top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 143 sonuç bulundu

  • Lipitler | selinhoca

    Önceki konu: Karbonhidratlar Sıradaki konu: Proteinler ve Vitaminler PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE 2) LİPİTLER ✔ C, H, O atomlarından oluşur. Bazı lipitlerin yapısında P ve N gibi elementler de bulunabilir. ✔ Enerji vericidirler. H atomu miktarı karbonhidrat ve proteinlere göre daha fazla olduğundan aynı miktarlarına göre daha fazla enerji verir. ✔ Suda çözünmezler. Benzen, kloroform gibi organik çözücülerde çözünürler. ✔ Yapı ve görevlerine göre üç çeşittirler. A) Nötral Yağlar (Trigliserit): ✔ Depo edilerek gerektiğinde enerji verici olarak kullanılan lipit molekülleridir. ✔ Deri altında depolanarak ısı yalıtımı mekanik destek sağlar. ✔ Canlılarda farklı amaçlar ile depolanırlar. Örneğin; Göçmen kuşlar: Çok fazla enerji vermesi ve hafif olması Soğuk ortamlarda yaşayan hayvanlar (kutup ayısı): Isı yalıtımı sağlaması ve çok fazla enerji vermesi Kurak ortamlarda yaşayan hayvanlarda (deve): Solunumla parçalanmaları halinde çok fazla su açığa çıkması ✔ Bir tane gliserol molekülü ile üç yağ asidinin dehidrasyon sentezi ile birleşmesiyle oluşmuş lipitlerdir. ✔ Nötral yağ oluşumu sırasında yağ asitleri gliserole üç yerden ester bağı ile bağlanır. Bağlanmanın olduğu her yerden su çıkışı görülür. Yağ Asidi: Uzun karbon zincirlerinden oluşmuş lipit monomerleridir. ✔ Ortamda birikmeleri asitliği artırarak ortam pH’ını düşürür. ✔ Yağ asitleri yapısında bulunan karbonlar arasında çiftli bağ olup olmamasına göre ikiye ayrılır. a) Doymuş Yağ Asitleri: Karbonlar arasında çiftli bağ bulunmayan, bütün karbonların tekli bağ yaptığı yağ asitleridir. ✔ Hayvansaldır. ✔ Oda sıcaklığında katı haldedirler. Örnek; tereyağı, kuyruk yağı… b) Doymamış Yağ Asitleri: Karbonlar arasında çiftli bağların bulunabildiği yağ asitleridir. ✔ Bitkiseldir ve oda sıcaklığında sıvı haldedirler. Örnek; zeytinyağı, badem yağı, Ayçiçek yağı… Margarin: Doymamış yağ asitlerinin endüstriyel yollarla hidrojenle doyurulmasıyla oluşmuş yağ asitlerinden oluşmuş yağlardır. ✔ Oda sıcaklığında katı haldedirler. Esansiyel (Temel) Yağ Asitleri: Hayvanlar tarafından üretilemeyip dışarıdan alınmak zorunda olan yağ asitleridir. B) Fosfolipitler: ✔ Bir gliserol, iki yağ asidi ve bir fosfat grubundan oluşmuş lipitlerdir. ✔ Gliserol ve fosfatın bulunduğu kısım baş, yağ asidi kısmı ise kuyruk yapısını oluşturur. ✔ Hücre zarının yapısına katıldığından yapıcı - onarıcı olarak kullanılırlar. ✔ Hücre zarının temel yapısını oluştururlar. Kuyruk kısımları birbirine bakacak şekilde çift sıra dizilmişlerdir. ✔ Fosfolipitlerin baş kısmı hidrofilik, kuyruk kısmı hidrofobiktir. ✔ Bu özellikleri nedeniyle hücre zarının da iç kısmı hidrofobik, dış kısmı hidrofiliktir. ✔ Hücre zarına akıcılık özelliği kazandırırlar. C) Steroitler: ✔ Hücre zarından doğrudan geçebilirler. ✔ Halkasal yapıya sahip olan lipit çeşididir. ✔ Yapıcı-onarıcı ve düzenleyicidir. Enerji verici olarak kullanılmazlar. ✔ Bitkilerde bulunan kauçuk, eterik yağ ve reçine gibi maddelerin yapısına katılırlar. Kolesterol: ✔ Önemli bir steroit çeşididir. ✔ Hayvanların hücre zarının yapısına katılarak zarın geçirgenliğini artırır, akıcılığını azaltarak dayanıklılığını artırır. ✔ Sinir hücrelerindeki miyelin kılıfın yapısında bulunur. Bu şekilde izolasyon sağlar. ✔ D vitamini, safra ve eşeysel hormonların üretiminde kullanılır. NOT: Bitki hücrelerinin zarında kolesterol bulunmaz.

  • DUYU ORGANLARI - KULAK | selinhoca

    KONULAR DUYU ORGANLARI - KULAK PDF İNDİR KULAK ✔ Kulak, işitme ve dengede görev alan duyu organdır. ✔ Dıştan içe doğru üç kısımdan oluşmuştur. 1) Dış Kulak (Ses gaz ile taşınır.) ✔ Kulak kepçesi, kulak yolu ve kulak zarından oluşur. Kulak kepçesi: Ses dalgalarını toplayarak, kulak yoluna iletir. Kulak yolu: Kulak kepçesini kulak zarına bağlar. Kulak yolu içerisinde bez epiteli bulunur. Bunun salgısı kulak yolunu nemli tutar ve kulak zarının esnekliğini artırır. Kulak zarı: Kulak yolundan gelen ses dalgalarını kuvvetlendirerek orta kulağa iletir. 2) Orta Kulak (Ses katı ile taşınır.) ✔ Kulak zarı ile oval pencere arasında kalan bölümdür. ✔ Çekiç – örs – üzengi kemikleri ile östaki borusundan oluşur. Çekiç – örs – üzengi kemikleri: Kulak zarından gelen ses dalgalarını kuvvetlendirerek oval pencereye iletir. Bu kemikler vücudumuzun en küçük kemikleridir. Östaki Borusu: Orta kulağı yutağa bağlayan borudur. Yutağa açıldığı yerde kapakçıklar vardır. Esneme, yutkunma ve ani basınç değişikliklerinde kapakçıklar açılır. Bu şekilde kulağın basıncını ayarlar. 3) İç Kulak (Ses sıvı ile taşınır.) ✔ Hem işitme hem de denge ile ilgili yapılar bulunur. ✔ Oval pencere ile başlar. Kendi aralarında bağlantılı birçok zar ve kemikten oluşur. Salyanoz (kohlea): İç kulaktaki işitme ile ilgili kısımdır. Salyangoz içerisinde birbirlerinden zarlarla ayrılan üç kanal bulunur. Bu kanalların tepe noktaları ortaktır. ✔ Vestibular kanal --> Tabanı oval pencereye bağlanır. İçerisinde perilenf sıvısı bulunur. ✔ Kohlear Kanal --> Ortadadır. İçerisinde endolenf sıvısı bulunur. ✔ Timpanik Kanal --> Tabanı yuvarlak pencereye bağlanır. İçerisinde perilenf sıvısı bulunur. ✔ Perilenf proteince zengin, endolenf klorca zengin bir sıvıdır. ✔ Kohlear kanal içinde işitmeyi sağlayan korti organı bulunur. Korti organının serbest ucu tüylerle kaplıdır. Bu tüylerde reseptörler bulunur. Ses dalgalarının endolenf sıvısını titreştirmesi ile tüyler titreşir ve ses algılanır Yarım daire kanalları: İç kulaktaki denge merkezidir. İçi endolenf sıvısı ile doludur. Yarım daire kanallarının uç noktolarına ampulla denir. Yarım daire kanalları birbirine tulumcuk ile tulumcuk da kesecik ile bağlantılıdır. Kesecik ise salyangoza bağlanır. Kesecik ve tulumcuk içinde CaCO3 tan oluşmuş otolit taşları vardır. Ayrıca uçları sinir hücreleri ile bağlantılı tüylü hücreler bulunur. Bu hücreler hem endolenf sıvısı hem de otolit taşlarının hareketini algılayarak beyinciğe impulslar gönderir. Beyincik de aldığı uyarıları değerlendirerek vücudun dengesini ayarlar.

  • DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ | selinhoca

    KONULAR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ PDF İNDİR Huxley’in Kayan İplikler Modeline Göre Çizgili Kasın Kasılması ✔ Bu modele göre kasılma aktin ipliklerinin miyozin iplikleri üzerinde kaymasıyla gerçekleşir. ✔ Aktin ve miyozin ipliklerinin beraber oluşturdukları yapıya aktomiyozin denir. I Bandı: Sadece aktin ipliklerinin olduğu bölgedir. Açık renkte görülür. A Bandı: Miyozin ve aktin ipliklerinin beraber bulunduğu bölgedir. Kasılma ve gevşeme sırasında boyu değişmez ve daima miyozin ipliklerinin boyu kadardır. Koyu renkle görülür. H Bandı: Sadece miyozin ipliklerinden oluşur. Z Çizgisi: Aktin ipliklerini tam ortasından enine kesen çizgidir. Sarkomer: İki Z çizgisi arasında kalan bölgedir. Kasın kasılma birimini oluşturur. Kasılma Sırasında Gerçekleşen Olaylar ✔ Z çizgileri birbirine yaklaşır. ✔ Sarkomer daralır. ✔ I Bandı kısalır. ✔ H Bandı kısalır. (Görülmez, kaybolur.) ✔ A Bandı değişmez. ✔ Kasın boyu kısalır. Gevşeme Sırasında Gerçekleşen Olaylar ✔ Z çizgileri birbirinden uzaklaşır. ✔ Sarkomer genişler. ✔ I Bandı uzar. ✔ H Bandı uzar. ✔ A Bandı değişmez. ✔ Kasın boyu uzar. Kasılma ve Gevşeme Sırasında Ortak Görülen Olaylar ✔ A bandının boyu değişmez. ✔ Kasın kütlesi ve hacmi değişmez. ✔ Aktin ve miyozin ipliklerinin boyu değişmez. ✔ Solunum yapılır. ✔ ATP harcanır, CO2 ve ısı üretilir. ✔ Miyozin yeri değişmez ancak aktinin yeri değişir. Kasın Çalışması Sırasında Görülen Olaylar ✔ Kaslar beyinden gelen sinirlerle uyarılır. ✔ Sarkolemmaya gelen sinir uçlarından asetilkolin ve nöradrenalin gibi nörotransmitter maddeler salgılanır. ✔ Bu kimyasal maddeler sarkolemmanın Na+ iyonlarına geçirgenliğini artırır. (Depolarizasyon) ✔ Depolarizasyon, kas hücrelerindeki sarkoplazmik retikulumu etkileyerek Ca+2 iyonlarının aktin ve miyozin iplikleri üzerine salınmasına yol açar. ✔ Ca+2 iyonları miyozin üzerindeki ATP sentaz enzimini aktif ederek ATP’nin hidrolizini başlatır. Bunun sonucunda ADP, P ve enerji elde edilir. ✔ Açığa çıkan enerji aktinlerin miyozin üzerinde kaymasını ve böylece kasın kasılmasını sağlar. ✔ Daha sonra Ca iyonları aktif taşıma ile sarkoplazmik retikuluma döner ve kas gevşemeye başlar. (Bu sırada aktif taşıma yapıldığında kasın gevşemesi sırasında da enerji harcanır.) ✔ Kastaki herhangi bir metabolik bozukluk Ca iyonlarının sarkoplazmik retikulumdan dışarı sızmasına ve endoplazmik retikulum içerisinde tekrardan alınamamasına yol açar. Bu da kasın kasılı kalmasına neden olur. Vücuttaki tüm kasların, ölümden sonra katılaşmasının sebebidir. Buna ölüm katılığı (Rigor Mortis) denir. ROMATİZMA ✔ Sebep: Bağışıklık mekanizmasında meydana gelen bozukluktur. Çok fazla çeşidi vardır. En bilineni eklem romatizmasıdır. Eklem sağlığı ürünleri ✔ Sonuç: Eklemlerde şişlik, ağrı ve sıcaklık ile belirti verir. ✔ Tedavi: Kronik bir hastalıktır. Tanı konduktan sonra ilaçla tedavi edilmeye çalışılmaktadır. KİREÇLENME ✔ Sebep: Eklemlerde bulunan kıkırdak yapının zarar görmesi ve eklem sıvısının azalması sonucu ortaya çıkar. ✔ Sonuç: Hareket problemleri. ✔ Tedavi: ilaç, sağlıklı ve dengeli beslenme, spor KRAMP ✔ Sebep: Kaslara aniden ağır bir çalışma ile yüklenildiğinde kas hücrelerinde yeterli besin ve oksijen sağlanamaması, mineral kaybı durumunda kramp oluşur. ✔ Sonuç: Hareket problemleri. ✔ Tedavi: Kramp bölgesini rahatlatmak amacı ile masaj uygulamak. Eğer krampa neden olan bir mineral eksikliği ise o minerali besin olarak almak. KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ) ✔ Sebep: Genetik nedenler, yaşlılık sonucu kemik hücresi kaybı, D vitamini eksikliği, mineral eksikliği ile kemik ara maddesinin azalması kemik erimesinin nedenleri arasındadır. Ayrıca, menopoz döneminden sonra östrojen hormonunun azalmasıyla da başlayabilir. ✔ Sonuç: Kemikler zayıflar ve kolay kırılır. ✔ Tedavi: Güneş ışığından faydalanma, düzenli fiziksel aktiviteler ve yeterli oranda protein ve kalsiyum, mineral ve vitamin alımı bu hastalık yavaşlatabilir. KIRIK ✔ Sebep: Kemik bütünlüğünün, vurma, çarpma, düşme sonucu bozulmasıdır. ✔ Tedavi: Tedavisi platin çubuklar, alçıya alma ile kemiğin kaynaşmasını sağlama, doku mühendisliği ile kırık bölgenin kemik yamalarla onarma ve protez kullanımı ile sağlanmaktadır. ÇIKIK ✔ Sebep: Kemiklerin eklem yerlerinden ayrılmasıdır. Oynar eklemlerdeki eklem bağlarının ve eklem kapsülünü zorlayan bir harekette bulunulması sonucunda gerçekleşebilir. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik ve morluk gözlenir. ✔ Tedavi: Çıkık durumlarına göre ameliyata kadar değişlik tedaviler vardır. BURKULMA ✔ Sebep: Eklemlerin çevresinde yer alan bağların ani bir hareket sonucu kısmen yırtılması olayıdır. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik ve morluk gözlenir. ✔ Tedavi: Burkulma durumlarına göre farklı tedaviler vardır. İlaç, hareket etmeme, buz tedavisi, ameliyat. MENİSKÜS ✔ Sebep: Diz eklemlerinde kıkırdak yapılı olan yük ve eklem dengesi sağlayan iki adet menisküs bulunur. Bu yapıların yırtılmasıdır. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik, hareket problemi. ✔ Tedavi: Ameliyat.

  • ENDOKRİN SİSTEM - HİPOTALAMUS - HİPOFİZ BEZİ | selinhoca

    KONULAR ENDOKRİN SİSTEM - HİPOTALAMUS - HİPOFİZ BEZİ PDF İNDİR HORMON Endokrin sistemi oluşturan salgı bezlerinin salgıladığı özel sinyal taşıyan salgılardır. ✔ Organik maddelerdir. ✔ Hedef organlara kan yoluyla taşınırlar. ✔ Çalışması yavaştır ancak uzun süre etkilidir. ✔ Karma bezlerden, iç salgı bezlerinden salgılanabilir. ✔ Hem enzim hem de homon salgılayan bezlere karma bez denir. Pankreas, mide, ince bağırsak, ovaryum, testis, karaciğer ve böbrek karma bezdir. ✔ Sadece hormon salgılayan bezlere iç salgı bezi (endokrin bez) denir. Hipofiz, hipotalamus, tiroit, paratiroit, böbrek üstü bez gibi bezler endokrin bezdir. ✔ Sadece enzim salgılayan bezlere ise dış salgı bezi (ekzokrin bez) denir. Tükürük, gözyaşı bezi gibi… ✔ Hormonların etkilerini gösterebilmeleri için kanda belirli bir düzeyde bulunmaları gerekir. ✔ Hormonların kanda belirli bir düzeyde bulunmaları metabolizmayı hızlandırır. ✔ Belirli bir düzeye (optimum)ulaştıktan sonra ise metabolizma yavaşlatır. Hormon salgılanmasını sağlayan durumlar; 1. Çevre değişikliklerinin organizmayı etkilemesi 2. Kandaki hormon miktarına göre endokrin bezlerin birbirini etkilemesi 3. Kandaki çeşitli maddelerin miktarlarının artıp azalması 4. Sinir sisteminin endokrin bezleri etkilemesi ENDOKRİN BEZLER 1) Hipotalamus: Ara beyin içerisinde bulunan merkezi sinir sitemi yapısıdır. ✔ Salgıladığı özel hormonlar (RF) ile hipofiz bezinin ön lobunun çalışmasını düzenler. ✔ ADH ve Oksitosin hormonlarını üretir. Bu hormonları kısa kan damarları ile hipofiz bezinin arka lobuna göndererek bu bölgeden vücuda dağıtılmasını sağlar. 2) Hipofiz Bezi: Ara beyin bölgesinde hipotalamusa bağlı olarak çalışan bir endokrin bezdir. Çalışması hipotalamus tarafından kontrol edilir. Salgıladığı hormonlar ile diğer endokrin bezlerin çalışmasını kontrol eder. Ön ve arka olmak üzere iki lobdan oluşmaktadır. Ön Lob Hormonları: Hiptalamustan salgılanan özel sinyal hormonları (RF) sayesinde hormon salgısı kontrol edilir. ✔ STH (Büyüme Hormonu) ✔ TSH (Tiroit uyarıcı hormon) ✔ ACTH (Adenokortikotropik hormon) ✔ FSH (Folikül uyarıcı hormon) ✔ LH ( Lüteinleştirici hormon) ✔ LTH (Prolaktin, Lüteotropik hormon) ✔ MSH (Melanosit uyarıcı hormon) STH (Büyüme Hormonu) ✔ Hedef Organ: Tüm vücut hücreleri ✔ Özellikle kemiklerin ve genel olarak vücudun büyümesini sağlar. ✔ Gelişme döneminde az salgılanması: Nanizm (Cücelik) ✔ Gelişme döneminde fazla salgılanması: Gigantizm (Devlik) ✔ Gelişme döneminden sonra fazla salgılanırsa: Eller, ayaklar, burun gibi bazı vücut bölgelerinde orantısız büyüme yani akromegali görülür. TSH (TUH = Tiroid Uyarıcı Hormon) ✔ Hedef Organ: Tiroit bezi ✔ Tiroit bezinin çalışmasını ve hormon salgılamasını düzenler. ✔ Gerektiğinden fazla salgılanması: Tiroit bezi fazla uyarılır ve fazla hormon salgılar. Tiroit bezi büyüme yapar. ACTH (Adenokortikotropik Hormon) ✔ Hedef Organ: Böbrek üstü bezinin (adrenal bez) korteks bölgesi ✔ Böbrek üstü bezinin kabuk kısmını uyarır ve kabuk kısmından hormon salgılanmasını sağlar. FSH (FUH = Folikül Uyarıcı Hormon) ✔ Hedef Organ: Dişi --> Yumurtalık, Erkek --> Testis ✔ Dişilerde yumurtalık, erkeklerde testislerin uyarılmasını sağlar. ✔ Dişilerde uyarılan yumurtalıkta yumurta oluşumunu başlatır (oogenez) ve östrojen hormonunun salgılanmasını sağlar. ✔ Erkeklerde ise uyarılan testislerde sperm üretimini (spermatogenez) başlatır. LH (Lüteinleştirici Hormon) ✔ Hedef Organ: Dişi --> Yumurtalık, Erkek --> Testis ✔ Dişilerde, ovulasyon ve korpus luteumun oluşmasını sağlar. Korpus luteumun oluşumu nedeni ile yumurtalıktan östrojen ve progesteron hormonlarının da salgılanmasını sağlar. ✔ Erkeklerde, testis içinde bulunan leydig hücrelerini uyararak testosteron hormonu salgılanmasını sağlar. LTH (Prolaktin = PRL = Lüteotropik Hormon) ✔ Hedef Organ: Süt Bezleri ✔ Süt bezlerinin gelişmesini ve süt salgılnamasını sağlar. ✔ Annelik iç güdüsü kazandırır. MSH (MUH = Melanosit Uyarıcı Hormon) ✔ Hedef Organ: Deri ✔ Derideki melanosit hücrelerini uyarır. ✔ Melanin pigmentlerinin üretilmesini sağlayarak deri renginin oluşmasını sağlar. ✔ Leke çil ve ben gibi yapıların oluşturulmasından sorumludur. Arka Lob Hormonları: Hipotalamus tarafından üretilerek kısa kan damarları ile hipofizin arka lobuna gönderilen ve buradan da tüm vücuda salgılanan hormonlardır. Bu nedenle, hipofizin arka lobunda hormon üretimi yoktur. ✔ ADH (Antidiüretik hormon) ✔ Oksitosin Oksitosin ✔ Hedef Organ: Rahim ve süt bezleri ✔ Doğumda rahim kaslarının kasılmasını ve doğum sancısının başlamasını sağlar. ✔ Üretilen sütün süt kanallarına aktarımını sağlar. ADH (Antidiüretik Hormon = Vasopressin) ✔ Hedef Organ: Böbrek ✔ Böbreklerde suyun geri emilimini sağlayarak vücudun su dengesini sağlayan hormondur. ✔ Hipotalamusta bulunan osmoreseptörler kanın ozmotik basıncını algılayarak ADH miktarını ayarlar. ✔ Az salgılanması: Suyun geri emilimi azalır ve canlı çok fazla su kaybeder. Bu durum kandaki glikoz yoğunluğunu yükseltir. Bu hastalığa şekersiz şeker hastalığı (şekersiz diyabet) denir.

  • Deneme Sınavları | selinhoca

    TYT ve AYT BİYOLOJİ DENEME SINAVI TYT Biyoloji Denemeleri 2023 AYT Biyoloji Denemeleri 2023 !!! PDF'deki sorular ile ilgili soru hatası, yazım yanlışı, cevap anahtarında hata veya eksiklikler varsa selinhocabiyoloji@gmail.com mail adresine mail atabilirsiniz. İyi çalışmalar dileriz.

  • Karbonhidratlar | selinhoca

    Önceki konu: İnorganik Maddeler Sıradaki konu: Lipitler Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle ORGANİK MADDELER 1) Karbonhidrat 2) Yağ (Lipit) 3) Protein 4) Vitamin 5) Enzim 6) Nükleik Asit 7) ATP 8) Hormon ✔ Yapısında C, H ve O bulunan maddelerdir. (CH4 oksijen içermeyen organik maddedir. Genellikle) ✔ Canlılar tarafından sentezlenebilir. ✔ Sindirilebilirler. Sindirilmeleri sonucunda monomerlerine (yapı taşlarına) ayrılırlar. ✔ Monomerleri hücre zarından geçebilir. ✔ Enerji verici, yapıcı-onarıcı ve düzenleyici olarak görev alırlar. ✔ Hücresel Solunum ile Enerji Elde Edilirken Kullanılma Sırası 1) KARBONHİDRAT 2) LİPİT (YAĞ) 3) PROTEİN ✔ Birim Miktarının Enerji Verme Sırasına Göre 1) LİPİT (YAĞ) 2) PROTEİN 3) KARBONHİDRAT ✔ Yapıcı Onarıcı Olarak Görev Yapma Sırasına Göre 1) PROTEİN 2) LİPİT (YAĞ) 3) KARBONHİDRAT 1) KARBONHİDRATLAR: ✔ Yapısında C, H ve O bulunur. ✔ Canlılar için en önemli ve öncelikli enerji kaynağıdır. ✔ Yapıcı onarıcıdırlar ancak düzenleyici değillerdir. Yapısında bulunan monomer sayısına göre sınıflandırılırlar. a) Monosakkarit: Bir tane yapı birimindenoluşmuş olan karbonhidratlardır. ✔ Karbonhidratların sindirimle oluşmuş en küçük parçalarıdır. ✔ Hücre zarından kolayca geçebilirler. ✔ Solunumla daha küçük parçalara ayrılabilirler. Yapısında bulunan karbon sayılarına göre sınıflandırılırlar. Trioz (3C): Yapısında 3 karbon bulunan monosakkaritlerdir. En önemlisi gliseraldehittir. Bu molekül solunum ve fotosentezde ara ürün olarak oluşur. Pentoz (5C): Yapısında 5 karbon bulunan monosakkaritlerdir. Enerji verici olarak kullanılmaz. İki çeşittirler. ✔ Riboz: RNA ve ATP’nin yapısına katılır. ✔ Deoksiriboz: DNA’nın yapısına katılır. Riboz ile deoksiribozun farkı deoksiribozun oksijen sayısının ribozun oksijen sayısından bir eksik olmasıdır. Bu nedenle izomer değillerdir. Heksoz (6C): Yapısında 6 karbon bulunan monosakkaritlerdir. C6H12O6 kapalı formülüne sahiplerdir. Bu nedenle birbirlerinin izormerleridir. Açık formüllerine göre üç çeşittirler. Glikoz: ✔ Üzüm ya da kan şekeri de denir. ✔ Bitki ve hayvan hücrelerinde ortak olarak bulunur. ✔ Canlılarda enerji verici olarak kullanılan en temel organik maddedir. Beyin hücrelerinin tek enerji kaynağı glikozdur. Fruktoz: ✔ Meyve şekeri de denir. ✔ Bitkiseldir. Galaktoz: ✔ Süt şekeri de denir. ✔ Bitki ve hayvan hücrelerinde ortak olarak bulunur. Fruktoz ve galaktoz insanlarda doğrudan kullanılamaz. Karaciğerde glikoza dönüştürülerek kullanılır. b) Disakkarit: İki tane heksozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucu oluşan karbonhidratlardır. ✔ Sindirilebilirler ve sindirilmeden hücre zarından geçemezler. ✔ Dehidrasyon Sentezi: Küçük organik moleküllerin birleşmesi sonucunda büyük bir organik molekülün oluştuğu ve suyun açığa çıktığı tepkimelerdir. Birleşen organik maddeler arasında oluşan kimyasal bağ tepkimeden su çıkmasına yol açar. Anabolizma tepkimesidir. Gerçekleşmesi sırasında ATP harcanır. ✔ Hidroliz: Büyük bir organik maddenin su yardımı ile parçalanması sonucu kendini oluşturan yapı birimlerine ayrılmasıdır. Büyük organik maddenin yapısındaki kimyasal bağların kopmasını sağlar. Sindirim olayları hidrolizdir. Katabolizma tepkimesidir. Gerçekleşmesi sırasında ATP harcanmaz ve üretilmez. ✔ Dehidrasyon ve hidroliz birbirinin zıttı olaylardır. İki monosakkarit dehidrasyon sentezi ile birleşirken aralarında glikozit bağı oluşur ve 1 molekül su açığa çıkar. ✔ Disakkarit oluşumu sadece heksozlar arasında gerçekleşebilir. Pentozlar disakkarit yapımında kullanılmaz. ✔ Disakkaritin yapısına katılan heksozlar disakkaritlerin çeşitlenmesine neden olur. Üç çeşit disakkarit vardır. Bunlar maltoz, laktoz ve sükroz (sakkaroz)’dur. Maltoz: ✔ Arpa şekeri de denilir. ✔ İki glikozun dehidrasyon sentezi sonucunda birleşmesi ile oluşur. ✔ Bitkiseldir. Sakkaroz (Sükroz): ✔ Çay şekeri olarak da bilinir. ✔ Glikozla früktozun dehidrasyon sentezi sonucu birleşmesi ile oluşur. ✔ Bitkiseldir. Laktoz: ✔ Süt şekeri de denir. ✔ Glikoz ile galaktozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucu oluşur. ✔ Hayvansaldır ve sadece hayvan hücrelerinde bulunur. c) Polisakkarit: Çok sayıda glikozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucunda oluşan karbonhidratlardır. ✔ Polimer halindedirler. ✔ Sindirime uğrayabilir. Glikozların sayısı ve glikozit bağlarının konumları polisakkaritlerin çeşitlenmesine neden olur. Depo Polisakkaritleri Glikojen: ✔ Hayvansal depo polisakkaritidir. ✔ Hayvanlarda glikozun fazlasının karaciğer ve iskelet kaslarında depolanmış şeklidir. ✔ Bakteri, arke ve mantar hücrelerinde de depo edilebilir. ✔ Kanın glikoz oranı düştüğünde karaciğerde depolanan glikojen hidroliz edilir. Çizgili kaslarda depolanan glikojen ise kasların enerji ihtiyacını gidermek için hidroliz edilir. ✔ Suda çözünür. Nişasta: ✔ Bitkisel depo polisakkaritidir. ✔ Bitkilerde fotosentez sonucunda üretilir ve depo organlarında depolanır. ✔ Suda çözünmez. (Çok az çözünür) Yapı Polisakkaritleri Selüloz: ✔ Bitkisel yapı polisakkaritidir. ✔ Bitkilerin ve alglerin hücre çeperinin yapısına katılır bu nedenle doğada en çok bulunan polisakkarittir. ✔ Bazı arke, bakteri ve protistalar dışında hiçbir canlı tarafından hidroliz edilemez. İnsanlarda sindirilemediğinden dışkı şeklinde dışarı atılır. Bol selülozlu besinler yemek bağırsak hücrelerini uyarır ve mukus salgısının üretimini artırır. Bu durum sindirimi ve emilimi kolaylaştırır. Selülozlu besinlerle beslenmek sağlık açısından önemlidir. ✔ Suda çözünmez. Yapı Polisakkaritleri Kitin: ✔ Hayvansal yapı polisakkaritidir. ✔ Eklem bacaklıların dış iskeletinin yapısına katılır. ✔ Mantarların hücre çeperinin yapısına katılır. ✔ Diğer karbonhidratlardan farklı olarak yapısında N (azot) elementi bulunur. Bu nedenle azotlu polisakkarit de denir. ✔ Suda çözünmez PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ŞİMDİ İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE

  • Biyolojinin Dönüm Noktaları (Item) | selinhoca

    Sıradaki konu: PDF İNDİR Uzayda yapılan bilimsel çalışmaların insan hayatına katkısı ne olabilir? Moxie nedir? Hangi canlıdan ilham alınmıştır? Biyolojik bir çalışmanın insanların hayatına katkısı neler olabilir?

  • POPÜLASYON EKOLOJİSİ | selinhoca

    KONULAR POPÜLASYON EKOLOJİSİ PDF İNDİR Popülasyon Ekolojisi ✔ Belirli bir alanda yaşayan aynı tür canlılar topluluğuna popülasyon denir. Ekosistemin en küçük birimi popülasyondur. Popülasyonun Yoğunluğu: Popülasyondaki birim alan ya da birim hacimdeki birey sayısıdır. Örnek: Bir bölgedeki metrekaredeki arpa sayısı. Popülasyon yoğunluğu göçler, doğum ve ölümden etkilenir. Bu etkilenme yoğunluğu artırıp azaltabilir. ✔ Bir popülasyon içindeki birey sayısı sabit değildir. Birey sayısı çeşitli faktörlerin etkisi ile değişiklik gösterir. Bu faktörlere popülasyon dinamikleri denir. Popülasyon Büyüklüğü: Popülasyonu oluşturan birey sayısıdır. Doğum oranı, ölüm oranı ve göçler olmak üzere üç temel etkenin kontrolünde değişir. ✔ Doğum oranı: Birim zamanda üreme yoluyla popülasyona katılan birey sayısıdır. ✔ Ölüm oranı: Birim zamanda ölüm yoluyla popülasyondan ayrılan birey sayısıdır. ✔ Göçler: İçine ve dışına olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Popülasyon Büyüklüğündeki Değişme = (Doğum + İçe Göç) – (Ölüm + Dışa Göç) A = B --> Popülasyon Dengede A > B --> Popülasyon Büyür A < B --> Popülasyon Küçülür. Bu durum uzun süre devam ederse popülasyon yok olabilir. POPÜLASYON BÜYÜME GRAFİKLERİ S Tipi Gelişme Grafiği: Çevresel sınırlamalar nedeniyle ölüm oranı artan, doğum oranı azalan popülasyonlarda görülen grafiktir. Birey sayısı her zaman geometrik olarak artmaz. Grafikte dört evre gözlenir. I. Kuruluş Evresi (Pozitif Artış): Çevreye alışma, yuva kurma gibi nedenlerle çiftleşme oranı düşüktür. II. Logaritmik Artış Evresi (Geometrik): Üreme yaşına ulaşmış bireyler fazladır. Doğum oranı yüksektir. III. Negatif Artış Evresi: Çevresel şartlar (rekabet, besin kıtlığı, hastalık) nedeniyle popülasyonun artış hızı geriler. IV. Denge Evresi: Popülasyon dengelenmiş ve taşıma kapasitesine ulaşmıştır. J Tipi Gelişme Grafiği: Böceklerde ve bazı omurgasızlarda görülür. Popülasyonda çevresel sınırlamalar olmadığında birey sayısı geometrik olarak artar. ✔ Hızlı bir kuruluş evresi vardır. Denge evresi yoktur. Diğer evreleri S tipiyle aynıdır. Taşıma kapasitesi: Çevre şartlarında ve habitatta değişiklik olmadığı varsayılarak bir bölgede yaşayabilecek maksimum birey sayısıdır. ✔ Bir popülasyondaki birey sayısı taşıma kapasitesine yaklaştıkça çevre direnci artış gösterir. Bu durum popülasyon büyüklüğünün belli sınırlar arasında kalmasına neden olur. Popülasyondaki Bireylerin Hayatta Kalma Eğrisi: Her popülasyon için hayatta kalma eğrisi farklıdır. Bu durum canlının dayanıklılığı ve yaşam yerindeki diğer faktörler ile alakalıdır. Aynı popülasyonun farklı yaşam koşullarındaki hayatta kalma eğrisi de farklı olabilir. Tip I: Yavru ve erginlik döneminde hayatta kalma oranı yüksek canlıların oluşturduğu popülasyondur. Ölüm oranı yaş ilerledikçe artmaktadır. Yavru bakımı görülen ve az yavru oluşturan popülasyonlardır. Örnek: Memeli Tip II: Ölüm oranı her yaşta aynı olan popülasyondur. Örnek: Çok yıllık bitki, bazı kemirgenler, bazı omurgasızlar, bazı kuşlar ve sürüngenler Tip III: Yavru dönemde hayatta kalma ihtimali düşük olan popülasyondur. Yavrular ebeveynleri tarafından korunmadığından ve yavrulama çok fazla görüldüğünde hayatın erken yaşlarında daha çok ölüm görülür. Örnek: Böcekler, pek çok deniz omurgasızı ve balıklar Popülasyon Dalgalanmaları: Bir bölgeye popülasyon yerleştikten ve dengeye ulaştıktan sonra birey sayısındaki değişmeler devam eder. Bu değişikliklere popülasyon dalgalanmaları denir. Popülasyon dalgalanmaları düzenli ya da düzensiz olabilir. Düzensiz değişmeler önceden bilinemez. Düzenli değişmeler mevsimsel veya birkaç yıllık periyotlar halinde olabilir. Popülasyon Dağılımı: Bir popülasyonu oluşturan bireylerin belirli bir oranda gösterdikleri yerleşme biçimidir. ✔ Kümeli Dağılım: En yaygın olan dağılım şeklidir. Çevre ihtiyaçlarına göre kümelenme gözlenir. Örneğin; bitkiler gelişmenin daha iyi olacağı yerlerde kümelenirler. ✔ Düzenli Dağılım: Yaygın değildir. Örneğin; hayvanlar alan savunma davranışları nedeniyle düzenli dağılım gösterir. ✔ Rastgele Dağılım: Popülasyondaki bireyler arasında etkileşim bulunmaz. Her birey kendine en uygun ortamı seçer. Popülasyon Yaş Dağılımı: Yaş dağılımı bireylerin üreme özelliklerine göre yapılır. ✔ Genç Bireyler: Üreme olgunluğuna erişmemiş bireylerdir. ✔ Ergin Bireyler: Üreme yeteneğindeki bireylerdir. ✔ Yaşlı Bireyler: Üreme yeteneğini kaybetmiş bireylerdir. Popülasyondaki yaş dağılımlarının birey sayılarının yüzde olan değerleriyle yaş piramitleri oluşturulur. ✔ Büyüyen Popülasyon: Genç birey sayısı daha fazladır. Geniş tabanlı yaş piramidi görülür. ✔ Dengede Popülasyon: Farklı yaş gruplarının birey sayıları eşittir. ✔ Gerileyen Popülasyon: Yaşlı bireylerin sayısı genç bireylerin sayısından fazladır. Dar tabanlı yaş piramidi görülür.

  • FOTOSENTEZ HIZINA ETKİ EDEN ETMENLER | selinhoca

    KONULAR FOTOSENTEZ HIZINA ETKİ EDEN ETMENLER PDF İNDİR FOTOSENTEZ HIZINA ETKİ EDEN GENETİK ETMENLER 1) Kloroplast ve Klorofil Sayısı: Kloroplast ve klorofil fotosentezi gerçekleştiren yapılardır. Bu yapıların fazla olması daha fazla fotosentez yapılmasını sağlar. 2) Yaprak Sayısı ve Genişliği: Bir bitkinin temel fotosentez organı yapraklarıdır. Yaprak sayısının fazla olması daha fazla fotosentez yapılması anlamına gelir. Yaprak genişliğinin artması, yaprağın ışıkla temas yüzeyini artırır. Bu durum fotosentezin artmasına neden olur. 3) Stoma Sayısı: Bitkideki gaz alışverişinin yapılmasını sağlayan yapılardan en önemlisi stomadır. Stoma sayısının fazla olması O2 ve CO2 alışverişini artıracağından fotosentezi artırır. 4) Enzim Miktarı: Fotosentez reaksiyonlarında çok sayıda enzim görev alır. Enzim miktarının artması fotosentezi de artırır. 5) Kütikula Kalınlığı: Kütikula, yaprağın yüzeyini örten ve bitkinin su kaybını azaltan epidermis tarafından üretilmiş bir tabakadır. Bu tabaka kurak ortam bitkilerinde kalın, nemli ortam bitkilerinde ise incedir. Kütikulanın kalınlığı arttıkça güneş ışınlarının fotosentez yapabilen hücrelere ulaşması zorlaşır. Bu durum fotosentez hızını azaltır ÇEVRESEL ETMELER ✔ Fotosentezi birden fazla faktör etkilediği için fotosentez hızının miktarı minimum olan faktör tarafından sınırlandırılır. Buna minimum yasası denir. Sıcaklık ve ışık şiddetinin uygun olduğu ortamda su miktarı olması gerekenden az ise fotosentez hızını su miktarı belirler. 1) Işık Şiddeti ✔ Işık şiddeti arttıkça fotosentez hızı belirli bir seviyeye kadar artar. Daha sonra sabit kalır. ✔ Işık şiddeti öncelikle ışığa bağımlı evreyi etkiler. Işığa bağımlı evrenin etkilenmesi dolaylı olarak ışıktan bağımsız evreyi de etkiler. 2) Işığın Dalga Boyu ✔ Klorofil molekülü en fazla kırmızı ve mor dalga boylu ışığı ; en az ise yeşil dalga boylu ışığı soğurur. Bu nedenle fotosentez hızı kırmızı ve mor dalga boylu ışıklarda fazla, yeşil dalga boylu ışıkta azdır. ✔ Öncelikle ışığa bağımlı evreyi etkiler. Işığa bağımlı evrenin etkilenmesi dolaylı olarak ışıktan bağımsız evreyi de etkiler. ✔ Işığın enerjisi ile fotosentez hızı arasında ilişki yoktur. 3) Karbondioksit Miktarı ✔ Karbondioksit miktarı arttıkça, fotosentez hızı da belirli bir seviyeye kadar artar. Daha sonra sabit kalır. ✔ Karbondioksit miktarının artması öncelikle ışıktan bağımsız evreyi etkiler. Işıktan bağımsız evre etkilendiğinden ışığa bağımlı evreyi de dolaylı olarak etkiler. ✔ Ortamın karbondioksit konsantrasyonu çok fazla düşerse canlı CO2 bağlayamaz. ✔ Karbondioksit miktarı ve ışık şiddeti beraber düşünüldüğü zaman fotosentez hızında değişiklikler görülür. Karbondioksit miktarı yeterli ise fotosentez hızı ışık şiddetine göre değişir. ✔ Eğer bitkinin fotosentez yaptığı ortama kireç suyu, KOH ve NaOH maddeler konulursa fotosentez olumsuz etkilenir. Çünkü bu moleküller karbondioksit tutucudurlar; ortamdaki karbondioksiti tutarak canlının fotosentez yapmasını engeller. ✔ Seralara ıslak saman konularak bitkilerin daha fazla fotosentez yapması sağlanabilir. Çünkü ıslak saman içindeki saprofitler ayrışma yaparak seranın karbondioksit miktarını artırırlar. 4) Sıcaklık ✔Fotosentez reaksiyonlarında görev alan enzimler sıcaklık değişimlerinden oldukça etkilenirler. Sıcaklığın optimum değerin altına düşmesi ya da üstüne çıkması fotosentez hızını azaltır. Optimum değerin çok fazla üstüne çıkılması enzim faaliyetlerini geri dönüşümsüz olarak durdurur. (Denatürasyon) ✔ Fotosentez tepkimeleri sıcaklık değişiminden etkilenir ancak ışıktan bağımsız evrede daha fazla enzim görev aldığından ışıktan bağımsız tepkimeler sıcaklık değişiminden daha fazla etkilenir. ✔ Işık şiddeti ile sıcaklık beraber düşünüldüğünde sıcaklık yükselse bile düşük ışık şiddetinde fotosentez hızında belirgin bir değişiklik olmayacaktır. 5) Mineraller ✔ Fe, Mg, N, P, S, K, Ca gibi minerallerin fotosentezde rolü vardır. Minerallerin fotosentez hızına etkisi minimum yasasına göre belirlenir. ✔ Fe; ETS elemanının yapısına katılır ayrıca klorofilin üretiminde görev alan enzimin kofaktörüdür. ✔ Mg klorofilin yapısına katılır. ✔ Ortamda ışık olmadığında klorofil için gerekli tüm maddeler varsa bile, klorofil sentezi yapılmaz. 6) Su Miktarı ✔ Su miktarının artması fotosentezi artırır. Bir değerden sonra ise fotosentez hızını etkilemez. ✔ Öncelikle ışığa bağımlı reaksiyonları etkilerken ışığa bağımlı reaksiyonların etkilenmesi nedeni ile ışıktan bağımsız reaksiyonu dolaylı olarak etkiler. 7) pH ✔ Fotosentezde görev alan enzimlerin çalıştığı optimum pH aralığının dışına çıkılırsa fotosentezin hızı olumsuz etkilenir. Enzim çalışmasını geri dönüşümsüz olarak bozar. (denatürasyon)

  • YKS 2026 | selinhoca

    YKS 2026 KAMPI - ÜCRETSİZ PDF İNDİR - VİDEO İZLE TYT 2026 OYNATMA LİSTESİ CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ PDF İNDİR CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ PDF İNDİR HÜCRE PDF İNDİR SINIFLANDIRMA PDF İNDİR 1) CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ İZLE 2) İNORGANİK MADDELER İZLE 3) KARBOHİDRATLAR İZLE 4) LİPİTLER İZLE 5) PROTEİNLER İZLE 6) ENZİMLER İZLE 7) NÜKLEİK ASİTLER İZLE 8) VİTAMİNLER ATP İZLE 9) HÜCRE ZARI HÜCRE ÇEPERİ İZLE 10) SİTOPLAZMA - 1 11) SİTOPLAZMA - 2 HÜCRE BÖLÜNMELERİ VE ÜREME PDF İNDİR KALITIM PDF İNDİR EKOLOJİ PDF İNDİR 22) MİTOZ BÖLÜNME 23) MAYOZ BÖLÜNME 24) EŞEYSİZ ÜREME 25) EŞEYLİ ÜREME 26) KALITIM - 1 TERİMLER - GREGOR MENDEL 27) KALITIM - 2 MONOHİBRİT, DİHİBRİT ÇAPRAZLAMA 28) KALITIM - 2 EŞ BASKINLIK KAN GRUPLARI 29) KALITIM - 4 EŞEYE BAĞLI KALITIM 30) KALITIM - 5 SOYAĞAÇLARI 31) KALITIM - 6 MUTASYON ADAPTASYON 32) EKOSİSTEM EKOLOJİSİ 12) HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ 1 13) HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ 2 33) MADDE VE ENERJİ AKIŞI 34) MADDE DÖNGÜLERİ 14) BİLİMSEL BİLGİ VE ÖZELLEŞME 35) ÇEVRE KİRLİLİĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK 15) SINIFLANDIRMA 16) BAKTERİLER VE ARKELER 17) PROTİSTA, BİTKİLER VE MANTARLAR 18) OMURGASIZ HAYVANLAR 19) OMURGALI HAYVANLAR 1 20) OMURGALI HAYVANLAR 2 21) VİRÜSLER YKS 2026 KAMPI - AYT KONULARI ÜCRETSİZ PDF İNDİR - VİDEO İZLE SİNİR SİSTEMİ PDF İNDİR ENDOKRİN SİSTEM PDF İNDİR DUYU ORGANLARI PDF İNDİR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ PDF İNDİR SİNDİRİM SİSTEMİ DOLAŞIM SİSTEMİ 1) SİNİR DOKUNUN YAPISI 2) NÖRONDA İMPULS İLETİMİ 3) İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - BEYİN AYT 2026 OYNATMA LİSTESİ 4) İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - OMURİLİK 5) ENDOKRİN SİSTEM 1 - HİPOTALAMUS - HİPOFİZ BEZİ 5) ENDOKRİN SİSTEM 2 - TİROİT, PARATİROİT BEZİ VE PANKREAS 6) ENDOKRİN SİSTEM 3 - BÖBREK ÜSTÜ BEZ EŞEYSEL BEZLER 8) DUYU ORGANLARI 1 - GÖZ 9) DUYU ORGANLARI 2 - KULAK 10) DUYU ORGANLARI 3 - BURUN, DİL, DERİ 11) DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ 1 12) DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ 2 13) DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ 3 14) SİNDİRİM SİSTEMİ 1 15) SİNDİRİM SİSTEMİ 2 16) DOLAŞIM SİSTEMİ 1 17) DOLAŞIM SİSTEMİ 2 18) DOLAŞIM SİSTEMİ 3 19) DOLAŞIM SİSTEMİ 4

bottom of page