Arama Sonuçları
Boş arama ile 143 sonuç bulundu
- REPLİKASYON | selinhoca
KONULAR REPLİKASYON PDF İNDİR Replikasyon ✔ Hücre bölünmesi öncesinde DNA molekülünün kendini eşlemesine replikasyon denir. Bu şekilde genetik maddenin nesilden nesile aktarımı sağlanır. DNAnın Yarı Korunumlu Eşlenmesi Matthew Meselson (Methiv Meselsın) ve Franklin Stahl (Franklin Sıtal): 1958 yılında, DNA eşlenmesi üzerine deneyler yapmışlardır. Bu bilim insanları, yaptıkları deneyler sonucunda DNA’nın kendini yarı korunumlu (semikonservatif) eşlediğini ispat etmişlerdir. ✔ Bu deneyde 14N ve 15N içeren besi ortamı ve E. coli bakterisini kullanmışlardır. 14N normal azot, 15N azotun ağır izotopudur. Bakteriler santrifüj edildiklerinde ✔ Her iki polinükleotit zincirindeki azotları hafif olanlar (hafif DNA) --> Üstte ✔ Polinükleotit zincirlerinden biri ağır, biri hafif olanlar (melez DNA) --> Ortada ✔ Her iki polinükleotit zincirindeki azotları ağır olanlar (ağır DNA) --> Altta ✔ Normal azotlu DNA taşıyan bakteriler ağır azot içeren besiyerde birçok kez bölünecek şekilde yetiştiriliyor. ✔ 1. Bölünmenin sonunda oluşan bakterilerin DNA’sı santrifüj edildi ve bantlaşmanın ortada kaldığı görülür. Bu durumda oluşan bütün bakterilerin DNA’sının melez olduğu gösterir. ✔ 2. Bölünmenin sonunda tekrardan santrifüj yapıldı. Bu kez bantlaşmanın yarısının ortada yarısının altta bantlaştığı görüldü. Bu durum bakterilerin %50’sinin melez DNA, %50’sinin ağır DNA taşıdığını gösterir. ✔ 3. Bölünmenin sonunda bakterilerin DNA’sı santrifüj edildi. Bantlaşmanın küçük bir kısmının ortada büyük bir kısmının altta olduğu görüldü. Bu durumda oluşan bakterilerin %25’inin melez DNA, %75’inin ağır DNA taşıdığını gösterdi. Deney sonucunda, replikasyon sırasında bir zincirin kalıp olduğu diğer zincirinse kalıp zincire göre sentezlendiği kanıtlanmış oldu. ✔ Replikasyon sırasında, DNA’daki hidrojen bağlarının açılır ve her bir polinükleotit zincirinin karşısına yeni polinükleotit zincirleri üretilerek DNA sentezi yapılır. ✔ Her hücrede görülmese de her canlı tarafından gerçekleştirilebilir. ✔ DNA üzerinde replikasyonun başladığı noktaya replikasyon orijini denir. Prokaryotlarda Replikasyon Prokaryotlarda DNA halkasal olduğundan tek bir replikasyon orijini oluşturulur. Açılan polinükleotit zincirlerinin karşısına yeni zincirler oluşturularak replikasyon tamamlanır. Ökaryotlarda Replikasyon Ökaryotların DNA’sı lineer olduğundan, halkasal DNA’ya göre oldukça uzundur. Replikasyonun hızlıca yapılabilmesi için birden fazla replikasyon orijini oluşturulur. Açılan polinükleotid zincirlerinin karşısına yeni zincirler oluşturulur ve orijinler ilerleyerek birleşir. Replikasyon sırasında üç tane önemli enzim kullanılır. Bunlar, Helikaz, Ligaz ve DNA Polimeraz’dır. ✔ Helikaz; replikasyon orijinlerinde hidrojen bağlarının koparılmasını sağlayarak polinükleotit zincirlerinin ayrılmasını sağlar. ✔ DNA Polimeraz; polinükleotit zincirlerinin karşısına yeni nükleotidler ekleyerek yeni polinükleotit zincirlerinin 5’ --> 3’ yönünde üretilmesini sağlar. ✔ Ligaz; DNA parçalarının birleştirilmesi ve böylece polinükleotit zincirlerinin kesintisiz olmasını sağlar. ✔ DNA’nın iki ipliği birbirine zıt yöndedir.(antiparalel) (5’ --> 3’ ve 3’ --> 5’) ✔ DNA polimeraz helikaz enzimi ile iki polinükleotit zinciri açıldıkça 3’ à 5’ yönündeki ipliğin karşısına 5’ à 3’ yönünde iplik sentezleyerek yeni polinükleotit zincirini oluşturur. Ancak, 5’ --> 3’ yönündeki zincirin karşısına kesintisiz bir şekilde sentez yapamaz. ✔ Replikasyon orijini helikaz enzimi ile açıldıkça 100 - 200 nükleotid uzunluğunda 5’ --> 3’ yönünde ilerleyen kısa DNA parçaları sentezlenir. Bu DNA parçalarına okazaki parçaları denir. Okazaki parçaları daha sonra ligaz enzimi ile birleştirilerek 5’ --> 3’ yönündeki iplikte sentezlenmiş olur. Aziz Sancar: DNA’ların kendini onarım mekanizmasını keşfederek 2015 yılında Nobel Kimya ödülünü almıştır. Çalışmasına önce bakterilerle başlamış ve bir enzimin, bakteri DNA’sındaki hasarlı nükleotidleri çıkarırken bu nükleotidlerin çevresindeki 12 nükleotidi de kesip attığını keşfetti. İnsanlarda DNA’daki hasarlı nükleotitlerin çevresindeki 27 nükleotidin nasıl kesilip atıldığını ve “doğru” nükleotidlerin bu boşluğa nasıl yerleştirildiğini bulmuştur. Bu mekanizmanın 16 gen tarafından sentezlenen 16 protein ile işlediğini keşfetmiştir. Aziz Sancar ayrıca 2015 mayıs ayında ekibiyle birlikte insan genomundaki DNA onarım genlerinin bütün bir haritasını yayımlamıştır.
- PROTEİN SENTEZİ | selinhoca
KONULAR PROTEİN SENTEZİ PDF İNDİR GENETİK ŞİFRE ✔ DNA üzerinde 4 çeşit nükleotid vardır. ✔ DNA üzerindeki bu nükleotidlerin 3’erli şekilde farklı dizilmesi sonucunda genetik şifre (kod) oluşur. DNA üzerindeki 4 çeşit nükleotidle 3’erli kombinasyonlar yapıldığında 4^3=64 farklı DNA kodonu elde edilir. ✔ DNA Kodonunun mRNA üzerindeki karşılığına RNA kodonu; tRNA üzerindeki karşılığına ise antikodon denir. 64 çeşit kodon, 61 çeşit antikodon vardır. 3 tane RNA kodonunun antikodon karşılığı yoktur. (Durdurma kodonları) ✔ Her RNA kodonunun birden fazla amino asit karşılığı vardır. Bazı kodonların ise amino asit karşılığı yoktur. (durdurma kodonu) ✔ 20 farklı amino asit kullanılarak protein sentezi gerçekleştirilir. DNA üzerinde bulunan gen parçası bir proteinin sentezlenmesini sağlayan en küçük parçadır. Gendeki şifreye uygun olarak protein sentezlenir. Gen üzerindeki şifre; ✔ kullanılacak olan amino asit çeşidi ✔ kullanılacak olan amino asit sırası ✔ kullanılacak olan amino asit sayısını belirler. ✔ Protein sentezi temel olarak iki aşamada gerçekleşir. 1)Transkripsiyon (yazılma): DNA üzerindeki genetik bilginin mRNA üzerine aktarılmasıdır. ✔ Ökaryot hücrelerde; çekirdek, kloroplast ve mitokondride gerçekleşir. ✔ Prokaryot hücrelerde sitoplazmada gerçekleşir. ✔ mRNA sentezinin yapılacağı ipliğe anlamlı iplik, karşısındaki ipliğe tamamlayıcı iplik denir. Anlamlı iplik 3’ --> 5’ yönündeki ipliktir. ✔ Transkripsiyon yapılacak bölge RNA polimeraz tarafından açılarak anlamlı ipliğin karşısına 5’ --> 3’ yönünde sentez yapacak şekilde mRNA sentezini gerçekleştirir. ✔ DNA üzerindeki nükleotidlerin karşısına geçici hidrojen bağları ile mRNA sentezlenir. A --> U T --> A G --> S S --> G ✔ Anlamlı zincirindeki genin başlangıç kodu TAS’dır. Bu kodon mRNA üzerinde AUG kodonu (başlangıç kodonu) olarak sentezlenir. ✔ Transkripsiyon; durdurucu (stop) kodonlardan (UAA, UAG, UGA) bir tanesinin kodon karşılığı geldiğinde sonlanır. RNA polimeraz DNA üzerinden ayrılır. DNA’nın iki ipliği yeniden birleşir. 2)Translasyon (okunma): mRNA üzerindeki kodonlara uygun amino asitler ile ribozom organelinde protein sentezlenmesine translasyon denir. ✔ Translasyon mRNA’nın 5’ ucundan başlayarak 3’ ucuna doğru gerçekleştirilir. ✔ Üretilen mRNA ribozoma giderek ribozomun küçük alt birimine tutunur bu tutunma ribozomun küçük ve büyük alt birimlerinin birleşmesini ve dolayısıyla ribozomun aktifleşmesini sağlar. ✔ mRNA üzerindeki kodonlara uygun antikodon bölgeleri bulunan tRNA’lar ribozomun büyük alt birimine sitoplazmadan uygun amino asitleri getirir. İlk tRNA taşıdığı aminoasidi getirdikten sonra ikinci tRNA’nın getirdiği amino asit ile aralarında peptid bağı kurulur ve 1 molekül su açığa çıkar. Okunan tRNA ribozomu terk eder. ✔ Translasyon AUG kodonu ile başlar. UAA, UAG ya da UGA kodonlarından birinin gelmesiyle durur. Durdurma kodonlarının amino asit ve tRNA karşılığı yoktur. Bu nedenle o kodonlara uygun tRNA, mRNA’ya bağlanmaz ve aminoasit getirilmez. Ribozom alt birimleri birbirinden ayrılır. mRNA ve polipeptid zinciri serbest kalır. ✔ Polizom (Poliribozom): Aynı mRNAnın birden fazla ribozom tarafından okunması ile oluşan yapıdır. Daha hızlı bir şekilde aynı proteinden daha fazla üretilmesini sağlar. ✔ Santral Dogma: Hücredeki genetik bilgi aktarımının tamamıdır. Tek yönlü bir bilgi aktarımıdır. Geri dönüşümü yoktur. Replikasyon, transkripsiyon ve translasyon olmak üre üç aşamada meydana gelir..
- İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - BEYİN | selinhoca
KONULAR İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - BEYİN PDF İNDİR İNSANDA SİNİR SİSTEMİ İnsanda sinir sistemi merkezi sinir sistemi (MSS) ve çevresel sinir sistemi (ÇSS) olmak üzere ikiye ayrılır. Sinir Sistemi Kitapları A) MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ ✔ Beyin ve omurilikten oluşur. ✔ Duyu nöronları ile gelen uyarıları değerlendirerek uyarılara uygun cevap oluşturur. ✔ Ara nöronlardan oluşmuştur. 1) BEYİN ✔ Kafatası kemikleri ile korunan merkezi sinir sistemi organıdır. ✔ Deneyimler (depolanmış bilgi) , şimdiki ve gelecek olaylar hakkında bilinçli deneyim oluşturabilen tek organdır. ✔ Ön, orta ve arka olmak üzere üç kısımda incelenir. Beyin Zarları: Beyin, bağ dokudan oluşmuş 3 zarla korunur. Kafatası altında bulunan bu zarlara meninges denir. ✔ Sert Zar: Beyinin en dışında bulunan zardır. Beyni mekanik etkilerden, yaralanma ve zedelenmelerden korur. ✔ Örümceksi Zar: Sert zar ile ince zar arasında bulunur. Sert zar ile ince zarı birbirine bağlar. ✔ İnce Zar: En içteki zardır. Beynin tüm girinti ve çıkıntılarına girmiştir. Yapısında bol miktarda kan damarı vardır. Bu kan damarları beynin beslenmesini sağlar. BOS (Beyin – Omurilik Sıvısı) ✔ Örümceksi zar ile ince zar arasında bulunarak beyin ve omuriliği sarar. ✔ Kan basıncının etkisi ile kılcal damarlardan çıkmış bir sıvıdır. Görevleri ✔ Beyin ile omuriliği darbe ve sarsıntılara karşı korur. ✔ Beyin ve omurilikte metabolizma sonucu oluşmuş atık maddelerin kana geçmesini sağlar. ✔ Beyin ve omuriliğin beslenmesi için gerekli maddeleri kandan alarak süzer. ✔ Merkezi sinir sisteminin iyon dengesinin sağlanmasında rol oynar. 1) Ön Beyin ✔ Beynin en büyük kısmıdır. Bu nedenle büyük beyin de denir. ✔ Diğer beyin bölümlerini üsten örter. ✔ Uç beyin ve ara beyin olmak üzere iki kısımda incelenir. a) Uç Beyin ✔ Önden arkaya doğru uzanan bir yarıkla sağ ve sol olmak üzere iki yarım küreye ayrılmıştır. ✔ Bu yarım küreler aksonlarla birbirine bağlıdır. Üstteki bağ --> nasırlı cisim Alttaki bağ --> beyin üçgeni ✔ Beyin yarım kürelerini enine ayıran derin bir yarık bulunur. Bu yarığa rolando yarığı denir. Beyin Yarım Kürelerinin Enine Kesitinin Yapısı ✔ Dış kısmı boz, iç kısmı ak maddeden oluşmuştur. ✔ Ak madde: Miyelinli sinirlerin aksonlarından meydana gelmiştir. Bu bölgenin beyaz olmasının sebebi lipitçe zengin miyelinlerin bulunmasıdır. ✔ Boz madde: Miyelinsiz nöron gövdelerinden oluşmuştur. Bu bölgeye korteks (kabuk) denir. Beynin kabuk kısmı çok sayıda kıvrıma sahiptir. Bu kıvrımlar boz maddenin yüzey alanını artırır. Uç Beyinin Görevleri ✔ Zeka ✔ Hafıza ✔ Yazı yazma ✔ İstemli hareket etme ✔ Duyu organlarından gelen bilgilerin değerlendirilmesi ✔ Öğrenme ✔ Karar verme ✔ Bilinçli davranış ✔ Duyusal olarak çevrenin farkında olma gibi görevleri vardır. Beyin yarım küreleri vücudun zıt tarafını kontrol eder. b) Ara Beyin ✔ Beyin yarım küreleri arasında kalır. Epitalamus, talamus ve hipotalamus olmak üzere 3 kısımdan oluşmuştur. Homeostazi Düzenleme Kitabı Epitalamus: Talamusun arka kısmında bulunur. İnce bir uzantısı vardır. Bu uzantı epifiz bezi (pineal bez)’dir. Epifiz bezi melatonin hormonu salgılar. Talamus: Duyu organlarından gelen bilgilerin toplanma ve dağılım merkezidir. ✔ Koku duyusu dışındaki tüm duyular burada sınıflandırılır. Uç beyinde bulunan duyu merkezlerine iletir. Koku ise talamusa uğramadan direkt uç beyindeki değerlendirme merkezine geçer. ✔ Ayrıca uyanık durumdan uykuya geçişi sağlar. Hipotalamus: Homeostasinin sağlanmasında görevlidir. Görevleri ✔ Termostat görevi yaparak vücut sıcaklığını düzenler. ✔ Susama merkezi içerir. Vücudun su dengesinin düzenlenmesinde görev yapar. (OB ve idrar miktarını ayarlama) ✔ Uykunun devam etmesini sağlar. ✔ Açlık, tokluk ve iştahın düzenlenmesinde rol oynar. ✔ Korku, hiddet ve heyecanın düzenlenmesini sağlar. ✔ Üreme ve cinsel davranışları düzenler. ✔ Kan basıncını ve kalbin ritim atışını düzenler. ✔ Çevresel sinir sisteminin duyu ile ilgili aktivitelerini düzenler. ✔ Hipofiz bezini kontrol ederek hormonal denge üzerinde etkilidir. Hipofiz bezinin arka lobundan salgılanan hormonlar hipotalamusta üretilir. Ayrıca hipotalamusta üretilen özel hormonlar hipofiz bezinin ön lobundan hormon salgılanmasını kontrol eder. ✔ Karbonhidrat ve yağ metabolizmasını ayarlar. Sinir Sistemi Kitapları 2) Orta Beyin ✔ Ara beyin ile pons arasında bulunan bölgedir. ✔ Beynin bu bölümünden ön beyin ile arka beyin arasında bağlantı kuran sinirler geçer. Görevleri ✔ Görme ve işitme ile ilgili refleksleri düzenler. Yan taraftan yaklaşan bir cismin görüntüsünü beyin daha oluşturmadan kafa o yöne döner. Fazla ışıkta göz bebeğinin küçülmesi, az ışıkta büyümesi Ses duyan köpeğin kulaklarının dikilmesi ✔ Kas tonusu ve vücut duruşunu düzenleyen merkezler bulunur. 3) Arka Beyin ✔ Beyincik, pons ve omurilik soğanından meydana gelmiştir. a) Beyincik ✔ Arka kafa çukurunun içinde omurilik soğanının üstünde bulunan iki yarım küreden meydana gelmiş bölgedir. ✔ Dış kısmı boz, iç kısmı ak maddeden oluşmuştur. ✔ Hareket ve denge merkezidir. ✔ İskelet sistemi, kulak ve görme merkezinden bilgileri alarak koordinasyonlu bir şekilde hareket etmemizi sağlar. Beyinciği hasar görmüş bir insanda; ✔ Ayakta dururken ya da yürürken sallanma ✔ Bir cisme doğru uzanan elin dengesiz hareket etmesi ✔ Hareket eden bir cismi izleyememesi gibi belirtiler ortaya çıkmıştır. ✔ Bebekler ancak beyincik geliştikten sonra oturma , ayakta durma ve yürüme gibi faaliyetler gösterebilir. b) Pons (Varoli Köprüsü) ✔ Orta beyinle omurilik soğanı arasında bulunur. ✔ Enine tabakalaşmış kalın sinir demetlerinden oluşur. ✔ Sadece memelilerde bulunur. Görevleri ✔ Beyinciğin yarım kürelerini birbirine bağlar. ✔ Omurilik soğanındaki solunum merkezi ile birlikte çalışır. c) Omurilik Soğanı ✔ Beyinciğin altında, omurilik ile pons arasında bulunur. ✔ Dış kısmı ak, iç kısmı boz oluşmuştur. Bu yapısı ile omuriliğe benzer. ✔ Omuriliğin başlangıç yeri şeklindedir. ✔ Beyinden çıkan sinirler burada çapraz yapar. Bu durum beynin sağ tarafının vücudun sol tarafını; sol tarafının da vücudun sağ tarafını kontrol etmesini sağlar. Görevleri ✔ Solunum , sindirim, dolaşım gibi yaşamsal olayların düzenlenmesini sağlar. ✔ Yutma, kusma, hapşırma, öksürme gibi refleksleri kontrol eder. ✔ Orta beyin, pons ve omurilik soğanının tamamına beyin sapı denir. Beyin kabuğuna doğru uzanan ve beyin kabuğundan omuriliğe doğru giden tüm sinirler beyin sapından geçmek zorundadır.
- İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - ERKEK ÜREME SİSTEMİ | selinhoca
KONULAR İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - ERKEK ÜREME SİSTEMİ PDF İNDİR ERKEK ÜREME SİSTEMİ Erkek üreme sistemi; ✔ Sperm hücresinin üretilmesi ✔ Spermlerin dişi vücuduna aktarılmasında görevlidir. 1) Testisler (Er bezi) ✔ Penisin sağ ve solunda olmak üzere iki tanedir. ✔ İçinde seminifer tüpçükleri bulunur. Bu yapılar içerisinde bulunan spermatogonyumlar sperm hücrelerinin üretimesini sağlar. ✔ İçinde bulunan leydig hücreleri, testosteron hormonu salgılar. ✔ İçinde bulunan sertoli hücreleri spermlerin beslenmesini sağlar ayrıca inhibin hormonu üretir. 2) Epididimis ✔ Spermlerin hareket ve dölleme yeteneği kazandırılmasını sağlar. 3) Vas deferans ✔ Spermlerin depolanmasını ve penise aktarılmasını sağlar. 4) Yardımcı bezler ✔ Bir çift cowper bezi, bir çift seminal kese ve bir tane prostat bezinden oluşur. ✔ Bu üç bez seminal sıvıyı üretir. ✔ En büyük yardımcı bez prostat bezidir. İdrar ile spermin karışmasını önler. Seminal Sıvı: ✔ Spermlerin beslenmesini ve hareket etmesini sağlar. ✔ Dişi üreme sistemi içerisinde spermlerin bir süre hayatta kalmasını sağlar. 5) Penis ✔ Spermlerin ve idrarın dışarı atıldığı yerdir. ✔ İçerisindeki kanala üretra denir. Üretra hem boşaltım sisteminin hem de erkek üreme sisteminin sonudur. SPERMATOGENEZ ✔ Spermatogonyumların mayoz ile sperm üretmesidir. ✔ Ergenlik ile başlar antropoza kadar devam eder. ✔ Her ay binlerce sperm oluşturulabilir. 1) Seminifer tüpçükleri içerisinde bulunan spermatogonyumlar mitoz bölünme ve farklılaşmalar ile primer spermatositler oluşur. 2) Primer spermatositler ergenlik ile birlikte mayoz bölünmeye başlarlar. Mayoz I sonucunda iki tane sekonder spermtosit oluşur. 3) Sekonder spermatositler mayoz II ile toplamda 4 tane spermatid oluşturur. Spermatidler döllenme ve hareket yeteneği olmayan gametlerdir. 4) Spermatidler, epididimis içerisine giderek burada dölleme ve hareket yeteneği kazanır. Böylece sperm hücreleri oluşur. Sperm Hücresinin Yapısı ✔ Baş, boyun ve kuyruk kısmında oluşur. ✔ Baş kısmında n kromozomlu çekirdek ve akrozom bulunur. ✔ Akrozom, bol miktarda sindirim enzimi içerir. Yumurta hücresinin zarının erimesini sağlar. ✔ Boyun kısmında bol miktarda mitokondri bulunur. Bu mitokondriler kuyruk kısmındaki kamçının hareketi için gerekli olan enerjiyi üretirler. ✔ Baş ile boyun kısmının ortasında sentrozom bulunur. Döllenmeyle beraber bu sentrozom zigotun sentrozomu haline gelir. Erkek Üreme Sistemi Hormonları GnRH: Hipotalamus tarafından salgılanarak hipofiz bezinin ön lobundan FSH ve LH salgılanmasını sağlar. Hipofiz Hormonları ✔ FSH: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanır. Seminifer tüpçüklerini uyararak spermatogenezi başlatır. ✔ LH: Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanır. Leydig hücrelerini uyararak testosteron hormonu salgılatır. Testosteron Testislerde bulunan leydig hücrelerinden salgılanır. Spermlerin olgunlaştırılmasını ve ikincil eşey karakterlerinin oluşturulmasını sağlar. Negatif geri bildirim ile FSH, LH ve GnRH salgılarını azaltır. İnhibin Hormonu Testis içerisindeki sertoli hücreleri tarafından salgılanarak FSH hormonunun salgılanmasına engel olur. (Negatif geri bildirim) DÖLLENME ✔ Yumurta ve sperm hücresinin bir araya gelerek kaynaşmasına döllenme denir. ✔ Döllenme sonucunda oluşan 2n kromozomlu hücreye zigot denir. ✔ İnsanlarda üretilen yumurta hücresi fertilizin maddesi salgılayarak spermleri kendine çeker. ✔ Spermlerden bir tanesi zona pellusidayı geçip hücre zarına ulaştığında zona pellusida sertleşerek diğer spermlerin içeri girmesine engel olur. ✔ Yumurta içerisine spermin sadece çekirdek ve sentrozomu girer. Zigotun sentrozomu spermden, mitokondrisi yumurtadan gelir. ✔ Kadında birden fazla yumurta hücresi üretilmiş ve bu hücreler ayrı ayrı döllenmişse bu durumda çoğul gebelikler oluşur. Ancak oluşan yavruların genetik yapsı birbirinden farklıdır. Örn: Çift yumurta ikizi
- DOLAŞIM SİSTEMİ - KÜÇÜK VE BÜYÜK KAN DOLAŞIMI | selinhoca
KONULAR DOLAŞIM SİSTEMİ - KÜÇÜK VE BÜYÜK KAN DOLAŞIMI PDF İNDİR KAN DOLAŞIMI İnsanda kan dolaşımı küçük ve büyük kan dolaşımı olmak üzere ikiye ayrılır. Küçük Kan Dolaşımı İbn Nefs tarafından keşfedilmiştir. ✔ Kalp ve akciğerler arasında yapılır. ✔ Amacı kanın temizlenmesini sağlamaktır. Büyük Kan Dolaşımı ✔ Kalp ile vücut arasında olur. ✔ Amacı, besin maddelerini ve oksijeni hücrelere, atık maddeleri boşaltım organlarına taşımaktır. ✔ Her organa bir atar bir de toplardamar girişi vardır. (karaciğer hariç) ✔ Aort kalpten çıktıktan sonra dallanarak çeşitli atardamarlar halinde organlara giriş yapar. Bu sırada kılcal damar haline gelmediğinden içeriği değişmez. (Böbrek atardamarı, karaciğer atardamarı…) ;Organ içerisinde kılcal damar haline gelen damarlarda madde alışverişi gerçekleşir ve atık maddeler toplardamarda birleştirilerek kalbe geri dönüş yapar. ✔ Sindirim organlarından çıkış yapan toplardamar ise kalbe dönüş yapmadan önce karaciğere uğrar.(kapı toplar damarı) Karaciğerden karaciğer toplardamarı halinde ayrıldıktan sonra kalbe giriş yapar. ✔Kalbe gelen bir madde vücuda dağılmadan önce akciğere uğramak zorundadır. (Küçük kan dolaşımı) Örneğin; Böbrekte üretilen bir maddenin karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Böbrek --> Kalp --> Akciğer --> Kalp --> Karaciğer Örneğin; Pankreasta üretilen insülin hormonunun karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Pankreas --> Karaciğer (Kalp ve akciğere uğramaz çünkü, pankreas sindirim organıdır ve karaciğer ile arasında bağlantı vardır.)
- SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI | selinhoca
KONULAR SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI PDF İNDİR Sindirim Sistemi ✔ Canlılar hayatsal faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için organik maddelerin kimyasal bağlarındaki enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bu molekülleri hücresel solunum ile parçalayarak enerjiyi açığa çıkarırlar. Bu enerjiyi elde edebilmek için ise beslenmek zorundadırlar. ✔ Karbonhidrat, yağ ve protein gibi kompleks organik moleküllerin enzim ve su aracılığı ile monomerlerine ayrışmasına sindirim denir. Sindirim Çeşitleri ✔ Besinleri parçalama şekillerine göre Mekanik Sindirim (Fiziksel Sindirim): Besinlerin fiziksel olarak küçük parçalara ayrılmasıdır. örnek: Dişlerle parçalama, kas hareketleri, safra… Mekanik sindirimde enzimler görev yapmaz. Kimyasal Sindirim: Besinlerin su ve enzimler yardımıyla monomerlerine kadar ayrışmasıdır. ✔ Sindirimin gerçekleştiği yere göre Hücre İçi Sindirim: Endositoz ile hücreye alınan besinlerin sitoplazmada besin kofulu içerisinde lizozom tarafından sindirilmesidir. Hücre Dışı Sindirim: Hücre dışına gönderilen enzimlerle besinin hücre dışında sindirilmesidir. İnsanda Sindirim Sistemi ✔ Sindirim sistemi organları: Ağız, yutak, yemek borusu, mide, bağırsaklar ve anüs ✔ Sindirime yardımcı organlar: Karaciğer, pankreas ve tükürük bezi olmak üzere üç şekilde incelenir. Sindirim Sistemi Organları 1) Ağız ✔ Dil, diş ve tükürük bezlerinin yardımı ile sindirimin başladığı organdır. ✔ Nötr pH’a sahiptir. ✔ Çiğneme ile fiziksel ve kimyasal sindirim gerçekleştirilir. Dişler fiziksel sindirimi, tükürük bezleri karbonhidratın kimyasal sindirimi gerçekleştirir. Çiğneme, uç beyinin kontrolünde başlayan daha sonra omurilik soğanı kontrolünde devam eden bir reflekstir. ✔ Kulak altı, dil altı ve çene altı olmak üzere üç çift tükürük bezi bulunur. Bu bez içinde mineral, mukus ve amilaz enzimi içeren tükürük sıvısı salgılar. 2) Yutak (Farinks) ✔ Ağız ile yemek borusu arasında kalan kısımdır. ✔ Besinlerin yemek borusuna iletilmesini ve lokmanın yutulması sırasında soluk borusuna geçmesini önler. 3) Yemek Borusu (Özofagus) ✔ Yutaktan gelen besinleri ardışık kasılıp gevşeme hareketleri ile (peristaltik hareket) mideye ileten borudur. ✔ Fiziksel ya da kimyasal sindirim gerçekleşmez. ✔ Yemek borusunun ön kısmında bulunan çizgili kaslar yutma olayının kısmen kontrollü olmasını sağlar. ✔ Yemek borusundaki peristaltik hareketler mide yönünde değil de ağıza doğru olursa kusma meydana gelir. Sindirim Sisteminin Yapısı ✔ Sindirim sistemi yemek borusundan anüse kadar benzer bir yapıya sahiptir. ✔ İçten dışa doğru üç ana tabakadan meydana gelmiştir. İç Tabaka: Besinlerin kanal boyunca hareketini kolaylaştıran mukus salgılayan epitel dokudur. Ayrıca, sindirim sistemini kendi salgılarından korur. (Mukoza tabakası da denir.) Orta Tabaka: Düz kaslar bulunur. Dış Tabaka: Bağ dokusu vardır. Bağ dokusunun üstünde periton zarı vardır. Ancak periton yemek borusunda yoktur. 4) Mide ✔ Diyaframın hemen altında sol tarafta bulunan J şeklinde hem endokrin hem de ekzokrin bez özelliği olan organdır. ✔ Midenin yemek borusu ile bağlandığı yere kardia (mide ağzı), ince bağırsak ile bağlandığı bölgeye pilor (mide kapısı) denir. ✔ Fiziksel ve kimyasal sindirim yapılır. Fiziksel sindirim orta tabakadaki kaslar sayesinde gerçekleşirken, kimyasal sindirim iç tabakadaki hücreler tarafından üretilen mide öz suyu sayesinde gerçekleşir. Sadece proteinlerin kimyasal sindirimi yapılır. ✔ Midedeki tüm olayları vagus siniri ve mide tarafından salgılanan gastrin hormonu düzenler. ✔ Peristaltik hareketlerin mideye ulaşması durumunda kardia açılır. Daha sonra tekrar kapatılır böylece mide içeriğinin yemek borusuna kaçması önlenir. ✔ Besinler mide hareketleri ve mide özsuyu sayesinde bulamaç haline dönüştürülür. Buna kimus denir. Kimus, pilor kaslarının gevşemesiyle ince bağırsağa geçer. ✔ Mide öz suyu içerisinde mukus, HCl, pepsinojen ve renin (Sadece çocuklarda) bulunur. ✔ Renin (Lap): sütteki kazein proteini çöktürmeye (peynirleştirmeye) dolayısıyla midede uzun zaman kalmasına ve sindiriminin kolaylaşmasına yardımcı olur. Aksi halde kısa sürede bağırsağa geçen süt tam sindirilemediğinden ishale neden olur. Bebeklerde ve sütle beslenen çocuklarda bulunur. Yaş ilerledikçe azalarak salgısı durur. ✔ HCl: Pepsinojeni pepsin haline dönüştürür. Ayrıca, mide pH’ını düzenler. Mide pH’ı yaklaşık olarak 2 civarındadır. HCl pepsinojen --> pepsin 5) İnce Bağırsak ✔ Mide ile kalın bağırsak arasında bulunan hem endokrin hem ekzokrin bez özelliğindeki organdır. ✔ Üç kısımdan oluşur. 1) Duedonum (Onikiparmak bağırsağı) 2) Jejenum (Boş bağırsak) 3) İleum (Kıvrımlı bağırsak) Duedonum (Onikiparmak Bağırsağı) ✔ Sindirimin en yoğun olduğu bölümdür. ✔ İnce bağırsak içerisinde kasların hareketi sonucu oluşan bazik özellikteki besin karışımına kilus denir. ✔ Kilusun bağırsak iç zarına temas etmesi duedonumdan kana enterogastrin, sekretin ve kolesistokinin hormonu salgılanmasını sağlar. Bu salgılar, mide, karaciğer, safra kesesi ve pankreası uyarır. ✔ Safra karaciğerden ve safra kesesinden koledok kanalına, pankreas enzimleri ise wirsung kanalı ile onikiparmak bağırsağına taşınır. Bu iki kanalda bağırsağa girmeden önce vater kabarcığı ile birleşip onikiparmak bağırsağına açılır. . Jejenum ve İleum ✔ Sindirim ve emilimin yapıldığı yerdir. ✔ İç yüzeyi emilim yüzeyini artıran villuslar ile kaplıdır. ✔ İç yüzeyindeki epitel dokudan bol miktarda sinirim enzimi salgılanır. ✔ Enterokinaz, peptidaz (erepsin) --> Protein ✔ Sükraz, maltaz, laktaz ve dekstrinaz --> Karbonhidrat ✔ Nükleaz --> DNA ve RNA Sindirimi yapan enzimler bulunur. 7) Kalın Bağırsak: ✔ İnce bağırsaktan farklı olarak iç yüzeyini örten epitel dokuda villus yoktur. Ayrıca sindirim enzimi üretimi de bulunmaz. Ancak daha fazla mukus üretimi vardır. ✔ Vitamin, su ve mineral emilimi gerçekleşir. ✔ B ve K vitamini sentezleyen mutualist bakteriler bulunur. Üretilen B ve K vitaminleri de emilir. ✔ İnce bağırsakla kalın bağırsağın birleştiği yere kör bağırsak (çekum) denir. İnsanda kör bağırsağın parmak şeklinde çıkıntı olan apandis bulunur. Buranın iltihaplanmasına apandisit denir. ✔ Kalın bağırsak rektum ile sonlanır. Rektumun vücut dışına açılan bölümüne anüs denir. Tükürük Bezi ✔ Kulak altı, dil altı ve çene altı olmak üzere üç çift tükürük bezi bulunur. ✔ Tükürük salgısını kanallar ile ağız içine boşaltır. ✔ Tükürüğün pHı nötr civarındadır. (6-7) ✔ Tükürük içerisinde amilaz enzimi bulunur. Bu enzim, karbonhidratların kimyasal sindirimini başlatır. Ayrıca lizozim enzimi de bulunur. Bu enzim, ağız içindeki mikroorganizmaları etkisiz hale getirir. Karaciğer ✔ Safra salgılayarak sindirime yardım eder. ✔ Karaciğer safra (öd) salgılar. Safra, karaciğer kanalı ile safra kesesine gönderilerek depolanabilir. ✔ Karaciğer kanalı, karaciğerden çıkınca iki kola ayrılır. Bu kollardan biri fazla safrayı safra kesesine gönderir. Diğeri ise koledok kanalıdır. Safrayı vater kabarcığına boşaltır. Safra: Safra tuzu, kolesterol, safra pigmentleri, yağ asitleri ve sudan oluşmuştur. Yapısında enzim bulunmadığından kimyasal sindirimde görev almaz. Sadece yağların fiziksel sindiriminde görev alır. Ayrıca bağırsağın pH’ını düzenler. ✔ Safra tuzu ve su herhangi bir nedenle azalırsa kolesterol çökerek safra taşlarını oluşturur. Safra taşları ya da herhangi bir nedenle safra kanallarının tıkanması sonucu safra emilerek kana geçer. Deride sarı renk oluşur. Buna sarılık hastalığı denir. Bu hastalığın yenidoğan sarılığı ile alakası yoktur. Karaciğerin Görevleri 1) Safra salgılamak ve safra kesesinde depolamak. 2) Kanın damar dışında pıhtılaşmasında rol alan fibrinojen ve trombojen proteinlerini sentezlemek 3) Kanın damar içinde pıhtılaşmasını engelleyen heparini sentezlemek 4) Protein ve karbonhidratların yağlara dönüşümünü sağlamak 5) Zehirli maddeleri zehirsiz hale getirmek (Amonyağı üre ya da ürik asite dönüştürmek , ilaçların zararlı etkilerini ve alkolü yok etmek, katalaz enzimi ile H2O2’i su ve oksijene parçalamak.) 6) Kan şekerini düzenlemek 7) Öncül A vitaminini (provitamin A = Karoten) A vitaminine dönüştürmek 8) ADEK vitaminlerini depolamak 9) Yaşlanmış alyuvarları parçalamak (kupfer hücreleri) 10) Kansızlık halinde alyuvar üretmek 11) Vücut ısısını düzenlemek 12) Eritropoietin hormonu salgılamak Pankreas ✔ Karın boşluğunda mide ve onikiparmak bağırsağı arasında yer alan yaprak şeklinde bir karma bezdir. ✔ İnsülin ve glukagon hormonları üreterek kan şekerini düzenler. Endokrin özelliğinin sindirim sistemi ile doğrudan bağlantısı yoktur. ✔ Pankreas öz suyu üreterek sindirime yardımcı olur. Pankreas öz suyu acini hücreleri tarafından üretilerek wirsung kanalı ve vater kabarcığı ile onikiparmak bağırsağına dökülür. Pankreas öz suyu Tripsinojen, kimotripsinojen --> Protein Amilaz --> Karbonhidrat Lipaz --> Yağ Nükleaz --> Nükleik asit sindiriminde görevli enzimler bulunur.
- GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ | selinhoca
KONULAR GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ PDF İNDİR Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji ✔ Çeşitli mühendislik alanlarını kullanarak bitki, hayvan ve mikroorganizma yapılarının laboratuvar ortamında geliştirip onlardan yeni ürünler üretmeyi amaçlayan bilim dalına biyoteknoloji denir. Sütten yoğurt yapımı, sirke üretimi, hamur mayalanması gibi olaylar geleneksel biyoteknolojik yöntemlerdir. Aşı, ilaç, hormon üretimi, atık maddelerin temizlenmesi için canlıların kullanımı, gen aktarımı gibi çalışmalar ise modern biyoteknolojik yöntemlerdir. ✔ Genlerin izole edilmesini, çoğaltılmasını, farklı canlı genleri ile birleştirilmesini ya da genlerin canlılar arasında nakledilmesi için çalışmalar yapan bilim dalına genetik mühendisliği denir. Islah Yöntemleri ✔ Melezleme: Farklı karakterler bakımından homozigot olan bireylerin çaprazlanması ile heterozigot bireyler elde edilmesidir. ✔ Yapay Dölleme: Üstün özellikli spermler ile üstün özellikli yumurtaların laboratuvar ortamında döllendirilmesidir. ✔ Poliploidi: Kromozom çift sayısının fazla olması durumudur. Poliploidi canlılar daha verimli ve daha dayanıklı ürün oluştururlar. ✔ Günümüzde biyoteknoloji ve genetik mühendisliğinin çalışmaları ile; alkollü içecekler aşı süt ürünleri interferon insülin hormonu penisilin ve türevleri büyüme hormonları ekmek, sirke, alkol ve aseton gibi ürünler deterjan… gibi maddeler üretilmektedir. GDO (Transgenik Organizma) ✔ İstenilen özellikte bitki ve hayvan üretilebilmek için, insana yarar sağlayacak şekilde organizmaların genetik yapıları değiştirilmektedir. Bu şekilde genetiği değiştirilmiş canlılara GDO (Transgenik canlı) denir. ✔ Bu canlıların besin olarak kullanılmasına, ileriki dönemde insanlarda alerjik reaksiyonlara sebep olabileceğinden birçok bilim insanı tarafından karşı çıkılmaktadır. İnsan Genom Projesi ✔ 1990 yılında pek çok ülkenin desteği ile insanların genetik maddesinin nükleotit diziliminin belirlenebilmesi için başlatılmış projedir. ✔ Genetik maddenin 3 milyardan fazla nükleotid, 20000-25000 civarında gen içerdiği saptanmıştır. (Genomun yaklaşık olarak %97si tüm insanlarda aynıdır.) Gen Klonlanması: Bir canlıya ait olan genin başka bir canlıya aktarılmasıdır. ✔ Seçilmiş bir genin plazmit ya da bir virüs içerisine yerleştirilerek bir bakteriye aktarılması ve bakteri aracılığı ile birçok kopyasının üretilmesine gen klonlanması denir. Gen klonlanmasının aşamaları: 1. İstenilen geni taşıyan DNA molekülü ile vektör olarak kullanılacak olan bakteri plazmiti saf olarak elde edilir. 2. DNA molekülü üzerinde klonlanacak gen belirlenir. Vektör olarak kullanılacak plazmit ve klonlanacak gen kesilir. 3. Klonlanacak gen plazmitin boş kalan kısmı ile birleştirilir. Bu şekilde rekombinant DNA molekülü elde edilmiş olur. Böylece klonlanacak gen plazmit içine yerleştirilir. 4. Rekombinant DNA bir bakteriye aktarılarak rekombinant bakteri elde edilir. 5. Rekombinant bakterinin üremesi ile klonlar oluşur. Bunlar arasından istenilenler seçilir. Seçilenler ile uygun çalışmalar yapılır. Hayvan Klonlanması: Bir hayvanın genetik olarak kopyasının üretilmesidir. ✔ İlk klon canlı DOLLY ismi verilen bir koyundur. (1996) Ancak Dolly sadece 6 ay yaşayabilmiştir. Koyun Klonlanmasının Aşamaları 1) Dişi bir koyunun (2. koyun) yumurta hücresi alınmış ve bu hücrenin çekirdeği çıkartılarak bir süre yaşaması sağlanmıştır. 2) Başka bir dişi koyunun (1. koyun) memesinden bir hücre alınmış bu hücrenin çekirdeği çıkartılmıştır. 3) Sitoplazması alınan yumurta hücresi ile çekirdeği alınan meme hücresi kaynaştırılarak 2n kromozomlu bir hücre elde edilmiştir. 4) Oluşan 2n kromozomlu hücre mitoz bölünmelerle embriyo halini almış ve farklı bir dişi koyun (3. koyun) rahmine yerleştirilerek gelişmesi sağlanmıştır. 5) Gebelik sonunda doğan koyun genetik olarak 1. koyunun aynısı yani klonu olmuştur. Gen Terapisi: Virüsler kullanılarak insanlardaki bozuk genlerin sağlam genler ile değiştirilmesidir. DNA Parmak İzi: İnsandan alınan DNA molekülünün enzimler ile parçalanarak bazı uygulamalar sonucu bantlaşma yapması ve bu bantlaşmaların pek çok alanda kullanılmasıdır. ✔ Tek yumurta ikizleri hariç her insanın DNA parmak izi farklıdır. Kök Hücre: Bölünme yeteneği fazla ve farklılaşmamış hücrelere kök hücre denir. ✔ Embriyo, kordon kanı ve yetişkin bireylerin bazı dokuları temel kök hücre kaynağıdır. ✔ Yetişkin kök hücreler, vücutta birçok doku ve organ yapısında bulunur. Bulundukları organların hasar görmesi durumunda hasarlı bölgeyi onarırlar. ✔ Embriyonik kök hücreler, embriyo yapısında bulunur; gebelik süresince farklılaşarak canlının fetüs halini almasını sağlar. ✔ İnsandan alınan kök hücreler laboratuvar ortamında geliştirilerek organ ve doku üretiminde kullanılabilir.
- TİROİT PARATİROİT BÖBREK ÜSTÜ BEZ | selinhoca
KONULAR TİROİT PARATİROİT BÖBREK ÜSTÜ BEZ PDF İNDİR TİROİT BEZİ ✔ Gırtlağın hemen altında, soluk borusunun sağında ve solunda bulunan iki parçadan oluşmuş bir bezdir. ✔ Tiroksin ve kalsitonin olmak üzere iki farklı hormon salgılar. Tiroksin Hormonu ✔ Hedef Organ: Tüm vücut hücreleri ✔ Aminoasit yapılıdır. Yapısında iyot minerali bulunur. ✔ Salgılanması TSH tarafından negatif feed-back mekanizması ile kontrol edilir. ✔ Vücudun enerji üretimi ile ilgili metabolizmasının düzenlenmesini sağlar. Yani hücrelerin kullanacağı oksijen miktarını ayarlar. ✔ Bireyin büyümesinde ve organların farklılaşmasında görev alır. ✔ Az salgılanması: İyot eksikliğine bağlı olarak tiroksin hormonunun üretiminde azalma ya da üretilemem görülür. Bu durumda TSH tarafından tiroksin salgılaması için sürekli uyarılan tiroit bezi şişerek büyüme yapar. Guatr hastalığı (Basit) oluşur. Yorgunluk, Halsizlik, Uyuşukluk, Kas güçsüzlüğü ✔ Basit guatr ilerlemesi: Tiroksin hormonunun yetişkinlerde az salgılanması sonucunda Miksodema (Hipotirioidi) hastalığı görülür. Metabolizma yavaşlar, iştahsızlık, yorgunluk, şişmanlama, saç dökülmesi… ✔ Fazla salgılanması: Tiroit bezinin kalıtsal, çevresel ya da kanser gibi nedenlerle aşırı çalışması İç guatr (Zehirli guatr = Graves = Hipertiroidizm) hastalığına neden olur. Bu durumda tiroit bezi normal ya da aşırı büyümüş olabilir. Metabolizma hızlanır, kilo kaybı görülür, terleme artar, göz küreleri dışarı fırlar, sinirlilik görülür… ✔ Çocukluk döneminde tiroksin hormonunun az salgılanması: Kretenizm Büyüme yetersizliği, zeka geriliği… Kalsitonin ✔ Hedef Organ: Kemik ve böbrek ✔ Kandaki kalsiyum miktarını ayarlar. ✔ Kanda kalsiyum miktarı arttığında salgılanmaya başlar ve kandaki kalsiyumun fazlasının kemiklere geçmesini ve depolanmasını sağlar. ✔ Böbreklere de etki ederek kalsiyumun geri emilimini azaltır. PARATİROİT BEZİ ✔ Tiroit bezinin arkasında bulunan mercimek büyüklüğünde olan dört tane bezdir. ✔ Parathormon salgılar. Parathormon ✔ Hedef Organ: Kemik, böbrek ve bağırsak ✔ Kan ile diğer dokular arasındaki kalsiyum-fosfor dengesinin korunmasını sağlar. ✔ Kanda kalsiyum miktarı normal değerin altına düştüğünde salgılanır. ✔ Kemikten kana kalsiyum minerali geçişini sağlar. ✔ Bağırsak ve böbreklerden kalsiyum emilimini artırır. ✔ Böbreklerden fosforun atılmasını hızlandırır ve kandaki fosfor miktarını azaltır. ✔ Parathormon ile kalsitonin hormonu zıt etki eder. (antagonist) ✔ Az salgılanırsa: Kandaki kalsiyum seviyesi normal değerinin altına düşer. Az salgılandığı için değerleri optimum hale getirecek olan kalsiyum dokulardan kana çekilemez. Bu durum kemik ve kaslarda kalsiyum birikimini artırır. Kaslarda ağrılı titremeler oluşur. Bu hastalığa tetani denir. ✔ Fazla salgılanırsa: Kandaki kalsiyum miktarı oldukça artarken; kemik ve kaslarda kalsiyum birikimi azalır. Böbrekler tarafından fazlasıyla geri emilen kalsiyum, böbrek taşı oluşumuna neden olur. Kaslarda kalsiyumun azalması kaslarda zayıflamaya neden olur. BÖBREK ÜSTÜ BEZ (ADRENAL BEZ) ✔ Her bir böbreğin üst kısmında bulunan endokrin bezdir. ✔ Böbrekler ile doğrudan bir bağlantısı yoktur. ✔ Adrenal bezler öz (medulla) ve kabuk (korteks) bölgesi olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Korteks Bölgesi ✔ Hormon salgısı ACTH tarafından kontrol edilir. Kortizol Hormonu (Glikokortikoid) ✔ Hedef Organ: Tüm vücut hücreleri ✔ Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması üzerine etkilidir. ✔ Kandaki glikoz oranı düştüğünde vücuttaki yağ ve proteinlerin glikoza dönüşmesini sağlayarak kan şekerini artırır. ✔ Karaciğerdeki glikojen deposunu artırır. ✔ Glikozun oksidasyonunu önler. (glikozun oksijenli solunumu) Bunun yerine protein ve yağların oksidasyonunu sağlar. Protein oksidasyonu sonucunda idrardaki üre miktarı artar. ✔ Az salgılanması: Diğer organik moleküllerden glikoz üretimi yapılamadığından kan şekeri düşer. ✔ Glikokortikoidlerin aşırı miktarda ilaç olarak kullanılması: Glikokortikoidler, bağışıklık hücrelerini baskılayan hormonlardır. Uzun süreli kullanımı bağışıklık hücrelerinin uzun süreli baskılanmasına neden olacağından vücudu enfeksiyonlara açık hale getirir. Aldosteron (Mineralokortikoid) ✔ Hedef organ: Böbrek ✔ Böbreklerden sodyum ve klor emilimini artırırken potasyumun emilimini azaltır. ✔ Kanda, hücre içi ve hücre dışı sıvılardaki iyon derişimini düzenler. ✔ Az salgılanırsa: Böbreklerden sodyum ve klorun emilimi azalır, potasyum emilimi ise artar. Bu durumda vücuttaki sodyum ve klor miktarı azalırken, potasyum miktarı artar. Genel olarak mineral miktarı azaldığından kan basıncı azalır. Mineral kaybına bağlı olarak kaslarda yorgunluk, vücutta dirençsizlik ve yorgunluk ortaya çıkar. Derideki pigmentleşme artar ve renk koyulaşır. Addison hastalığı ortaya çıkar. Eşey Hormonları: ✔ Hedef Organ: Dişi --> Yumurtalık, Erkek --> Testis ✔ Östrojen, Testosteron (androjen) ve progesteron salgılar. Öz Bölgesi ✔ Embriyonik dönemde sinir dokusundan gelişir bu nedenle sinir sisteminin uzantısı şeklindedir ve sempatik sinir sistemi ile birlikte çalışır. ✔ Aminoasit yapılı hormonlar salgılar. Adrenalin Hormonu (Epinefrin) ✔ Hedef Organ: Tüm vücut hücreleri ✔ Heyecan, korku ve sinirlenme gibi durumların salgılanır. ✔ Sindirim ile ilgili olayları azaltır, diğer olayları artırır. ✔ Kan şekerini artırır. ✔ Bazı damarları genişletip bazı damarları daraltarak kanın beyin, kalp gibi organlara ve iskelet kaslarına yöneltir. ✔ Derideki kan damarlarının daralmasına neden olur. Bu nedenle deriye giden kan miktarı azalır. Korkan insanın renginin sararmasının nedeni budur. Noradrenalin Hormonu (Norepinefrin) ✔ Hedef Organ: Tüm vücut hücreleri ✔ Görevleri adrenaline benzer.. ✔ Akson uçlarından salgılanan nörotransmitter madde olarak da görev alır.
- SINIFLANDIRMADA ÜÇ ÜST ALEM (DOMAİN) SİSTEMİ | selinhoca
KONULAR SINIFLANDIRMADA ÜÇ ÜST ALEM (DOMAİN) SİSTEMİ PDF İNDİR SINIFLANDIRMADA ÜÇ ÜST ALEM (DOMAİN) SİSTEMİ
- EMBRİYONİK ÖRTÜLER VE EMBRİYONİK GELİŞİM | selinhoca
KONULAR EMBRİYONİK ÖRTÜLER VE EMBRİYONİK GELİŞİM PDF İNDİR EMBRİYONİK ÖRTÜLER 1) Koryon ✔ Embriyoyu koruyan en dış tabakadır. ✔ Embriyoyu korumak dışında allantoyisle beraber gaz alışverişini sağlar. ✔ Kuş ve sürüngen yumurtalarında kabuğun hemen altında bulunur. ✔Memelilerde plasentanın yapısına katılır. 2) Allantoyis ✔ Kuş ve sürüngen yumrtalarında embriyonun boşlatım atıklarını depolar ve koryonla beraber gaz alışverişini sağlar. ✔ Memelilerde göbek bağının atar ve toplardamarlarını oluşturur. 3) Vitellus ✔ Embriyonun beslenmesi için gerekli besinleri içeren kesedir. ✔ Kuş ve sürüngen embriyolarında büyük, memeli embriyolarında küçüktür. ✔ Plasentalı memelilerde embriyo endometriyuma tutunduktan sonra kaybolur ve embriyo plasenta tam olarak görevini yerine getirene kadar endometriyumdan beslenecektir. ✔ Amfibi yumurtalarında küçüktür. Amfibiler bu nedenle başkalaşım geçirirler. 4) Amniyon Zarı ✔ Embriyoyu saran ilk zardır. ✔ Embriyo ile arasında amniyon sıvısı bulunur. Bu sıvı, embriyonun kurumasını önler, embriyoyu mekanik etkilerden korur ve fetüse hareket alanı kazandırır. İNSANDA EMBRİYONİK GELİŞİM Bu olay segmentasyon, gastrulasyon ve organogenez şeklinde gerçekleşir. 1) Segmentasyon ✔ Yumurta kanalı içerisinde oluşan zigotun geçirmiş olduğu ilk mitoz bölünme evresine segmentasyon denir. ✔ Segmentasyon sırasında büyüme (kütle artışı) olmaz ve toplam hacim değişmez. ✔ Zigotun bölünmesi ile oluşan her bir hücreye blastomer denir. ✔ 3-4 gün içerisinde zigot çok sayıda küçük hücreden oluşmuş dut şeklindeki morula halini alır. ✔ Döllenmeden 6-7 gün sonra embriyoda yaklaşık 100 hücre vardır. Bu hücreler ortası sıvı ile dolu bir yapı oluşturur. Oluşan embriyonun bu haline blastula (balastosist) denir. Blastula içindeki sıvıya ise blastosöl denir. Balastosist halindeki embriyo, endometriyuma (rahim iç dokusu) ulaşarak tutunmaya başlar. ✔ Segmentasyon sırasında hücre farklılaşması gerçekleşmediğinden oluşan her bir blastomer yeni canlıyı oluşturabilecek yetenektedir. Zigotun ilk bölünmelerinde oluşan blastomerler birbirinden ayrılarak segmentasyonlarına ayrı ayrı devam ederse çoğul gebelik oluşur. Oluşan yavruların genetik özellikleri aynı olur. Ör: Tek yumurta ikizleri 2) Gastrulasyon ✔ Blastulanın alt yüzeyinde yer alan hücreler blastula boşluğuna doğru göç etmeye başlar. Bu hücre göçüyle birlikte embriyo, gastrula adını alır. ✔ Hücre göçüyle beraber insanda üç tabakalı embriyo oluşur. ✔ Farklılaşma gastrula evresinde başlar. Gastruladan önceki embriyoların yapısındaki blastomerlerin her biri yeni bir insana dönüşebilme yeteneğine sahipken gastruladan itibaren hücrelerin her birinin yeni bir insanı oluşturma yeteneği yoktur. 3) Organogenez ✔ Embriyonik tabakaların farklılaşarak doku ve organları oluşturmasıdır. ✔ Omurgalı embriyolarında ilk oluşan organ notokorddur. ✔ Blastula halindeki embriyo endometriyuma tutunur. Blastulanın yapısındaki hücrelerden HCG salgılanır. Bu hormon korpus luteumun bozulmasını engelleyerek gebeliğin devam etmesini sağlar. ✔ Gebeliğin ilerleyen aşamalarında (yaklaşık 1 ay sonra) rahim içerisinde koryon sayesinde plasenta gelişir ve embriyo plasenta aracılığı ile beslenir. Ayrıca plasenta progesteron hormonu salgılayarak gebeliğin devam ettirilmesini sağlar. ✔ Allantoyis gelişerek embriyo ile plasenta arasında göbek bağını oluşturur. Göbek bağı içerisinde bir toplar, iki atardamar bulunur. Atardamarlar kirli kan, toplardamar temiz kan taşır. ✔ 8. haftadan sonra embriyo fetüs adını alır. 40. haftaya kadar rahim içerisinde gelişimini devam ettirir. Ultrason: Gebelik boyunca fetüsün gelişiminin incelenmesini sağlayan cihazdır. Ses dalgalarını görüntü haline getirdiğinden fetüse hiçbir zararı yoktur. Tüp Bebek: Gamet sayısının yetersiz oluşu, dişi üreme sisteminin döllenmeye uygun olmaması gibi nedenler ile döllenme olayının doğal yollarla olmadığı durumlarda; kadın ve erkekten alınan gametlerin laboratuvar ortamında döllenmesi sağlanarak oluşturulan embriyoların, kadın vücuduna yerleştirilesi ile gebeliğin oluşturulmasıdır. Mikroenjeksiyon Yöntemi: .Tüp bebek yöntemi sırasında yumurta ve sperm hücresi aynı ortama bırakılarak döllenme gerçekleşmesi sağlanır. Ancak, spermin kendiliğinden dölleme yapamaması durumunda spermler yumurta içerisine aşılanır. Bu şekilde döllenme olayının gerçekleşmesi sağlanır. Buna mikroenjeksiyon yöntemi denir. Amniyosentez: Fetüsün gelişimi sırasında yapılan test ve gözlemler sonucunda fetüste genetik hastalık olma ihtimali farkedilirse enjeksiyon ile amniyon sıvısı örneği alınmasına amniyosentez denir. Bu sıvı içerisinde fetüse ait hücreler de yer alır. Bu hücrelerin mitoz bölünmeler geçirmesi sağlanır. Mitoz bölünmenin metafaz evresinde kromozomların görüntüsü bilgisayara aktarılarak kromozomlar incelenir. Buna karyotip analizi denir. Karyotip analizi sonucunda kromozomal bozukluklar varsa saptanabilir.
.png)