Arama Sonuçları
Boş arama ile 134 sonuç bulundu
- PANKREAS - EŞEYSEL BEZLER | selinhoca
KONULAR PANKREAS - EŞEYSEL BEZLER PDF İNDİR PANKREAS ✔ Midenin alt tarafında bulunan yaprak şeklindeki karma bezdir. ✔ Acini hücreleri ve langerhans adacıkları olmak üzere temel anlamda iki kısımdan oluşur. ✔ Acini hücreleri pankreas öz suyu üreterek enzim üretir. (Ekzokrin) ✔ Langerhans adacıkları ise hormon üreten hücreler içeren alfa ve beta bölgelerinden oluşmaktadır. (Endokrin) İnsülin Hormonu ✔ Hedef Organ: Karaciğer ve tüm vücut hücreleri ✔ Sağlıklı bir insanda kandaki ortalama glikoz düzeyi 90mg/100ml’dir. Glikoz miktarı bu değerin üzerine çıktığında pankreastaki reseptörler bunu algılar ve beta hücrelerinden insülin hormonu salgılanır. ✔ Beyin hücreleri hariç tüm hücrelerin glikoz geçirgenliğini artırır. ✔ Glikozun fazlasının karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depo edilmesini sağlar. ✔ Depo edilmiş glikojenin yıkılmasını önler. ✔ Protein ve yağ sentezini uyarır. ✔Az salgılanması: Kandaki glikoz miktarı normal düzeye düşürülemediğinden böbreklere gelen glikoz geri emilemez bu durum çok sulu bir idrar içinde glikoz olmasına yol açar. Buna Şeker hastalığı (Diyabet) denir. ✔ Tip 1 şeker hastalığı: Bağışıklık hücrelerinin beta hücrelerine saldırması nedeni ile insülin üretilemediğinden hayatları boyunca insülin almak zorundadırlar. Genellikle kalıtsaldır ve genç yaşlarda ortaya çıkar. ✔ Tip 2 şeker hastalığı: Hedef hücrelerdeki reseptör bozukluğu nedeni ile hücrelerin insüline tepki vermemesinden kaynaklanır. Sağlıklı beslenme, spor ve ilaç tedavisi ile hastalar normal bir yaşantı sürebilmektedir. Glukagon Hormonu ✔ Hedef Organ: Karaciğer ve tüm vücut hücreleri ✔ Glikoz miktarı normal değerin altına indiğinde pankreastaki reseptörler bunu algılar ve alfa hücrelerinden glukagon hormonu salgılanır. ✔ İnsülin hormonunun antagonistidir. ✔ Karaciğerdeki glikojenin yıkımını sağlar ve glikoz salınımını artırır. ✔ Yağ dokularından yağların yıkımını sağlar. EŞEYSEL BEZLER ✔ Dişi --> Yumurtalık, Erkek --> Testis FSH ve LH etkisi ile hormon salgılar. ✔ Ergenlik dönemine kadar hormon salgılamazlar. ✔ Eşeysel bez hormonları steroid yapılı hormonladır. Östrojen ✔ Hedef Organ: Rahim ve bazı vücut hücreleri ✔ Hipofizden salgılanan FSH etkisi ile ovaryum içerisinde bulunan folikülden ve LH etkisi ile korpus luteumdan salgılanır. ✔ Rahim iç dokusunun (endometrium) hücre bölünmesini artırarak kalınlaştırılmasını sağlar. ✔ Ayrıca ikincil eşey karakterlerin oluşmasını sağlar. Progesteron ✔ Hedef Organ: Rahim ✔ Hipofizden salgılanan LH etkisi ile korpus luteumdan, gebelik durumunda da plasentadan salgılanır. ✔ Rahimin iç duvarının embriyonun tutunabilmesi için hazır hale getirilmesini sağlar. ✔ Ayrıca hamilelik sürecinde rahimin kasılmasını önleyerek gebeliğin sürmesini sağlar. ✔ Gebelikte az salgılanması: Düşük meydana gelebilir. Testosteron (Androjen) ✔ Hedef Organ: Testis ve bazı vücut hücreleri ✔ Hipofizden salgılanan LH etkisi ile testis içinde bulunan Leydig hücreleri tarafından üretilirler. ✔ Spermlerin olgunlaştırılmasını ve erkek üreme sisteminde bulunan yardımcı bezlerin gelişmesini sağlar. ✔ Ayrıca ikincil eşey karakterlerinin oluşturulmasını sağlar. TİMÜS BEZİ ✔ Göğüs boşluğunda akciğerler arasında ve kalbin üst kısmında bulunan lenf sistemi ile bağlantılı bezdir. ✔ Yeni doğan bebeklerde çok büyüktür. Yaş ilerledikçe küçülür. Çocuklarda, maksimum aktivite ile çalışır. ✔ Timik Hormon (timozin) üretir. Bu hormon, T lenfositlerinin işlevsel özellik kazandırılmasında ve bu hücrelerin korunmasında görev alır. EPİFİZ BEZİ ✔ Epitalamusta bulunur. ✔ Özellikle, karanlıkta Melatonin Hormonu salgılar. Bu hormon, biyolojik saati düzenler.
- Karbonhidratlar | selinhoca
Önceki konu: İnorganik Maddeler Sıradaki konu: Lipitler Diğer video izleme seçenekleri Tablet versiyonu izle Özel Ders versiyonu izle ORGANİK MADDELER 1) Karbonhidrat 2) Yağ (Lipit) 3) Protein 4) Vitamin 5) Enzim 6) Nükleik Asit 7) ATP 8) Hormon ✔ Yapısında C, H ve O bulunan maddelerdir. (CH4 oksijen içermeyen organik maddedir. Genellikle) ✔ Canlılar tarafından sentezlenebilir. ✔ Sindirilebilirler. Sindirilmeleri sonucunda monomerlerine (yapı taşlarına) ayrılırlar. ✔ Monomerleri hücre zarından geçebilir. ✔ Enerji verici, yapıcı-onarıcı ve düzenleyici olarak görev alırlar. ✔ Hücresel Solunum ile Enerji Elde Edilirken Kullanılma Sırası 1) KARBONHİDRAT 2) LİPİT (YAĞ) 3) PROTEİN ✔ Birim Miktarının Enerji Verme Sırasına Göre 1) LİPİT (YAĞ) 2) PROTEİN 3) KARBONHİDRAT ✔ Yapıcı Onarıcı Olarak Görev Yapma Sırasına Göre 1) PROTEİN 2) LİPİT (YAĞ) 3) KARBONHİDRAT 1) KARBONHİDRATLAR: ✔ Yapısında C, H ve O bulunur. ✔ Canlılar için en önemli ve öncelikli enerji kaynağıdır. ✔ Yapıcı onarıcıdırlar ancak düzenleyici değillerdir. Yapısında bulunan monomer sayısına göre sınıflandırılırlar. a) Monosakkarit: Bir tane yapı birimindenoluşmuş olan karbonhidratlardır. ✔ Karbonhidratların sindirimle oluşmuş en küçük parçalarıdır. ✔ Hücre zarından kolayca geçebilirler. ✔ Solunumla daha küçük parçalara ayrılabilirler. Yapısında bulunan karbon sayılarına göre sınıflandırılırlar. Trioz (3C): Yapısında 3 karbon bulunan monosakkaritlerdir. En önemlisi gliseraldehittir. Bu molekül solunum ve fotosentezde ara ürün olarak oluşur. Pentoz (5C): Yapısında 5 karbon bulunan monosakkaritlerdir. Enerji verici olarak kullanılmaz. İki çeşittirler. ✔ Riboz: RNA ve ATP’nin yapısına katılır. ✔ Deoksiriboz: DNA’nın yapısına katılır. Riboz ile deoksiribozun farkı deoksiribozun oksijen sayısının ribozun oksijen sayısından bir eksik olmasıdır. Bu nedenle izomer değillerdir. Heksoz (6C): Yapısında 6 karbon bulunan monosakkaritlerdir. C6H12O6 kapalı formülüne sahiplerdir. Bu nedenle birbirlerinin izormerleridir. Açık formüllerine göre üç çeşittirler. Glikoz: ✔ Üzüm ya da kan şekeri de denir. ✔ Bitki ve hayvan hücrelerinde ortak olarak bulunur. ✔ Canlılarda enerji verici olarak kullanılan en temel organik maddedir. Beyin hücrelerinin tek enerji kaynağı glikozdur. Fruktoz: ✔ Meyve şekeri de denir. ✔ Bitkiseldir. Galaktoz: ✔ Süt şekeri de denir. ✔ Bitki ve hayvan hücrelerinde ortak olarak bulunur. Fruktoz ve galaktoz insanlarda doğrudan kullanılamaz. Karaciğerde glikoza dönüştürülerek kullanılır. b) Disakkarit: İki tane heksozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucu oluşan karbonhidratlardır. ✔ Sindirilebilirler ve sindirilmeden hücre zarından geçemezler. ✔ Dehidrasyon Sentezi: Küçük organik moleküllerin birleşmesi sonucunda büyük bir organik molekülün oluştuğu ve suyun açığa çıktığı tepkimelerdir. Birleşen organik maddeler arasında oluşan kimyasal bağ tepkimeden su çıkmasına yol açar. Anabolizma tepkimesidir. Gerçekleşmesi sırasında ATP harcanır. ✔ Hidroliz: Büyük bir organik maddenin su yardımı ile parçalanması sonucu kendini oluşturan yapı birimlerine ayrılmasıdır. Büyük organik maddenin yapısındaki kimyasal bağların kopmasını sağlar. Sindirim olayları hidrolizdir. Katabolizma tepkimesidir. Gerçekleşmesi sırasında ATP harcanmaz ve üretilmez. ✔ Dehidrasyon ve hidroliz birbirinin zıttı olaylardır. İki monosakkarit dehidrasyon sentezi ile birleşirken aralarında glikozit bağı oluşur ve 1 molekül su açığa çıkar. ✔ Disakkarit oluşumu sadece heksozlar arasında gerçekleşebilir. Pentozlar disakkarit yapımında kullanılmaz. ✔ Disakkaritin yapısına katılan heksozlar disakkaritlerin çeşitlenmesine neden olur. Üç çeşit disakkarit vardır. Bunlar maltoz, laktoz ve sükroz (sakkaroz)’dur. Maltoz: ✔ Arpa şekeri de denilir. ✔ İki glikozun dehidrasyon sentezi sonucunda birleşmesi ile oluşur. ✔ Bitkiseldir. Sakkaroz (Sükroz): ✔ Çay şekeri olarak da bilinir. ✔ Glikozla früktozun dehidrasyon sentezi sonucu birleşmesi ile oluşur. ✔ Bitkiseldir. Laktoz: ✔ Süt şekeri de denir. ✔ Glikoz ile galaktozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucu oluşur. ✔ Hayvansaldır ve sadece hayvan hücrelerinde bulunur. c) Polisakkarit: Çok sayıda glikozun dehidrasyon sentezi ile birleşmesi sonucunda oluşan karbonhidratlardır. ✔ Polimer halindedirler. ✔ Sindirime uğrayabilir. Glikozların sayısı ve glikozit bağlarının konumları polisakkaritlerin çeşitlenmesine neden olur. Depo Polisakkaritleri Glikojen: ✔ Hayvansal depo polisakkaritidir. ✔ Hayvanlarda glikozun fazlasının karaciğer ve iskelet kaslarında depolanmış şeklidir. ✔ Bakteri, arke ve mantar hücrelerinde de depo edilebilir. ✔ Kanın glikoz oranı düştüğünde karaciğerde depolanan glikojen hidroliz edilir. Çizgili kaslarda depolanan glikojen ise kasların enerji ihtiyacını gidermek için hidroliz edilir. ✔ Suda çözünür. Nişasta: ✔ Bitkisel depo polisakkaritidir. ✔ Bitkilerde fotosentez sonucunda üretilir ve depo organlarında depolanır. ✔ Suda çözünmez. (Çok az çözünür) Yapı Polisakkaritleri Selüloz: ✔ Bitkisel yapı polisakkaritidir. ✔ Bitkilerin ve alglerin hücre çeperinin yapısına katılır bu nedenle doğada en çok bulunan polisakkarittir. ✔ Bazı arke, bakteri ve protistalar dışında hiçbir canlı tarafından hidroliz edilemez. İnsanlarda sindirilemediğinden dışkı şeklinde dışarı atılır. Bol selülozlu besinler yemek bağırsak hücrelerini uyarır ve mukus salgısının üretimini artırır. Bu durum sindirimi ve emilimi kolaylaştırır. Selülozlu besinlerle beslenmek sağlık açısından önemlidir. ✔ Suda çözünmez. Yapı Polisakkaritleri Kitin: ✔ Hayvansal yapı polisakkaritidir. ✔ Eklem bacaklıların dış iskeletinin yapısına katılır. ✔ Mantarların hücre çeperinin yapısına katılır. ✔ Diğer karbonhidratlardan farklı olarak yapısında N (azot) elementi bulunur. Bu nedenle azotlu polisakkarit de denir. ✔ Suda çözünmez PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ŞİMDİ İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE
- BİTKİLERDE TAŞIMA | selinhoca
KONULAR BİTKİLERDE TAŞIMA PDF İNDİR Organik Maddelerin Taşınması ✔ Fotosentez ürünleri bitkinin her bölgesine floem boruları ile taşınır. Floemde, yapraklarda sentezlenen organik maddeler bitkinin kök ve diğer organlarına taşınırken kökte sentezlenen aminoasitler bitkinin üst kısımlarına taşınır. ✔ Floemde taşıma çift yönlüdür. Kalburlu hücreler kaynak hücreden havuz hücreye organik madde taşır. Kaynak hücre: Organik maddeyi üreterek floeme veren hücredir. Havuz hücre: Organik besini floemden alarak tüketen ya da depolayan hücredir. Floemde taşıma basınç – akış teorisiyle olur. 1) Kaynaktan floeme besin gelmesi kalburlu boru içindeki ozmotik basıncı artırır. Bu da çevre dokulardan su gelmesine neden olur. 2) Su alımı floemde basınca neden olur. Bu basınç kaynaktan havuza doğrudur. Bu basınca göre içerik akmaya başlar. 3) Organik besin havuz hücreye aktarılır. 4) Kalburlu boruda ozmotik basınç düşer. Kalburlu boru suyunu ksileme aktarır. Bu sayede suyun havuzdan kaynağa geri dönmesi sağlanır. Stomaların Açılıp Kapanma Mekanizması ✔ Stomalar genellikle gündüz açık, gece kapalıdır. Açılıp kapanmaları bekçi hücrelerin turgor basıncı ile kontrol edilir. Gün ağarmasıyla birlikte genellikle üç faktör stomaların açılmasına neden olur. 1. Faktör --> Potasyum (K+) iyonları Işığın etkisiyle bekçi hücreleri komşu epidermis hücrelerinden K+ alır. K+ alınması bekçi hücrelerinin ozmotik basıncını artırır. Komşu epidermis hücrelerinden su geçişi olur ve turgor basıncı artar. Stoma açılır. 2. Faktör --> CO2 Fotosentez yapan mezofil dokusunda CO2 azalır. CO2 azalması sonucu pH yükselir. pH yükselmesi nişastanın hidroliz edilmesine yol açar. Nişasta + (n-1) H2O --> n.Glikoz suyun azalması sonucu stoma hücrelerinin osmotik basıncı artar. Komşu epidermis hücrelerinden stoma hücrelerine su geçişi olur. Turgor basıncı artar ve stoma açılır. 3. Faktör --> Sirkadiyen ritim Biyolojik saattir. Bitki içgüdüsel olarak karanlık odada tutulsa bile stomalar gündüz açılır, gece kapanır. ✔ Kapanma mekanizması açılma mekanizmasının tam tersi olarak devam eder. ✔ İklim koşulları stomaları etkiler. Kurak ve sıcak koşullarda köklerle alınan su miktarı azalacağından stomalar turgor durumunu koruyamaz ve kapanır. Gündüz vakti stomanın kapanması CO2’nin alınmasını engelleyeceğinden fotosentez yavaşlar.
- DOLAŞIM SİSTEMİ - LENF DOLAŞIMI | selinhoca
KONULAR DOLAŞIM SİSTEMİ - LENF DOLAŞIMI PDF İNDİR LENF DOLAŞIMI ✔ Kan dolaşımına ek olarak omurgalı canlılarda (balıklar hariç) kan dolaşımından bağımsız olarak lenf sistemi bulunur. Görevleri ✔ Akyuvar üreterek vücudun savunmasında rol alır. (Lenfosit) ✔ Kılcal kan damarlarından sızan doku sıvısının kan dolaşımına katılmasını sağlar. ✔ Bağırsaktan emilen ADEK vitaminleri, yağ asitleri ve gliserolün kan dolaşımına katılmasını sağlar. Lenf Damarları: ✔ Lenf kılcalları ve lenf toplardamarlarından oluşur. ✔ Lenf toplardamarlarında kapakçıklar bulunur. Lenf sıvısının geriye akmasına engel olur. ✔ Lenf kılcallarının bir ucu lenf toplardamarlarına bağlanır. Diğer ucu ise dokular arasına kadar ilerler ve kapalıdır. Kan kılcallarına göre daha geçirgendir. Bu sayede doku sıvısı içinde bulunan büyük molekül ve proteinler lenf kılcallarına geçerler. ✔ Lenf damarlarında bulunan sıvının hareketi kana göre çok yavaştır. Çünkü sıvıya kalp gibi basınç uygulayan organ ya da atardamar yoktur. Lenf damarlarındaki sıvının hareketi kalbin negatif emme basıncı (kulakçığın gevşemesiyle oluşur) ve iskelet kasları ile sağlanır. Lenf Düğümleri: ✔ Lenf damarlarının dolaşım sistemi ile birleştiği yerlerde bulunan özel hücre kümeleridir. ✔ Koltuk altı, kasık bölgesi, boyun bölgesinde lenf düğümleri fazladır. ✔ Lenf düğümlerinde lenfositler üretilir. ✔ Yoğun bakteri bulaşması halinde bakteriler lenf düğümlerine girer ve lenf düğümlerinin şişmesine neden olur. Lenf: ✔ Kan damarlarına geçemeyen bir miktar doku sıvısı, lenf damarlarına geçerek lenf sıvısını oluşturur. ✔ Alyuvar bulunmadığından renksizdir. Lenf sıvısına akkan da denir. ✔ Kan kılcallarından doku arasına geçen plazma proteinlerinin %95’i lenf kılcal damarlarına alınır ve kan damarlarına kazandırılır. Lenf Dolaşımı: İki yolla olur. Her iki lenf dolaşımı da üst ana toplardamara giriş yaparak kan ile karışır. 1. Yol --> Sol Lenf Dolaşımı (başın ve göğüs sol kısmı ile sol koldan gelen / bacak ve bağırsaklardan gelen) 2. Yol --> Sağ Lenf Dolaşımı (Başın ve göğsün sağ kısmı ile sağ koldan gelen) KAN GRUPLARI Antijen: Hücre üzerinde bulunan proteinlerdir. Antikor: Vücudumuza yabancı olan antijenlere karşı akyuvarlar tarafından üretilen savunma proteinleridir. ✔ İnsanda alyuvar zarı üzerinde bulunan antijenlere göre; M-N, A-B-O ve Rh olmak üzere üç tip kan grubu vardır. MN kan grubunun antikor oluşturma özelliği olmadığından kan nakilleri için önemli değildir. ✔ Kanımızda bulunan antijen ile o antijene karşı üretilmiş olan antikorun tepkimeye girmesine aglütinasyon (çökelme) denir. ✔ Kan nakillerinde kan alan kişinin antikorları ile kan veren kişinin antijenleri aynı olmamalıdır. Aynı olması durumunda kanda çökelme meydana gelir ve kan alan kişi ölebilir.
- KÖK - BİTKİLERİN YAPISI | selinhoca
KONULAR KÖK - BİTKİLERİN YAPISI PDF İNDİR Bitkilerin Yapısı Kara hayatına uyum sağlamış bitkilerde genellikle toprak altına doğru gelişen kök bulunur. Bitki büyüme kitleri Kök; ✔ Bitkiyi toprağa bağlar. ✔ Topraktan su ve mineralleri alır. ✔ Besin depolar. ✔ Bazı hormonlar salgılar. Tohumun çimlenmesi sırasında oluşan ilk köke embriyonik kök ya da primer kök denir. Primer kökten sekonder kök çıkar. Böylece bitkide kök sistemi oluşur. Kök çeşitleri Bitkilerde genel olarak 2 farklı kök oluşabilir. Kazık kök: Primer kök ve ondan çıkan sekonder köklerle birlikte baskınlığını sürdürürse bu tür kök sistemine kazık kök denir. Odunsu ve bazı otsu bitkilerde görülür. Saçak kök: Dallanma sonucu tek bir kökün baskınlığı olmadan toprak yüzeyinin altında yayılan çok ince ve uzun köklerden oluşmuş kök sistemidir. Primer ve sekonder kök birbirinden ayırt edilemez. Otsu bitkilerde görülür. Kökün Boyuna Kesitinin Yapısı Kök 4 bölümde incelenir. Bu bölümler birbirinden kesin olarak ayrılmaz ve iç içe geçmiş durumdadır. ✔ Kaliptra ✔ Hücre bölünme bölgesi ✔ Uzama bölgesi ✔ Farklılaşma (olgunlaşma) bölgesidir. Kökün en uç kısmına büyüme konisi (bölgesi) denir. Kaliptra (Yüksük): Kökün en ucunda bulunur. Apikal meristem tarafından üretilir. Parankima dokusuna ait bir yapıdır. Hücre çeperleri içerisinde jelatinimsi bir madde olan müsilaj vardır. Kökün toprak içerisinde ilerlerken zarar görmesini engeller. Hücre Bölünme Bölgesi: Apikal meristem hücrelerinden oluşmuştur. Bu hücreler sürekli bölünerek kökün uzamasını sağlar. Bu hücreler dışa doğru kaliptrayı, içe doğru primer meristem hücrelerini oluşturur. Uzama Bölgesi: Apikal meristemin faaliyeti sonucu oluşur. Buradaki embriyonik hücreler uzayarak ve hacimlerini artırarak kökün uzamasını sağlarlar. Bu hücreler daha sonra bitkinin gerçek dokularını oluşturur. Farklılaşma (Olgunlaşma) Bölgesi: Uzama bölgesinin üzerinde bulunur. Uzama bölgesi hücrelerinin farklılaşması ile oluşmuştur. Bitkinin gerçek kök dokuları bulunur. Burada epidermis hücrelerinin farklılaşması ile emici tüyler oluşmuştur. Emici tüyler, topraktan su ve mineral emilmesini sağlar. Kökün Enine Kesitinin Yapısı ✔ En dışta epidermis bulunur. Epidermis tarafından oluşturulmuş emici tüyler de bulunabilir. ✔ Epidermis altında hücreler arası boşluklara sahip korteks bulunur. Korteks parankima hücrelerinden oluşmuştur. Genellikle nişasta depo eder. ✔ Korteksin en iç kısmında endodermis bulunur. Endodermisindeki kaspari şeridi su geçirmeyen bir tabaka oluşturur. ✔ Endodermisin altında merkezi silindirin hemen üstünde periskl bulunur. Burada bulunan parankima hücreleri meristem hücrelerine dönüşerek lateral meristemin ve yan köklerin oluşmasını sağlar. ✔ Kökün en iç kısmında merkezi silindir bulunur. Bu bölgede iletim demetleri vardır. Floem dış kısımda, ksilem ise iç kısımda bulunur. ✔ Monokotil bitkilerde merkezi silindirin ortasında öz bölgesi vardır. Bu bölge parankima hücrelerinden oluşmuştur. Dikotil bitkilerin kökünde ise öz bulunmaz. ✔ Üzerinde tomurcukları, yaprakları, çiçekleri ve meyveleri taşıyan bitki kısmıdır. ✔ Topraktan alınan su ve minerallerin diğer organlara, yapraklarda üretilen organik maddelerinde köklere taşınmasını sağlar. Taşıma iletim dokusu ile olur. ✔ Genellikle toprak üstünde bulunur. Ancak bazı bitkilerde özelleşmiş toprak altı gövdeler de bulunabilir.
- BİTKİLERDE ÜREME 1 | selinhoca
KONULAR BİTKİLERDE ÜREME 1 PDF İNDİR ÇİÇEĞİN YAPISI ✔ Kapalı tohumlu bitkilerin üreme organıdır. ✔ Yapısında 4 temel bölge bulunur. ✔ Çanak Yaprak: Çiçeğin en dışında bulunan yeşil renkli yapraklardır. Tomurcuk halindeyken çiçeği korur. ✔ Taç Yaprak: Renkli (yeşil de olabilir), kokulu ve gösterişli yapraklardır. Üremeye yardım eder. Bol miktarda kromoplast ve golgi organeli bulundurur. ✔ Erkek Organ (Stamen): Başçık (anter) ve sapçık (filament) olmak üzere iki kısımdan oluşur. Başçık polenlerin üretildiği yerdir. ✔ Dişi Organ (Pistil): Tepecik (Stigma), dişicik borusu (stilus) ve yumurtalık (ovaryum) olmak üzere üç kısımdan oluşur. Tepecik üzerinde tüyler ve yapışkan madde vardır. Bu durum tozlaşmayı kolaylaştırır. Yumurtalık içinde tohum taslağı bulunur. ✔ Çiçek yapılarının tamamına sahip olan çiçeklere tam, hermafrodit ya da erselik çiçek denir. ✔ Erkek ya da dişi organdan sadece birini taşıyan çiçeklere eksik çiçek denir. ✔ Eksik çiçek erkek organ taşıyorsa erkek çiçek; dişi organ taşıyorsa dişi çiçek denir. ✔ Erkek ve dişi çiçek aynı bitki üzerinde bulunuyorsa tek evcikli bitki (monoik) denir. ✔ Erkek ve dişi çiçek farklı bitki üzerinde bulunuyorsa iki evcikli bitki (dioik) denir. POLEN OLUŞUMU ✔ Erkek organının başçık kısmında üretilir. ✔ Başçık içeriside iki tane teka vardır. Her bir teka iki bölmeden oluşmuştur ve bu bölmeler içerisinde polen keseleri yer alır. Bu keseler içinde de polen ana hücreleri bulunur. mayoz 4 endomitoz Polen ana hücresi (2n) --> mikrospor (n) --> iki çekirdekli (Mikrospor ana hücresi) polen oluşur. ✔ İki çekirdekli polenin çekirdeklerinden birine vejetatif, diğerine ise generatif çekirdek denir. ✔ Vejetatif çekirdek tozlaşma sonrasında polen tüpünü oluştururken, generatif çekirdek ise polen tüpü içerindeyken mitoz geçirerek sperm çekirdeklerini oluşturur. YUMURTA OLUŞUMU ✔ Yumurtalıkta bulunan tohum taslağı içinde megaspor ana hücresi (2n) bulunur. mayoz 4 Megaspor ana hücresi --> Megaspor (n) ✔ Oluşan 4 megasporun 3’ü erir. Kalan megaspor büyüyerek art arda 3 mitoz geçirir. Sonuçta 8 çekirdek oluşur. Bu oluşan 8 çekirdek tohum taslağı içinde dağılırlar. ✔ Ortadaki iki çekirdeğe polar çekirdek, üstteki üç çekirdeğe antipod çekirdek, girişte ortada bulunan çekirdeğe yumurta, yumurtanın iki yanında bulunan çekirdeğe sinerjit çekirdek denir. ✔ Tohum taslağı içerisinde oluşan bu yapa embriyo kesesi denir. TOZLAŞMA ✔ Erkek organ başçığında oluşan polenin dişi organ tepeciğine ulaşmasına tozlaşma denir. ✔ Tozlaşma; hayvanlarla, rüzgarla ve suyla olabilir. Rüzgarla tozlaşan bitkilerde daha çok polen üretilir. ✔ Taç yaprakların gösterişi ve salgıladığı koku; tepeciğin yapışkan ve tüylü olması tozlaşmayı kolaylaştırır. ✔ Genel olarak iki tip tozlaşma görülür. Kendi kendine tozlaşma: Dişi organının kendi erkek organının polenleri ile tozlaşmasıdır. Sadece hermafrodit bitkilerde görülür. Çapraz tozlaşma: Bir çiçeğin aynı türden başka bir çiçekle tozlaşmasıdır. Hem hermafrodit hem de eksik çiçeklerde görülür. ✔ Hermafrodit çiçeklerin çok büyük bir kısmı genetik çeşitliliğin artırmak amacıyla kendi kendine tozlaşmayı tercih etmezler ve bunu engellemek için birçok mekanizma geliştirirler. örnek: Tepecik poleni kabul etmez. Polen ve yumurta farklı zamanlarda üretilir. DÖLLENME ✔ Dişi organın tepeciğine ulaşan polen, tozlaşır. Polenin yapısında bulunan vejetatif çekirdek polen tüpünü oluşturur. Generatif çekirdeği embriyo kesesine doğru gönderir. Generatif çekirdek mitozla 2 tane sperm çekirdeğini meydana getirir. ✔ Polen tüpü, tohum taslağının mikropil açıklığına gelince patlar ve sperm çekirdekleri embriyo kesesine geçer. Burada çift döllenme meydana gelir. 1) Sperm (n) + Yumurta (n) = Zigot (2n) 2) Sperm (n) + Polar Çekirdek (2n) = Triploit Çekirdek (3n) Döllenmeden sonra gerçekleşen olaylar 1)Zigot (2n) --> Embriyo (2n) 2)Triploit Çekirdek (3n) --> Endosperm (3n) 3)Tohum taslağının dış dokuları --> Tohum kabuğu 4)Tohum taslağı --> Tohum 5)Yumurtalık --> Meyve Polen oluşumu dışındaki tüm olaylar dişi organ içerisinde olur. Sperm üretimi polen tüpü oluştuktan sonra gerçekleştiğinden o da dişi organ içerisinde olur.
- KEMOSENTEZ | selinhoca
KONULAR KEMOSENTEZ PDF İNDİR KEMOSENTEZ ✔ İnorganik maddeleri oksitleyerek organik madde üretilmesine kemosentez denir. ✔ Kemosentez yapabilen canlılara kemoototrof denir. ✔ Kemoototrofların tamamı prokaryot canlıdır; bu nedenle tek hücrelidir. Kemosentezin Özellikleri ✔ Enerji kaynağı olarak inorganik maddeler kullanılır. Bu inorganik maddeler canlı türüne göre farklılık gösterir. ✔ Karbon kaynağı olarak karbondioksit kullanılır. ✔ Oksidayon olayı için oksijen gazı kullanılır. Atmosfere oksijen verilmez. (Bazı arkeler kemosentezi oksijen kullanmadan gerçekleştirir.) ✔ Işık enerjisine ihtiyaç yoktur. Aydınlık ya da karanlık ortamda gerçekleştirilebilir. ✔ Klorofil kullanılmaz. ✔ ETS görev yapar. İndirgenme ve yükseltgenme reaksiyonları gerçekleştirilir. İnorganik madde + O2 --> inorganik yan ürün + enerji H2O + CO2 + enerji --> organik madde Farklı Kemosentez Mekanizmaları ✔ Bazı kemosentetik bakteriler enerji kaynağı olarak demir, kükürtlü bileşikler (hidrojen sülfür) kullanabilir. Not: H2S fotosentezde hidrojen kaynağı iken, kemosentezde enerji kaynağıdır. ✔ Metanojenik Arkeler: Enerji kaynağı olarak karbondioksit kullanırlar. Oksidasyonu hidrojen ile gerçekleştirirler. Oksijen kullanmadan kemosentez gerçekleştirirler. Bunun sonucunda da metan gazı üretirler. ✔ Nitrit Bakterileri: Enerji kaynağı olarak amonyak kullanırlar. Oksidasyon sonucunda nitrit oluşturarak nitrifikasyonda görev alırlar. 2NH3 + 3O2 --> 2HNO2 + 2H2O + Enerji 6CO2 + 6H2O + enerji --> C6H12O6 + 6O2 ✔ Nitrat Bakterileri: Enerji kaynağı olarak nitrit kullanırlar. Oksidasyon sonucunda nitrat oluşturarak nitrifikasyonda görev alırlar. 2HNO2 + O2 --> 2HNO3 + enerji 6CO2 + 6H2O + enerji --> C6H12O6 + 6O2 Nitrit ve nitrat bakterilerine genel olarak nitrifikasyon bakterileri denir. Nitrifikasyon bakterileri kemosentezle kendi besinlerini üretirken azot döngüsünün gerçekleşmesini sağarlar. Ototrofların Ortak Özellikleri ✔ İnorganik maddelerden organik madde üretirler. ✔ Karbondioksit tüketirler. ✔ ATP sentezlenir ve tüketilir. (fosforilasyon ve defosforilasyon) ✔ Enzimatik reaksiyonlar gerçekleşir. ✔ ETS görev alır.
- SİNDİRİM (BESİNLERDEN ENERJİYE) | selinhoca
KONULAR SİNDİRİM (BESİNLERDEN ENERJİYE) PDF İNDİR SİNDİRİM (BESİNLERDEN ENERJİYE)
- NÖRON VE SİNAPS | selinhoca
KONULAR NÖRON VE SİNAPS PDF İNDİR NÖRONDA İMPULS OLUŞUMU VE İLETİMİ ✔ Reseptöre tarafından bir uyarı algılandığında, nöron içerisinde elektrokimyasal değişiklikler meydana gelir. Bu değişikliklere impuls (uyartı) denir. ✔ Nörona etki eden her uyarı impuls oluşturamaz. Bir nöronda impuls oluşumunu sağlayan en küçük uyarı şiddetine eşik değeri (eşik şiddeti) denir. ✔ Eşik şiddeti altındaki uyarılar nöronda impuls oluşturamazken, üstündekiler oluşturur. Nöronların bu şekilde uyarılara ya hiç cevap vermeme ya da tüm gücüyle aynı şekilde cevap vermesine ya hep ya hiç prensibi denir. ✔ Eşik değeri bireye göre ve aynı bireyde zamana bağlı olarak değişiklik gösterebilir. ✔ Eşik değeri üzerindeki uyarılar; İmpulsun şiddetini, İmpulsun hızını, İmpulsun taşınma şeklini değiştirmez. ✔ Nöronlarda impuls iletimi elektriksel ve kimyasal (elektrokimyasal) yolla yapılır. ✔ İmpuls iletimi dendritten aksona doğrudur. ✔ Nöronların hücre zarının iki yüzeyi arasında bir elektrik yükü farkı bulunur. Buna zar potansiyeli denir. ✔ Zar potansiyelinin ortaya çıkmasında öncelikle K+ (potasyum) ve Na+ (sodyum) iyonları etkilidir. K+ derişimi hücre içinde, Na+ derişimi hücre dışında fazladır. Bu iki iyonun hücre içi ve hücre dışı derişim farkı, hücre zarında yer alan sodyum-potasyum pompalarının faaliyeti ile korunur. ✔ İmpuls taşıyan bir nöronda kısa süreli elektrokimyasal değişiklikler meydana gelir. Buna aksiyon potansiyeli denir. ✔ Miyelin kılıf taşıyan nöronlarda, aksiyon potansiyeli nöronun her bölgesinde meydana gelmez. Sadece ranvier boğumlarının olduğu bölgede oluşur. Bu durum impuls iletim hızını artırır. ✔ Aksiyon potansiyeli, üç aşamada gerçekleşir. Polarizasyon: Nöronun impuls taşımayan bölgesinde gerçekleşir. Ancak nöron impuls taşımaya hazırdır. ✔ Sodyum-potasyum pompası aktif taşıma ile Na iyonlarını hücreden uzaklaştırır. K iyonlarını ise hücre içine taşır. ✔ Dinlenme durumundaki bir nöronun dışı pozitif (+), içi negatif (-) yüklüdür. Bu duruma polarizasyon (kutuplaşma) denir. ✔ Polarizasyon durumunda hücre içi ve dışı elektriksel güç farkı -70mV tur. Bu fark hücreden hücreye değişebilir. Depolarizasyon: Nöron içerisinde impulsun bulunduğu bölgedir. ✔ Uyarı geldiğinde sinir hücresinin zarında bulunan Na kapıları açılır. Hücre dışında fazla bulunan Na difüzyon ile hücre içine girmeye başlar. ✔ Hücre içinde hem Na hem de K iyonları fazla duruma geldiğinden hücre içi pozitif (+), hücre dışı negatif (-) yüklü duruma geçer. O noktada polarizasyon tersine döner. Buna depolarizasyon denir. ✔ Depolarizasyon durumundaki bir nöronda hücre içi ve hücre dışı arasındaki elektriksel güç farkı +40mV tur. Repolarizasyon: İmpulsun geçip gittiği nöron bölgesidir. Bu bölge, yeni impuls almaya hazır değildir. ✔ Depolarizasyondan sonra hücre zarında bulunan Na kapıları kapanır. Hücre içine giren Na girişi durur. Ardından hücre zarındaki K kapıları açılır. K lar difüzyon ile hücre dışına çıkmaya başlarlar. ✔ Hücrenin içi negatif(-), dışı pozitif (+) yüklü olur. Buna repolarizasyon denir. ✔ Repolarizasyonda, elekriksel olarak polarizasyon yeniden sağlanır ancak yük dağılımı polarizasyondan farklıdır. Bu nedenle yeni gelecek olan impuls taşınamaz. ✔ Polarizasyonda hücre içinde K fazlayken, repolarizasyonda Na fazladır. ✔ Na-K pompası yeniden aktifleştirilerek polarizasyonun oluşmasını sağlar. Aksiyon Potansiyeli İmpuls taşıyan bir nöronda kısa süreli elektrokimyasal değişiklikler meydana gelir. Buna aksiyon potansiyeli denir. İki Nöron Arasında İmpuls İletim Hızının Farklı Olabileceği Durumlar 1) Miyelin kılıfın varlığı: Miyelin kılıflı nöronlarda atlamalı iletim yapılacağından iletim daha hızlıdır. 2) Ranvier boğum sayısı: Boğum sayısı arttıkça daha fazla aksiyon potansiyeli görüleceğinden, iletim yavaşlar. 3) Akson çapı: Aksonun çapı arttıkça iletim hızı artar. Uyarı Şiddetinin ve Uyarı Çeşidinin Ayırt Edilmesi ✔ 30 derece sıcaklıktaki bir demire dokunma ile 100 derece sıcaklıktaki demire dokunma arasındaki farkı nasıl anlarız? ✔ Uyarının şiddetinin artması, nöronda daha fazla sayıda ve sık aralıklarla impuls oluşmasına neden olur. ✔ Nöronların eşik değeri farklı olabilir. Bu nedenle uyarı şiddetinin artması giderek daha fazla nöronun uyarılmasını sağlar. ✔ Beyindeki duyu merkezleri hem gelen impuls sayısı ve sıklığına hem de uyarılan nöron sayısına göre uyarının şiddetini anlar. Bu sayede uyarının ılık ya da sıcaklığına karar verilir. ✔ Sinir sistemine gelen uyarının çeşidi, uyarıyı alan duyu reseptörüne ve buna bağlı olarak da impulsun taşındığı yolla belirlenir. SİNAPSTA İMPULS İLETİMİ ✔ İmpulsun bir hücreden diğerine aktarılması sinapslar aracılığı ile olur. ✔ İki nöron arasındaki bağlantı bölgesine sinaps denir. Bir nöronun aksonu, başka bir nöronun hücre gövdesine, dendritine, salgı bezine ya da kasa bağlantı yapar. Aksonun ucu çok sayıda dallanma yaptığı için bir tek nöron birçok nöronla sinaps yapabilir. ✔ Aksonun dallarından her biri, küçük şişkinliklerle sona erer. Bu yapılara sinaptik yumru (uç) denir. ✔ Bir nöronun sinaptik yumrusu ile diğer hücre arasındaki boşluğu sinaptik boşluk (aralık) denir. ✔ Sinaptik yumruda birçok sinaptik kesecik ve bu kesecikler içinde de nörotransmitter maddeler bulunur. Bu maddeler, sinapslarda kimyasal iletimi sağlayan moleküllerdir. ✔ Bir impuls sinaptik yumruya geldiğinde akson ucunun Ca geçirgenliği artar. Ve hücre içine Ca girişi başlar. ✔ Sinaptik kese içindeki nörotransmitter maddeler ekzositozla sinaptik boşluğa dökülür. ✔ Nörotransmitter maddeler difüzyon ile ilerleyerek komşu hücre zarındaki reseptörlere bağlanır. ✔ Reseptöre bağlanan nörotransmitter maddeler dendrit ucundaki Na kapılarının açılmasına neden olur. Na girişi başlar ve hücre depolarizasyon olur. ✔ İletim gerçekleştikten sonra sinaptik boşluktaki nörotransmitter maddeler enzimler aracılığı ile parçalanır ya da nöron tarafından tekrar hücre içine alınır. ✔ Böylece dendrit ucundaki Na kanalları kapanır. Reseptöre bağlanan nörotransmitter maddeler komşu hücre nöron ise impuls oluşturur; efektör ise tepki oluşturur. ✔ Nöronda oluşan impulslar her sinapstan geçemez. Bazı sinapslar impulsun geçişini sağlarken, bazıları engeller. Buna seçici direnç denir. Böylece oluşan her impulsun vücuttaki tüm tepki organlarını uyarması önlenmiş olur. ✔ İmpulsun geçişine izin veren sinapslara kolaylaştırıcı sinaps denir. Kolaylaştırıcı sinapslar; komşu hücre zarında depolarizasyona neden olur. ✔ İmpulsun geçişini engelleyenlere ise durdurucu sinaps denir. Durdurucu sinaps; komşu hücre zarının polarizasyonunu artırarak iletimi engeller. ✔ Sinapslarda iletim, nörondaki iletimden daha yavaştır. İletim yolunda ne kadar çok sinaps varsa iletim hızı o kadar yavaş olur.
- ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ - HASTALIKLAR | selinhoca
KONULAR ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ - HASTALIKLAR PDF İNDİR ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ ✔ Çevresel sinir sistemi (ÇSS), merkezi sinir sistemine (MSS) bilgi ileten ve ÇSS den aldığı bilgiyi efektör organlara ileten sinir sistemi bölümüdür. ✔ MSS dışındaki, vücuda dağılmış olan sinir hücrelerinden oluşmuştur. Duyu ve motor nöronların tamamı ÇSS’yi oluşturur. ✔ Omurilikten çıkan sinirler (omurilik sinirleri) 31 çifttir. Bu sinirler omurlar arası boşluklardan dışarı dallanır. Tüm vücuda dağılır. Bunlardan en uzunu bacaklara giden siyatik siniridir. ✔ Beyinden çıkan sinirler (beyin sinirleri) 12 çifttir. Bu sinirler baştaki ve gövdenin üst kısmındaki organlara dağılır. Kafa sinirlerinin 10.suna vagus siniri denir. Vagus, karın ve göğüs boşluğundaki organlara giderek bu organların çalışmasını düzenler. Duyu Bölümü: ÇSS’nin, duyu nöronlarından oluşan kısmıdır. Motor Bölümü: ÇSS’nin motor nöronlarından oluşan kısmıdır. Somatik ve otonom olmak üzere iki kısımda incelenir. Somatik Sinir Sistemi ✔ Bilinçli olarak yapılan hareketleri kontrol eden ÇSS’dir. ✔ İskelet kaslarına uyarı taşır. ✔ Somatik sinirlerin hücre gövdeleri beyin ve omurilikte bulunurken, aksonları ise iskelet kaslarına ulaşır. ✔ Aksonları miyelinlidir. İmpuls iletimi oldukça hızlıdır. Otonom Sinir Sistemi ✔ İstemsiz olarak gerçekleştirilen olayları kontrol eden ÇSS’dir. ✔ Düz kaslara, kalp kasına, bezlere, iç organlarına ve kan damarlarına uyarı taşır. ✔ Beyin zarar görse bile otonom sinir sistemi çalışıyorsa insan yaşamı devam eder. Bu durumda bilinçli davranışlar yapılamaz. Bu olaya bitkisel hayat denir. ✔ Otonom sinir sistemi iki bölümde incelenir. Bunlar sempatik ve parasempatik sinir sistemidir. ✔ Organlar genellikle her iki otonom sinir sistemine de bağlı olarak çalışır. Birine bağlı olarak da çalışanlar vardır. ✔ Bu sinirlerin organlardaki etkileri zıttır. (antagonist) ✔ Salgıladıkları nörotransmitter maddelerde farklıdır. MS (MULTİPLE SKLEROZ) ✔ Sebep: MSS nöronlarının miyelin kılıflarına bağışıklık hücrelerinin saldırması sonucunda uyarı iletiminin bozulmasıdır. ✔ Sonuç: Net bir belirtisi yoktur. Hastalık bozulan miyeline sahip olan nöronun görevine göre belirti verir. ✔ Tedavi: Kortizonlu ilaçlar ve hastanın geçirdiği atağa göre tedavi gerçekleştirilir. ALZHEİMER ✔ Sebep: Genetik, beyinde protein birikimi, beyin hücrelerinin ölmesi… gibi sebepler nedeni ile beyin hücrelerin aktivitesini yerine getirememesidir. Yaş ilerledikçe ortaya çıkma ihtimali artmaktadır. Ancak tam olarak sebebi bulunamamıştır. ✔ Sonuç: Zihinsel ve sosyal yetenekler kaybolur. ✔ Tedavi: Tedavisi hala araştırılmaktadır. Ancak ilaçlar ile yavaşlatılmaya çalışılmaktadır. PARKİNSON ✔ Sebep: Beyinde dopamin eksikliği ile ortaya çıkan hareketi düzenleyen beyin bölümünde meydana gelen bozukluktur. Beyin iltihabı, bazı ilaçlar ya da travma geçirmenin sebep olabileceği düşünülse de tam olarak sebebi bilinememektedir. ✔ Sonuç: Hastada kontrol edilemeyen titremeler görülür. ✔ Tedavi: Kronik bir hastalıktır. Başlangıç aşamasında ilaç ile tedavi edilebiliyor. EPİLEPSİ (SARA) ✔ Sebep: Çeşitli nedenlerle bir grup beyin hücresinde meydana gelen anormal elektrik yayılması sonucu bilinç kaybına neden olan beyin bozukluğudur. ✔ Sonuç: Hastada impuls iletiminin yavaşlamasına bağlı olarak nöbet görülür. ✔ Tedavi: İlaç… DEPRESYON ✔ Sebep: Beyin bozukluğudur. Duygu, düşünce ve vücudu etkileyebilir. ✔ Sonuç: Depresyonun boyutuna göre değişiklik gösterir. Hastalarda yemek yeme bozukluğu, uyku bozukluğu görülebileceği gibi intihar eğilimi de görülebilir. ✔ Tedavi: İlaç ve psikolojik tedavi. ÇOCUK FELCİ ✔ Sebep: Omurilikteki kasların çalışmasını sağlayan nöronun Polio virüs tarafından enfekte olmasıdır. Hastaların dışkısı ile bulaşır. ✔ Sonuç: Felç. ✔ Tedavi: Tedavisi yoktur. Aşılama ile korunulabilir.
.png)
