Arama Sonuçları
Boş arama ile 143 sonuç bulundu
- DUYU ORGANLARI - KULAK | selinhoca
KONULAR DUYU ORGANLARI - KULAK PDF İNDİR KULAK ✔ Kulak, işitme ve dengede görev alan duyu organdır. ✔ Dıştan içe doğru üç kısımdan oluşmuştur. 1) Dış Kulak (Ses gaz ile taşınır.) ✔ Kulak kepçesi, kulak yolu ve kulak zarından oluşur. Kulak kepçesi: Ses dalgalarını toplayarak, kulak yoluna iletir. Kulak yolu: Kulak kepçesini kulak zarına bağlar. Kulak yolu içerisinde bez epiteli bulunur. Bunun salgısı kulak yolunu nemli tutar ve kulak zarının esnekliğini artırır. Kulak zarı: Kulak yolundan gelen ses dalgalarını kuvvetlendirerek orta kulağa iletir. 2) Orta Kulak (Ses katı ile taşınır.) ✔ Kulak zarı ile oval pencere arasında kalan bölümdür. ✔ Çekiç – örs – üzengi kemikleri ile östaki borusundan oluşur. Çekiç – örs – üzengi kemikleri: Kulak zarından gelen ses dalgalarını kuvvetlendirerek oval pencereye iletir. Bu kemikler vücudumuzun en küçük kemikleridir. Östaki Borusu: Orta kulağı yutağa bağlayan borudur. Yutağa açıldığı yerde kapakçıklar vardır. Esneme, yutkunma ve ani basınç değişikliklerinde kapakçıklar açılır. Bu şekilde kulağın basıncını ayarlar. 3) İç Kulak (Ses sıvı ile taşınır.) ✔ Hem işitme hem de denge ile ilgili yapılar bulunur. ✔ Oval pencere ile başlar. Kendi aralarında bağlantılı birçok zar ve kemikten oluşur. Salyanoz (kohlea): İç kulaktaki işitme ile ilgili kısımdır. Salyangoz içerisinde birbirlerinden zarlarla ayrılan üç kanal bulunur. Bu kanalların tepe noktaları ortaktır. ✔ Vestibular kanal --> Tabanı oval pencereye bağlanır. İçerisinde perilenf sıvısı bulunur. ✔ Kohlear Kanal --> Ortadadır. İçerisinde endolenf sıvısı bulunur. ✔ Timpanik Kanal --> Tabanı yuvarlak pencereye bağlanır. İçerisinde perilenf sıvısı bulunur. ✔ Perilenf proteince zengin, endolenf klorca zengin bir sıvıdır. ✔ Kohlear kanal içinde işitmeyi sağlayan korti organı bulunur. Korti organının serbest ucu tüylerle kaplıdır. Bu tüylerde reseptörler bulunur. Ses dalgalarının endolenf sıvısını titreştirmesi ile tüyler titreşir ve ses algılanır Yarım daire kanalları: İç kulaktaki denge merkezidir. İçi endolenf sıvısı ile doludur. Yarım daire kanallarının uç noktolarına ampulla denir. Yarım daire kanalları birbirine tulumcuk ile tulumcuk da kesecik ile bağlantılıdır. Kesecik ise salyangoza bağlanır. Kesecik ve tulumcuk içinde CaCO3 tan oluşmuş otolit taşları vardır. Ayrıca uçları sinir hücreleri ile bağlantılı tüylü hücreler bulunur. Bu hücreler hem endolenf sıvısı hem de otolit taşlarının hareketini algılayarak beyinciğe impulslar gönderir. Beyincik de aldığı uyarıları değerlendirerek vücudun dengesini ayarlar.
- DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ | selinhoca
KONULAR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ PDF İNDİR Huxley’in Kayan İplikler Modeline Göre Çizgili Kasın Kasılması ✔ Bu modele göre kasılma aktin ipliklerinin miyozin iplikleri üzerinde kaymasıyla gerçekleşir. ✔ Aktin ve miyozin ipliklerinin beraber oluşturdukları yapıya aktomiyozin denir. I Bandı: Sadece aktin ipliklerinin olduğu bölgedir. Açık renkte görülür. A Bandı: Miyozin ve aktin ipliklerinin beraber bulunduğu bölgedir. Kasılma ve gevşeme sırasında boyu değişmez ve daima miyozin ipliklerinin boyu kadardır. Koyu renkle görülür. H Bandı: Sadece miyozin ipliklerinden oluşur. Z Çizgisi: Aktin ipliklerini tam ortasından enine kesen çizgidir. Sarkomer: İki Z çizgisi arasında kalan bölgedir. Kasın kasılma birimini oluşturur. Kasılma Sırasında Gerçekleşen Olaylar ✔ Z çizgileri birbirine yaklaşır. ✔ Sarkomer daralır. ✔ I Bandı kısalır. ✔ H Bandı kısalır. (Görülmez, kaybolur.) ✔ A Bandı değişmez. ✔ Kasın boyu kısalır. Gevşeme Sırasında Gerçekleşen Olaylar ✔ Z çizgileri birbirinden uzaklaşır. ✔ Sarkomer genişler. ✔ I Bandı uzar. ✔ H Bandı uzar. ✔ A Bandı değişmez. ✔ Kasın boyu uzar. Kasılma ve Gevşeme Sırasında Ortak Görülen Olaylar ✔ A bandının boyu değişmez. ✔ Kasın kütlesi ve hacmi değişmez. ✔ Aktin ve miyozin ipliklerinin boyu değişmez. ✔ Solunum yapılır. ✔ ATP harcanır, CO2 ve ısı üretilir. ✔ Miyozin yeri değişmez ancak aktinin yeri değişir. Kasın Çalışması Sırasında Görülen Olaylar ✔ Kaslar beyinden gelen sinirlerle uyarılır. ✔ Sarkolemmaya gelen sinir uçlarından asetilkolin ve nöradrenalin gibi nörotransmitter maddeler salgılanır. ✔ Bu kimyasal maddeler sarkolemmanın Na+ iyonlarına geçirgenliğini artırır. (Depolarizasyon) ✔ Depolarizasyon, kas hücrelerindeki sarkoplazmik retikulumu etkileyerek Ca+2 iyonlarının aktin ve miyozin iplikleri üzerine salınmasına yol açar. ✔ Ca+2 iyonları miyozin üzerindeki ATP sentaz enzimini aktif ederek ATP’nin hidrolizini başlatır. Bunun sonucunda ADP, P ve enerji elde edilir. ✔ Açığa çıkan enerji aktinlerin miyozin üzerinde kaymasını ve böylece kasın kasılmasını sağlar. ✔ Daha sonra Ca iyonları aktif taşıma ile sarkoplazmik retikuluma döner ve kas gevşemeye başlar. (Bu sırada aktif taşıma yapıldığında kasın gevşemesi sırasında da enerji harcanır.) ✔ Kastaki herhangi bir metabolik bozukluk Ca iyonlarının sarkoplazmik retikulumdan dışarı sızmasına ve endoplazmik retikulum içerisinde tekrardan alınamamasına yol açar. Bu da kasın kasılı kalmasına neden olur. Vücuttaki tüm kasların, ölümden sonra katılaşmasının sebebidir. Buna ölüm katılığı (Rigor Mortis) denir. ROMATİZMA ✔ Sebep: Bağışıklık mekanizmasında meydana gelen bozukluktur. Çok fazla çeşidi vardır. En bilineni eklem romatizmasıdır. Eklem sağlığı ürünleri ✔ Sonuç: Eklemlerde şişlik, ağrı ve sıcaklık ile belirti verir. ✔ Tedavi: Kronik bir hastalıktır. Tanı konduktan sonra ilaçla tedavi edilmeye çalışılmaktadır. KİREÇLENME ✔ Sebep: Eklemlerde bulunan kıkırdak yapının zarar görmesi ve eklem sıvısının azalması sonucu ortaya çıkar. ✔ Sonuç: Hareket problemleri. ✔ Tedavi: ilaç, sağlıklı ve dengeli beslenme, spor KRAMP ✔ Sebep: Kaslara aniden ağır bir çalışma ile yüklenildiğinde kas hücrelerinde yeterli besin ve oksijen sağlanamaması, mineral kaybı durumunda kramp oluşur. ✔ Sonuç: Hareket problemleri. ✔ Tedavi: Kramp bölgesini rahatlatmak amacı ile masaj uygulamak. Eğer krampa neden olan bir mineral eksikliği ise o minerali besin olarak almak. KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ) ✔ Sebep: Genetik nedenler, yaşlılık sonucu kemik hücresi kaybı, D vitamini eksikliği, mineral eksikliği ile kemik ara maddesinin azalması kemik erimesinin nedenleri arasındadır. Ayrıca, menopoz döneminden sonra östrojen hormonunun azalmasıyla da başlayabilir. ✔ Sonuç: Kemikler zayıflar ve kolay kırılır. ✔ Tedavi: Güneş ışığından faydalanma, düzenli fiziksel aktiviteler ve yeterli oranda protein ve kalsiyum, mineral ve vitamin alımı bu hastalık yavaşlatabilir. KIRIK ✔ Sebep: Kemik bütünlüğünün, vurma, çarpma, düşme sonucu bozulmasıdır. ✔ Tedavi: Tedavisi platin çubuklar, alçıya alma ile kemiğin kaynaşmasını sağlama, doku mühendisliği ile kırık bölgenin kemik yamalarla onarma ve protez kullanımı ile sağlanmaktadır. ÇIKIK ✔ Sebep: Kemiklerin eklem yerlerinden ayrılmasıdır. Oynar eklemlerdeki eklem bağlarının ve eklem kapsülünü zorlayan bir harekette bulunulması sonucunda gerçekleşebilir. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik ve morluk gözlenir. ✔ Tedavi: Çıkık durumlarına göre ameliyata kadar değişlik tedaviler vardır. BURKULMA ✔ Sebep: Eklemlerin çevresinde yer alan bağların ani bir hareket sonucu kısmen yırtılması olayıdır. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik ve morluk gözlenir. ✔ Tedavi: Burkulma durumlarına göre farklı tedaviler vardır. İlaç, hareket etmeme, buz tedavisi, ameliyat. MENİSKÜS ✔ Sebep: Diz eklemlerinde kıkırdak yapılı olan yük ve eklem dengesi sağlayan iki adet menisküs bulunur. Bu yapıların yırtılmasıdır. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik, hareket problemi. ✔ Tedavi: Ameliyat.
- ENDOKRİN SİSTEM - HİPOTALAMUS - HİPOFİZ BEZİ | selinhoca
KONULAR ENDOKRİN SİSTEM - HİPOTALAMUS - HİPOFİZ BEZİ PDF İNDİR HORMON Endokrin sistemi oluşturan salgı bezlerinin salgıladığı özel sinyal taşıyan salgılardır. ✔ Organik maddelerdir. ✔ Hedef organlara kan yoluyla taşınırlar. ✔ Çalışması yavaştır ancak uzun süre etkilidir. ✔ Karma bezlerden, iç salgı bezlerinden salgılanabilir. ✔ Hem enzim hem de homon salgılayan bezlere karma bez denir. Pankreas, mide, ince bağırsak, ovaryum, testis, karaciğer ve böbrek karma bezdir. ✔ Sadece hormon salgılayan bezlere iç salgı bezi (endokrin bez) denir. Hipofiz, hipotalamus, tiroit, paratiroit, böbrek üstü bez gibi bezler endokrin bezdir. ✔ Sadece enzim salgılayan bezlere ise dış salgı bezi (ekzokrin bez) denir. Tükürük, gözyaşı bezi gibi… ✔ Hormonların etkilerini gösterebilmeleri için kanda belirli bir düzeyde bulunmaları gerekir. ✔ Hormonların kanda belirli bir düzeyde bulunmaları metabolizmayı hızlandırır. ✔ Belirli bir düzeye (optimum)ulaştıktan sonra ise metabolizma yavaşlatır. Hormon salgılanmasını sağlayan durumlar; 1. Çevre değişikliklerinin organizmayı etkilemesi 2. Kandaki hormon miktarına göre endokrin bezlerin birbirini etkilemesi 3. Kandaki çeşitli maddelerin miktarlarının artıp azalması 4. Sinir sisteminin endokrin bezleri etkilemesi ENDOKRİN BEZLER 1) Hipotalamus: Ara beyin içerisinde bulunan merkezi sinir sitemi yapısıdır. ✔ Salgıladığı özel hormonlar (RF) ile hipofiz bezinin ön lobunun çalışmasını düzenler. ✔ ADH ve Oksitosin hormonlarını üretir. Bu hormonları kısa kan damarları ile hipofiz bezinin arka lobuna göndererek bu bölgeden vücuda dağıtılmasını sağlar. 2) Hipofiz Bezi: Ara beyin bölgesinde hipotalamusa bağlı olarak çalışan bir endokrin bezdir. Çalışması hipotalamus tarafından kontrol edilir. Salgıladığı hormonlar ile diğer endokrin bezlerin çalışmasını kontrol eder. Ön ve arka olmak üzere iki lobdan oluşmaktadır. Ön Lob Hormonları: Hiptalamustan salgılanan özel sinyal hormonları (RF) sayesinde hormon salgısı kontrol edilir. ✔ STH (Büyüme Hormonu) ✔ TSH (Tiroit uyarıcı hormon) ✔ ACTH (Adenokortikotropik hormon) ✔ FSH (Folikül uyarıcı hormon) ✔ LH ( Lüteinleştirici hormon) ✔ LTH (Prolaktin, Lüteotropik hormon) ✔ MSH (Melanosit uyarıcı hormon) STH (Büyüme Hormonu) ✔ Hedef Organ: Tüm vücut hücreleri ✔ Özellikle kemiklerin ve genel olarak vücudun büyümesini sağlar. ✔ Gelişme döneminde az salgılanması: Nanizm (Cücelik) ✔ Gelişme döneminde fazla salgılanması: Gigantizm (Devlik) ✔ Gelişme döneminden sonra fazla salgılanırsa: Eller, ayaklar, burun gibi bazı vücut bölgelerinde orantısız büyüme yani akromegali görülür. TSH (TUH = Tiroid Uyarıcı Hormon) ✔ Hedef Organ: Tiroit bezi ✔ Tiroit bezinin çalışmasını ve hormon salgılamasını düzenler. ✔ Gerektiğinden fazla salgılanması: Tiroit bezi fazla uyarılır ve fazla hormon salgılar. Tiroit bezi büyüme yapar. ACTH (Adenokortikotropik Hormon) ✔ Hedef Organ: Böbrek üstü bezinin (adrenal bez) korteks bölgesi ✔ Böbrek üstü bezinin kabuk kısmını uyarır ve kabuk kısmından hormon salgılanmasını sağlar. FSH (FUH = Folikül Uyarıcı Hormon) ✔ Hedef Organ: Dişi --> Yumurtalık, Erkek --> Testis ✔ Dişilerde yumurtalık, erkeklerde testislerin uyarılmasını sağlar. ✔ Dişilerde uyarılan yumurtalıkta yumurta oluşumunu başlatır (oogenez) ve östrojen hormonunun salgılanmasını sağlar. ✔ Erkeklerde ise uyarılan testislerde sperm üretimini (spermatogenez) başlatır. LH (Lüteinleştirici Hormon) ✔ Hedef Organ: Dişi --> Yumurtalık, Erkek --> Testis ✔ Dişilerde, ovulasyon ve korpus luteumun oluşmasını sağlar. Korpus luteumun oluşumu nedeni ile yumurtalıktan östrojen ve progesteron hormonlarının da salgılanmasını sağlar. ✔ Erkeklerde, testis içinde bulunan leydig hücrelerini uyararak testosteron hormonu salgılanmasını sağlar. LTH (Prolaktin = PRL = Lüteotropik Hormon) ✔ Hedef Organ: Süt Bezleri ✔ Süt bezlerinin gelişmesini ve süt salgılnamasını sağlar. ✔ Annelik iç güdüsü kazandırır. MSH (MUH = Melanosit Uyarıcı Hormon) ✔ Hedef Organ: Deri ✔ Derideki melanosit hücrelerini uyarır. ✔ Melanin pigmentlerinin üretilmesini sağlayarak deri renginin oluşmasını sağlar. ✔ Leke çil ve ben gibi yapıların oluşturulmasından sorumludur. Arka Lob Hormonları: Hipotalamus tarafından üretilerek kısa kan damarları ile hipofizin arka lobuna gönderilen ve buradan da tüm vücuda salgılanan hormonlardır. Bu nedenle, hipofizin arka lobunda hormon üretimi yoktur. ✔ ADH (Antidiüretik hormon) ✔ Oksitosin Oksitosin ✔ Hedef Organ: Rahim ve süt bezleri ✔ Doğumda rahim kaslarının kasılmasını ve doğum sancısının başlamasını sağlar. ✔ Üretilen sütün süt kanallarına aktarımını sağlar. ADH (Antidiüretik Hormon = Vasopressin) ✔ Hedef Organ: Böbrek ✔ Böbreklerde suyun geri emilimini sağlayarak vücudun su dengesini sağlayan hormondur. ✔ Hipotalamusta bulunan osmoreseptörler kanın ozmotik basıncını algılayarak ADH miktarını ayarlar. ✔ Az salgılanması: Suyun geri emilimi azalır ve canlı çok fazla su kaybeder. Bu durum kandaki glikoz yoğunluğunu yükseltir. Bu hastalığa şekersiz şeker hastalığı (şekersiz diyabet) denir.
- HIZLI TEKRAR | selinhoca
HIZLI TEKRAR KONU ANLATIMLARI
- PANKREAS - EŞEYSEL BEZLER | selinhoca
KONULAR PANKREAS - EŞEYSEL BEZLER PDF İNDİR PANKREAS ✔ Midenin alt tarafında bulunan yaprak şeklindeki karma bezdir. ✔ Acini hücreleri ve langerhans adacıkları olmak üzere temel anlamda iki kısımdan oluşur. ✔ Acini hücreleri pankreas öz suyu üreterek enzim üretir. (Ekzokrin) ✔ Langerhans adacıkları ise hormon üreten hücreler içeren alfa ve beta bölgelerinden oluşmaktadır. (Endokrin) İnsülin Hormonu ✔ Hedef Organ: Karaciğer ve tüm vücut hücreleri ✔ Sağlıklı bir insanda kandaki ortalama glikoz düzeyi 90mg/100ml’dir. Glikoz miktarı bu değerin üzerine çıktığında pankreastaki reseptörler bunu algılar ve beta hücrelerinden insülin hormonu salgılanır. ✔ Beyin hücreleri hariç tüm hücrelerin glikoz geçirgenliğini artırır. ✔ Glikozun fazlasının karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depo edilmesini sağlar. ✔ Depo edilmiş glikojenin yıkılmasını önler. ✔ Protein ve yağ sentezini uyarır. ✔Az salgılanması: Kandaki glikoz miktarı normal düzeye düşürülemediğinden böbreklere gelen glikoz geri emilemez bu durum çok sulu bir idrar içinde glikoz olmasına yol açar. Buna Şeker hastalığı (Diyabet) denir. ✔ Tip 1 şeker hastalığı: Bağışıklık hücrelerinin beta hücrelerine saldırması nedeni ile insülin üretilemediğinden hayatları boyunca insülin almak zorundadırlar. Genellikle kalıtsaldır ve genç yaşlarda ortaya çıkar. ✔ Tip 2 şeker hastalığı: Hedef hücrelerdeki reseptör bozukluğu nedeni ile hücrelerin insüline tepki vermemesinden kaynaklanır. Sağlıklı beslenme, spor ve ilaç tedavisi ile hastalar normal bir yaşantı sürebilmektedir. Glukagon Hormonu ✔ Hedef Organ: Karaciğer ve tüm vücut hücreleri ✔ Glikoz miktarı normal değerin altına indiğinde pankreastaki reseptörler bunu algılar ve alfa hücrelerinden glukagon hormonu salgılanır. ✔ İnsülin hormonunun antagonistidir. ✔ Karaciğerdeki glikojenin yıkımını sağlar ve glikoz salınımını artırır. ✔ Yağ dokularından yağların yıkımını sağlar. EŞEYSEL BEZLER ✔ Dişi --> Yumurtalık, Erkek --> Testis FSH ve LH etkisi ile hormon salgılar. ✔ Ergenlik dönemine kadar hormon salgılamazlar. ✔ Eşeysel bez hormonları steroid yapılı hormonladır. Östrojen ✔ Hedef Organ: Rahim ve bazı vücut hücreleri ✔ Hipofizden salgılanan FSH etkisi ile ovaryum içerisinde bulunan folikülden ve LH etkisi ile korpus luteumdan salgılanır. ✔ Rahim iç dokusunun (endometrium) hücre bölünmesini artırarak kalınlaştırılmasını sağlar. ✔ Ayrıca ikincil eşey karakterlerin oluşmasını sağlar. Progesteron ✔ Hedef Organ: Rahim ✔ Hipofizden salgılanan LH etkisi ile korpus luteumdan, gebelik durumunda da plasentadan salgılanır. ✔ Rahimin iç duvarının embriyonun tutunabilmesi için hazır hale getirilmesini sağlar. ✔ Ayrıca hamilelik sürecinde rahimin kasılmasını önleyerek gebeliğin sürmesini sağlar. ✔ Gebelikte az salgılanması: Düşük meydana gelebilir. Testosteron (Androjen) ✔ Hedef Organ: Testis ve bazı vücut hücreleri ✔ Hipofizden salgılanan LH etkisi ile testis içinde bulunan Leydig hücreleri tarafından üretilirler. ✔ Spermlerin olgunlaştırılmasını ve erkek üreme sisteminde bulunan yardımcı bezlerin gelişmesini sağlar. ✔ Ayrıca ikincil eşey karakterlerinin oluşturulmasını sağlar. TİMÜS BEZİ ✔ Göğüs boşluğunda akciğerler arasında ve kalbin üst kısmında bulunan lenf sistemi ile bağlantılı bezdir. ✔ Yeni doğan bebeklerde çok büyüktür. Yaş ilerledikçe küçülür. Çocuklarda, maksimum aktivite ile çalışır. ✔ Timik Hormon (timozin) üretir. Bu hormon, T lenfositlerinin işlevsel özellik kazandırılmasında ve bu hücrelerin korunmasında görev alır. EPİFİZ BEZİ ✔ Epitalamusta bulunur. ✔ Özellikle, karanlıkta Melatonin Hormonu salgılar. Bu hormon, biyolojik saati düzenler.
- CANLILAR İÇİN ENERJİNİN ÖNEMİ | selinhoca
KONULAR CANLILAR İÇİN ENERJİNİN ÖNEMİ PDF İNDİR METABOLİZMA ✔ Canlı vücudunda gerçekleşen hayatsal faaliyetlere metabolizma denir. Metabolik faaliyetler anabolizma ve katabolizma olmak üzere ikiye ayrılır. Anabolizma takviyeleri ✔ Anabolizma: Hücrede gerçekleşen yapım reaksiyonlarıdır. Özümleme ya da asimilasyon reaksiyonları da denir. Anabolizma reaksiyonları sırasında enerji harcanır. Örnek: Dehidrasyon sentezi, fotosentez, kemosentez… ✔ Katabolizma: Hücrede gerçekleşen yıkım reaksiyonlarıdır. Yadımlama ya da disimilasyon reaksiyonları da denir. Katabolizma reaksiyonları sırasında enerji harcanmaz.(Genellikle) Örnek: Hidroliz, Hücresel solunum… ✔ Canlılar yaşlandıkça anabolizma olayları azalır, katabolizma olayları artar. Genç birey: A > K Yetişkin birey: A = K Yaşlı birey: A < K ATP (ADENOZİN TRİ FOSFAT) ✔ Fotosentez ve kemosentez mekanizmaları ile organik madde içine yerleştirilmiş olan kimyasal enerjinin kullanılabilir hale gelmesi için, organik madde hücresel solunum reaksiyonları ile parçalandıktan sonra açığa çıkan enerjinin ATP molekülü içine yerleştirilmesi gerekir. ✔ Enerjinin hem organik madde haline getirilmesi hem de hücresel solunum ile parçalanması sırasında enerjinin bir kısmı ısı olarak kaybedilir. Ancak küçük bir kısmı ATP içine yerleştirilerek kullanılabilir. ✔ ATP, enerjiyi kullanılabilir hale getiren organik moleküldür. ✔ ATP içine yerleştirilememiş bir serbest enerji kullanılamaz. ✔ Her canlı hücre kendi ATP’sini üretir ve tüketir. ✔ Depolanamaz. ✔ Hücre zarından geçemez. ✔ Hücreler arasında nakli yapılamaz ve cansız ortamda görev yapamaz. ATP’nin Yapısı ✔ Adenin organik bazı, riboz pentoz şekeri ve 3 tane fosforik asitten oluşmuş nükleotit yapılı bir moleküldür. ✔ Adenin ile riboz arasında glikozit, riboz ile 1. fosforik asit arasında ester (fosfoester), diğer fosforik asitler arasında da 2 tane yüksek enerjili fosfat bağı içerir. ✔ Serbest enerji sadece yüksek enerjili fosfat bağları içerisinde depolanır. Bu bağları kopartılması ile de kullanılır. ✔ Yüksek enerjili fosfat bağlarının kopartılması hücrede kademeli olarak gerçekleştirir. Bu şekilde açığa çıkabilecek fazla enerjiden hücre korunmuş olur. ✔ Fosforilasyon: ATP molekülünün dehidrasyon sentezi ile üretilmesidir. ADP + P + Serbest Enerji --> ATP + H2O ✔ Defosforilasyon: ATP molekülünün hidroliz ile parçalanmasıdır. ATP + H2O --> ADP + P + Serbest Enerji ✔ Endergonik Tepkime: Gerçekleşmesi için serbest enerji gereken tepkimelerdir. ATP üretimi (Fosforilasyon), Biyosentez reaksiyonları (yağ, karbonhidrat, protein sentezi..) Aktif taşıma Sinirsel iletim Kas kasılması… ✔ Ekzergonik Tepkime: Gerçekleşmesi sonrasında ortama serbest enerji veren tepkimelerdir. ATP’nin hidrolizi (Defosforilasyon) Hücresel solunum reaksiyonları. (Genellikle) ✔ Fotosentez ve kemosentez hem endergonik hem ekzergonik tepkimelerdir. Hücresel solunumun ise sadece başlangıç kısmı endergoniktir.
- Sınıflandırma Çeşitleri ve Birimleri | selinhoca
Önceki konu: Hücre Zarından Madde Geçişleri Sıradaki konu: Bakteriler Alemi ✔ Dünyada keşfedilmiş çok fazla canlı çeşidi vardır. Bu canlıların araştırılmasını kolaylaştırmak amacı ile canlılar belirli özelliklere göre sınıflandırmışlardır. ✔ Sistematik: Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim dalıdır. ✔ Taksonomi: Canlıları sınıflandırmak için yöntem ve ilkeler geliştiren ve canlıları isimlendiren bilim dalıdır. ✔ Taksonomi, sistematik için bir araçtır. Sistematik, sınıflandırma sırasında taksonomiden yararlanır. Sınıflandırmada Kullanılan Ölçütler 1) Yapay (Ampirik) Sınıflandırma: ✔ Aristo ilk defa canlıları sınıflandırmaya çalışmıştır. ✔ Gözlemler yaparak canlıları analog organlarına göre sınıflandırmıştır. ✔ Analog Organ: Embriyonik köken benzerliği önemli olmadan görevli aynı olan organlardır. Günümüzde kullanılan sınıflandırmada önemsizdir. örnek: Sinek kanadı - Güvercin kanadı Aristo sınıflandırmayı yaparken canlıları; ✔ Yaşadıkları yer, ✔ Dış görünüşleri (morfoloji, fiziksel özellik), ✔ Analog organlarına göre sınıflandırmıştır. 2) Doğal (filogenetik) sınıflandırma: ✔ Carolous Linneous tarafından yapılmıştır. ✔ Günümüzde geliştirilerek kullanılmaya devam edilmektedir. ✔ Bir organizmanın evrimsel geçmişine filogeni denir. Canlıların filogenisine ve birbirleri ile olan akrabalık ilişkilerine bakılarak oluşturulduğundan bilimseldir. Filogenetik sınıflandırma yapılırken pek çok veri dikkate alınmıştır. Bunlar; ✔ Hücre çeşidi ✔ Anatomik ve fizyolojik benzerlikler ✔ Genetik madde ve protein benzerliği ✔ Beslenme ve üreme şekli ✔ Embriyonik köken benzerliği ✔ Homolog organ Kromozom sayısı benzerliği önemli değildir. ✔ Homolog organ: Görevleri aynı ya da farklı ancak yapıları (embriyonik kökenleri) aynı organlardır. Filogenetik sınıflandırmada önemlidir. örnek: İnsan kolu - Yarasa kanadı - Balina ön yüzgeci – Kedi ön bacağı ✔ John Ray (Jon Rey), benzer anne ve babadan meydana gelen canlıları aynı tür olarak tanımlamıştır. ✔ Carolous Linneous, John Ray’ın tür kavramını benimsemiş ve diğer sistematik birimleri de eklemiştir. Tür: Ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahip, birbirleri ile doğal yollardan çiftleşebilen ve çiftleşmeleri sonucunda verimli (kısır olmayan) yavrular oluşturan bireylere tür denir. Aynı tür olan canlıların; ✔ hücre çeşitleri ✔ beslenme ve üreme çeşitleri ✔ kromozom sayıları ✔ boşaltım atıkları aynıdır. İkili Adlandırma: Carolous Linneous tarafından, basit ve evrensel olabilecek bir tür isimlendirmesi oluşturulmuştur. İkili adlandırmada her türün adı iki kelime ile gösterilir. ✔ Birinci isme cins adı, ikinci isme tamamlayıcı ad denir. Cins adı sınıflandırmada önemlidir ve canlının hangi cinse ait olduğunu gösterir. Tamamlayıcı ad ise sınıflandırmada önemli bir veri değildir. ✔ En büyük sistematik birim ALEM ; ✔ En küçük sistematik birim ise TÜR dür. ✔ Büyük sistematik birimleri küçük sistematik birimlerini kapsar. ✔ Canlıların embriyonik gelişimi sırasında ilk olarak ŞUBE özellikleri son olarak TÜR özellikleri ortaya çıkar. Alemden Türe Doğru Gidildikçe Görülen Özellikler ✔ Genetik madde benzerliği artar. ✔ Protein benzerliği artar. ✔ Embriyonik köken benzerliği artar. ✔ Canlı çeşitliliği azalır. ✔ Birey sayısı azalır. ✔ Homolog organ artar. Türden Aleme Doğru Gidildikçe Görülen Özellikler ✔ Genetik madde benzerliği azalır. ✔ Protein benzerliği azalır. ✔ Embriyonik köken benzerliği azalır. ✔ Canlı çeşitliliği artar. ✔ Birey sayısı artar. ✔ Homolog organ azalır. PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE
- Madde Döngüleri | selinhoca
PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE Madde Döngüleri Ekosistemde yer alan maddeler organik ve inorganik formlarına sürekli dönüşerek döngü halindedir. En önemli madde döngüleri ✔ Su döngüsü ✔ Karbon döngüsü ✔ Azot döngüsü Su, karbon ve azot döngüsü atmosfer ile yeryüzü arasında gerçekleşir. SU DÖNGÜSÜ Buharlaşma, yoğunlaşma, yağış, fotosentez ve solunum olayları ile su katı sıvı ve gaz formuna dönüşerek yeryüzü ile atmosfer arasında dönüşüm geçirir. KARBON DÖNGÜSÜ ✔ Atmosferde C; CO ve CO2 halinde bulunur. ✔ CO2, özümleme reaksiyonları ile ototroflar tarafından organik madde haline getirilir. Beslenme yolu ile diğer canlılara geçer ve solunum ile yeniden atmosfere ulaşır. ✔ Ayrıca yanma olayları da atmosferdeki CO2 miktarını artırır. AZOT DÖNGÜSÜ ✔ Atmosferde bulunan azot gazı çeşitli doğa olayları ve azot bağlayıcı bakteriler ile yeryüzüne aktarılır. ✔ Fotosentez ve kemosentez reaksiyonları ile ototroflar tarafından organik madde haline getirilir. ✔ Beslenme yolu ile heterotroflara geçer. ✔ Canlıların ölmüş vücut parçaları, ölüleri ve dışkılarının saprofitler tarafından parçalanması sonucu yeniden inorganik hale gelir. Bu olaya pütrifikasyon denir. ✔ Saprofit faaliyetleri ile açığa çıkan NH3, nitrit bakterileri ile nitrite (NO2); nitrit ise nitrat bakterileri ile nitrata (NO3) dönüştürülür. Bu canlılara genel olarak nitrifikasyon bakterileri denir. Olaya ise nitrifikasyon denir. Nitrifikasyon bakterileri nitrifikasyonu kemosentez ile gerçekleştirmektedir. Nitrifikasyon bakterileri ile tekrardan kullanılabilir azot tuzları oluşur. ✔ Yeryüzünde dönüşümü tamamlanmış olan azotun yeniden atmosfere aktarılması ise kemoototrof olan denitrifikasyon bakterileri tarafından gerçekleştirilir. Bu olaya denitrifikasyon denir. Çevre Sorunları Çevrenin doğal yapısı ve bileşiminin bozulması, canlıların bu durumdan olumsuz etkilenmesine çevre kirliliği denir. Çevre kirliliği iki şekilde olur. İnsan faaliyetleri sonucu ve doğal nedenler. İnsan Faaliyetleri Sonucu ✔ Fosil yakıtların aşırı ve bilinçsiz kullanımı ✔ Sanayi ve evsel atıklar ✔ Kimyasal ve biyolojik silah ✔ Nükleer silah ve radyoaktif atıklar ✔ Orman yangınları ve ağaçların kesilmesi ✔ Tarım ilaçlarının aşırı kullanılması Doğal Nedenler ✔ Depremler ✔ Seller ✔ Volkanik patlamalar HAVA KİRLİLİĞİ ✔ Hava İçerisinde bulunan maddelerin canlıların hayatını riske atacak kadar miktarının değişmesidir. Sera Etkisi: Havadaki karbondioksit ve sera gazlarının miktarının artmasıdır. Bunun sonucunda güneş ışınları tutulur, dünyanın sıcaklığı artar ve küresel ısınma ortaya çıkar. Küresel Isınma: Sera etkisine bağlı olarak dünya sıcaklık ortalamasının artmasıdır. Bunun sonucunda iklimler değişir, buzullar erir, dünya üzerindeki su miktarı artar, karalar küçülür deniz ve okyanuslar büyür, canlı çeşitliliği azalır. Karbon Ayak İzi: Bir kişinin bir yıl boyunca havaya salınımına neden olduğu karbondioksit miktarıdır. Asit Yağmurları: Azot ve kükürtlü bileşiklerin havaya salınımı ile bu maddelerin suyla tepkimeye girmesi sonucunda asit olarak dünyaya yağmasıdır. Bunun sonucunda; asit yağmurlarının yağdığı bölgelerde pH değişimi olur. pH değişiminden o ortamdaki canlılar olumsuz olarak etkilenir ve tarihi eser ve binalar zarar görür. Ozon Kirliliği: Motorlu taşıtlardan çıkan gazların güneş ışığı ile tepkimeye girmesi ile oluşan ozon ve azot dioksitin birikmesi ile ozon kirliği oluşur. Biriken ozon gazı solunduğunda canlılara zarar verir. Ozon Tabakasının İncelmesi: Kloroflorokarbon vb. kimyasal maddeler ozon tabakasının incelmesine neden olur. Bunun sonucunda güneşten gelen zararlı ışınlar ve UV ışınlar yeryüzüne ulaşarak canlılara zarar verir. SU KİRLİLİĞİ ✔ Suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısının bozulmasıdır. Ötrofikasyon: Evsel ve endüstriyel atıklarla sulara azot ve fosfor taşınır. Bunun sonucunda su bitkileri ve algler kontrolsüzce çoğalır. Su kirlenmeye başlar ve sucul bölge zamanla küçülür. Buna ötrofikasyon denir. Bunun sonucunda sudaki organik besin miktarı, kokuşma ve çökelme artar, oksijen azalır, canlı çeşidi ve sayısı azalır. TOPRAK KİRLİLİĞİ ✔ Toprak yapısının bozulması ile verimliliğin düşmesidir. ✔ Her canlı doğrudan ya da dolaylı olarak toprağa bağımlıdır. Toprak kirliliğinin nedenleri; ✔ Hızlı nüfus artışı ✔ Atıkların toprağa karışması ✔ Tarımda kimyasal gübre ve ilaç kullanılması ✔ Asit yağmurları ✔ Radyoaktif atıklar Sıradaki konu: Sinir Sistemi - 1 (11. Sınıf) Önceki konu: Madde ve Enerji Akışı
- Lipitler | selinhoca
Önceki konu: Karbonhidratlar Sıradaki konu: Proteinler ve Vitaminler PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE 2) LİPİTLER ✔ C, H, O atomlarından oluşur. Bazı lipitlerin yapısında P ve N gibi elementler de bulunabilir. ✔ Enerji vericidirler. H atomu miktarı karbonhidrat ve proteinlere göre daha fazla olduğundan aynı miktarlarına göre daha fazla enerji verir. ✔ Suda çözünmezler. Benzen, kloroform gibi organik çözücülerde çözünürler. ✔ Yapı ve görevlerine göre üç çeşittirler. A) Nötral Yağlar (Trigliserit): ✔ Depo edilerek gerektiğinde enerji verici olarak kullanılan lipit molekülleridir. ✔ Deri altında depolanarak ısı yalıtımı mekanik destek sağlar. ✔ Canlılarda farklı amaçlar ile depolanırlar. Örneğin; Göçmen kuşlar: Çok fazla enerji vermesi ve hafif olması Soğuk ortamlarda yaşayan hayvanlar (kutup ayısı): Isı yalıtımı sağlaması ve çok fazla enerji vermesi Kurak ortamlarda yaşayan hayvanlarda (deve): Solunumla parçalanmaları halinde çok fazla su açığa çıkması ✔ Bir tane gliserol molekülü ile üç yağ asidinin dehidrasyon sentezi ile birleşmesiyle oluşmuş lipitlerdir. ✔ Nötral yağ oluşumu sırasında yağ asitleri gliserole üç yerden ester bağı ile bağlanır. Bağlanmanın olduğu her yerden su çıkışı görülür. Yağ Asidi: Uzun karbon zincirlerinden oluşmuş lipit monomerleridir. ✔ Ortamda birikmeleri asitliği artırarak ortam pH’ını düşürür. ✔ Yağ asitleri yapısında bulunan karbonlar arasında çiftli bağ olup olmamasına göre ikiye ayrılır. a) Doymuş Yağ Asitleri: Karbonlar arasında çiftli bağ bulunmayan, bütün karbonların tekli bağ yaptığı yağ asitleridir. ✔ Hayvansaldır. ✔ Oda sıcaklığında katı haldedirler. Örnek; tereyağı, kuyruk yağı… b) Doymamış Yağ Asitleri: Karbonlar arasında çiftli bağların bulunabildiği yağ asitleridir. ✔ Bitkiseldir ve oda sıcaklığında sıvı haldedirler. Örnek; zeytinyağı, badem yağı, Ayçiçek yağı… Margarin: Doymamış yağ asitlerinin endüstriyel yollarla hidrojenle doyurulmasıyla oluşmuş yağ asitlerinden oluşmuş yağlardır. ✔ Oda sıcaklığında katı haldedirler. Esansiyel (Temel) Yağ Asitleri: Hayvanlar tarafından üretilemeyip dışarıdan alınmak zorunda olan yağ asitleridir. B) Fosfolipitler: ✔ Bir gliserol, iki yağ asidi ve bir fosfat grubundan oluşmuş lipitlerdir. ✔ Gliserol ve fosfatın bulunduğu kısım baş, yağ asidi kısmı ise kuyruk yapısını oluşturur. ✔ Hücre zarının yapısına katıldığından yapıcı - onarıcı olarak kullanılırlar. ✔ Hücre zarının temel yapısını oluştururlar. Kuyruk kısımları birbirine bakacak şekilde çift sıra dizilmişlerdir. ✔ Fosfolipitlerin baş kısmı hidrofilik, kuyruk kısmı hidrofobiktir. ✔ Bu özellikleri nedeniyle hücre zarının da iç kısmı hidrofobik, dış kısmı hidrofiliktir. ✔ Hücre zarına akıcılık özelliği kazandırırlar. C) Steroitler: ✔ Hücre zarından doğrudan geçebilirler. ✔ Halkasal yapıya sahip olan lipit çeşididir. ✔ Yapıcı-onarıcı ve düzenleyicidir. Enerji verici olarak kullanılmazlar. ✔ Bitkilerde bulunan kauçuk, eterik yağ ve reçine gibi maddelerin yapısına katılırlar. Kolesterol: ✔ Önemli bir steroit çeşididir. ✔ Hayvanların hücre zarının yapısına katılarak zarın geçirgenliğini artırır, akıcılığını azaltarak dayanıklılığını artırır. ✔ Sinir hücrelerindeki miyelin kılıfın yapısında bulunur. Bu şekilde izolasyon sağlar. ✔ D vitamini, safra ve eşeysel hormonların üretiminde kullanılır. NOT: Bitki hücrelerinin zarında kolesterol bulunmaz.
- 12. SINIF | selinhoca
12. SINIF YAZILI ÇALIŞMASI 12. SINIF BİYOLOJİ FULL TEKRAR + YAZILI SORULARI Konuya Git Videoya Git 3 REPLİKASYON 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 6 ATP VE FOSFORİLASYON 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 9 FOTOSENTEZ HIZINA ETKİ EDEN FAKTÖRLER 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 12 HÜCRESEL SOLUNUM 2 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 15 KÖK - BİTKİLERİN YAPISI 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 18 YAPRAK - BİTKİLERİN YAPISI 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 21 BİTKİLERDE BESLENME 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 24 BİTKİLERDE ÜREME 2 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 1 NÜKLEİK ASİTLERİN KEŞFİ 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 4 PROTEİN SENTEZİ 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 7 FOTOSENTEZE GİRİŞ 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 10 KEMOSENTEZ 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 13 BİTKİSEL DOKULAR 1 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 16 GÖVDE - BİTKİLERİN YAPISI 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 19 BİTKİSEL HORMONLAR 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 22 BİTKİLERDE TAŞIMA 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 25 CANLILAR VE ÇEVRE 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 2 NÜKLEİK ASİTLERİN YAPISI 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 5 GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 8 FOTOSENTEZ TEPKİMELERİ 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 11 HÜCRESEL SOLUNUM 1 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 14 BİTKİSEL DOKULAR 2 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 17 BİTKİLERDE BÜYÜME 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 20 BİTKİLERDE HAREKET 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git 23 BİTKİLERDE ÜREME 1 12. SINIF BİYOLOJİ Konuya Git Videoya Git

.png)
