Arama Sonuçları
Boş arama ile 134 sonuç bulundu
- ÖKARYOT DOMAİNİ - OMURGALILAR - HAYVANLAR ALEMİ | selinhoca
KONULAR ÖKARYOT DOMAİNİ - OMURGALILAR - HAYVANLAR ALEMİ PDF İNDİR OMURGALILAR ŞUBESİ ✔ Embriyonik dönemde notokordları vardır. Notokord daha sonra omurga halini alır. ✔ Sinir şeridi sırt bölgesinden geçer. ✔ Kemik ya da kıkırdaktan oluşmuş iç iskelet bulunur. ✔ Embriyonik gelişmelerinin ilk evrelerinde solungaç yarıkları bulunur. (Solungaç yarığı; gaz alışverişi ve beslenmede rol oynar.) ✔ Kuyrukları vardır. (Bazı omurgalıların kuyrukları sadece embriyonik dönemde görülür.) ✔ Kapalı kan dolaşımı görülür. ✔ Alyuvar içerisinde hemoglobin taşıdıklarından kanları kırmızıdır. ✔ Böbreklere sahiplerdir. ✔ Ayrı eşeylidirler. (Genellikle) ✔ Omurgalılar balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler olmak üzere beş sınıfta incelenir. 1) Balıklar ✔ Denizlerde ve tatlı sularda yaşarlar. ✔ Vücutları pullarla kaplıdır. (Pulsuz balıklarda vardır.) ✔ Solungaç solunumu yaparlar. ✔ Kalpleri iki odacıklıdır. Küçük kan dolaşımı görülmez. ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. ✔ Azotlu boşaltım atıkları amonyaktır. ✔ İç iskeletlerinin kemik ya da kıkırdaktan oluşması durumuna göre iki kısımda incelenirler. a) Kıkırdaklı Balıklar ✔ Kıkırdaktan yapılmış iç iskelete sahiplerdir. ✔ Genellikle tuzlu sularda yaşarlar. ✔ Yüzme keseleri yoktur. Bu nedenle, su içerisinde batmamak için sürekli hareket etmek zorundadırlar. (Yüzme kesesi: balığın gaz alışverişine yardım ederek, balığın su içerisinde batmadan kalmasına yardımcı olan bir yapıdır.) ✔ İç döllenme görülür. (Bazıları yavrularını kalın bir kabuk içerisinde suya bırakır. Bazıları ise doğurur.) Örnek: köpek balıkları, vatoz ve tırpanalar b) Kemikli Balıklar ✔ Tüm omurgalı hayvanlar içerisinde tür sayısı en fazla olan gruptur. Günümüzde yaklaşık 30000 türü olduğu saptanmıştır. ✔ Kemikten oluşmuş bir iç iskelete sahiptirler. ✔ Yüzme keseleri bulunur. ✔ Dış döllenme dış gelişme görülür. (iç döllenme görülen kemikli balıklar da vardır.) ✔ Solungaç solunumu yaparlar. Örnek: Levrek, Ton balığı, Hamsi balığı, Alabalık… 2) Amfibiler (İki Yaşamlılar): Yaşamlarının bir kısmını suda bir kısmını karada geçirdikleri için bu ismi almışlardır. ✔ Göllerde, su birikintilerinde, nehirlerde, nemli veya suya yakın yerlerde yaşarlar. ✔ Gelişmelerinde başkalaşım (metamorfoz) görülür. Metamorfoz: Yumurtadan çıkan yavru, yumurta içerisinde gelişimini tamamlayamadığından ergin bireye benzemeyen larva durumundadır. Larva gelişimini dışarıda tamamlayarak ergin birey haline dönüşür. Bu gelişime metamorfoz (başkalaşım) denir. Larva: ✔ Suda yaşar. ✔ Solungaç solunumu yapar. ✔ Azotlu boşaltım atığı amonyaktır. Ergin: ✔ Karada yaşar. ✔ Akciğer ve deri solunumu yapar. ✔ Azotlu boşaltım atığı üredir. ✔ Derileri çıplak ve nemlidir. ✔ Kalpleri 3 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan kalplerinde karıştığından vücuda karışık kan gider. ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. Kış uykusuna yatarlar. ✔ Dış döllenme dış gelişme görülür. Örnek: kurbağa ve semender 3) Sürüngenler: ✔ Genellikle karada yaşarlar. Suda yaşayan türleri de vardır. ✔ Genellikle ılıman iklim kuşağında yaşarlar. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. ✔ Vücutları keratin içeren ya da kemikleşmiş pullarla kaplıdır. Bu pullar deriyi korur. ✔ Kalpleri 3 odacıklıdır. Kirli ve temiz kan kalpte karıştığından vücutlarına karışık kan gider. (Timsahlarda 4 odacıktır. Ancak vücuda gene karışık kan gider.) ✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. Kış uykusuna yatarlar. ✔ Azotlu boşaltım atıkları ürik asittir. ✔ İç döllenme dış gelişme gösterirler. (Bazılarında iç gelişme görülür. Bazı bukalemunlar..) ÖRN: Kaplumbağa, Bukalemun, Timsah, Yılan, Kertenkele… 4) Kuş: ✔ Vücutları kuşlara özgü olan tüylerle kaplıdır. Vücutlarını kaplayan tüyler, ısı yalıtımı sağlar. Kanatlarındaki tüyler ise uçmayı sağlar. Bütün kuşların kanatları olmasına rağmen, her kuş uçamaz. Ayrıca, belirli bölgelerinde pullarda vardır. ✔ Ön üyeleri kanat haline dönüşmüştür. ✔ Dişleri yoktur. Ağız, gaga halini almıştır. Gaga yapısı kuşun beslenme şekline göre farklılaşmıştır. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. Akciğerlerine bağlı hava keseleri bulunur. Bu keseler hem solunuma yardımcı olur hem de kuşun daha hafif olmasını sağlayarak uçmasını kolaylaştırır. ✔ Azotlu boşaltım atıkları ürik asittir. ✔ Zar yapılı diyaframları vardır. ✔ Kalpleri 4 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan hiçbir şekilde birbirine karışmaz. ✔ Sıcakkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları sabittir. ✔ İç döllenme dış gelişme görülür. Yumurtlarlar. Kuluçkaya yatarlar. Yavru bakımı vardır. ÖRN: Papağan, Tavuk, Deve Kuşu, Baykuş, Penguen, Pelikan, Tavus Kuşu, Hindi, Kartal, Atmaca, Serçe… 5) Memeliler: ✔ Hayvanlar ve diğer alemlerin en gelişmiş sınıfıdır. ✔ Dünyanın her yerinde dağılış göstermişlerdir. ✔ Sularda ve karalarda yaşarlar. ✔ Vücutları kendilerine özgü kıllarla kaplıdır. ✔ Akciğer solunumu yaparlar. ✔ Azotlu boşaltım atıkları üredir. ✔ Kastan yapılı diyaframa sahiplerdir. ✔ Kalpleri 4 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan hiçbir zaman birbirine karışmaz. ✔ Sıcakkanlı hayvanlardır. Vücut sıcaklıkları sabittir. ✔ Olgun alyuvarlar hücrelerinde çekirdek ve organel bulunmaz. ✔ İç döllenme iç gelişme gösterirler. ( gagalı memeliler hariç..) ✔ Yavru bakımı vardır. ✔ Dişilerde süt bezleri gelişmiştir. Yavrularını sütle beslerler. ✔ Memeli canlılar embriyolardaki gelişme şekillerine göre üçe ayrılırlar. a) Gagalı Memeliler: Gagaları vardır. İç döllenme dış gelişme yaparlar. Yumurtlayarak ürerler. Yumurtadan çıkan yavru sütle beslenir. Örnek: Ornitorenk.. b) Keseli Memeli: Plasenta taşımadıklarından yavru, gelişimini tamamlayamadan doğar. Annenin kesesine yerleşerek burada sütle beslenerek gelişimini tamamlar. Örnek: Koala, Kanguru… c) Plasentalı Memeli: En fazla memeli türünü barındıran gruptur. Anne karnında gelişmekte olan yavru ile anne arasında plasenta denilen organ oluşur. Bu yapı doğuma kadar yavrunun beslenmesini sağlar. Bu nedenle gebelik süresi keseli memelilerden daha uzun sürer. Örnek: Kirpi, Kedi, İnsan, Maymun, Ayı, Tavşan, Lemur…
- SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI | selinhoca
KONULAR SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI PDF İNDİR Sindirim Sistemi ✔ Canlılar hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için organik maddelerin kimyasal bağlarındaki enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bu molekülleri hücresel solunum ile parçalayarak enerjiyi açığa çıkarırlar. Bu enerjiyi elde edebilmek için ise beslenmek zorundadırlar. ✔ Karbonhidrat, yağ ve protein gibi kompleks organik moleküllerin enzim ve su aracılığı ile monomerlerine ayrışmasına sindirim denir. Sindirim Çeşitleri ✔ Besinleri parçalama şekillerine göre Mekanik Sindirim (Fiziksel Sindirim): Besinlerin fiziksel olarak küçük parçalara ayrılmasıdır. örnek: Dişlerle parçalama, kas hareketleri, safra… Mekanik sindirimde enzimler görev yapmaz. Kimyasal Sindirim: Besinlerin su ve enzimler yardımıyla monomerlerine kadar ayrışmasıdır. ✔ Sindirimin gerçekleştiği yere göre Hücre İçi Sindirim: Endositoz ile hücreye alınan besinlerin sitoplazmada besin kofulu içerisinde lizozom tarafından sindirilmesidir. Hücre Dışı Sindirim: Hücre dışına gönderilen enzimlerle besinin hücre dışında sindirilmesidir. İnsanda Sindirim Sistemi ✔ Sindirim sistemi organları: Ağız, yutak, yemek borusu, mide, bağırsaklar ve anüs ✔ Sindirime yardımcı organlar: Karaciğer, pankreas ve tükürük bezi olmak üzere üç şekilde incelenir. Sindirim Sistemi Organları 1) Ağız ✔ Dil, diş ve tükürük bezlerinin yardımı ile sindirimin başladığı organdır. ✔ Nötr pH’a sahiptir. ✔ Çiğneme ile fiziksel ve kimyasal sindirim gerçekleştirilir. Dişler fiziksel sindirimi, tükürük bezleri karbonhidratın kimyasal sindirimi gerçekleştirir. Çiğneme, uç beyinin kontrolünde başlayan daha sonra omurilik soğanı kontrolünde devam eden bir reflekstir. ✔ Kulak altı, dil altı ve çene altı olmak üzere üç çift tükürük bezi bulunur. Bu bez içinde mineral, mukus ve amilaz enzimi içeren tükürük sıvısı salgılar. 2) Yutak (Farinks) ✔ Ağız ile yemek borusu arasında kalan kısımdır. ✔ Besinlerin yemek borusuna iletilmesini ve lokmanın yutulması sırasında soluk borusuna geçmesini önler. 3) Yemek Borusu (Özofagus) ✔ Yutaktan gelen besinleri ardışık kasılıp gevşeme hareketleri ile (peristaltik hareket) mideye ileten borudur. ✔ Fiziksel ya da kimyasal sindirim gerçekleşmez. ✔ Yemek borusunun ön kısmında bulunan çizgili kaslar yutma olayının kısmen kontrollü olmasını sağlar. ✔ Yemek borusundaki peristaltik hareketler mide yönünde değil de ağıza doğru olursa kusma meydana gelir. Sindirim Sisteminin Yapısı ✔ Sindirim sistemi yemek borusundan anüse kadar benzer bir yapıya sahiptir. ✔ İçten dışa doğru üç ana tabakadan meydana gelmiştir. İç Tabaka: Besinlerin kanal boyunca hareketini kolaylaştıran mukus salgılayan epitel dokudur. Ayrıca, sindirim sistemini kendi salgılarından korur. (Mukoza tabakası da denir.) Orta Tabaka: Düz kaslar bulunur. Dış Tabaka: Bağ dokusu vardır. Bağ dokusunun üstünde periton zarı vardır. Ancak periton yemek borusunda yoktur. 4) Mide ✔ Diyaframın hemen altında sol tarafta bulunan J şeklinde hem endokrin hem de ekzokrin bez özelliği olan organdır. ✔ Midenin yemek borusu ile bağlandığı yere kardia (mide ağzı), ince bağırsak ile bağlandığı bölgeye pilor (mide kapısı) denir. ✔ Fiziksel ve kimyasal sindirim yapılır. Fiziksel sindirim orta tabakadaki kaslar sayesinde gerçekleşirken, kimyasal sindirim iç tabakadaki hücreler tarafından üretilen mide öz suyu sayesinde gerçekleşir. Sadece proteinlerin kimyasal sindirimi yapılır. ✔ Midedeki tüm olayları vagus siniri ve mide tarafından salgılanan gastrin hormonu düzenler. ✔ Peristaltik hareketlerin mideye ulaşması durumunda kardia açılır. Daha sonra tekrar kapatılır böylece mide içeriğinin yemek borusuna kaçması önlenir. ✔ Besinler mide hareketleri ve mide özsuyu sayesinde bulamaç haline dönüştürülür. Buna kimus denir. Kimus, pilor kaslarının gevşemesiyle ince bağırsağa geçer. ✔ Mide öz suyu içerisinde mukus, HCl, pepsinojen ve renin (Sadece çocuklarda) bulunur. ✔ Renin (Lap): sütteki kazein proteini çöktürmeye (peynirleştirmeye) dolayısıyla midede uzun zaman kalmasına ve sindiriminin kolaylaşmasına yardımcı olur. Aksi halde kısa sürede bağırsağa geçen süt tam sindirilemediğinden ishale neden olur. Bebeklerde ve sütle beslenen çocuklarda bulunur. Yaş ilerledikçe azalarak salgısı durur. ✔ HCl: Pepsinojeni pepsin haline dönüştürür. Ayrıca, mide pH’ını düzenler. Mide pH’ı yaklaşık olarak 2 civarındadır. HCl pepsinojen --> pepsin 5) İnce Bağırsak ✔ Mide ile kalın bağırsak arasında bulunan hem endokrin hem ekzokrin bez özelliğindeki organdır. ✔ Üç kısımdan oluşur. 1) Duedonum (Onikiparmak bağırsağı) 2) Jejenum (Boş bağırsak) 3) İleum (Kıvrımlı bağırsak) Duedonum (Onikiparmak Bağırsağı) ✔ Sindirimin en yoğun olduğu bölümdür. ✔ İnce bağırsak içerisinde kasların hareketi sonucu oluşan bazik özellikteki besin karışımına kilus denir. ✔ Kilusun bağırsak iç zarına temas etmesi duedonumdan kana enterogastrin, sekretin ve kolesistokinin hormonu salgılanmasını sağlar. Bu salgılar, mide, karaciğer, safra kesesi ve pankreası uyarır. ✔ Safra karaciğerden ve safra kesesinden koledok kanalına, pankreas enzimleri ise wirsung kanalı ile onikiparmak bağırsağına taşınır. Bu iki kanalda bağırsağa girmeden önce vater kabarcığı ile birleşip onikiparmak bağırsağına açılır. . Jejenum ve İleum ✔ Sindirim ve emilimin yapıldığı yerdir. ✔ İç yüzeyi emilim yüzeyini artıran villuslar ile kaplıdır. ✔ İç yüzeyindeki epitel dokudan bol miktarda sinirim enzimi salgılanır. ✔ Enterokinaz, peptidaz (erepsin) --> Protein ✔ Sükraz, maltaz, laktaz ve dekstrinaz --> Karbonhidrat ✔ Nükleaz --> DNA ve RNA Sindirimi yapan enzimler bulunur. 7) Kalın Bağırsak: ✔ İnce bağırsaktan farklı olarak iç yüzeyini örten epitel dokuda villus yoktur. Ayrıca sindirim enzimi üretimi de bulunmaz. Ancak daha fazla mukus üretimi vardır. ✔ Vitamin, su ve mineral emilimi gerçekleşir. ✔ B ve K vitamini sentezleyen mutualist bakteriler bulunur. Üretilen B ve K vitaminleri de emilir. ✔ İnce bağırsakla kalın bağırsağın birleştiği yere kör bağırsak (çekum) denir. İnsanda kör bağırsağın parmak şeklinde çıkıntı olan apandis bulunur. Buranın iltihaplanmasına apandisit denir. ✔ Kalın bağırsak rektum ile sonlanır. Rektumun vücut dışına açılan bölümüne anüs denir. Tükürük Bezi ✔ Kulak altı, dil altı ve çene altı olmak üzere üç çift tükürük bezi bulunur. ✔ Tükürük salgısını kanallar ile ağız içine boşaltır. ✔ Tükürüğün pHı nötr civarındadır. (6-7) ✔ Tükürük içerisinde amilaz enzimi bulunur. Bu enzim, karbonhidratların kimyasal sindirimini başlatır. Ayrıca lizozim enzimi de bulunur. Bu enzim, ağız içindeki mikroorganizmaları etkisiz hale getirir. Karaciğer ✔ Safra salgılayarak sindirime yardım eder. ✔ Karaciğer safra (öd) salgılar. Safra, karaciğer kanalı ile safra kesesine gönderilerek depolanabilir. ✔ Karaciğer kanalı, karaciğerden çıkınca iki kola ayrılır. Bu kollardan biri fazla safrayı safra kesesine gönderir. Diğeri ise koledok kanalıdır. Safrayı vater kabarcığına boşaltır. Safra: Safra tuzu, kolesterol, safra pigmentleri, yağ asitleri ve sudan oluşmuştur. Yapısında enzim bulunmadığından kimyasal sindirimde görev almaz. Sadece yağların fiziksel sindiriminde görev alır. Ayrıca bağırsağın pH’ını düzenler. ✔ Safra tuzu ve su herhangi bir nedenle azalırsa kolesterol çökerek safra taşlarını oluşturur. Safra taşları ya da herhangi bir nedenle safra kanallarının tıkanması sonucu safra emilerek kana geçer. Deride sarı renk oluşur. Buna sarılık hastalığı denir. Bu hastalığın yenidoğan sarılığı ile alakası yoktur. Karaciğerin Görevleri 1) Safra salgılamak ve safra kesesinde depolamak. 2) Kanın damar dışında pıhtılaşmasında rol alan fibrinojen ve trombojen proteinlerini sentezlemek 3) Kanın damar içinde pıhtılaşmasını engelleyen heparini sentezlemek 4) Protein ve karbonhidratların yağlara dönüşümünü sağlamak 5) Zehirli maddeleri zehirsiz hale getirmek (Amonyağı üre ya da ürik asite dönüştürmek , ilaçların zararlı etkilerini ve alkolü yok etmek, katalaz enzimi ile H2O2’i su ve oksijene parçalamak.) 6) Kan şekerini düzenlemek 7) Öncül A vitaminini (provitamin A = Karoten) A vitaminine dönüştürmek 8) ADEK vitaminlerini depolamak 9) Yaşlanmış alyuvarları parçalamak (kupfer hücreleri) 10) Kansızlık halinde alyuvar üretmek 11) Vücut ısısını düzenlemek 12) Eritropoietin hormonu salgılamak Pankreas ✔ Karın boşluğunda mide ve onikiparmak bağırsağı arasında yer alan yaprak şeklinde bir karma bezdir. ✔ İnsülin ve glukagon hormonları üreterek kan şekerini düzenler. Endokrin özelliğinin sindirim sistemi ile doğrudan bağlantısı yoktur. ✔ Pankreas öz suyu üreterek sindirime yardımcı olur. Pankreas öz suyu acini hücreleri tarafından üretilerek wirsung kanalı ve vater kabarcığı ile onikiparmak bağırsağına dökülür. Pankreas öz suyu Tripsinojen, kimotripsinojen --> Protein Amilaz --> Karbonhidrat Lipaz --> Yağ Nükleaz --> Nükleik asit sindiriminde görevli enzimler bulunur.
- SOLUNUM SİSTEMİ - GAZLARIN TAŞINMASI | selinhoca
KONULAR SOLUNUM SİSTEMİ - GAZLARIN TAŞINMASI PDF İNDİR Oksijenin Taşınması ✔ %98’i alyuvarlardaki hemoglobin ile %2’si kan plazması ile taşınır. ✔ Oksijen alyuvarlarda hemoglobinle birleşerek oksihemoglobini (HbO2) oluşturur. ✔ Kan doku kılcallarına geldiğinde oksijen hemoglobinden ayrılır. Alyuvardan çıkarak önce plazmaya daha sonra doku sıvısına oradan da hücrelere geçer. ✔ Doku kılcallarında oksijen hemoglobinden ayrılırken, alveol kılcallarında hemoglobinle birleşir. ✔ Bohr kayması: Doku kılcallarındaki CO2 yoğunluğu pH’ın düşmesine nedenolur. Bu durumda hemoglobin oksijenden ayrılır. Buna bohr kayması denir. Karbondioksitin Taşınması ✔ Hücrelerde oluşan CO2 doku sıvısına buradan da doku kılcal damarlarına geçer. ✔ Kılcal damara geçen CO2 plazmada çözünebilir ya da alyuvar içine girerek hemoglobinle birleşip karbohemoglobin oluşturabilir. ✔ Büyük bir kısmı ise alyuvarda bikarbonat iyonu halinde taşınabilir. ✔ Doku kılcallarında: Alyuvar içine giren CO2, karbonik anhidraz enzimi etkisi ile H2O ile birleşip karbonik asiti (H2CO3) oluşturur. Karbonik asit daha sonra iyonlarına ayrışarak H ve HCO3 (bikarbonat) haline gelir. H, hemoglobin tarafından tutulurken bikarbonat kan plazmasına geçer ve alveol kılcallarına kadar bu şekilde taşınır. ✔ Alveol kılcallarında: Plazmada bulunan bikarbonat (HCO3) alyuvar içine girer, hemoglobin H serbest bırakır. Yeniden karbonik asit (H2CO3) oluşur. Karbonik anhidraz enziminin etkisi ile karbonik asit H2O ve CO2 haline gelir. CO2 alyuvar içinden çıkarak önce plazmaya oradan da alveollere geçer. ✔ CO2 ve H2O difüzyonla akciğere geçerek soluk verme ile dışarı atılır. H2O alveol yüzeyini nemlendirir. Fazlası ise dışarı atılır. Solunum Siteminin Denetlenmesi ✔ Metabolik faaliyetler arttığında kandaki CO2 miktarı solunum hızını belirler. Miktarının artması pH’ı düşüreceğinden solunum ve dolaşım hızı artar. ✔ Omurilik soğanı ve beyindeki solunum merkezi tarafından denetlenir. Solunum merkezi istemli solunumu denetler. ✔ Adrenalin ve Tiroksin hormonu solunum hızını artırır. ✔ Deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça basınç azalır ve havadaki O2 miktarı düşer. Bu durumda ; - Hemoglobin miktarı - Alyuvar sayısı - Soluk alıp verme hızı - Nabız sayısı artar. ✔ Deniz seviyesinden denizin derinliklerine inildikçe basınç artar. Kanda çözünmüş halde bulunan N2 (azot gazı) gaz hale geçer. Kanda kabarcık oluşmasına yol açar. Bu kabarcıklar damarın tıkanmasına ya da yırtılmasına yol açar. Buna deniz vurgunu denir. Karbonmonoksit Zehirlenmesi: Karbonmonoksit; oksijen ve karbondioksit gibi hemoglobine bağlanabilen bir gazdır. Ancak CO hemoglobine bağlandığında tekrar ayrılma yapmaz. Bu durumda oksijen ve karbondioksit hemoglobine bağlanamadığından kişi solunum güçlüğü çeker. Müdahale edilemezse ölümle sonuçlanır. Astım: Solunum yollarında meydana gelen enfeksiyonların ilerlemesi sonucu oluşan hastalıktır. Astımda solunum yolları daralır ve duyarlılığı artar. Mukus oranı artarak soluk alıp verme güçleşir. Akciğer Ve Gırtlak Kanseri: Sigara içindeki katran soluk borusunun içindeki sillere yapışır. Bu durumda solunum sistemi mikroorganizmalara karşı açık hale gelir. Bu durumun ilerlemesiyle akciğer ve gırtlak kanseri oluşabilir. Kronik Bronşit: Bronşların uzun süreli iltihaplanması sonucu oluşur. Kısa süreli iltihaplanma ise akut bronşite yol açar. Amfizem: Kronik bronşite bağlı olarak alveollerin esnekliğini yitirmesi ve yırtılması sonucu oluşur. KOAH: Kronik bronşit ve amfizem hastalığının ilerlemesiyle akciğerlerin yapısı bozulmasıdır. Hasta nefes almakta zorluk çeker.
- ATP VE FOSFORİLASYON | selinhoca
KONULAR ATP VE FOSFORİLASYON PDF İNDİR METABOLİZMA ✔ Canlı vücudunda gerçekleşen hayatsal faaliyetlere metabolizma denir. Metabolik faaliyetler anabolizma ve katabolizma olmak üzere ikiye ayrılır. ✔ Anabolizma: Hücrede gerçekleşen yapım reaksiyonlarıdır. Özümleme ya da asimilasyon reaksiyonları da denir. Anabolizma reaksiyonları sırasında enerji harcanır. Örnek: Dehidrasyon sentezi, fotosentez, kemosentez… ✔ Katabolizma: Hücrede gerçekleşen yıkım reaksiyonlarıdır. Yadımlama ya da disimilasyon reaksiyonları da denir. Katabolizma reaksiyonları sırasında enerji harcanmaz.(Genellikle) Örnek: Hidroliz, Hücresel solunum… ✔ Canlılar yaşlandıkça anabolizma olayları azalır, katabolizma olayları artar. Genç birey: A > K Yetişkin birey: A = K Yaşlı birey: A < K ATP (ADENOZİN TRİ FOSFAT) ✔ Fotosentez ve kemosentez mekanizmaları ile organik madde içine yerleştirilmiş olan kimyasal enerjinin kullanılabilir hale gelmesi için, organik madde hücresel solunum reaksiyonları ile parçalandıktan sonra açığa çıkan enerjinin ATP molekülü içine yerleştirilmesi gerekir. ✔ Enerjinin hem organik madde haline getirilmesi hem de hücresel solunum ile parçalanması sırasında enerjinin bir kısmı ısı olarak kaybedilir. Ancak küçük bir kısmı ATP içine yerleştirilerek kullanılabilir. ✔ ATP, enerjiyi kullanılabilir hale getiren organik moleküldür. ✔ ATP içine yerleştirilememiş bir serbest enerji kullanılamaz. ✔ Her canlı hücre kendi ATP’sini üretir ve tüketir. ✔ Depolanamaz. ✔ Hücre zarından geçemez. ✔ Hücreler arasında nakli yapılamaz ve cansız ortamda görev yapamaz. ATP’nin Yapısı ✔ Adenin organik bazı, riboz pentoz şekeri ve 3 tane fosforik asitten oluşmuş nükleotit yapılı bir moleküldür. ✔ Adenin ile riboz arasında glikozit, riboz ile 1. fosforik asit arasında ester (fosfoester), diğer fosforik asitler arasında da 2 tane yüksek enerjili fosfat bağı içerir. ✔ Serbest enerji sadece yüksek enerjili fosfat bağları içerisinde depolanır. Bu bağları kopartılması ile de kullanılır. ✔ Yüksek enerjili fosfat bağlarının kopartılması hücrede kademeli olarak gerçekleştirir. Bu şekilde açığa çıkabilecek fazla enerjiden hücre korunmuş olur. ✔ Fosforilasyon: ATP molekülünün dehidrasyon sentezi ile üretilmesidir. ADP + P + Serbest Enerji --> ATP + H2O ✔ Defosforilasyon: ATP molekülünün hidroliz ile parçalanmasıdır. ATP + H2O --> ADP + P + Serbest Enerji ✔ Endergonik Tepkime: Gerçekleşmesi için serbest enerji gereken tepkimelerdir. ATP üretimi (Fosforilasyon), Biyosentez reaksiyonları (yağ, karbonhidrat, protein sentezi..) Aktif taşıma Sinirsel iletim Kas kasılması… ✔ Ekzergonik Tepkime: Gerçekleşmesi sonrasında ortama serbest enerji veren tepkimelerdir. ATP’nin hidrolizi (Defosforilasyon) Hücresel solunum reaksiyonları. (Genellikle) ✔ Fotosentez ve kemosentez hem endergonik hem ekzergonik tepkimelerdir. Hücresel solunumun ise sadece başlangıç kısmı endergoniktir. Fosforilasyon Çeşitleri ✔ Substrat Düzeyinde Fosforilasyon (SDF): Enzimler aracılığı ile substratın yapısında bulunan fosfatın kopartılarak ADP’ye aktarılması ile ATP üretilmesidir. Hücresel solunum sırasında görülür. Her canlı hücre tarafından gerçekleştirilebilir. ✔ Oksidatif Fosforilasyon: Organik monomerlerin hücresel solunum ile parçalanması ve inorganik maddelerin oksitlenmesi sırasında ETS’de aktarılan elektronların taşınması sırasında açığa için enerji ile ATP üretilmesidir. Oksijenli, oksijensiz solunum ve kemosentez yapan canlılarda görülür. ✔ Fotofosforilasyon: Klorofil molekülünün etkisi ile ışık enerjisi kullanılarak ATP üretilmesidir. Fotosentez yapan canlılarda görülür.
- HÜCRESEL SOLUNUM 1 | selinhoca
KONULAR HÜCRESEL SOLUNUM 1 PDF İNDİR Hücresel Solunum ✔ Besinlerin hücre içerisinde parçalanması ile ATP üretimini sağlayan mekanizmaya Hücresel Solunum denir. ✔ Hücresel solunum sonucu açığa çıkan serbest enerji, ATP içine yerleştirilerek canlının hayatsal faaliyetlerinin (Fotosentez ve kemosentezde kullanılmaz.) yerine getirilmesinde kullanılır. ✔ Her canlının hücresel solunum mekanizması vardır. Tüm hücresel solunum mekanizmaları Glikoliz Reaksiyonu ile başlar. Daha sonra enzimler ve oksijenin varlığına göre farklı şekilde ilerler. Oksijenli Solunum (Aerobik): Oksijen yardımı ile besin monomerlerinin parçalanarak enerjinin üretildiği solunum reaksiyonudur. Oksijensiz Solunum (Anaerobik) : Oksijen olmadan besin monomerlerinin parçalanarak enerjinin üretildiği solunum reaksiyonudur. Fermantasyon: Enzimler yardımı ile besin monomerlerinin kısmen parçalanması ile enerjinin üretildiği solunum reaksiyonudur. GLİKOLİZ REAKSİYONU ✔ Canlının hücresel solunum mekanizması hangisi olursa olsun tüm mekanizmalar Glikoliz Reaksiyonu ile başlar. ✔ Glikoliz reaksiyonu tüm canlılarda sitoplazmada gerçekleşir. Çünkü glikoliz reaksiyonunun gerçekleşmesini sağlayan enzimler tüm canlılarda sitoplazmada bulunur. Bu durumda glikoliz reaksiyonunu gerçekleştirmek canlıların ortak özelliğidir. ✔ Glikozu aktifleştirmek (kararsızlaştırmak) için 2 tane ATP harcanır. Bu ATP solunum reaksiyonunun aktivasyon enerjisidir. Bunun sonucunda kararsız ara bileşik oluşur. (Fruktoz bifosfat) ✔ Kararsız ara bileşik kendiliğinden ikiye bölünerek 2 tane PGAL (3C) oluşturur. ✔ Her bir PGAL yükseltgenip, NAD indirgenerek 2 tane NADH2 oluşur. ✔ Substrat düzeyinde fosforilasyon ile 4 tane ATP üretilir. ✔ 2 tane pirüvat oluşur. ✔ Net olarak 2 ATP üretilmiş olur. Üretilen ATPler canlının hayatsal faaliyetlerinde kullanılır. ✔ NADH2’ler canlının solunum mekanizmasına göre değerlendirilir. ✔ Üretilen pirüvat canlının hücresel solunum mekanizmasına uygun olarak bir yola girer. Pirüvat organik bir madde olduğundan glikoz bu reaksiyonda tam olarak parçalanamamıştır. Bu nedenle ATP üretimi az olmuştur. OKSİJENSİZ SOLUNUM ✔ Bazı prokaryotlar besin monomerlerini oksijen dışındaki inorganik maddeler ile parçalar. ✔ ETS görev alır. ✔ Elde ettikleri ATP miktarı oksijenli solunma göre az, fermantasyona göre çoktur. ✔ Azot döngüsünde rol alan denitrifikason bakterileri, denitrifikasyon olayını oksijensiz solunum mekanizmaları ile gerçekleştirirler. Bu canlılar çoğunlukla heterotrof olmalarına rağmen, kemoototrof olanları da vardır. FERMANTASYON ✔ Organik monomerlerin enzimler tarafından oksijen ya da farklı bir inorganik madde kullanılmadan parçalanması ile gerçekleştirilen hücresel solunumdur. ✔ Organik maddelerin parçalanması kısmen gerçekleştiğinden diğer solunum çeşitlerine göre oldukça az miktarda enerji üretimi gerçekleştirilir. ✔ Prokaryot ve ökaryot olan birçok canlıda görülebilir. Bakteri, mantar, bitki tohumları, bağırsak solucanları ve memeli canlıların çizgili kaslarında görülür. ✔ Glikoliz ve ürün oluşum aşaması olmak üzere iki aşamada gerçekleşir. ✔ Enerji üretimi sadece glikoliz aşamasında gerçekleşir. ✔ Ürün oluşum aşamasında glikolizin son ürünü olan pirüvat canlının türüne göre alkol ya da laktik asit gibi organik maddelere dönüştürülür. ✔ Fermantasyon yapabilen canlılar endüstriyel alanda kullanılır. Yoğurt, peynir, alkollü içecek, boza, sucuk, sosis ve ekmek gibi gıda ürünleri üretilir. ETİL ALKOL FERMANTASYONU ✔ Son ürün olarak etil alkolün üretildiği fermantasyon çeşididir. ✔ Bazı bakteriler, maya hücreleri ve bitki tohumlarında görülür. Maya hücreleri oksijen varlığında oksijenli solunum, oksijensiz ortamda ise etil alkol fermantasyonu yaparlar. ✔Endüstride bira, şarap, boza, ekmek ve saf alkol üretiminde kullanılır. ✔ Etil alkol fermantasyonu sitoplazmada gerçekleşir. ✔ Glikoliz ile üretilen pirüvat ve NADH2 etil alkol oluşum aşamasına katılırken ATP hayatsal faaliyetlerde kullanılır. ✔ Oluşan pirüvat yapısından bir molekül CO2 ayrılır. Asetaldehit oluşur. ✔ Asetaldehitin indirgenmesi, NADH2’nin yükseltgenmesi sonucu etil alkol oluşur. ✔ Asetaldehit, etil alkol fermantasyonunun ara bileşiğidir. Ayrıca bu reaksiyonun son indirgenen molekülüdür. ✔ 1 tane glikozdan 2 tane etil alkol, 2 tane CO2 ve net 2 ATP üretilir. LAKTİK ASİT FERMANTASYONU ✔ Son ürün olarak laktik asidin üretildiği fermantasyon çeşididir. ✔ Bazı bakteriler ve omurgalıların çizgili kas hücrelerinde görülür. ✔Endüstride peynir, kefir, yoğurt, turşu üretiminde kullanılır. Ayrıca, asit özelliğinde bir madde olduğundan gıdaların içerisinde zararlı mikroorganizmaların üremesini engelleyerek koruyucu etki yapar. ✔ Laktik asit fermantasyonu sitoplazmada gerçekleşir. ✔ Glikoliz ile üretilen pirüvat ve NADH2 laktik asit oluşum aşamasına katılırken ATP hayatsal faaliyetlerde kullanılır. ✔ Oluşan pirüvatın indirgenmesi, NADH2’nin yükseltgenmesi sonucu laktik asit oluşur. Bu reaksiyonun son indirgenen molekülü pirüvattır. ✔ Laktik asit fermantasyonunda CO2 çıkışı görülmez. Bu nedenle oluşan laktik asit geri dönüşüm reaksiyonları ile pirüvat haline hatta glikoz halline getirilebilir. ✔ 1 tane glikozdan 2 tane laktik asit ve net 2 ATP üretilir. ✔ Omurgalıların çizgili kas hücreleri oksijen yetersiz olduğunda laktik asit fermantasyonu yapar. Üretilen laktik asit kasta birikir ve yorgunluğa neden olur. Laktik asitler kana geçer; kanda belirli bir düzeye gelince beyindeki yorgunluk ve uyku merkezini uyarır; uyku gelmesine ve kaslarda ağrı oluşumuna neden olurlar. Dinlenme durumunda laktik asitlerin bir kısmı karaciğere gider ve burada pirüvata dönüştürülür. Pirüvatın bir kısmı oksijenli solunumda kullanılırken, bir kısmı glikoz haline getirilir ve glikojen halinde depolanır. Laktik asitlerin bir kısmı ise kas hücrelerinde pirüvata dönüştürülür. Etil Alkol ve Laktik Asit Fermantasyonunun Karşılaştırılması Etil Alkol Fermantasyonu ✔ Etil alkol oluşur. ✔ Oluşan son organik ürün 2 karbonludur. (Organik ve inorganik ürün) ✔ Karbondioksit oluşur. ✔ Kapalı kap basıncını artırır. ✔ Geri dönüşümü yoktur. Laktik asit Fermantasyonu ✔ Laktik asit oluşur. ✔ Oluşan son organik ürün 3 karbonludur. (Organik ürün) ✔ Karbondioksit oluşmaz. ✔ Kapalı kap basıncını değiştirmez. ✔ Geri dönüşümü vardır.
- Selin Hoca Biyoloji
Selin Hoca Biyoloji - Biyoloji hiç bu kadar kolay olmamıştı... MSÜ 2025 5 DENEME İNDİR MAARİF MODELİ EĞİTİMİ SINAVDAN ÖNCE ÇÖZMENİZ GEREKEN 60 SORU AYT SINAVDAN ÖNCE ÇÖZMENİZ GEREKEN 25 SORU TYT Selin Hoca iOS Uygulamasını ŞİMDİ İNDİR ! Selin Hoca Android Uygulamasını ŞİMDİ İNDİR ! TYT BİYOLOJİ DERS NOTLARI SATIN AL 9. SINIF BİYOLOJİ SORU BANKASI SATIN AL AYT BİYOLOJİ DERS NOTLARI SATIN AL TYT BİYOLOJİ DENEMELERİ 50 x 6 SATIN AL AYT BİYOLOJİ DENEMELERİ 25 x 13 SATIN AL
- BİTKİSEL DOKULAR 1 | selinhoca
KONULAR BİTKİSEL DOKULAR 1 PDF İNDİR BİTKİSEL DOKULAR BÖLÜNÜR DOKU (MERİSTEM) ✔ Mitoz bölünme yapabilme yeteneğinde olan hücrelerin oluşturduğu dokudur. ✔ Bitkinin kalınlaşmasını ve uzamasını sağlar. Meristem doku hücrelerinin özellikleri ✔ Hücreler arası boşluk yoktur. ✔ Farklılaşarak diğer dokuları oluştururlar. ✔ Büyümde etkili olan hormonları salgılar. ✔ Hücreleri küçük, ince çeperli, küçük kofullu, bol sitoplazmalı, ve büyük çekirdeklidir. ✔ Metabolizmaları hızlıdır. ✔ Klorofil taşımadıklarından fotosentez yapamazlar. UÇ (APİKAL) MERİSTEM ✔ Embriyonik dönemdeki bölünme yeteneğini hayatı boyunca sürdüren meristem dokusudur. ✔ Kök, gövde ve dalların uçlarında bulunur. ✔ Bitkinin uzamasını sağlar. (Primer Büyüme) YANAL (LATERAL) MERİSTEM ✔ Parankima dokusu hücrelerinin oksin ve sitokinin hormonları etkisiyle yeniden bölünme özelliği kazanması sonucu oluşmuş hücrelerin oluşturduğu dokudur. ✔ Bitkinin kalınlaşmasını sağlar. ✔ Monokotil bitkilerde bulunmaz. Damar Kambiyumu (İç Kambiyum): Yeni iletim dokuyu oluşturarak enine kalınlaşmayı sağlar. Mantar Kambiyumu (Fellogen = Dış Kambiyum): Damar kambiyumunun gövde içerisinde yaptığı kalınlaşma sonucunda gövdenin dış kısmındaki parçalanan epidermis yerine peridermis dokusunun oluşmasını sağlar. Yara Kambiyumu: Bitkinin yara alan kısmının onarılmasını sağlar. Sekonder Büyüme ✔ Bitkinin lateral meristem aktivitesi sayesinde kalınlaşma yapmasına sekonder büyüme denir. ✔ Sekonder büyümede damar kambiyum ve mantar kambiyumu görev alır. ✔ Odunsu ve bazı otsu bitkilerde görülür. ✔ Monokotil bitkilerde görülmez. ✔ Kök ve gövdede benzer şekilde gerçekleşir. ✔ Uç meristemin farklılaşması ile oluşan primer ksilem ve primer floem arasında damar kambiyumu bulunur. ✔ Damar kambiyumu yılda iki kere aktif olur. İçe doğru sekonder ksilemi dışa doğru sekonder floemi oluşturur. ✔ Çevre şartlarının daha elverişli olduğu büyüme zamanlarında oluşturulan hücreler bol sitoplazmalı, ince çeperli ve açık renkliyken, daha az elverişli olduğu zamanlardaki ise az sitoplazmalı, kalın çeperli ve koyu renklidir. ✔ Damar kambiyumunun aktivitesi sonucunda gövde kalınlaşır. Dıştaki epidermis dokusu parçalanır. ✔ Mantar kambiyumunun aktvitesi ile peridermis dokusu oluşturulur. ✔ Çift yıllık otsu bitkilerde mantar kambiyumu bulunmaz. Bu bitkilerde sadece damar kambiyumu bulunur. Peridermis oluşturamadıklarından 2. yılın sonunda ölürler. ✔ Meristem dokularının farklılaşarak bölünme özelliklerini kaybetmeleri sonucunda oluşmuş dokulardır. Görev ve yapılarına göre çeşitlenirler. TEMEL DOKU ✔ Farklı özelliklere sahip parankima, kollenkima (pek doku) ve sklerankima (sert doku) dokularından oluşmuştur. ✔ Bitkilerdeki metabolik faaliyetlerin çoğundan sorumludur. ✔ Kök, gövde ve yaprakların örtü dokusu ile iletim dokusu arasını doldurmaktadır. ✔ Depolama, fotosentez yapma ve destek olma gibi görevleri de vardır. 1) PARANKİMA ✔ Canlı hücrelerdir. ✔ Genellikle bol sitoplazmalı, besin depolayabilen ve pigment taşıyabilen hücrelerdir. ✔ Bitkilerin hemen hemen bütün organlarının yapısında bulunur. Görevleri bakımından 4 farklı parankima hücresi bulunur. a) Özümleme (Asimilasyon) Parankiması ✔ Klorofil bakımından zengin olup fotosentez yapan parankimadır. ✔ Yaprak, genç gövde gibi kısımlarda bulunur. Yaprakların mezofil tabakası içinde bulunur. Palizat ve sünger parankimaları özümleme parankimalarıdır. b) Depo Parankiması ✔ Su ve besin depolayan parankimadır. ✔ Gövde, kök, yaprak, meyve… gibi organlarda depolama yapar. Bitkinin çeşidine göre depoladığı madde değişir. Kaktüslerde su, patateste nişasta, zeytinde yağ, nohutta protein… c) Havalandırma Parankiması ✔ Çok sayıda hücreler arası boşluğa sahiptir. ✔ Bitkinin gaz alışverişini ve bitkinin su içerisinde dik durmasını sağlar. ✔ Özellikle oksijenin az olduğu su ve bataklık gibi bölgelerde yaşayan bitkilerde daha çok bulunur. d) İletim Parankiması ✔ Özümleme parankiması ile iletim dokusu arasında madde alışverişi sağlayan parankima dokusudur. 2) KOLLENKİMA (PEK DOKU) ✔ Canlı hücrelerdir. ✔ Hücre çeperlerinde selüloz ve pektin birikimi olmuştur. ✔ Hücreye desteklik sağlarlar. Gerilme ve kıvrılmaya karşı çok dayanıklıdırlar. ✔ Genç bitkilerde, yapraklarda, çiçeklerde ve meyve saplarında bulunur. (Bitkinin genç kısımlarında bulunur.) ✔ Selüloz ve pektin birikimi hücrenin köşelerinde meydana gelmişse köşe kollenkiması; boyuna çeperlerinde meydana gelmişse levha kollenkiması adı verilir. 3) SKLERANKİMA (SERT DOKU) ✔Ölü hücrelerdir. İlk oluştuklarında canlı hücrelerdir. Daha sonra çeperde başlayan lignin birikimi nedeni ile ölerek sklerankima haline gelirler. ✔ Bitkinin yaşlanmış kısımlarında bulunur. ✔ Sklerankima hücrelerinin şekli iğ şeklinde ise bu hücrelere sklerankima lifleri denir. Demet hallinde bulunarak bitkiye desteklik sağlar. Keten, kenevir gibi bitkilerde bolca bulunur. ✔ Sklerankima hücrelerinin şekli yuvarlak ise bu hücrelere taş hücreleri denir. Bu hücrelere bitkinin kabuğunda ve tohumlarda çok rastlanır. Ayva, armut gibi bitkilerin meyvelerinde bolca bulunur.
- GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ | selinhoca
KONULAR GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ PDF İNDİR Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji ✔ Çeşitli mühendislik alanlarını kullanarak bitki, hayvan ve mikroorganizma yapılarının laboratuvar ortamında geliştirip onlardan yeni ürünler üretmeyi amaçlayan bilim dalına biyoteknoloji denir. Sütten yoğurt yapımı, sirke üretimi, hamur mayalanması gibi olaylar geleneksel biyoteknolojik yöntemlerdir. Aşı, ilaç, hormon üretimi, atık maddelerin temizlenmesi için canlıların kullanımı, gen aktarımı gibi çalışmalar ise modern biyoteknolojik yöntemlerdir. ✔ Genlerin izole edilmesini, çoğaltılmasını, farklı canlı genleri ile birleştirilmesini ya da genlerin canlılar arasında nakledilmesi için çalışmalar yapan bilim dalına genetik mühendisliği denir. Islah Yöntemleri ✔ Melezleme: Farklı karakterler bakımından homozigot olan bireylerin çaprazlanması ile heterozigot bireyler elde edilmesidir. ✔ Yapay Dölleme: Üstün özellikli spermler ile üstün özellikli yumurtaların laboratuvar ortamında döllendirilmesidir. ✔ Poliploidi: Kromozom çift sayısının fazla olması durumudur. Poliploidi canlılar daha verimli ve daha dayanıklı ürün oluştururlar. ✔ Günümüzde biyoteknoloji ve genetik mühendisliğinin çalışmaları ile; alkollü içecekler aşı süt ürünleri interferon insülin hormonu penisilin ve türevleri büyüme hormonları ekmek, sirke, alkol ve aseton gibi ürünler deterjan… gibi maddeler üretilmektedir. GDO (Transgenik Organizma) ✔ İstenilen özellikte bitki ve hayvan üretilebilmek için, insana yarar sağlayacak şekilde organizmaların genetik yapıları değiştirilmektedir. Bu şekilde genetiği değiştirilmiş canlılara GDO (Transgenik canlı) denir. ✔ Bu canlıların besin olarak kullanılmasına, ileriki dönemde insanlarda alerjik reaksiyonlara sebep olabileceğinden birçok bilim insanı tarafından karşı çıkılmaktadır. İnsan Genom Projesi ✔ 1990 yılında pek çok ülkenin desteği ile insanların genetik maddesinin nükleotit diziliminin belirlenebilmesi için başlatılmış projedir. ✔ Genetik maddenin 3 milyardan fazla nükleotid, 20000-25000 civarında gen içerdiği saptanmıştır. (Genomun yaklaşık olarak %97si tüm insanlarda aynıdır.) Gen Klonlanması: Bir canlıya ait olan genin başka bir canlıya aktarılmasıdır. ✔ Seçilmiş bir genin plazmit ya da bir virüs içerisine yerleştirilerek bir bakteriye aktarılması ve bakteri aracılığı ile birçok kopyasının üretilmesine gen klonlanması denir. Gen klonlanmasının aşamaları: 1. İstenilen geni taşıyan DNA molekülü ile vektör olarak kullanılacak olan bakteri plazmiti saf olarak elde edilir. 2. DNA molekülü üzerinde klonlanacak gen belirlenir. Vektör olarak kullanılacak plazmit ve klonlanacak gen kesilir. 3. Klonlanacak gen plazmitin boş kalan kısmı ile birleştirilir. Bu şekilde rekombinant DNA molekülü elde edilmiş olur. Böylece klonlanacak gen plazmit içine yerleştirilir. 4. Rekombinant DNA bir bakteriye aktarılarak rekombinant bakteri elde edilir. 5. Rekombinant bakterinin üremesi ile klonlar oluşur. Bunlar arasından istenilenler seçilir. Seçilenler ile uygun çalışmalar yapılır. Hayvan Klonlanması: Bir hayvanın genetik olarak kopyasının üretilmesidir. ✔ İlk klon canlı DOLLY ismi verilen bir koyundur. (1996) Ancak Dolly sadece 6 ay yaşayabilmiştir. Koyun Klonlanmasının Aşamaları 1) Dişi bir koyunun (2. koyun) yumurta hücresi alınmış ve bu hücrenin çekirdeği çıkartılarak bir süre yaşaması sağlanmıştır. 2) Başka bir dişi koyunun (1. koyun) memesinden bir hücre alınmış bu hücrenin çekirdeği çıkartılmıştır. 3) Sitoplazması alınan yumurta hücresi ile çekirdeği alınan meme hücresi kaynaştırılarak 2n kromozomlu bir hücre elde edilmiştir. 4) Oluşan 2n kromozomlu hücre mitoz bölünmelerle embriyo halini almış ve farklı bir dişi koyun (3. koyun) rahmine yerleştirilerek gelişmesi sağlanmıştır. 5) Gebelik sonunda doğan koyun genetik olarak 1. koyunun aynısı yani klonu olmuştur. Gen Terapisi: Virüsler kullanılarak insanlardaki bozuk genlerin sağlam genler ile değiştirilmesidir. DNA Parmak İzi: İnsandan alınan DNA molekülünün enzimler ile parçalanarak bazı uygulamalar sonucu bantlaşma yapması ve bu bantlaşmaların pek çok alanda kullanılmasıdır. ✔ Tek yumurta ikizleri hariç her insanın DNA parmak izi farklıdır. Kök Hücre: Bölünme yeteneği fazla ve farklılaşmamış hücrelere kök hücre denir. ✔ Embriyo, kordon kanı ve yetişkin bireylerin bazı dokuları temel kök hücre kaynağıdır. ✔ Yetişkin kök hücreler, vücutta birçok doku ve organ yapısında bulunur. Bulundukları organların hasar görmesi durumunda hasarlı bölgeyi onarırlar. ✔ Embriyonik kök hücreler, embriyo yapısında bulunur; gebelik süresince farklılaşarak canlının fetüs halini almasını sağlar. ✔ İnsandan alınan kök hücreler laboratuvar ortamında geliştirilerek organ ve doku üretiminde kullanılabilir.
- İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - ERKEK ÜREME SİSTEMİ | selinhoca
KONULAR İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - ERKEK ÜREME SİSTEMİ PDF İNDİR ERKEK ÜREME SİSTEMİ Erkek üreme sistemi; ✔ Sperm hücresinin üretilmesi ✔ Spermlerin dişi vücuduna aktarılmasında görevlidir. 1) Testisler (Er bezi) ✔ Penisin sağ ve solunda olmak üzere iki tanedir. ✔ İçinde seminifer tüpçükleri bulunur. Bu yapılar içerisinde bulunan spermatogonyumlar sperm hücrelerinin üretimesini sağlar. ✔ İçinde bulunan leydig hücreleri, testosteron hormonu salgılar. ✔ İçinde bulunan sertoli hücreleri spermlerin beslenmesini sağlar ayrıca inhibin hormonu üretir. 2) Epididimis ✔ Spermlerin hareket ve dölleme yeteneği kazandırılmasını sağlar. 3) Vas deferans ✔ Spermlerin depolanmasını ve penise aktarılmasını sağlar. 4) Yardımcı bezler ✔ Bir çift cowper bezi, bir çift seminal kese ve bir tane prostat bezinden oluşur. ✔ Bu üç bez seminal sıvıyı üretir. ✔ En büyük yardımcı bez prostat bezidir. İdrar ile spermin karışmasını önler. Seminal Sıvı: ✔ Spermlerin beslenmesini ve hareket etmesini sağlar. ✔ Dişi üreme sistemi içerisinde spermlerin bir süre hayatta kalmasını sağlar. 5) Penis ✔ Spermlerin ve idrarın dışarı atıldığı yerdir. ✔ İçerisindeki kanala üretra denir. Üretra hem boşaltım sisteminin hem de erkek üreme sisteminin sonudur. SPERMATOGENEZ ✔ Spermatogonyumların mayoz ile sperm üretmesidir. ✔ Ergenlik ile başlar antropoza kadar devam eder. ✔ Her ay binlerce sperm oluşturulabilir. 1) Seminifer tüpçükleri içerisinde bulunan spermatogonyumlar mitoz bölünme ve farklılaşmalar ile primer spermatositler oluşur. 2) Primer spermatositler ergenlik ile birlikte mayoz bölünmeye başlarlar. Mayoz I sonucunda iki tane sekonder spermtosit oluşur. 3) Sekonder spermatositler mayoz II ile toplamda 4 tane spermatid oluşturur. Spermatidler döllenme ve hareket yeteneği olmayan gametlerdir. 4) Spermatidler, epididimis içerisine giderek burada dölleme ve hareket yeteneği kazanır. Böylece sperm hücreleri oluşur. Sperm Hücresinin Yapısı ✔ Baş, boyun ve kuyruk kısmında oluşur. ✔ Baş kısmında n kromozomlu çekirdek ve akrozom bulunur. ✔ Akrozom, bol miktarda sindirim enzimi içerir. Yumurta hücresinin zarının erimesini sağlar. ✔ Boyun kısmında bol miktarda mitokondri bulunur. Bu mitokondriler kuyruk kısmındaki kamçının hareketi için gerekli olan enerjiyi üretirler. ✔ Baş ile boyun kısmının ortasında sentrozom bulunur. Döllenmeyle beraber bu sentrozom zigotun sentrozomu haline gelir. Erkek Üreme Sistemi Hormonları GnRH: Hipotalamus tarafından salgılanarak hipofiz bezinin ön lobundan FSH ve LH salgılanmasını sağlar. Hipofiz Hormonları ✔ FSH: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanır. Seminifer tüpçüklerini uyararak spermatogenezi başlatır. ✔ LH: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanır. Leydig hücrelerini uyararak testosteron hormonu salgılatır. Testosteron Testislerde bulunan leydig hücrelerinden salgılanır. Spermlerin olgunlaştırılmasını ve ikincil eşey karakterlerinin oluşturulmasını sağlar. Negatif geri bildirim ile FSH, LH ve GnRH salgılarını azaltır. İnhibin Hormonu Testis içerisindeki sertoli hücreleri tarafından salgılanarak FSH hormonunun salgılanmasına engel olur. (Negatif geri bildirim) DÖLLENME ✔ Yumurta ve sperm hücresinin bir araya gelerek kaynaşmasına döllenme denir. ✔ Döllenme sonucunda oluşan 2n kromozomlu hücreye zigot denir. ✔ İnsanlarda üretilen yumurta hücresi fertilizin maddesi salgılayarak spermleri kendine çeker. ✔ Spermlerden bir tanesi zona pellusidayı geçip hücre zarına ulaştığında zona pellusida sertleşerek diğer spermlerin içeri girmesine engel olur. ✔ Yumurta içerisine spermin sadece çekirdek ve sentrozomu girer. Zigotun sentrozomu spermden, mitokondrisi yumurtadan gelir. ✔ Kadında birden fazla yumurta hücresi üretilmiş ve bu hücreler ayrı ayrı döllenmişse bu durumda çoğul gebelikler oluşur. Ancak oluşan yavruların genetik yapsı birbirinden farklıdır. Örn: Çift yumurta ikizi
- BOŞALTIM SİSTEMİ - ORGANLAR | selinhoca
KONULAR BOŞALTIM SİSTEMİ - ORGANLAR PDF İNDİR Boşaltım Sistemi ✔ Metabolizma olayları sonucu meydana gelen, canlı için zararlı ve ihtiyaç duyulmayan maddelerin organizmalar tarafından dışarı atılmasına boşaltım, boşaltımda görev alan organların oluşturduğu sisteme boşaltım sistemi denir. ✔ Boşaltım sisteminin asıl organları böbreklerdir. Bunun dışıdaki; deri, karaciğer, akciğer, anüs boşaltım organı olarak kabul edilmez. Boşaltım Maddeleri Su ve Karbondioksit ✔ Monomerlerin solunumla parçalanması sonucunda oluşur. ✔ Su --> Deri, akciğer, böbrekler ve anüs ile atılabilir. ✔ CO2 --> Akciğerler ile atılır. Azotlu Boşaltım Atıkları ✔ Aminoasitlerin solunumla yıkılması sonucu ya da diğer monomerlere dönüşmesi sonucunda amonyak oluşur. ✔ Amonyağın zehir oranı yüksek olduğundan bol su ile seyreltilerek vücuttan uzaklaştırılır. ✔ Canlıların su ile olan ilişkisi boşaltım atıklarının katılığını belirler. Suya bağımlılık azaldıkça boşaltım maddeleri katılaşmaya başlar. ✔ Amonyak insanlarda üreye dönüştürülerek (az miktarda ürik aside de) atılır. Böylece boşaltım sırasında daha az su atılmış olur. ✔ Amonyak, karaciğerdeki kupfer hücrelerinde ornitin devri ile üreye çevrilir. ✔ Boşaltım sistemi ve deri ile vücuttan uzaklaştırılır. Diğer Maddeler ✔ Birçok yoldan vücuda girmiş ve vücut tarafından kullanılmış ilaç, zehir ve tuz gibi maddeler boşaltım atıklarıdır. ✔ Ayrıca; Na, K, Ca, Cl gibi iyonlar, metabolizma sonucu oluşan HSO4, HCO3, H+, fosforik asit, kreatin ve kreatinin de boşaltım maddeleridir. BOŞALTIM ORGANLARI ✔ İnsanda boşaltım sistemi böbrek, üreter, idrar kesesi (mesane) ve üretradan oluşur. Böbrek ✔ Sağlıklı bir insanda bir çift böbrek bulunur. ✔ Her böbreğin üstünde bir böbrek üstü bez bulunur. Böbrekle bez arasında yağlı bir doku vardır. Böbrek üstü bez ile böbrek arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. ✔ Böbreklerin çukur bölgesinden böbreğe kan, lenf damarları, sinirler ve idrar kanalları girer. Böbreğin Görevleri ✔ Kanın pH’ını düzenler. ✔ Kan bileşimini sabit tutar. ✔ Hormon salgılar. (Eritropoietin: Kemik iliğini uyararak alyuvar üretimini sağlar.) ✔ Uzun süreli açlık durumunda protein ve yağlardan karbonhidrat üretimini sağlar. ✔ Homeostasiyi sağlar. ✔ Boşaltım atıklarını uzaklaştırır. Böbreğin Dıştan İçe Yapısı Korteks (Kabuk) : Süzme birimleri (nefron) vardır. Medulla (öz) : Nefronların uzantıları uzanır. Havuzcuk (pelvis) : Böbreğin tam ortasında bulunan huni şeklinde yapıdır. Süzülme ile oluşan idrar burada toplanarak üretere aktarılır. Üreter ✔ Her bir böbrekten çıkarak idrarı mesaneye götürür. Mesane (İdrar Kesesi) ✔ İçi boş, düz kastan yapılmış bir kesedir. ✔ İdrarın keseye geldiği bölgelerde idrarın geri dönmesini engelleyen kapakçıklar bulunur. ✔ Dolduğunda gerilen duvarların yapısında bulunan sinir uçları beyne impulslar gönderir ve kesenin kasılmasını sağlar. Üretra ✔ İdrarın dışarı atıldığı yerdir. ✔ Erkeklerde üreme sistemi ile bağlantısı vardır.
.png)
