunurlar. Ağsı (Retiküler) Lifler: Kollajen liflerine bağlanmış çok ince liflerdir. Dağınık olarak iç organları sararlar. YAĞ DOKUSU ✔ Yağ depolayan bir çeşit bağ dokudur. ✔ Hücreleri arasında kollajen ve ağsı lifler bol miktarda bulunur. ✔ Deri altında bol miktarda bulunarak ısıyı ayarlar ve derinin kurumasını engeller. ✔ Organların etrafını sararak çalışmaları sırasında birbirlerinden ve dışarıdan gelecek mekanik etkiden korurlar. ✔ Fazla yağı depoladıklarından depo besin kaynağıdırlar. ✔ ADEK vitaminlerini depolarlar. İnsan derisi iki tabakadan oluşmuştur. Üst Deri (Epidermis) ✔ Derinin üst kısmıdır. ✔ Çok katlı epitelden oluşmuştur. Korun Tabakası: Üzeri deri bezlerinin salgıları ve keratinleşmiş (ölü hücre) hücrelerin oluşturduğu özel katman ile kaplıdır. Bu kısma korun tabakası denir. Bu tabaka deriyi dış etkenlerden ve mikroorganizmalardan korur. Kan damarı ve sinirler yer almadığından beslenmesi alt kısımdaki hücreler tarafından gerçekleştirilir. Malpigi Tabakası: Üst derinin alt kısmında canlı hücrelerden oluşan malpigi tabakası bulunur. Bu tabakada yer alan hücreler (melanosit) melanin pigmenti üretir. Bu pigmentin miktarı derinin rengini oluşturur. Bronzlaşma durumunda bu pigmentlerin durumu derinin geçici olarak koyulaşmasına yol açar. Alt Deri (Dermis) ✔ Üst derinin altında yer alır. ✔ Elastik ve kollajen bağ doku liflerinden oluşmuştur. ✔ Kan damarı, sinirler, kaslar, dokunma cisimcikleri, ter ve yağ bezleri, kıl kökleri ve lenf damarları bulunur. ✔ Bol miktarda reseptör içerir. ✔ Taşıdığı damarlar vücut ısısının ayarlanmasında ve üst derinin beslenmesinde görev alır. ✔ Düz kaslar kılların hareketinde rol oynar. Deride Yer Alan Reseptörler ✔ Serbest sinir uçları: Değme ve ağrı duyusu ✔ Merkel diskleri: Değme (anlık temas) duyusu ✔ Meissner cisimciği: Dokunma duyusu ✔ Pacini Cisimcikleri: Basınç duyusu ✔ Ruffini Cisimciği: Sıcak duyusu ✔ Krause cisimciği: Soğuk duyusu Derinin Görevleri; ✔ Vücuda şekil ve bütünlük kazandırır. ✔ Altındaki yapıları korur. ✔ Mikroorganizmaların vücuda girmesine engel olur. ✔ Karasal hayvanlarda vücudun su kaybını engeller. ✔ Boşaltıma yardımcı olur ✔ Gaz alışverişi yaparak solunuma yardımcı olur. ✔ Vücut ısısının düzenlenmesine yardımcı olur. ✔ Bazı ilaçların emilmesini sağlar. ✔ İçerdiği pigmentlerle güneşin zararlı etkilerinden korur.
- İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - BEYİN | selinhoca
KONULAR İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - BEYİN PDF İNDİR İNSANDA SİNİR SİSTEMİ İnsanda sinir sistemi merkezi sinir sistemi (MSS) ve çevresel sinir sistemi (ÇSS) olmak üzere ikiye ayrılır. Sinir Sistemi Kitapları A) MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ ✔ Beyin ve omurilikten oluşur. ✔ Duyu nöronları ile gelen uyarıları değerlendirerek uyarılara uygun cevap oluşturur. ✔ Ara nöronlardan oluşmuştur. 1) BEYİN ✔ Kafatası kemikleri ile korunan merkezi sinir sistemi organıdır. ✔ Deneyimler (depolanmış bilgi) , şimdiki ve gelecek olaylar hakkında bilinçli deneyim oluşturabilen tek organdır. ✔ Ön, orta ve arka olmak üzere üç kısımda incelenir. Beyin Zarları: Beyin, bağ dokudan oluşmuş 3 zarla korunur. Kafatası altında bulunan bu zarlara meninges denir. ✔ Sert Zar: Beyinin en dışında bulunan zardır. Beyni mekanik etkilerden, yaralanma ve zedelenmelerden korur. ✔ Örümceksi Zar: Sert zar ile ince zar arasında bulunur. Sert zar ile ince zarı birbirine bağlar. ✔ İnce Zar: En içteki zardır. Beynin tüm girinti ve çıkıntılarına girmiştir. Yapısında bol miktarda kan damarı vardır. Bu kan damarları beynin beslenmesini sağlar. BOS (Beyin – Omurilik Sıvısı) ✔ Örümceksi zar ile ince zar arasında bulunarak beyin ve omuriliği sarar. ✔ Kan basıncının etkisi ile kılcal damarlardan çıkmış bir sıvıdır. Görevleri ✔ Beyin ile omuriliği darbe ve sarsıntılara karşı korur. ✔ Beyin ve omurilikte metabolizma sonucu oluşmuş atık maddelerin kana geçmesini sağlar. ✔ Beyin ve omuriliğin beslenmesi için gerekli maddeleri kandan alarak süzer. ✔ Merkezi sinir sisteminin iyon dengesinin sağlanmasında rol oynar. 1) Ön Beyin ✔ Beynin en büyük kısmıdır. Bu nedenle büyük beyin de denir. ✔ Diğer beyin bölümlerini üsten örter. ✔ Uç beyin ve ara beyin olmak üzere iki kısımda incelenir. a) Uç Beyin ✔ Önden arkaya doğru uzanan bir yarıkla sağ ve sol olmak üzere iki yarım küreye ayrılmıştır. ✔ Bu yarım küreler aksonlarla birbirine bağlıdır. Üstteki bağ --> nasırlı cisim Alttaki bağ --> beyin üçgeni ✔ Beyin yarım kürelerini enine ayıran derin bir yarık bulunur. Bu yarığa rolando yarığı denir. Beyin Yarım Kürelerinin Enine Kesitinin Yapısı ✔ Dış kısmı boz, iç kısmı ak maddeden oluşmuştur. ✔ Ak madde: Miyelinli sinirlerin aksonlarından meydana gelmiştir. Bu bölgenin beyaz olmasının sebebi lipitçe zengin miyelinlerin bulunmasıdır. ✔ Boz madde: Miyelinsiz nöron gövdelerinden oluşmuştur. Bu bölgeye korteks (kabuk) denir. Beynin kabuk kısmı çok sayıda kıvrıma sahiptir. Bu kıvrımlar boz maddenin yüzey alanını artırır. Uç Beyinin Görevleri ✔ Zeka ✔ Hafıza ✔ Yazı yazma ✔ İstemli hareket etme ✔ Duyu organlarından gelen bilgilerin değerlendirilmesi ✔ Öğrenme ✔ Karar verme ✔ Bilinçli davranış ✔ Duyusal olarak çevrenin farkında olma gibi görevleri vardır. Beyin yarım küreleri vücudun zıt tarafını kontrol eder. b) Ara Beyin ✔ Beyin yarım küreleri arasında kalır. Epitalamus, talamus ve hipotalamus olmak üzere 3 kısımdan oluşmuştur. Homeostazi Düzenleme Kitabı Epitalamus: Talamusun arka kısmında bulunur. İnce bir uzantısı vardır. Bu uzantı epifiz bezi (pineal bez)’dir. Epifiz bezi melatonin hormonu salgılar. Talamus: Duyu organlarından gelen bilgilerin toplanma ve dağılım merkezidir. ✔ Koku duyusu dışındaki tüm duyular burada sınıflandırılır. Uç beyinde bulunan duyu merkezlerine iletir. Koku ise talamusa uğramadan direkt uç beyindeki değerlendirme merkezine geçer. ✔ Ayrıca uyanık durumdan uykuya geçişi sağlar. Hipotalamus: Homeostasinin sağlanmasında görevlidir. Görevleri ✔ Termostat görevi yaparak vücut sıcaklığını düzenler. ✔ Susama merkezi içerir. Vücudun su dengesinin düzenlenmesinde görev yapar. (OB ve idrar miktarını ayarlama) ✔ Uykunun devam etmesini sağlar. ✔ Açlık, tokluk ve iştahın düzenlenmesinde rol oynar. ✔ Korku, hiddet ve heyecanın düzenlenmesini sağlar. ✔ Üreme ve cinsel davranışları düzenler. ✔ Kan basıncını ve kalbin ritim atışını düzenler. ✔ Çevresel sinir sisteminin duyu ile ilgili aktivitelerini düzenler. ✔ Hipofiz bezini kontrol ederek hormonal denge üzerinde etkilidir. Hipofiz bezinin arka lobundan salgılanan hormonlar hipotalamusta üretilir. Ayrıca hipotalamusta üretilen özel hormonlar hipofiz bezinin ön lobundan hormon salgılanmasını kontrol eder. ✔ Karbonhidrat ve yağ metabolizmasını ayarlar. Sinir Sistemi Kitapları 2) Orta Beyin ✔ Ara beyin ile pons arasında bulunan bölgedir. ✔ Beynin bu bölümünden ön beyin ile arka beyin arasında bağlantı kuran sinirler geçer. Görevleri ✔ Görme ve işitme ile ilgili refleksleri düzenler. Yan taraftan yaklaşan bir cismin görüntüsünü beyin daha oluşturmadan kafa o yöne döner. Fazla ışıkta göz bebeğinin küçülmesi, az ışıkta büyümesi Ses duyan köpeğin kulaklarının dikilmesi ✔ Kas tonusu ve vücut duruşunu düzenleyen merkezler bulunur. 3) Arka Beyin ✔ Beyincik, pons ve omurilik soğanından meydana gelmiştir. a) Beyincik ✔ Arka kafa çukurunun içinde omurilik soğanının üstünde bulunan iki yarım küreden meydana gelmiş bölgedir. ✔ Dış kısmı boz, iç kısmı ak maddeden oluşmuştur. ✔ Hareket ve denge merkezidir. ✔ İskelet sistemi, kulak ve görme merkezinden bilgileri alarak koordinasyonlu bir şekilde hareket etmemizi sağlar. Beyinciği hasar görmüş bir insanda; ✔ Ayakta dururken ya da yürürken sallanma ✔ Bir cisme doğru uzanan elin dengesiz hareket etmesi ✔ Hareket eden bir cismi izleyememesi gibi belirtiler ortaya çıkmıştır. ✔ Bebekler ancak beyincik geliştikten sonra oturma , ayakta durma ve yürüme gibi faaliyetler gösterebilir. b) Pons (Varoli Köprüsü) ✔ Orta beyinle omurilik soğanı arasında bulunur. ✔ Enine tabakalaşmış kalın sinir demetlerinden oluşur. ✔ Sadece memelilerde bulunur. Görevleri ✔ Beyinciğin yarım kürelerini birbirine bağlar. ✔ Omurilik soğanındaki solunum merkezi ile birlikte çalışır. c) Omurilik Soğanı ✔ Beyinciğin altında, omurilik ile pons arasında bulunur. ✔ Dış kısmı ak, iç kısmı boz oluşmuştur. Bu yapısı ile omuriliğe benzer. ✔ Omuriliğin başlangıç yeri şeklindedir. ✔ Beyinden çıkan sinirler burada çapraz yapar. Bu durum beynin sağ tarafının vücudun sol tarafını; sol tarafının da vücudun sağ tarafını kontrol etmesini sağlar. Görevleri ✔ Solunum , sindirim, dolaşım gibi yaşamsal olayların düzenlenmesini sağlar. ✔ Yutma, kusma, hapşırma, öksürme gibi refleksleri kontrol eder. ✔ Orta beyin, pons ve omurilik soğanının tamamına beyin sapı denir. Beyin kabuğuna doğru uzanan ve beyin kabuğundan omuriliğe doğru giden tüm sinirler beyin sapından geçmek zorundadır.
- DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - KEMİK - KIKIRDAK - EKLEM | selinhoca
KONULAR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - KEMİK - KIKIRDAK - EKLEM PDF İNDİR KEMİK DOKU ✔ Embriyonik dönemde iskelet kıkırdak yapılıdır. Daha sonra kemikleşme görülür ve kemik doku oluşur. ✔ Kemik doku hücreleri olan osteositler lakün adı verilen boşluklarda bulunur. ✔ Organik ve inorganik maddelerden oluşan osein adında ara maddesi vardır. ✔ Kemiklerin dışında periost denilen kemik zarı yer alır. Kemiğin enine büyümesini ve onarılmasını sağlar. Görevleri ✔ Vücuda şekil verir ve desteklik sağlar. ✔ Kas ve eklemlerle birlikte hareketi sağlar. ✔ İç organları korur. ✔ Kan hücrelerini üretir. ✔ Mineral depolar. Kemik Doku Çeşitleri Sıkı (Sert) Kemik Doku ✔ Uzun kemiklerin gövdesinde kısa yassı ve düzensiz şekilli kemiklerin dışında bulunur. ✔ Osteositler halkasal görünüm oluşturmuş ve sıkı sıkıya bağlıdır. ✔ Osteositlerin ortasından havers kanalları geçer. Bu kanallar da volkmann kanalları ile birbirine bağlanır. Bu kanallardan kan damarları ve sinirler geçer. Süngerimsi Kemik Doku ✔ Uzun kemiklerin uç kısmında; kısa, yassı ve düzensiz şekilli kemiklerin iç kısmında bulunur. ✔ Boşluklu yapıdadır. Bu boşluklar kırmızı kemik iliği ile doludur. Kemik Çeşitleri Uzun Kemik ✔ Kol ve bacaklarda bulunur. ✔ Baş kısmı ile gövde arasında epifiz plağı bulunur. Kemiğin büyümesini sağlar. ✔ Sıkı kemik dokunun ortasında sarı kemik iliği vardır. Yassı Kemik ✔ Kalınlığı az olan yassılaşmış kemiklerdir. ✔ Kafatası, kaburga, kürek ve kalça kemiği yassı kemiktir. Kısa Kemik ✔ Boy ve genişliği birbirine yakın olan kemiklerdir. ✔ El ve ayak bilek kemikleri kısa kemiktir. Düzensiz Şekilli Kemik ✔ Yapı olarak kısa ve yassı kemiklere benzerler. ✔ Omurlar ve bazı yüz kemikleri düzensiz şekilli kemiklerdir. ✔ Kırmızı kemik iliği, sıkı kemik doku, süngerimsi kemik doku, periost tüm kemiklerde ortak olarak bulunan yapılardır. Kemiklerin Gelişimine Etki Eden Faktörler ✔ Hormonlar ✔ Vitaminler ✔ Mineraller ✔ Genetik Faktörler ✔ Güneş Işığı ✔ Dengeli Beslenme ve Spor KIKIRDAK DOKU ✔ Kıkırdak doku hücrelerine kondrosit, ara maddesine kondrin denir. ✔ Yapısında kan damarı bulunmadığından bağ dokudan difüzyon ile beslenir. Atık maddelerini de aynı şekilde uzaklaştırır. Bağ dokusu takviyeleri Kıkırdak Doku Çeşitleri Hiyalin Kıkırdak: Ara maddesinde kollejen lif içeren çok sayıda hücreden oluşmuş, basınca dayanıklı kıkırdaktır. ✔ Embriyo iskeleti, soluk borusu, burun, kemiklerin eklem başları, kaburga uçlarında bulunur. Elastik Kıkırdak: Ara maddesinde elastik lifler bulunan, esnek kıkırdaktır. ✔ Kulak kepçesi, kulak yolu, östaki borusu, epiglotis bulunur. Fibröz Kıkırdak: Ara maddesinde kollejen lif bulunan az sayıda hücreden oluşmuş, basınç ve çekmeye karşı dayanaklı kıkırdaktır. ✔ Omurlar arası disklerde, köprücük kemiği gibi kemiklerin eklem bölgelerinde bulunur. EKLEMLER VE ÇEŞİTLERİ ✔ İki ya da daha fazla kemiğin birbiriyle bağlantı kurduğu bölgelere eklem denir. Eklem Çeşitleri Oynar Eklem ✔ Kol ve bacaklarda bulunan hareket yetenekleri en fazla olan eklemlerdir. ✔ Kemiklerin eklem yapan yüzeylerinde eklem kıkırdağı bulunur. Kemiklerin hareketi sırasında aşınmayı önler. ✔ Eklem bölgesinde bağ dokudan yapılmış eklem kapsülü bulunur. ✔ Eklem kapsülünün iç bölgesinde sinovial zar vardır. Bu zardan eklemin hareketi sırasında kemiklerin aşınmasını önleyen sinovial sıvı üretilir. Eklem sağlığı ürünleri Yarı Oynar Eklem ✔ Oynar eklemlere göre hareket yetenekleri sınırlı eklemlerdir. ✔ Boyun göğüs ve omurlar arasında bulunur. ✔ Kemikler arasında sürtünerek aşınmayı önleyen kıkırdaktan oluşmuş diskler bulunur. Oynamaz Eklem ✔ Hareket yeteneği olmayan eklemlerdir. ✔ Kafatası, yüz kemikleri (alt çene hariç), kalça kemiği arasından bulunur. ✔ Kemikler testere dişlisi şeklinde birbirine bağlanmıştır. ✔ Yetişkin bir insanın iskeletinde 206 tane kemik bulunur. Bebeklerdeki kemik sayısı daha fazladır (350). Büyüdükçe kemikler birbiri ile kaynaşarak kemik sayısı azalır. ✔ İnsan iskeleti; üyeler ve eksen iskeleti olmak üzere iki kısımdan oluşur. ✔ Eksen İskeleti: Baş ve gövdeden oluşur. Baş İskeleti: Kafatası ve yüz kemiklerinden oluşur. Gövde İskeleti: Omurga (33 tane omur kemiği), kaburga (12 çift), göğüs kemiği, omuz kemiklerinden oluşur. ✔ Üyeler İskeleti: Kalça kemikleri, kol, bacak, el ve ayak kemiklerinden oluşur. ✔ Vücudumuzun en küçük kemikleri kulakta bulunur. Bunlar çekiç, örs ve üzengi kemikleridir. ✔ Tüm memelilerin boynunda 7 omur vardır.
- DOLAŞIM SİSTEMİ - KÜÇÜK VE BÜYÜK KAN DOLAŞIMI | selinhoca
KONULAR DOLAŞIM SİSTEMİ - KÜÇÜK VE BÜYÜK KAN DOLAŞIMI PDF İNDİR KAN DOLAŞIMI İnsanda kan dolaşımı küçük ve büyük kan dolaşımı olmak üzere ikiye ayrılır. Küçük Kan Dolaşımı İbn Nefs tarafından keşfedilmiştir. ✔ Kalp ve akciğerler arasında yapılır. ✔ Amacı kanın temizlenmesini sağlamaktır. Büyük Kan Dolaşımı ✔ Kalp ile vücut arasında olur. ✔ Amacı, besin maddelerini ve oksijeni hücrelere, atık maddeleri boşaltım organlarına taşımaktır. ✔ Her organa bir atar bir de toplardamar girişi vardır. (karaciğer hariç) ✔ Aort kalpten çıktıktan sonra dallanarak çeşitli atardamarlar halinde organlara giriş yapar. Bu sırada kılcal damar haline gelmediğinden içeriği değişmez. (Böbrek atardamarı, karaciğer atardamarı…) ;Organ içerisinde kılcal damar haline gelen damarlarda madde alışverişi gerçekleşir ve atık maddeler toplardamarda birleştirilerek kalbe geri dönüş yapar. ✔ Sindirim organlarından çıkış yapan toplardamar ise kalbe dönüş yapmadan önce karaciğere uğrar.(kapı toplar damarı) Karaciğerden karaciğer toplardamarı halinde ayrıldıktan sonra kalbe giriş yapar. ✔Kalbe gelen bir madde vücuda dağılmadan önce akciğere uğramak zorundadır. (Küçük kan dolaşımı) Örneğin; Böbrekte üretilen bir maddenin karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Böbrek --> Kalp --> Akciğer --> Kalp --> Karaciğer Örneğin; Pankreasta üretilen insülin hormonunun karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Pankreas --> Karaciğer (Kalp ve akciğere uğramaz çünkü, pankreas sindirim organıdır ve karaciğer ile arasında bağlantı vardır.)
- İNORGANİK MADDELER SU VE MİNERALLER | selinhoca
KONULAR İNORGANİK MADDELER SU VE MİNERALLER PDF İNDİR İNORGANİK MADDELER
- YAPRAK - BİTKİLERİN YAPISI | selinhoca
KONULAR YAPRAK - BİTKİLERİN YAPISI PDF İNDİR BİTKİLERİN YAPISI - YAPRAK
- BİTKİLERDE HAREKET | selinhoca
KONULAR BİTKİLERDE HAREKET PDF İNDİR Bitkilerde yer değiştirme hareketi görülmez. Bir uyarı geldiğinde durum değiştirme hareketi görülür. Durum değiştirme hareketine irkilme denir. ✔ İrkilme uyaranın yönüne bağlı olursa tropizma ya da yönelme, uyaranın yönüne bağlı değilse nasti ya da ırganım hareketi denir. Tropizma Hareketleri Uyaranın yönüne bağlı olarak gerçekleşen irkilme hareketleridir. Uyaran çeşidine göre çeşitlenir. Fototropizma ✔ Uyaran: Işık ✔ Işığa doğru yönelim varsa --> + fototropizma ✔ Işıktan kaçma eğilimi varsa --> - fototropizma ✔ Bitkiye ışık tek bir yönden gelirse gövde pozitif, kök negatif fototropizma gösterir. ✔ Fototropizmanın meydana gelmesinin sebebi oksin sentezinden kaynaklanmaktadır. Oksin hormonu bitkinin ışık alan tarafında az, ışık almayan tarafında ise daha fazla üretilir. Işık almayan taraftaki hücrelerin daha fazla çoğalması sonucu bitki gövdesi ışığa yönelir. ✔ Oksin ışık almayan tarafta daha fazla olduğundan koleoptil ışığa yönelir. (pozitif fototropizma). ✔ Oksin bitkinin uç kısmında bulunduğundan ucu kesilmiş koleoptilde yönelme olmaz. ✔ Koleoptil ucuna ışık geçirmeyen başlık konulduğunda yönelme olmaz. ✔ Koleoptil ucuna ışık geçiren başlık konulduğunda koleoptil ışığa yönelir. ✔ Koleoptilin gövdesine ışık geçirmeyen kalkan konulduğunda oksin koleoptil ucunda olduğu için kalkan yönelmeye engel olmaz. ✔ Koleoptil ucuna hücreler arasındaki teması kesen fakat oksinin geçişine izin veren jelatin yerleştirildiğinde yönelme gerçekleşir. ✔ Koleoptil ucuna hücreler arasındaki teması kesen ve oksinin geçişine izin vermeyen mika yerleştirildiğinde yönelme gerçekleşmez. Bir koleoptilin ucunu kesip agar üzerine yerleştirmiştir. Oksin, agara yayılmıştır. Oksinle muamele edilmiş agar ve muamele edilmemiş agar kullanarak deneyler yapmıştır. ✔ Ucu kesilmiş koleoptilin ucuna oksinle muamele edilmemiş agar konulduğunda yönelme olmaz. ✔ Ucu kesilmiş koleoptilin ucuna oksinle muamele edilmiş agar konulduğunda agar içerisindeki oksin koleoptile difüzyonla geçmiş ve büyüme görülmüştür. Bu durumda eğer ışık tek bir yönden verilirse yönelme de gerçekleşir. Işık her yönden eşit bir şekilde verildiğinde yönelme görülmez. ✔ Ucu kesilmiş koleoptilin ucuna oksinle muamele edilmiş agar koleoptil ucunun yarısını kapsayacak şekilde konulduğunda koleoptilde dengesiz büyüme gerçekleşir. Koleoptil agarın olmadığı yöne doğru yönelme gösterir. Geotropizma (Jeotropizma=Gravitropizma) ✔ Uyaran: Yer çekimi ✔ Yönelim yerçekimine doğruysaà + geotropizma ✔ Yönelim yerçekiminin zıttına doğruysaà - geotropizma ✔ Bitki köklerinde pozitif geotropizma, gövde de ise negatif geotropizma görülür. Haptotropizma (Tigmotropizma) ✔ Uyaran: Dokunma ✔ Özellikle sarılıcı bitkiler özel yapılarıyla tutunarak duvara yapışırlar. Travmatropizma ✔ Uyaran: Yaralanmaya neden olan madde ya da engel ✔ Bitki organlarında yaralanma meydana geldiğinde ya da bitki organı bir engelle karşılaştığında o bölgeden uzaklaşma eğilimi gösterir. Hidrotropizma ✔ Uyaran: Su ✔ Bitki kökleri daima pozitif yönelim gösterirler. ✔ Yerçekimi ve su farklı yerlerde ise bitki kökleri suya doğru yönelim gösterir. Kemotropizma ✔ Uyaran: Kimyasal madde ✔ Yararlı maddeler (mineral…) à + kemotropizma ✔ Zararlı maddeler (kireç…) à – kemotropizma Bitki kökleri toprakta kendisi için yararlı olan maddelere doğru yönelirken, zararlı olan maddelerden uzaklaşırlar. Nasti Hareketler Uyaranın yönüne bağlı olmayan irkilme hareketidir. Turgor basıncı değişimleri ile gerçekleşir. Uyaran çeşidine göre çeşitlenir. Fotonasti ✔ Uyaran: Işık ✔ Akşam sefası bitkisinin çiçekleri aydınlıkta kapanır, karanlıkta açılır. Termonasti ✔ Uyaran: Sıcaklık ✔ Laleler 5-10 derecede kapalı iken 15-20 derece açılırlar. Sismonasti ✔ Uyaran: Dokunma ✔ Böcekçil bitki yapraklarının böcek dokununca kapanması, küstüm otunun yaprakların dokununca kapatması, bazı bitkilerin dokunulunca tohumunu fırlatması. ✔ Çiçeklenmede en önemli uyarıcı, gün uzunluğudur. Bitkilerde gün ve gece uzunluğuna karşı verilen çiçeklenme gibi fizyolojik yanıta fotoperiyodizm denir. Buna göre 3 tip bitki ayırt edilir. 1) Kısa gün bitkileri: Gece süresinin gündüz süresinden uzun olduğu zamanlarda çiçeklenen bitkilerdir. 2) Uzun gün bitkileri: Gündüz süresinin gece süresinden uzun olduğu zamanlarda çiçeklenen bitkilerdir. 3) Nötr gün bitkileri: Gün uzunluğundan etkilenmeyen bitkilerdir. Çiçeklenmede önemli olan gece uzunluğudur.
- BİYOLOJİNİN DÖNÜM NOKTALARI | selinhoca
KONULAR BİYOLOJİNİN DÖNÜM NOKTALARI PDF İNDİR Uzayda yapılan bilimsel çalışmaların insan hayatına katkısı ne olabilir? Moxie nedir? Hangi canlıdan ilham alınmıştır? Biyolojik bir çalışmanın insanların hayatına katkısı neler olabilir?
.png)