Arama Sonuçları
Boş arama ile 143 sonuç bulundu
- 11. SINIF YAZILI SORULARI | selinhoca
1. DÖNEM YAZILI SORULARI 1. DÖNEM 2. YAZILI MAARİF PDF İNDİR 1. DÖNEM 1. YAZILI PDF İNDİR 1. DÖNEM 1. YAZILI 2. VİDEO PDF İNDİR PDF İNDİR - 11. SINIF 1. DÖNEM 1. YAZILI (2023 - 2024) PDF İNDİR - 11. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI (2023 - 2024) PDF İNDİR - 11. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI PDF TEST İNDİR - 11. SINIF 1. DÖNEM 2. YAZILI 2. DÖNEM YAZILI SORULARI PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI (1. SENARYO) (2023 - 2024) PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 2. YAZILI PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI(2. SENARYO) (2023 - 2024) PDF İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI PDF TEST İNDİR - 11. SINIF 2. DÖNEM 2. YAZILI
- PROTEİN SENTEZİ | selinhoca
KONULAR PROTEİN SENTEZİ PDF İNDİR GENETİK ŞİFRE ✔ DNA üzerinde 4 çeşit nükleotid vardır. ✔ DNA üzerindeki bu nükleotidlerin 3’erli şekilde farklı dizilmesi sonucunda genetik şifre (kod) oluşur. DNA üzerindeki 4 çeşit nükleotidle 3’erli kombinasyonlar yapıldığında 4^3=64 farklı DNA kodonu elde edilir. ✔ DNA Kodonunun mRNA üzerindeki karşılığına RNA kodonu; tRNA üzerindeki karşılığına ise antikodon denir. 64 çeşit kodon, 61 çeşit antikodon vardır. 3 tane RNA kodonunun antikodon karşılığı yoktur. (Durdurma kodonları) ✔ Her RNA kodonunun birden fazla amino asit karşılığı vardır. Bazı kodonların ise amino asit karşılığı yoktur. (durdurma kodonu) ✔ 20 farklı amino asit kullanılarak protein sentezi gerçekleştirilir. DNA üzerinde bulunan gen parçası bir proteinin sentezlenmesini sağlayan en küçük parçadır. Gendeki şifreye uygun olarak protein sentezlenir. Gen üzerindeki şifre; ✔ kullanılacak olan amino asit çeşidi ✔ kullanılacak olan amino asit sırası ✔ kullanılacak olan amino asit sayısını belirler. ✔ Protein sentezi temel olarak iki aşamada gerçekleşir. 1)Transkripsiyon (yazılma): DNA üzerindeki genetik bilginin mRNA üzerine aktarılmasıdır. ✔ Ökaryot hücrelerde; çekirdek, kloroplast ve mitokondride gerçekleşir. ✔ Prokaryot hücrelerde sitoplazmada gerçekleşir. ✔ mRNA sentezinin yapılacağı ipliğe anlamlı iplik, karşısındaki ipliğe tamamlayıcı iplik denir. Anlamlı iplik 3’ --> 5’ yönündeki ipliktir. ✔ Transkripsiyon yapılacak bölge RNA polimeraz tarafından açılarak anlamlı ipliğin karşısına 5’ --> 3’ yönünde sentez yapacak şekilde mRNA sentezini gerçekleştirir. ✔ DNA üzerindeki nükleotidlerin karşısına geçici hidrojen bağları ile mRNA sentezlenir. A --> U T --> A G --> S S --> G ✔ Anlamlı zincirindeki genin başlangıç kodu TAS’dır. Bu kodon mRNA üzerinde AUG kodonu (başlangıç kodonu) olarak sentezlenir. ✔ Transkripsiyon; durdurucu (stop) kodonlardan (UAA, UAG, UGA) bir tanesinin kodon karşılığı geldiğinde sonlanır. RNA polimeraz DNA üzerinden ayrılır. DNA’nın iki ipliği yeniden birleşir. 2)Translasyon (okunma): mRNA üzerindeki kodonlara uygun amino asitler ile ribozom organelinde protein sentezlenmesine translasyon denir. ✔ Translasyon mRNA’nın 5’ ucundan başlayarak 3’ ucuna doğru gerçekleştirilir. ✔ Üretilen mRNA ribozoma giderek ribozomun küçük alt birimine tutunur bu tutunma ribozomun küçük ve büyük alt birimlerinin birleşmesini ve dolayısıyla ribozomun aktifleşmesini sağlar. ✔ mRNA üzerindeki kodonlara uygun antikodon bölgeleri bulunan tRNA’lar ribozomun büyük alt birimine sitoplazmadan uygun amino asitleri getirir. İlk tRNA taşıdığı aminoasidi getirdikten sonra ikinci tRNA’nın getirdiği amino asit ile aralarında peptid bağı kurulur ve 1 molekül su açığa çıkar. Okunan tRNA ribozomu terk eder. ✔ Translasyon AUG kodonu ile başlar. UAA, UAG ya da UGA kodonlarından birinin gelmesiyle durur. Durdurma kodonlarının amino asit ve tRNA karşılığı yoktur. Bu nedenle o kodonlara uygun tRNA, mRNA’ya bağlanmaz ve aminoasit getirilmez. Ribozom alt birimleri birbirinden ayrılır. mRNA ve polipeptid zinciri serbest kalır. ✔ Polizom (Poliribozom): Aynı mRNAnın birden fazla ribozom tarafından okunması ile oluşan yapıdır. Daha hızlı bir şekilde aynı proteinden daha fazla üretilmesini sağlar. ✔ Santral Dogma: Hücredeki genetik bilgi aktarımının tamamıdır. Tek yönlü bir bilgi aktarımıdır. Geri dönüşümü yoktur. Replikasyon, transkripsiyon ve translasyon olmak üre üç aşamada meydana gelir..
- BOŞALTIM SİSTEMİ - NEFRON | selinhoca
KONULAR BOŞALTIM SİSTEMİ - NEFRON PDF İNDİR NEFRON ✔ Böbreklerde, kandan üre ve atık maddelerin süzülmesini sağlayan birimlere nefron denir. Her böbrekte yaklaşık bir milyon civarında nefron bulunur. Nefronun Yapısı 1) Glomerulus: Böbrek atardamarının kabuk bölgesinde yaptığı kılcal damar yumağıdır. ✔ Glomerulusun yapısında bulunan kılcal kan damarlarının yapısında iki kat yassı epitel vardır. Bu durum kan basıncının sabit kalmasını ve daima kanın ozmotik basıncından yüksek olmasına yol açar. Bu sayede glomerulus içindeki maddeler tek yönlü olarak nefron kanallarına iletilir. Glomerulus Kılcalları ile Normal Kılcalların Farkı ✔ İki ucu da atardamara bağlıdır. (getirici ve götürücü atar) ✔ Kan basıncı yüksek ve sabittir. ✔ Çift katlı epitelden oluşmuştur. ✔ Sadece madde çıkışı vardır. (Glomerulus kılcallarının iki ucunda atardamarın olması kan basıncının yüksek ve sabit olmasına yol açmıştır; bu basınca dayanıklı olması amacı ile çift katlı epitelden oluşmuştur.) 2) Bowman Kapsülü: Boşaltım kanalının başlangıç kısmı olup glomerulusu sarar. ✔ Tek katlı yassı epitelden oluşmuştur. ✔ Glomerulustan gelen süzüntünün boşaltım kanalına aktarılmasını sağlar. ✔ Glomerulus ve bowman kapsülü beraber malpighi cisimciğini oluşturur. 3) Boşaltım Kanalcığı: Nefronun Bowman kapsülünden sonra gelen kısmıdır. ✔ Proksimal tüp, henle kulbu, distal tüp ve idrar toplama kanalından oluşur. ✔ Proksimal ve distal tüp böbreğin kabuk bölgesinde; henle kulpu ve idrar toplama kanalı böbreğin öz bölgesinde bulunur. ✔ Etrafı glomerulustan gelen götürücü damarların uzantısı olan yoğun bir kılcal damar ağı ile sarılmıştır. Bu damarlar idrarın son halini almasını sağlarlar. Nefrondaki bu kılcal damarların birleşmesi ile böbrek toplardamarı oluşturulur. ✔ Distal tüp, idrar toplama kanalına bağlanır. İdrar toplama kanalları ise genişleyerek havuzcukta toplanır. ✔ İdrar toplama kanallarının bir araya gelmesiyle oluşan yapıya piramit kanalları denir. Bunlar öz bölgesinde bulunur.
- FOTOSENTEZ (IŞIK ENERJİSİ KULLANILARAK BESİN SENTEZİ) | selinhoca
KONULAR FOTOSENTEZ (IŞIK ENERJİSİ KULLANILARAK BESİN SENTEZİ) PDF İNDİR FOTOSENTEZE GİRİŞ ✔ İnorganik maddelerden ışık enerjisi ve klorofil pigmenti yardımı ile organik madde üretimine fotosentez denir. ✔ Fotosentez yaparak beslenen canlılara fotoototrof denir. FARKLI FOTOSENTEZ MEKANİZMALARI ✔ Fotoototrof canlılarda, fotosentezde kullanılan hidrojen kaynakları farklı olabilir. bu durum canlılarda farklı fotosentez mekanizmalarının görülmesine neden olmuştur. Hidrojen kaynağı olarak H2O kullanan canlılar ✔ Bitkiler, algler ve siyanobakteriler (mavi-yeşil alg) tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak su kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün olarak oksijen oluşturarak atmosferin oksijen miktarını artırırlar. Hidrojen kaynağı olarak: H2O Karbon kaynağı olarak: CO2 Oksijen kaynağı olarak: H2O 6CO2 + 12H2O --> C6H12O6 + 6O2 + 6H2O Hidrojen kaynağı olarak H2S kullanan canlılar ✔ Sülfür bakterileri tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak hidrojen sülfür kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün olarak kükürt oluştururlar. ✔ Oksijen üretmezler. Hidrojen kaynağı olarak: H2S Karbon kaynağı olarak: CO2 6CO2 + 12H2S --> C6H12O6 + 12S + 6H2O Hidrojen kaynağı olarak H2 kullanan canlılar ✔ Hidrojen bakterileri tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak hidrojen gazı kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün oluşturmazlar. ✔ Oksijen üretmezler. Hidrojen kaynağı olarak: H2 Karbon kaynağı olarak: CO2 6 CO2 + 12 H2 --> C6H12O6 + 6 H2O ✔ Robert Hill, fotosentezin reaksiyonları ile ilgili deneyler yaparak fotosentezin ışık reaksiyonları sonucu açığa çıkan oksijen gazının kaynağının CO2 değil, H2O olduğunu ortaya çıkarmıştır. Buna Hill Reaksiyonu denir. 6CO2 + 6H2O --> C6H12O6 + 6O2 Tüm Fotoototroflarda Görülen Durumlar ✔ Karbon kaynağı olarak CO2 kullanırlar. ✔ Klorofil ve ışık kullanırlar. ✔ Organik madde ve su oluştururlar. ✔ Hidrojen kaynağı kullanırlar. (Hidrojen kaynağı değişiklik gösterir.) ✔ Ökaryot hücrelerde klorofil pigmenti kloroplast organeli içinde yer alır. Bu nedenle kloroplast fotosentezden sorumludur. ✔ Prokaryot hücrelerde klorofil pigmenti hücre zarına bağlı olacak şekilde sitoplazmada bulunur. Hücre zarı ve sitoplazma beraberce kloroplast gibi görev yapar. Hücre zarı kloroplast içindeki tilakoit zar sisteminin görevini üstlenirken sitoplazma stromanın görevini üstlenmiştir. KLOROPLAST ✔ Klorofil pigmenti taşıyan yeşil plastiddir. ✔ Fotosentezin gerçekleşmesini sağlar. ✔ Dış ve iç olmak üzere iki katlıdır. İç zarı düzdür. ✔ İçi stroma ile doludur. Bu sıvı içerisinde DNA, RNA, ribozom, enzim de dahil olacak şekilde birçok organik ve inorganik madde bulunur. ✔ İçinde üçüncü bir zar sistemi bulunur. Buna tilakoit zar sistemi denir. Klorofiller granumların tilakoit zarına tutunmuş bir şekilde bulunur. Granumlar tilakoit ara lameller ile birbirine bağlanarak granaları oluşturur. ✔ Kendini eşleyebilir ve protein sentezi yapabilir. Işık ✔ Doğada çok farklı ışık türü vardır. Işık, dalga boylarına göre sıralanmıştır. Bu şekilde elektromanyetik spekturum oluşur. ✔ Elektromanyetik spektrumun 380nm ile 750nm arasındaki ışık fotosentez yapmaya uygundur. Bu ışığa görünür ışık denir. ✔ Görünür ışık (beyaz ışık) prizmadan geçirildiğinde ışık, dalga boylarına göre renklerine ayrılır. ✔ Işık cisimle karşılaştığında; Cismin içinden geçebilir. Yansıtabilir. Soğurabilir. Bunun nasıl olacağı cismin kimyasal özelliği ile ilgilidir. ✔ Görünür ışığı soğurabilen cisimlere pigment denir. ✔ Pigmentin soğurduğu ışık, fotosentezin gerçekleştirilmesine olanak tanır. Klorofil ✔ Fotosentezde görev alan birçok pigment vardır. En temel fotosentez pigmenti klorofildir. ✔ Klorofil pigmenti kırmızı ve mor ışığı soğururken yeşili yansıtır. Yeşili yansıttığından klorofil yeşildir. ✔ Klorofilin yapısında Mg, N, C, O, H atomları bulunur. Fe ise yapısına katılmaz. Ancak, üretimini sağlayan enzimin çalışması için gereklidir. Fotosenteze Yardımcı Pigmentler ✔ Klorofilin soğurabildiği dalga boylu ışıklardan daha farklı dalga boyundaki ışıkları soğururlar. Böylece farklı dalga boylarında da verimli fotosentez gerçekleşmesi sağlanır. ✔ Zararlı ışıklardan klorofili korurlar. Engelmann Deneyi Engelmann beyaz ışığı bir prizmadan geçirerek ışığın renklere ayrılmasını sağlamıştır. Renklere ayrılan ışığı ipliksi yeşil alg üzerine düşürmüştür. Yeşil algin etrafına oksijenli solunum yapan bakteri türü yerleştirmiştir. Bakterilerin kırmızı, mavi ve mor ışık etrafında daha çok; yeşil ışık etrafında ise daha az ürediği görülmüştür. Fotosentez Reaksiyonları ✔ Fotosentez ışık varlığında gerçekleşen bir reaksiyondur. ✔ Birbiri ile bağlantılı iki reaksiyondan oluşur, bunlar; ışığa bağlı ve ışıktan bağımsız reaksiyonlardır. Işığa Bağımlı Reaksiyonlar ✔ Işık gereklidir. ✔ Klorofil görev alır. ✔ Kloroplastın granasında (granumunda) gerçekleşir. (Tilakoit zar sistemi) ✔ Enzimler görev alır ancak enzim miktarı ışıktan bağımsız evreye göre oldukça az olduğundan sıcaklık değişimlerinde çok fazla etkilenmezler. Daha çok ışık etkisinde gerçekleşen reaksiyonlardır. ✔ Fotosistemler ve ETS görev alır. ✔ Su kullanılır. Su ışık yardımı ile oksijen, hidrojen ve elektrona parçalanır. (Fotoliz) Oksijen gaz olarak atmosfere verilir. Hidrojen ve elektron ETS etkisi ile NADP molekülüne aktarılır ve NADPH2 oluşturulur. Bu sırada fotofosforilasyon ile ATP üretimi yapılır ✔ Reaksiyon sonucunda O2 , ATP, NADPH2 üretilir. Üretilen oksijen atmosfere verilirken ATP ve NADPH2 organik madde üretiminin gerçekleşebilmesi için ışıktan bağımsız evreye gönderilir. Işığa bağımlı reaksiyonlarda 12 H2O 6 O2 12 NADP 12 NADPH2 18 ADP 18 ATP Kullanılır Üretilir Kemiozmozis: Tilakoit zarın her iki tarafındaki (tilakoit boşluk- stroma) hidrojen konsantrasyonuna bağlı olarak ATP üretim mekanizmasıdır. Işıktan bağımsız reaksiyon (Calvin Döngüsü) ✔ Işık gerekli değildir. Ancak gerçekleşmesi için ışığa bağımlı reaksiyona ihtiyacı olduğundan aydınlık ortamda gerçekleşir. ✔ Kloroplastın stromasında gerçekleşir. ✔ Enzimler görev alır bu nedenle sıcaklık değişimlerinden çok etkilenir. ✔ CO2, NADPH2 ve ATP kullanılır. ✔ CO2 özümlemesi ve indirgemesi olur. ✔ NADPH2 elektronlarını bırakıp NADP haline gelir (yükseltgenir). ✔ ATP de ADP haline gelir. ✔ NADP ve ADP ışıklı evre geri gönderilir. ✔ Organik madde ve H2O üretilir. ✔ Fotosentezde asıl kazanç PGAL (Organik madde)’dir. ✔ Geri dönüşüm reaksiyonları ile PGAL den aminoasit, yağ asidi, vitamin, glikoz gibi organik maddeler üretilir. Üretilen maddeler canlının türüne göre değişiklik gösterir. Üretilen glikozun bir kısmı solunumla harcanır. Bir kısmı ise maltoz, sükroz, nişasta ve selüloz sentezinde kullanılır. Işıktan bağımsız reaksiyonlarda 6 CO2 12 NADPH2 18 ATP harcanır Organik madde 12 NADP 18 ADP 6 H2O üretilir. FOTOSENTEZ HIZINA ETKİ EDEN GENETİK ETMENLER 1) Kloroplast ve Klorofil Sayısı: Kloroplast ve klorofil fotosentezi gerçekleştiren yapılardır. Bu yapıların fazla olması daha fazla fotosentez yapılmasını sağlar. 2) Yaprak Sayısı ve Genişliği: Bir bitkinin temel fotosentez organı yapraklarıdır. Yaprak sayısının fazla olması daha fazla fotosentez yapılması anlamına gelir. Yaprak genişliğinin artması, yaprağın ışıkla temas yüzeyini artırır. Bu durum fotosentezin artmasına neden olur. 3) Stoma Sayısı: Bitkideki gaz alışverişinin yapılmasını sağlayan yapılardan en önemlisi stomadır. Stoma sayısının fazla olması O2 ve CO2 alışverişini artıracağından fotosentezi artırır. 4) Enzim Miktarı: Fotosentez reaksiyonlarında çok sayıda enzim görev alır. Enzim miktarının artması fotosentezi de artırır. 5) Kütikula Kalınlığı: Kütikula, yaprağın yüzeyini örten ve bitkinin su kaybını azaltan epidermis tarafından üretilmiş bir tabakadır. Bu tabaka kurak ortam bitkilerinde kalın, nemli ortam bitkilerinde ise incedir. Kütikulanın kalınlığı arttıkça güneş ışınlarının fotosentez yapabilen hücrelere ulaşması zorlaşır. Bu durum fotosentez hızını azaltır ÇEVRESEL ETMELER ✔ Fotosentezi birden fazla faktör etkilediği için fotosentez hızının miktarı minimum olan faktör tarafından sınırlandırılır. Buna minimum yasası denir. Sıcaklık ve ışık şiddetinin uygun olduğu ortamda su miktarı olması gerekenden az ise fotosentez hızını su miktarı belirler. 1) Işık Şiddeti ✔ Işık şiddeti arttıkça fotosentez hızı belirli bir seviyeye kadar artar. Daha sonra sabit kalır. ✔ Işık şiddeti öncelikle ışığa bağımlı evreyi etkiler. Işığa bağımlı evrenin etkilenmesi dolaylı olarak ışıktan bağımsız evreyi de etkiler. 2) Işığın Dalga Boyu ✔ Klorofil molekülü en fazla kırmızı ve mor dalga boylu ışığı ; en az ise yeşil dalga boylu ışığı soğurur. Bu nedenle fotosentez hızı kırmızı ve mor dalga boylu ışıklarda fazla, yeşil dalga boylu ışıkta azdır. ✔ Öncelikle ışığa bağımlı evreyi etkiler. Işığa bağımlı evrenin etkilenmesi dolaylı olarak ışıktan bağımsız evreyi de etkiler. ✔ Işığın enerjisi ile fotosentez hızı arasında ilişki yoktur. 3) Karbondioksit Miktarı ✔ Karbondioksit miktarı arttıkça, fotosentez hızı da belirli bir seviyeye kadar artar. Daha sonra sabit kalır. ✔ Karbondioksit miktarının artması öncelikle ışıktan bağımsız evreyi etkiler. Işıktan bağımsız evre etkilendiğinden ışığa bağımlı evreyi de dolaylı olarak etkiler. ✔ Ortamın karbondioksit konsantrasyonu çok fazla düşerse canlı CO2 bağlayamaz. ✔ Karbondioksit miktarı ve ışık şiddeti beraber düşünüldüğü zaman fotosentez hızında değişiklikler görülür. Karbondioksit miktarı yeterli ise fotosentez hızı ışık şiddetine göre değişir. ✔ Eğer bitkinin fotosentez yaptığı ortama kireç suyu, KOH ve NaOH maddeler konulursa fotosentez olumsuz etkilenir. Çünkü bu moleküller karbondioksit tutucudurlar; ortamdaki karbondioksiti tutarak canlının fotosentez yapmasını engeller. ✔ Seralara ıslak saman konularak bitkilerin daha fazla fotosentez yapması sağlanabilir. Çünkü ıslak saman içindeki saprofitler ayrışma yaparak seranın karbondioksit miktarını artırırlar. 4) Sıcaklık ✔Fotosentez reaksiyonlarında görev alan enzimler sıcaklık değişimlerinden oldukça etkilenirler. Sıcaklığın optimum değerin altına düşmesi ya da üstüne çıkması fotosentez hızını azaltır. Optimum değerin çok fazla üstüne çıkılması enzim faaliyetlerini geri dönüşümsüz olarak durdurur. (Denatürasyon) ✔ Fotosentez tepkimeleri sıcaklık değişiminden etkilenir ancak ışıktan bağımsız evrede daha fazla enzim görev aldığından ışıktan bağımsız tepkimeler sıcaklık değişiminden daha fazla etkilenir. ✔ Işık şiddeti ile sıcaklık beraber düşünüldüğünde sıcaklık yükselse bile düşük ışık şiddetinde fotosentez hızında belirgin bir değişiklik olmayacaktır. 5) Mineraller ✔ Fe, Mg, N, P, S, K, Ca gibi minerallerin fotosentezde rolü vardır. Minerallerin fotosentez hızına etkisi minimum yasasına göre belirlenir. ✔ Fe; ETS elemanının yapısına katılır ayrıca klorofilin üretiminde görev alan enzimin kofaktörüdür. ✔ Mg klorofilin yapısına katılır. ✔ Ortamda ışık olmadığında klorofil için gerekli tüm maddeler varsa bile, klorofil sentezi yapılmaz. 6) Su Miktarı ✔ Su miktarının artması fotosentezi artırır. Bir değerden sonra ise fotosentez hızını etkilemez. ✔ Öncelikle ışığa bağımlı reaksiyonları etkilerken ışığa bağımlı reaksiyonların etkilenmesi nedeni ile ışıktan bağımsız reaksiyonu dolaylı olarak etkiler. 7) pH ✔ Fotosentezde görev alan enzimlerin çalıştığı optimum pH aralığının dışına çıkılırsa fotosentezin hızı olumsuz etkilenir. Enzim çalışmasını geri dönüşümsüz olarak bozar. (denatürasyon)
- Mayoz Bölünme | selinhoca
Önceki konu: Mitoz Bölüme Sıradaki konu: Eşeysiz Üreme MAYOZ BÖLÜNME ✔ Üreme ana hücrelerinin, üreme hücreleri (gamet) üretmek amacı ile yapmış olduğu bölünmedir. ✔ Sadece 2n kromozomlu üreme ana hücrelerinde görülür. Bölünme sonucunda 4 tane n kromozomlu üreme hücreleri oluşur. Oluşan bu hücrelere gamet denir ve gametlerin hücre bölünmesi yapma yetenekleri yoktur(genellikle). ✔ Mayoz bölünmenin hücre döngüsü bir interfaz ve iki mitotik evreden oluşmuştur. Birinci mitotik evreye mayoz 1, ikinci mitotik evreye ise mayoz 2 denir. ✔ Mayoz 1 de kromozom sayısı yarıya indirilirken, Mayoz 2’de gen sayısı yarıya indirilir. Mayoz 2 kural olarak mitoz bölünmenin aynısıdır. 1) İnterfaz: Hücrenin hayatsal faaliyetlerini yerine getirdiği ve bölünmeye hazırlandığı evredir. ✔ G1, S ve G2 olmak üzere üç ana evreden oluşur. G1 Evresi: Bir önceki bölünme sonucunda yeni oluşmuş hücrenin büyüyerek normal hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirdiği evredir. ATP, RNA, protein, enzim ve organel sentezi yoğun bir şekilde gerçekleşir. S Evresi: Hücre bölünme olgunluğuna eriştiğinde sinyal molekülleri sayesinde bölünme emri gelir. Bunun sonucunda hücrede replikasyon yapılır. G2 Evresi: Replikasyon kontrol edilir. ATP, RNA, protein, enzim ve organel sentezi devam eder. ✔ Sentrozomun eşlenmesi bu evrede gerçekleşir. 2) Mayoz I: Kromozom sayısının yarıya inmesini sağlayan, mayozun birinci mitotik evresidir. a) Profaz I: Mayoz bölünmenin en uzun süren aşamasıdır. ✔ Kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozoma dönüşür. ✔ Sentrozomlar aralarında iğ iplikleri oluşturarak zıt kutuplara doğru hareket eder. ✔ Çekirdek zarı ve organeller erimeye başlar. ✔ Tetrat, sinapsis ve krossing-over olayları görülür. ✔ Kromozomlar homolog kromozom çiftleri halinde bir araya gelirler. Buna tetrat denir. ✔ Tetratın kardeş olmayan kromatitleri birbirlerine yaklaşarak sarılırlar. Buna sinapsis denir. Birbirlerine değme noktalarına ise kiyazma denir. ✔ Sinapsisteki kiyazma noktalarından karşılıklı parça değişimi yaparlar. Buna krossing-over denir. Krossing over, mayoz böünme sonucu ouşacak hücrelerin birbirinden farklı olma sebeplerinden biridir. ✔ Her mayoz bölünmede tetrat ve sinapsis görülürken krossing over görülmek zorunda değildir. Genlerin birbirine olan uzaklığı arttıkça krossing over ihtimali de artar. b) Metafaz I: Homolog kromozom çiftlerinin merkezde dizildiği evredir. ✔ Homolog kromozomların merkezde dizilişleri rastgele olur. Bu nedenle homolog kromozomların merkezde rastgele dizilmesi genetik çeşitliği arttırır. c) Anafaz I: Homolog kromozomların birbirinden ayrıldığı evredir. ✔ Bu olay mayoz bölünme sonunda oluşan hücrelerin hem genetik yapılarının birbirinden farklı olmasını hem de kromozom sayılarının ana hücrenin yarısı kadar olmasını sağlar. d) Telofaz I: Profazın tam tersidir. Tamamlandığında çekirdek bölünmüş olur. ✔ Kromozomların kutuplara çekilmesi tamamlandıktan sonra, kromozomlar kromatin iplik halini almaya başlar. (Bazılarında kromatit halinde kalır.) ✔ İğ iplikleri kaybolmaya başlar. ✔ Çekirdek zarı ve organeller oluşmaya başlar. ✔ Telofaz tamamlandığında hücre içerisinde ana hücrenin kromozom sayısının yarısı kadar kromozom taşıyan iki çekirdek bulunur. ✔ Sitokinez ile de bu çekirdekler birbirinden ayrılır. Kromozom sayısı n'e düşmüş iki hücre oluşur. 3) MAYOZ II: Kural olarak mitoz bölünmenin aynısıdır. Gen sayısının yarıya indirilmesini sağlar. Mayoz 1 sonucunda oluşan n kromozomlu iki hücre ayrı ayrı mayoz 2 aşamasına başlarlar. Mayoz 1 ile mayoz 2 arasında interfaz yapılmadan profaz 2 başlar. ✔ Metafaz II’de ana hücrenin kromozom sayısının yarısı kadar kromozom merkezde yan yana dizilir. ✔ Anafaz II’de kardeş kromatit ayrılması olur. Oluşan her kromatit, yeni oluşacak hücrenin kromozomu olduğundan hücrenin kromozom sayısı sitokineze kadar iki katına çıkar. ✔ Mayoz 2 tamamlandığında genetik yapısı birbirinden farklı n kromozomlu toplam 4 gamet oluşur. Mayoz Bölünmede Gametlerin Genetik Yapısının Farklı Olma Nedenleri ✔ Krossing-over (profaz 1) ✔ Homolog kromozomların rastgele dizilmesi (metafaz 1) ✔ Homolog kromozom ayrılması (anafaz 1) ✔ Eğer ki, oluşan 4 hücre ikişer ikişer aynı genetik yapıdaysa mayoz sırasında krossing over görülmemiş demektir. Mayoz Bölünmenin Genel Özellikleri ✔ Üreme ana hücrelerinde görülür. Üreme hücrelerinin oluşmasını sağlar. ✔ Sadece 2n kromozomlu hücrelerde gerçekleşir. (Homolog kromozom çiftleri sadece 2n kromozomlu hücrelerde vardır.) ✔ n kromozomlu 4 yeni hücre oluşur. ✔ Oluşan hücrelerin kromozom sayısı ana hücrenin yarısı kadardır. Bu nedenle mayoz bölünmede kromozom sayısı yarıya iner. ✔ Oluşan hücrelerin genetik yapısı hem birbirinden hem de ana hücreden farklıdır. ✔ Genetik çeşitliliğe neden olur. ✔ Evrime etkisi vardır. ✔ Sadece üreme amacı ile yapılır. ✔ Hayat boyu devam etmez. ✔ Eşeyli üreme de görev alır. ✔ Eşeyli üreyen canlılarda tür içi kromozom sayısının sabit kalmasını sağlar. TABLET ANLATIMI İZLE TABLET ANLATIMI İZLE 2 ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE 2 PDF İNDİR PDF İNDİR 2
- SINIFLANDIRMA YAKLAŞIMLARI | selinhoca
KONULAR SINIFLANDIRMA YAKLAŞIMLARI PDF İNDİR SINIFLANDIRMA YAKLAŞIMLARI
- ÖKARYOT DOMAİNİ - OMURGALILAR - HAYVANLAR ALEMİ | selinhoca
KONULAR ÖKARYOT DOMAİNİ - OMURGALILAR - HAYVANLAR ALEMİ PDF İNDİR OMURGALILAR ŞUBESİ ✔ Embriyonik dönemde notokordları vardır. Notokord daha sonra omurga halini alır. ✔ Sinir şeridi sırt bölgesinden geçer. ✔ Kemik ya da kıkırdaktan oluşmuş iç iskelet bulunur. ✔ Embriyonik gelişmelerinin ilk evrelerinde solungaç yarıkları bulunur. (Solungaç yarığı; gaz alışverişi ve beslenmede rol oynar.) ✔ Kuyrukları vardır. (Bazı omurgalıların kuyrukları sadece embriyonik dönemde görülür.) ✔ Kapalı kan dolaşımı görülür. ✔ Alyuvar içerisinde hemoglobin taşıdıklarından kanları kırmızıdır. ✔ Böbreklere sahiplerdir. ✔ Ayrı eşeylidirler. (Genellikle) ✔ Omurgalılar balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler olmak üzere beş sınıfta incelenir. 1) Balıklar ✔ Denizlerde ve tatlı sularda yaşarlar. ✔ Vücutları pullarla kaplıdır. (Pulsuz balıklarda vardır.) ✔ Solungaç solunumu yaparlar. ✔ Kalpleri iki odacıklıdır. Küçük kan dolaşımı görülmez. ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. ✔ Azotlu boşaltım atıkları amonyaktır. ✔ İç iskeletlerinin kemik ya da kıkırdaktan oluşması durumuna göre iki kısımda incelenirler. a) Kıkırdaklı Balıklar ✔ Kıkırdaktan yapılmış iç iskelete sahiplerdir. ✔ Genellikle tuzlu sularda yaşarlar. ✔ Yüzme keseleri yoktur. Bu nedenle, su içerisinde batmamak için sürekli hareket etmek zorundadırlar. (Yüzme kesesi: balığın gaz alışverişine yardım ederek, balığın su içerisinde batmadan kalmasına yardımcı olan bir yapıdır.) ✔ İç döllenme görülür. (Bazıları yavrularını kalın bir kabuk içerisinde suya bırakır. Bazıları ise doğurur.) Örnek: köpek balıkları, vatoz ve tırpanalar b) Kemikli Balıklar ✔ Tüm omurgalı hayvanlar içerisinde tür sayısı en fazla olan gruptur. Günümüzde yaklaşık 30000 türü olduğu saptanmıştır. ✔ Kemikten oluşmuş bir iç iskelete sahiptirler. ✔ Yüzme keseleri bulunur. ✔ Dış döllenme dış gelişme görülür. (iç döllenme görülen kemikli balıklar da vardır.) ✔ Solungaç solunumu yaparlar. Örnek: Levrek, Ton balığı, Hamsi balığı, Alabalık… 2) Amfibiler (İki Yaşamlılar): Yaşamlarının bir kısmını suda bir kısmını karada geçirdikleri için bu ismi almışlardır. ✔ Göllerde, su birikintilerinde, nehirlerde, nemli veya suya yakın yerlerde yaşarlar. ✔ Gelişmelerinde başkalaşım (metamorfoz) görülür. Metamorfoz: Yumurtadan çıkan yavru, yumurta içerisinde gelişimini tamamlayamadığından ergin bireye benzemeyen larva durumundadır. Larva gelişimini dışarıda tamamlayarak ergin birey haline dönüşür. Bu gelişime metamorfoz (başkalaşım) denir. Larva: ✔ Suda yaşar. ✔ Solungaç solunumu yapar. ✔ Azotlu boşaltım atığı amonyaktır. Ergin: ✔ Karada yaşar. ✔ Akciğer ve deri solunumu yapar. ✔ Azotlu boşaltım atığı üredir. ✔ Derileri çıplak ve nemlidir. ✔ Kalpleri 3 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan kalplerinde karıştığından vücuda karışık kan gider. ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. Kış uykusuna yatarlar. ✔ Dış döllenme dış gelişme görülür. Örnek: kurbağa ve semender 3) Sürüngenler: ✔ Genellikle karada yaşarlar. Suda yaşayan türleri de vardır. ✔ Genellikle ılıman iklim kuşağında yaşarlar. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. ✔ Vücutları keratin içeren ya da kemikleşmiş pullarla kaplıdır. Bu pullar deriyi korur. ✔ Kalpleri 3 odacıklıdır. Kirli ve temiz kan kalpte karıştığından vücutlarına karışık kan gider. (Timsahlarda 4 odacıktır. Ancak vücuda gene karışık kan gider.) ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. Kış uykusuna yatarlar. ✔ Azotlu boşaltım atıkları ürik asittir. ✔ İç döllenme dış gelişme gösterirler. (Bazılarında iç gelişme görülür. Bazı bukalemunlar..) ÖRN: Kaplumbağa, Bukalemun, Timsah, Yılan, Kertenkele… 4) Kuş: ✔ Vücutları kuşlara özgü olan tüylerle kaplıdır. Vücutlarını kaplayan tüyler, ısı yalıtımı sağlar. Kanatlarındaki tüyler ise uçmayı sağlar. Bütün kuşların kanatları olmasına rağmen, her kuş uçamaz. Ayrıca, belirli bölgelerinde pullarda vardır. ✔ Ön üyeleri kanat haline dönüşmüştür. ✔ Dişleri yoktur. Ağız, gaga halini almıştır. Gaga yapısı kuşun beslenme şekline göre farklılaşmıştır. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. Akciğerlerine bağlı hava keseleri bulunur. Bu keseler hem solunuma yardımcı olur hem de kuşun daha hafif olmasını sağlayarak uçmasını kolaylaştırır. ✔ Azotlu boşaltım atıkları ürik asittir. ✔ Zar yapılı diyaframları vardır. ✔ Kalpleri 4 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan hiçbir şekilde birbirine karışmaz. ✔ Sıcakkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları sabittir. ✔ İç döllenme dış gelişme görülür. Yumurtlarlar. Kuluçkaya yatarlar. Yavru bakımı vardır. ÖRN: Papağan, Tavuk, Deve Kuşu, Baykuş, Penguen, Pelikan, Tavus Kuşu, Hindi, Kartal, Atmaca, Serçe… 5) Memeliler: ✔ Hayvanlar ve diğer alemlerin en gelişmiş sınıfıdır. ✔ Dünyanın her yerinde dağılış göstermişlerdir. ✔ Sularda ve karalarda yaşarlar. ✔ Vücutları kendilerine özgü kıllarla kaplıdır. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. ✔ Azotlu boşaltım atıkları üredir. ✔ Kastan yapılı diyaframa sahiplerdir. ✔ Kalpleri 4 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan hiçbir zaman birbirine karışmaz. ✔ Sıcakkanlı hayvanlardır. Vücut sıcaklıkları sabittir. ✔ Olgun alyuvarlar hücrelerinde çekirdek ve organel bulunmaz. ✔ İç döllenme iç gelişme gösterirler. ( gagalı memeliler hariç..) ✔ Yavru bakımı vardır. ✔ Dişilerde süt bezleri gelişmiştir. Yavrularını sütle beslerler. ✔ Memeli canlılar embriyolardaki gelişme şekillerine göre üçe ayrılırlar. a) Gagalı Memeliler: Gagaları vardır. İç döllenme dış gelişme yaparlar. Yumurtlayarak ürerler. Yumurtadan çıkan yavru sütle beslenir. Örnek: Ornitorenk.. b) Keseli Memeli: Plasenta taşımadıklarından yavru, gelişimini tamamlayamadan doğar. Annenin kesesine yerleşerek burada sütle beslenerek gelişimini tamamlar. Örnek: Koala, Kanguru… c) Plasentalı Memeli: En fazla memeli türünü barındıran gruptur. Anne karnında gelişmekte olan yavru ile anne arasında plasenta denilen organ oluşur. Bu yapı doğuma kadar yavrunun beslenmesini sağlar. Bu nedenle gebelik süresi keseli memelilerden daha uzun sürer. Örnek: Kirpi, Kedi, İnsan, Maymun, Ayı, Tavşan, Lemur…
- BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ - HASTALIKLAR | selinhoca
KONULAR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ - HASTALIKLAR PDF İNDİR ✔ Hastalık yapıcı organizmalara karşı vücudun gösterdiği dirence bağışıklık denir. ✔ Bağışıklık sırası ile üç yol ile sağlanır. Savunmanın birinci hattı: Enfeksiyona neden olacak canlının vücut içine girmesine engel olunur. Ağız, burun, göz, deri ve bu yapıların salgılarıyla oluşur. Savunmanın ikinci hattı: Vücut içine girmiş olan canlıyı yok etmek için özel olmayan bir savaş yapılır. Fagositik hücreler, antimikrobiyal proteinler, ateşin yükselmesi, iltihaplanma yangısal tepki ile gerçekleştirilir. Savunmanın üçüncü hattı: Enfeksiyona neden olacak canlının türüne göre özel yöntemler ile savaşılır. Lenfosit ve antikorlar görev yapar. Antikor test kitleri ✔ Birincil hat ve ikincil hat, özgül olmayan bağışıklık (mikrop ayırt etmez.); üçüncü hat özgül bağışıklıktır (mikropların türüne göre mekanizma seçilir). 1) Özgül Olmayan (Doğal) Bağışıklık: Mikroorganizmanın çeşidine bakılmaksızın gerçekleştirilir. Savunmanın 1. ve 2. hattını oluşturur. ✔ Fagositik hücreler: Mikroorganizmaları fagositoz ederek etkisiz hale getiren hücrelerdir. Karaciğer, dalak, sinir, lenf düğümleri ve akciğerde fagositoz yapabilen hücreler yer alır. ✔ Yangısal tepki: Kesik gibi bir neden ile mikroorganizmaların vücuda girdiği bölgede kılcal kan damarları genişler. O bölgede kan miktarı artar. Kızarır ve şişer, ödem oluşur. Histamin (Kan kılcallarının geçirgenliğini artırır.) salgılanır, histaminin etkisi ile akyuvarlar damardan çıkarak organizmaları etkisiz hale getirir. ✔ Doğal Katil Hücreler: Virüslerle enfekte olmuş ya da kanserleşmiş hücreleri fark ederek, diğer hücrelerin bu hücreleri yok etmesi için reseptörler salgılayan hücrelerdir. Doku ve organ nakillerinde bu hücrelerin faaliyetleri nakli vücudun reddetmesine sebep olabilmektedir. ✔ İnterferon: Virüsle enfekte olmuş hücreler tarafından salgılanan proteinlerdir. İnterferonlar sayesinde diğer hücreler virüslerin vücudu enfekte ettiğini algılar ve antiviral proteinler sentezler. İnterferonlar ayrıcı bazı akyuvarlar ve doğal katil hücreler tarafından da salgılanabilir, fagositoz yapabilen hücreleri aktif hale getirebilir. 2) Özgül Bağışıklık: Enfeksiyon etkenlerinin türüne göre ayrım yapılarak tepki verir. Savunmanın üçüncü hattını oluşturur. ✔ Lenfosit (B ve T lenfositleri) ve antikorlar görev alır. ✔ Vücuda girdiğinde lenfositler tarafından yabancı kabul edilen moleküllere antijen denir. Lenfositlerin antijenlere karşı ürettiği proteinlere antikor denir. ✔ T ve B lenfositlerinin ürettikleri antikorlar kendilerine özgü antijenleri tanımalarını sağlar. ✔ Vücut bir antijenle ilk kez karşılaştığında B ve T lenfositlerinin sayısı artmaya başlar. Antikorlar sentezlenerek bağışıklık sağlanır. Bu olaya birincil tepki (bağışıklık) denir. ✔Aynı antijenle ikinci defa karşılaşılırsa antijen tanındığından daha hızlı ve güçlü şekilde antikor oluşturulur. Buna ikincil tepki (bağışıklık) denir. Özgül bağışıklık; hücresel ve humoral (sıvısal) olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. ✔ Hücresel Bağışıklık: T lenfositleri antijenle karşılaştığında doğrudan müdahale ederek bağışıklığın gerçekleşmesini sağlar. Ayrıca bazı T lenfositleri bellek hücrelerine dönüşebilir. ✔ Humoral (Sıvısal) Bağışıklık: Antijen ile karşılaşan B lenfositleri, plazma hücrelerine dönüşerek antikor üretir ve bu antikorları dolaşım yolu ile diğer hücrelere yayar. Ayrıca bazı B lenfositleri bellek hücrelerine dönüşür. Böylece, aynı antijenin vücuda bir daha girmesi durumunda antijenleri tanıyarak, daha güçlü tepki oluşturulmasını sağlar. BAĞIŞIKLIĞIN KAZANILMASI ✔ Bağışıklık, aktif ya da pasif yol ile gerçekleştirilir. 1) Aktif Bağışıklık: Lenfositlerin antikor üretimini gerçekleştirmesi ile gerçekleşir. Bir hastalığı geçirme (doğal) ya da aşı olma (yapay) ile sağlanabilir. Aşı: Hastalık yapma yeteneği azaltılmış ya da yok edilmiş mikroorganizmalar veya onların antijenlerini içeren maddedir. ✔ Koruyucudur. ✔ Toksin veya antijen içerir. ✔ Sağlıklı insana verilir. ✔ Etkisini geç gösterir ancakuzun sürelidir. 2) Pasif Bağışıklık: Antikorlar vücuda hazır verilmesi yoluyla sağlanan bağışıklıktır. Hafıza hücrelerinin oluşumunu sağlamadığından etkisi kısa sürelidir. Aynı antijenin vücuda ikinci kez bulaşması durumunda daha güçlü cevap verilemeyecektir. Doğal ya da yapay olarak gerçekleşebilir. ✔ Gebe bir anneden fetüse geçen ve doğum sonrası emzirme ile bebeğe geçen antikorlar doğal pasif bağışıklığa örnektir. Serum: Belirli bir enfeksiyona karşı üretilmiş antikorları bulunduran sıvıdır. Genellikle at, koyun, sığır gibi hayvanların kanından elde edilir. Hasta olan insanın hastalığına uygun antikor içeren serum verilir. ✔ Tedavi edicidir. ✔ Antikor veya antitoksin içerir. ✔ Hasta insana verilir. ✔ Etkisini çabuk gösterir ancak kısa sürelidir. Etkisini bir sonraki hastalıkta göstermez. Alerji: Günümüzde, normal karşılanan çok sayıda maddeye karşı verilen anormal vücut tepkileridir. Alerjen maddeye karşı salgılanan antikorlar, bağ dokudaki mast hücrelerine bağlanarak histamin salgısını artırırlar. Bu durum vücutta bazı belirtilerin görülmesine neden olabilir. Antihistamin (histaminleri etkisiz hale getiren madde) içeren ilaçlar ile belirtiler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Otoimmüm Hastalıklar: Lenfositlerin, bazı vücut hücrelerine karşı antikor üretmesi sonucunda oluşan hastalılardır. Bağışıklık hücreleri, kişinin sağlıklı ve kendi hücresini yabancı antijen gibi algılar. MS, Çölyak hastalığı, romatoid artrit… Dolaşım Sistemi Hastalıkları Kalp Krizi (Enfarktüs) ✔ Sebep: Koroner damarların daralması, sertleşmesi ya da tıkanması sonucu kalp kasının beslenememesi sonucu oluşur. ✔ Sonuç: Kalp kası zayıflar ve kalp yetmezliğine neden olabilir. Damar Sertliği (Arteriosikleros) ✔ Sebep: Dengesiz beslenme sonucunda damar duvarlarının esnekliğini kaybedip sertleşmesidir. Damar içinde yağlı ve kalsiyumlu plaklar oluşur. Bu plaklar damarın sertleşmesine ve kalbin zayıflamasına yol açar. ✔ Sonuç: Kalp krizi, beyin kanaması, felç ve yüksek tansiyon olabilir. Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Atardamarların sertleşmesi ya da daralması sonucunda damar duvarına yapılan basıncın artmasıdır. Hipotansiyon (Düşük Tansiyon) Atardamarların esnekliğini yitirmesi ve genişlemesi sonucunda damar duvarına yapılan basıncın azalmasıdır. Kangren ✔ Sebep: Sigara içinde bulunan nikotin, kanın damar içerisinde pıhtılaşmasına yol açar ve damarı tıkar. Tıkanan damar organı besleyemez ve kangren oluşur. Genel olarak damar tıkanmasının en ileri seviyesidir. ✔ Sonuç: Kangrenli bölgenin kesilmesi gerekir. Varis ✔ Sebep: Yaşlılık, hareketsizlik ve uzun süre ayakta kalma gibi nedenlerle toplardamarlar elastikliğini kaybeder ve içinde bulunan kapakçıklar bozulur. Kalbe doğru gitmesi gereken kan geriye kaçma yapar. Bu nedenle toplardamarlar şişer. Mavi renkli genişlemiş damar görüntüsüne varis denir.
- Monohibrit ve Dihibrit Çaprazlama | selinhoca
Önceki konu: Gamet Bulma, Genotip ve Fenotip Sıradaki konu: Kontrol Çaprazlaması, Çok Allellik, Eş Baskınlık MONOHİBRİT ÇAPRAZLAMA Bir karakter bakımından heterozigot olan bireylere monohibrit denir. İki monohibrit bireyin çaprazlanmasına ise monohibrit çaprazlama denir. DİHİBRİT ÇAPRAZLAMA İki karakter bakımından heterozigot olan bireylere dihibrit denir. İki dihibrit bireyin çaprazlanmasına dihibrit çaprazlama denir. 1) Homozigot sarı tohumlu bezelyeler ile homozigot yeşil tohumlu bezelyelerin çaprazlanması sonucunda elde edilen F1 ve F2 döllerinin genotip ve fenotiplerini yazınız. (Sarı tohumlu bezelye geni yeşil tohumlu bezelye genine baskındır.) Punnet Karesi 2) Homozigot sarı ve düzgün tohumlu bezelyeler ile homozigot yeşil ve buruşuk tohumlu bezelyelerin çaprazlanması sonucunda elde edilen f1 ve f2 dölünün fenotip ve genotiplerini yazınız . (Sarı tohum geni yeşil tohum genine; düzgün tohum geni buruşuk tohum genine baskındır.) Punnet Karesi Sorular 3) Aşağıdaki çaprazlamalardan hangisinin fenotip ayrışım oranı 3:1’dir? A) Aa x Aa B) Aa x aa C) aa x aa D) AA x AA E) AA x Aa 4) Heterozigot mor çiçekli iki bezelyenin çaprazlanması sonucunda oluşan bezelyelerin bazılarının beyaz çiçekli olduğu görülmüştür. Buna göre; I. Mor çiçek geni beyaz çiçek genine baskındır. II. Oluşan bezelyelerin ¼ ’ü beyaz çiçeklidir. III. Beyaz çiçekli bezelyelerin oluşma olasılığı ¼ ’tür. verilenlerden hangisi her zaman doğrudur? A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve III E) I, II ve III 5) Bir canlı türünde A ve B genleri homozigot baskın olarak bir araya geldiklerinde canlının ölümüne sebep olmaktadır. Bu canlıdan AaBb genotipli iki birey çaprazlanırsa sağlıklı bireylerin fenotip ayrışım oranı aşağıdakilerden hangisidir? (A ve B baskın genlerdir.) A) 3:1 B) 1:2:1 C) 9:3:3:1 D) 8:3:3:1 E) 9:3:3 6) Aşağıdakilerden hangisi dihibrit çaprazlama örneğidir? A) Aa x Aa B) AaBb x CcDd C) Aa x Bb D) AaBb x AaBb E) AaBbCc x AaBbCc PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE
- SİNDİRİM (BESİNLERDEN ENERJİYE) | selinhoca
KONULAR SİNDİRİM (BESİNLERDEN ENERJİYE) PDF İNDİR SİNDİRİM (BESİNLERDEN ENERJİYE)

.png)
