Arama Sonuçları
Boş arama ile 134 sonuç bulundu
- SINIFLANDIRMA YAKLAŞIMLARI | selinhoca
KONULAR SINIFLANDIRMA YAKLAŞIMLARI PDF İNDİR SINIFLANDIRMA YAKLAŞIMLARI
- BİTKİLERDE BÜYÜME | selinhoca
KONULAR BİTKİLERDE BÜYÜME PDF İNDİR BİTKİLERDE BÜYÜME
- DUYU ORGANLARI - KULAK | selinhoca
KONULAR DUYU ORGANLARI - KULAK PDF İNDİR KULAK ✔ Kulak, işitme ve dengede görev alan duyu organdır. ✔ Dıştan içe doğru üç kısımdan oluşmuştur. 1) Dış Kulak (Ses gaz ile taşınır.) ✔ Kulak kepçesi, kulak yolu ve kulak zarından oluşur. Kulak kepçesi: Ses dalgalarını toplayarak, kulak yoluna iletir. Kulak yolu: Kulak kepçesini kulak zarına bağlar. Kulak yolu içerisinde bez epiteli bulunur. Bunun salgısı kulak yolunu nemli tutar ve kulak zarının esnekliğini artırır. Kulak zarı: Kulak yolundan gelen ses dalgalarını kuvvetlendirerek orta kulağa iletir. 2) Orta Kulak (Ses katı ile taşınır.) ✔ Kulak zarı ile oval pencere arasında kalan bölümdür. ✔ Çekiç – örs – üzengi kemikleri ile östaki borusundan oluşur. Çekiç – örs – üzengi kemikleri: Kulak zarından gelen ses dalgalarını kuvvetlendirerek oval pencereye iletir. Bu kemikler vücudumuzun en küçük kemikleridir. Östaki Borusu: Orta kulağı yutağa bağlayan borudur. Yutağa açıldığı yerde kapakçıklar vardır. Esneme, yutkunma ve ani basınç değişikliklerinde kapakçıklar açılır. Bu şekilde kulağın basıncını ayarlar. 3) İç Kulak (Ses sıvı ile taşınır.) ✔ Hem işitme hem de denge ile ilgili yapılar bulunur. ✔ Oval pencere ile başlar. Kendi aralarında bağlantılı birçok zar ve kemikten oluşur. Salyanoz (kohlea): İç kulaktaki işitme ile ilgili kısımdır. Salyangoz içerisinde birbirlerinden zarlarla ayrılan üç kanal bulunur. Bu kanalların tepe noktaları ortaktır. ✔ Vestibular kanal --> Tabanı oval pencereye bağlanır. İçerisinde perilenf sıvısı bulunur. ✔ Kohlear Kanal --> Ortadadır. İçerisinde endolenf sıvısı bulunur. ✔ Timpanik Kanal --> Tabanı yuvarlak pencereye bağlanır. İçerisinde perilenf sıvısı bulunur. ✔ Perilenf proteince zengin, endolenf klorca zengin bir sıvıdır. ✔ Kohlear kanal içinde işitmeyi sağlayan korti organı bulunur. Korti organının serbest ucu tüylerle kaplıdır. Bu tüylerde reseptörler bulunur. Ses dalgalarının endolenf sıvısını titreştirmesi ile tüyler titreşir ve ses algılanır Yarım daire kanalları: İç kulaktaki denge merkezidir. İçi endolenf sıvısı ile doludur. Yarım daire kanallarının uç noktolarına ampulla denir. Yarım daire kanalları birbirine tulumcuk ile tulumcuk da kesecik ile bağlantılıdır. Kesecik ise salyangoza bağlanır. Kesecik ve tulumcuk içinde CaCO3 tan oluşmuş otolit taşları vardır. Ayrıca uçları sinir hücreleri ile bağlantılı tüylü hücreler bulunur. Bu hücreler hem endolenf sıvısı hem de otolit taşlarının hareketini algılayarak beyinciğe impulslar gönderir. Beyincik de aldığı uyarıları değerlendirerek vücudun dengesini ayarlar.
- POPÜLASYON EKOLOJİSİ | selinhoca
KONULAR POPÜLASYON EKOLOJİSİ PDF İNDİR Popülasyon Ekolojisi ✔ Belirli bir alanda yaşayan aynı tür canlılar topluluğuna popülasyon denir. Ekosistemin en küçük birimi popülasyondur. Popülasyonun Yoğunluğu: Popülasyondaki birim alan ya da birim hacimdeki birey sayısıdır. Örnek: Bir bölgedeki metrekaredeki arpa sayısı. Popülasyon yoğunluğu göçler, doğum ve ölümden etkilenir. Bu etkilenme yoğunluğu artırıp azaltabilir. ✔ Bir popülasyon içindeki birey sayısı sabit değildir. Birey sayısı çeşitli faktörlerin etkisi ile değişiklik gösterir. Bu faktörlere popülasyon dinamikleri denir. Popülasyon Büyüklüğü: Popülasyonu oluşturan birey sayısıdır. Doğum oranı, ölüm oranı ve göçler olmak üzere üç temel etkenin kontrolünde değişir. ✔ Doğum oranı: Birim zamanda üreme yoluyla popülasyona katılan birey sayısıdır. ✔ Ölüm oranı: Birim zamanda ölüm yoluyla popülasyondan ayrılan birey sayısıdır. ✔ Göçler: İçine ve dışına olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Popülasyon Büyüklüğündeki Değişme = (Doğum + İçe Göç) – (Ölüm + Dışa Göç) A = B --> Popülasyon Dengede A > B --> Popülasyon Büyür A < B --> Popülasyon Küçülür. Bu durum uzun süre devam ederse popülasyon yok olabilir. POPÜLASYON BÜYÜME GRAFİKLERİ S Tipi Gelişme Grafiği: Çevresel sınırlamalar nedeniyle ölüm oranı artan, doğum oranı azalan popülasyonlarda görülen grafiktir. Birey sayısı her zaman geometrik olarak artmaz. Grafikte dört evre gözlenir. I. Kuruluş Evresi (Pozitif Artış): Çevreye alışma, yuva kurma gibi nedenlerle çiftleşme oranı düşüktür. II. Logaritmik Artış Evresi (Geometrik): Üreme yaşına ulaşmış bireyler fazladır. Doğum oranı yüksektir. III. Negatif Artış Evresi: Çevresel şartlar (rekabet, besin kıtlığı, hastalık) nedeniyle popülasyonun artış hızı geriler. IV. Denge Evresi: Popülasyon dengelenmiş ve taşıma kapasitesine ulaşmıştır. J Tipi Gelişme Grafiği: Böceklerde ve bazı omurgasızlarda görülür. Popülasyonda çevresel sınırlamalar olmadığında birey sayısı geometrik olarak artar. ✔ Hızlı bir kuruluş evresi vardır. Denge evresi yoktur. Diğer evreleri S tipiyle aynıdır. Taşıma kapasitesi: Çevre şartlarında ve habitatta değişiklik olmadığı varsayılarak bir bölgede yaşayabilecek maksimum birey sayısıdır. ✔ Bir popülasyondaki birey sayısı taşıma kapasitesine yaklaştıkça çevre direnci artış gösterir. Bu durum popülasyon büyüklüğünün belli sınırlar arasında kalmasına neden olur. Popülasyondaki Bireylerin Hayatta Kalma Eğrisi: Her popülasyon için hayatta kalma eğrisi farklıdır. Bu durum canlının dayanıklılığı ve yaşam yerindeki diğer faktörler ile alakalıdır. Aynı popülasyonun farklı yaşam koşullarındaki hayatta kalma eğrisi de farklı olabilir. Tip I: Yavru ve erginlik döneminde hayatta kalma oranı yüksek canlıların oluşturduğu popülasyondur. Ölüm oranı yaş ilerledikçe artmaktadır. Yavru bakımı görülen ve az yavru oluşturan popülasyonlardır. Örnek: Memeli Tip II: Ölüm oranı her yaşta aynı olan popülasyondur. Örnek: Çok yıllık bitki, bazı kemirgenler, bazı omurgasızlar, bazı kuşlar ve sürüngenler Tip III: Yavru dönemde hayatta kalma ihtimali düşük olan popülasyondur. Yavrular ebeveynleri tarafından korunmadığından ve yavrulama çok fazla görüldüğünde hayatın erken yaşlarında daha çok ölüm görülür. Örnek: Böcekler, pek çok deniz omurgasızı ve balıklar Popülasyon Dalgalanmaları: Bir bölgeye popülasyon yerleştikten ve dengeye ulaştıktan sonra birey sayısındaki değişmeler devam eder. Bu değişikliklere popülasyon dalgalanmaları denir. Popülasyon dalgalanmaları düzenli ya da düzensiz olabilir. Düzensiz değişmeler önceden bilinemez. Düzenli değişmeler mevsimsel veya birkaç yıllık periyotlar halinde olabilir. Popülasyon Dağılımı: Bir popülasyonu oluşturan bireylerin belirli bir oranda gösterdikleri yerleşme biçimidir. ✔ Kümeli Dağılım: En yaygın olan dağılım şeklidir. Çevre ihtiyaçlarına göre kümelenme gözlenir. Örneğin; bitkiler gelişmenin daha iyi olacağı yerlerde kümelenirler. ✔ Düzenli Dağılım: Yaygın değildir. Örneğin; hayvanlar alan savunma davranışları nedeniyle düzenli dağılım gösterir. ✔ Rastgele Dağılım: Popülasyondaki bireyler arasında etkileşim bulunmaz. Her birey kendine en uygun ortamı seçer. Popülasyon Yaş Dağılımı: Yaş dağılımı bireylerin üreme özelliklerine göre yapılır. ✔ Genç Bireyler: Üreme olgunluğuna erişmemiş bireylerdir. ✔ Ergin Bireyler: Üreme yeteneğindeki bireylerdir. ✔ Yaşlı Bireyler: Üreme yeteneğini kaybetmiş bireylerdir. Popülasyondaki yaş dağılımlarının birey sayılarının yüzde olan değerleriyle yaş piramitleri oluşturulur. ✔ Büyüyen Popülasyon: Genç birey sayısı daha fazladır. Geniş tabanlı yaş piramidi görülür. ✔ Dengede Popülasyon: Farklı yaş gruplarının birey sayıları eşittir. ✔ Gerileyen Popülasyon: Yaşlı bireylerin sayısı genç bireylerin sayısından fazladır. Dar tabanlı yaş piramidi görülür.
- DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ | selinhoca
KONULAR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ PDF İNDİR Huxley’in Kayan İplikler Modeline Göre Çizgili Kasın Kasılması ✔ Bu modele göre kasılma aktin ipliklerinin miyozin iplikleri üzerinde kaymasıyla gerçekleşir. ✔ Aktin ve miyozin ipliklerinin beraber oluşturdukları yapıya aktomiyozin denir. I Bandı: Sadece aktin ipliklerinin olduğu bölgedir. Açık renkte görülür. A Bandı: Miyozin ve aktin ipliklerinin beraber bulunduğu bölgedir. Kasılma ve gevşeme sırasında boyu değişmez ve daima miyozin ipliklerinin boyu kadardır. Koyu renkle görülür. H Bandı: Sadece miyozin ipliklerinden oluşur. Z Çizgisi: Aktin ipliklerini tam ortasından enine kesen çizgidir. Sarkomer: İki Z çizgisi arasında kalan bölgedir. Kasın kasılma birimini oluşturur. Kasılma Sırasında Gerçekleşen Olaylar ✔ Z çizgileri birbirine yaklaşır. ✔ Sarkomer daralır. ✔ I Bandı kısalır. ✔ H Bandı kısalır. (Görülmez, kaybolur.) ✔ A Bandı değişmez. ✔ Kasın boyu kısalır. Gevşeme Sırasında Gerçekleşen Olaylar ✔ Z çizgileri birbirinden uzaklaşır. ✔ Sarkomer genişler. ✔ I Bandı uzar. ✔ H Bandı uzar. ✔ A Bandı değişmez. ✔ Kasın boyu uzar. Kasılma ve Gevşeme Sırasında Ortak Görülen Olaylar ✔ A bandının boyu değişmez. ✔ Kasın kütlesi ve hacmi değişmez. ✔ Aktin ve miyozin ipliklerinin boyu değişmez. ✔ Solunum yapılır. ✔ ATP harcanır, CO2 ve ısı üretilir. ✔ Miyozin yeri değişmez ancak aktinin yeri değişir. Kasın Çalışması Sırasında Görülen Olaylar ✔ Kaslar beyinden gelen sinirlerle uyarılır. ✔ Sarkolemmaya gelen sinir uçlarından asetilkolin ve nöradrenalin gibi nörotransmitter maddeler salgılanır. ✔ Bu kimyasal maddeler sarkolemmanın Na+ iyonlarına geçirgenliğini artırır. (Depolarizasyon) ✔ Depolarizasyon, kas hücrelerindeki sarkoplazmik retikulumu etkileyerek Ca+2 iyonlarının aktin ve miyozin iplikleri üzerine salınmasına yol açar. ✔ Ca+2 iyonları miyozin üzerindeki ATP sentaz enzimini aktif ederek ATP’nin hidrolizini başlatır. Bunun sonucunda ADP, P ve enerji elde edilir. ✔ Açığa çıkan enerji aktinlerin miyozin üzerinde kaymasını ve böylece kasın kasılmasını sağlar. ✔ Daha sonra Ca iyonları aktif taşıma ile sarkoplazmik retikuluma döner ve kas gevşemeye başlar. (Bu sırada aktif taşıma yapıldığında kasın gevşemesi sırasında da enerji harcanır.) ✔ Kastaki herhangi bir metabolik bozukluk Ca iyonlarının sarkoplazmik retikulumdan dışarı sızmasına ve endoplazmik retikulum içerisinde tekrardan alınamamasına yol açar. Bu da kasın kasılı kalmasına neden olur. Vücuttaki tüm kasların, ölümden sonra katılaşmasının sebebidir. Buna ölüm katılığı (Rigor Mortis) denir. ROMATİZMA ✔ Sebep: Bağışıklık mekanizmasında meydana gelen bozukluktur. Çok fazla çeşidi vardır. En bilineni eklem romatizmasıdır. Eklem sağlığı ürünleri ✔ Sonuç: Eklemlerde şişlik, ağrı ve sıcaklık ile belirti verir. ✔ Tedavi: Kronik bir hastalıktır. Tanı konduktan sonra ilaçla tedavi edilmeye çalışılmaktadır. KİREÇLENME ✔ Sebep: Eklemlerde bulunan kıkırdak yapının zarar görmesi ve eklem sıvısının azalması sonucu ortaya çıkar. ✔ Sonuç: Hareket problemleri. ✔ Tedavi: ilaç, sağlıklı ve dengeli beslenme, spor KRAMP ✔ Sebep: Kaslara aniden ağır bir çalışma ile yüklenildiğinde kas hücrelerinde yeterli besin ve oksijen sağlanamaması, mineral kaybı durumunda kramp oluşur. ✔ Sonuç: Hareket problemleri. ✔ Tedavi: Kramp bölgesini rahatlatmak amacı ile masaj uygulamak. Eğer krampa neden olan bir mineral eksikliği ise o minerali besin olarak almak. KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ) ✔ Sebep: Genetik nedenler, yaşlılık sonucu kemik hücresi kaybı, D vitamini eksikliği, mineral eksikliği ile kemik ara maddesinin azalması kemik erimesinin nedenleri arasındadır. Ayrıca, menopoz döneminden sonra östrojen hormonunun azalmasıyla da başlayabilir. ✔ Sonuç: Kemikler zayıflar ve kolay kırılır. ✔ Tedavi: Güneş ışığından faydalanma, düzenli fiziksel aktiviteler ve yeterli oranda protein ve kalsiyum, mineral ve vitamin alımı bu hastalık yavaşlatabilir. KIRIK ✔ Sebep: Kemik bütünlüğünün, vurma, çarpma, düşme sonucu bozulmasıdır. ✔ Tedavi: Tedavisi platin çubuklar, alçıya alma ile kemiğin kaynaşmasını sağlama, doku mühendisliği ile kırık bölgenin kemik yamalarla onarma ve protez kullanımı ile sağlanmaktadır. ÇIKIK ✔ Sebep: Kemiklerin eklem yerlerinden ayrılmasıdır. Oynar eklemlerdeki eklem bağlarının ve eklem kapsülünü zorlayan bir harekette bulunulması sonucunda gerçekleşebilir. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik ve morluk gözlenir. ✔ Tedavi: Çıkık durumlarına göre ameliyata kadar değişlik tedaviler vardır. BURKULMA ✔ Sebep: Eklemlerin çevresinde yer alan bağların ani bir hareket sonucu kısmen yırtılması olayıdır. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik ve morluk gözlenir. ✔ Tedavi: Burkulma durumlarına göre farklı tedaviler vardır. İlaç, hareket etmeme, buz tedavisi, ameliyat. MENİSKÜS ✔ Sebep: Diz eklemlerinde kıkırdak yapılı olan yük ve eklem dengesi sağlayan iki adet menisküs bulunur. Bu yapıların yırtılmasıdır. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik, hareket problemi. ✔ Tedavi: Ameliyat.
- İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - BEYİN | selinhoca
KONULAR İNSANDA SİNİR SİSTEMİ - BEYİN PDF İNDİR İNSANDA SİNİR SİSTEMİ İnsanda sinir sistemi merkezi sinir sistemi (MSS) ve çevresel sinir sistemi (ÇSS) olmak üzere ikiye ayrılır. Sinir Sistemi Kitapları A) MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ ✔ Beyin ve omurilikten oluşur. ✔ Duyu nöronları ile gelen uyarıları değerlendirerek uyarılara uygun cevap oluşturur. ✔ Ara nöronlardan oluşmuştur. 1) BEYİN ✔ Kafatası kemikleri ile korunan merkezi sinir sistemi organıdır. ✔ Deneyimler (depolanmış bilgi) , şimdiki ve gelecek olaylar hakkında bilinçli deneyim oluşturabilen tek organdır. ✔ Ön, orta ve arka olmak üzere üç kısımda incelenir. Beyin Zarları: Beyin, bağ dokudan oluşmuş 3 zarla korunur. Kafatası altında bulunan bu zarlara meninges denir. ✔ Sert Zar: Beyinin en dışında bulunan zardır. Beyni mekanik etkilerden, yaralanma ve zedelenmelerden korur. ✔ Örümceksi Zar: Sert zar ile ince zar arasında bulunur. Sert zar ile ince zarı birbirine bağlar. ✔ İnce Zar: En içteki zardır. Beynin tüm girinti ve çıkıntılarına girmiştir. Yapısında bol miktarda kan damarı vardır. Bu kan damarları beynin beslenmesini sağlar. BOS (Beyin – Omurilik Sıvısı) ✔ Örümceksi zar ile ince zar arasında bulunarak beyin ve omuriliği sarar. ✔ Kan basıncının etkisi ile kılcal damarlardan çıkmış bir sıvıdır. Görevleri ✔ Beyin ile omuriliği darbe ve sarsıntılara karşı korur. ✔ Beyin ve omurilikte metabolizma sonucu oluşmuş atık maddelerin kana geçmesini sağlar. ✔ Beyin ve omuriliğin beslenmesi için gerekli maddeleri kandan alarak süzer. ✔ Merkezi sinir sisteminin iyon dengesinin sağlanmasında rol oynar. 1) Ön Beyin ✔ Beynin en büyük kısmıdır. Bu nedenle büyük beyin de denir. ✔ Diğer beyin bölümlerini üsten örter. ✔ Uç beyin ve ara beyin olmak üzere iki kısımda incelenir. a) Uç Beyin ✔ Önden arkaya doğru uzanan bir yarıkla sağ ve sol olmak üzere iki yarım küreye ayrılmıştır. ✔ Bu yarım küreler aksonlarla birbirine bağlıdır. Üstteki bağ --> nasırlı cisim Alttaki bağ --> beyin üçgeni ✔ Beyin yarım kürelerini enine ayıran derin bir yarık bulunur. Bu yarığa rolando yarığı denir. Beyin Yarım Kürelerinin Enine Kesitinin Yapısı ✔ Dış kısmı boz, iç kısmı ak maddeden oluşmuştur. ✔ Ak madde: Miyelinli sinirlerin aksonlarından meydana gelmiştir. Bu bölgenin beyaz olmasının sebebi lipitçe zengin miyelinlerin bulunmasıdır. ✔ Boz madde: Miyelinsiz nöron gövdelerinden oluşmuştur. Bu bölgeye korteks (kabuk) denir. Beynin kabuk kısmı çok sayıda kıvrıma sahiptir. Bu kıvrımlar boz maddenin yüzey alanını artırır. Uç Beyinin Görevleri ✔ Zeka ✔ Hafıza ✔ Yazı yazma ✔ İstemli hareket etme ✔ Duyu organlarından gelen bilgilerin değerlendirilmesi ✔ Öğrenme ✔ Karar verme ✔ Bilinçli davranış ✔ Duyusal olarak çevrenin farkında olma gibi görevleri vardır. Beyin yarım küreleri vücudun zıt tarafını kontrol eder. b) Ara Beyin ✔ Beyin yarım küreleri arasında kalır. Epitalamus, talamus ve hipotalamus olmak üzere 3 kısımdan oluşmuştur. Homeostazi Düzenleme Kitabı Epitalamus: Talamusun arka kısmında bulunur. İnce bir uzantısı vardır. Bu uzantı epifiz bezi (pineal bez)’dir. Epifiz bezi melatonin hormonu salgılar. Talamus: Duyu organlarından gelen bilgilerin toplanma ve dağılım merkezidir. ✔ Koku duyusu dışındaki tüm duyular burada sınıflandırılır. Uç beyinde bulunan duyu merkezlerine iletir. Koku ise talamusa uğramadan direkt uç beyindeki değerlendirme merkezine geçer. ✔ Ayrıca uyanık durumdan uykuya geçişi sağlar. Hipotalamus: Homeostasinin sağlanmasında görevlidir. Görevleri ✔ Termostat görevi yaparak vücut sıcaklığını düzenler. ✔ Susama merkezi içerir. Vücudun su dengesinin düzenlenmesinde görev yapar. (OB ve idrar miktarını ayarlama) ✔ Uykunun devam etmesini sağlar. ✔ Açlık, tokluk ve iştahın düzenlenmesinde rol oynar. ✔ Korku, hiddet ve heyecanın düzenlenmesini sağlar. ✔ Üreme ve cinsel davranışları düzenler. ✔ Kan basıncını ve kalbin ritim atışını düzenler. ✔ Çevresel sinir sisteminin duyu ile ilgili aktivitelerini düzenler. ✔ Hipofiz bezini kontrol ederek hormonal denge üzerinde etkilidir. Hipofiz bezinin arka lobundan salgılanan hormonlar hipotalamusta üretilir. Ayrıca hipotalamusta üretilen özel hormonlar hipofiz bezinin ön lobundan hormon salgılanmasını kontrol eder. ✔ Karbonhidrat ve yağ metabolizmasını ayarlar. Sinir Sistemi Kitapları 2) Orta Beyin ✔ Ara beyin ile pons arasında bulunan bölgedir. ✔ Beynin bu bölümünden ön beyin ile arka beyin arasında bağlantı kuran sinirler geçer. Görevleri ✔ Görme ve işitme ile ilgili refleksleri düzenler. Yan taraftan yaklaşan bir cismin görüntüsünü beyin daha oluşturmadan kafa o yöne döner. Fazla ışıkta göz bebeğinin küçülmesi, az ışıkta büyümesi Ses duyan köpeğin kulaklarının dikilmesi ✔ Kas tonusu ve vücut duruşunu düzenleyen merkezler bulunur. 3) Arka Beyin ✔ Beyincik, pons ve omurilik soğanından meydana gelmiştir. a) Beyincik ✔ Arka kafa çukurunun içinde omurilik soğanının üstünde bulunan iki yarım küreden meydana gelmiş bölgedir. ✔ Dış kısmı boz, iç kısmı ak maddeden oluşmuştur. ✔ Hareket ve denge merkezidir. ✔ İskelet sistemi, kulak ve görme merkezinden bilgileri alarak koordinasyonlu bir şekilde hareket etmemizi sağlar. Beyinciği hasar görmüş bir insanda; ✔ Ayakta dururken ya da yürürken sallanma ✔ Bir cisme doğru uzanan elin dengesiz hareket etmesi ✔ Hareket eden bir cismi izleyememesi gibi belirtiler ortaya çıkmıştır. ✔ Bebekler ancak beyincik geliştikten sonra oturma , ayakta durma ve yürüme gibi faaliyetler gösterebilir. b) Pons (Varoli Köprüsü) ✔ Orta beyinle omurilik soğanı arasında bulunur. ✔ Enine tabakalaşmış kalın sinir demetlerinden oluşur. ✔ Sadece memelilerde bulunur. Görevleri ✔ Beyinciğin yarım kürelerini birbirine bağlar. ✔ Omurilik soğanındaki solunum merkezi ile birlikte çalışır. c) Omurilik Soğanı ✔ Beyinciğin altında, omurilik ile pons arasında bulunur. ✔ Dış kısmı ak, iç kısmı boz oluşmuştur. Bu yapısı ile omuriliğe benzer. ✔ Omuriliğin başlangıç yeri şeklindedir. ✔ Beyinden çıkan sinirler burada çapraz yapar. Bu durum beynin sağ tarafının vücudun sol tarafını; sol tarafının da vücudun sağ tarafını kontrol etmesini sağlar. Görevleri ✔ Solunum , sindirim, dolaşım gibi yaşamsal olayların düzenlenmesini sağlar. ✔ Yutma, kusma, hapşırma, öksürme gibi refleksleri kontrol eder. ✔ Orta beyin, pons ve omurilik soğanının tamamına beyin sapı denir. Beyin kabuğuna doğru uzanan ve beyin kabuğundan omuriliğe doğru giden tüm sinirler beyin sapından geçmek zorundadır.
- DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - KEMİK - KIKIRDAK - EKLEM | selinhoca
KONULAR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - KEMİK - KIKIRDAK - EKLEM PDF İNDİR KEMİK DOKU ✔ Embriyonik dönemde iskelet kıkırdak yapılıdır. Daha sonra kemikleşme görülür ve kemik doku oluşur. ✔ Kemik doku hücreleri olan osteositler lakün adı verilen boşluklarda bulunur. ✔ Organik ve inorganik maddelerden oluşan osein adında ara maddesi vardır. ✔ Kemiklerin dışında periost denilen kemik zarı yer alır. Kemiğin enine büyümesini ve onarılmasını sağlar. Görevleri ✔ Vücuda şekil verir ve desteklik sağlar. ✔ Kas ve eklemlerle birlikte hareketi sağlar. ✔ İç organları korur. ✔ Kan hücrelerini üretir. ✔ Mineral depolar. Kemik Doku Çeşitleri Sıkı (Sert) Kemik Doku ✔ Uzun kemiklerin gövdesinde kısa yassı ve düzensiz şekilli kemiklerin dışında bulunur. ✔ Osteositler halkasal görünüm oluşturmuş ve sıkı sıkıya bağlıdır. ✔ Osteositlerin ortasından havers kanalları geçer. Bu kanallar da volkmann kanalları ile birbirine bağlanır. Bu kanallardan kan damarları ve sinirler geçer. Süngerimsi Kemik Doku ✔ Uzun kemiklerin uç kısmında; kısa, yassı ve düzensiz şekilli kemiklerin iç kısmında bulunur. ✔ Boşluklu yapıdadır. Bu boşluklar kırmızı kemik iliği ile doludur. Kemik Çeşitleri Uzun Kemik ✔ Kol ve bacaklarda bulunur. ✔ Baş kısmı ile gövde arasında epifiz plağı bulunur. Kemiğin büyümesini sağlar. ✔ Sıkı kemik dokunun ortasında sarı kemik iliği vardır. Yassı Kemik ✔ Kalınlığı az olan yassılaşmış kemiklerdir. ✔ Kafatası, kaburga, kürek ve kalça kemiği yassı kemiktir. Kısa Kemik ✔ Boy ve genişliği birbirine yakın olan kemiklerdir. ✔ El ve ayak bilek kemikleri kısa kemiktir. Düzensiz Şekilli Kemik ✔ Yapı olarak kısa ve yassı kemiklere benzerler. ✔ Omurlar ve bazı yüz kemikleri düzensiz şekilli kemiklerdir. ✔ Kırmızı kemik iliği, sıkı kemik doku, süngerimsi kemik doku, periost tüm kemiklerde ortak olarak bulunan yapılardır. Kemiklerin Gelişimine Etki Eden Faktörler ✔ Hormonlar ✔ Vitaminler ✔ Mineraller ✔ Genetik Faktörler ✔ Güneş Işığı ✔ Dengeli Beslenme ve Spor KIKIRDAK DOKU ✔ Kıkırdak doku hücrelerine kondrosit, ara maddesine kondrin denir. ✔ Yapısında kan damarı bulunmadığından bağ dokudan difüzyon ile beslenir. Atık maddelerini de aynı şekilde uzaklaştırır. Bağ dokusu takviyeleri Kıkırdak Doku Çeşitleri Hiyalin Kıkırdak: Ara maddesinde kollejen lif içeren çok sayıda hücreden oluşmuş, basınca dayanıklı kıkırdaktır. ✔ Embriyo iskeleti, soluk borusu, burun, kemiklerin eklem başları, kaburga uçlarında bulunur. Elastik Kıkırdak: Ara maddesinde elastik lifler bulunan, esnek kıkırdaktır. ✔ Kulak kepçesi, kulak yolu, östaki borusu, epiglotis bulunur. Fibröz Kıkırdak: Ara maddesinde kollejen lif bulunan az sayıda hücreden oluşmuş, basınç ve çekmeye karşı dayanaklı kıkırdaktır. ✔ Omurlar arası disklerde, köprücük kemiği gibi kemiklerin eklem bölgelerinde bulunur. EKLEMLER VE ÇEŞİTLERİ ✔ İki ya da daha fazla kemiğin birbiriyle bağlantı kurduğu bölgelere eklem denir. Eklem Çeşitleri Oynar Eklem ✔ Kol ve bacaklarda bulunan hareket yetenekleri en fazla olan eklemlerdir. ✔ Kemiklerin eklem yapan yüzeylerinde eklem kıkırdağı bulunur. Kemiklerin hareketi sırasında aşınmayı önler. ✔ Eklem bölgesinde bağ dokudan yapılmış eklem kapsülü bulunur. ✔ Eklem kapsülünün iç bölgesinde sinovial zar vardır. Bu zardan eklemin hareketi sırasında kemiklerin aşınmasını önleyen sinovial sıvı üretilir. Eklem sağlığı ürünleri Yarı Oynar Eklem ✔ Oynar eklemlere göre hareket yetenekleri sınırlı eklemlerdir. ✔ Boyun göğüs ve omurlar arasında bulunur. ✔ Kemikler arasında sürtünerek aşınmayı önleyen kıkırdaktan oluşmuş diskler bulunur. Oynamaz Eklem ✔ Hareket yeteneği olmayan eklemlerdir. ✔ Kafatası, yüz kemikleri (alt çene hariç), kalça kemiği arasından bulunur. ✔ Kemikler testere dişlisi şeklinde birbirine bağlanmıştır. ✔ Yetişkin bir insanın iskeletinde 206 tane kemik bulunur. Bebeklerdeki kemik sayısı daha fazladır (350). Büyüdükçe kemikler birbiri ile kaynaşarak kemik sayısı azalır. ✔ İnsan iskeleti; üyeler ve eksen iskeleti olmak üzere iki kısımdan oluşur. ✔ Eksen İskeleti: Baş ve gövdeden oluşur. Baş İskeleti: Kafatası ve yüz kemiklerinden oluşur. Gövde İskeleti: Omurga (33 tane omur kemiği), kaburga (12 çift), göğüs kemiği, omuz kemiklerinden oluşur. ✔ Üyeler İskeleti: Kalça kemikleri, kol, bacak, el ve ayak kemiklerinden oluşur. ✔ Vücudumuzun en küçük kemikleri kulakta bulunur. Bunlar çekiç, örs ve üzengi kemikleridir. ✔ Tüm memelilerin boynunda 7 omur vardır.
- DOLAŞIM SİSTEMİ - KÜÇÜK VE BÜYÜK KAN DOLAŞIMI | selinhoca
KONULAR DOLAŞIM SİSTEMİ - KÜÇÜK VE BÜYÜK KAN DOLAŞIMI PDF İNDİR KAN DOLAŞIMI İnsanda kan dolaşımı küçük ve büyük kan dolaşımı olmak üzere ikiye ayrılır. Küçük Kan Dolaşımı İbn Nefs tarafından keşfedilmiştir. ✔ Kalp ve akciğerler arasında yapılır. ✔ Amacı kanın temizlenmesini sağlamaktır. Büyük Kan Dolaşımı ✔ Kalp ile vücut arasında olur. ✔ Amacı, besin maddelerini ve oksijeni hücrelere, atık maddeleri boşaltım organlarına taşımaktır. ✔ Her organa bir atar bir de toplardamar girişi vardır. (karaciğer hariç) ✔ Aort kalpten çıktıktan sonra dallanarak çeşitli atardamarlar halinde organlara giriş yapar. Bu sırada kılcal damar haline gelmediğinden içeriği değişmez. (Böbrek atardamarı, karaciğer atardamarı…) ;Organ içerisinde kılcal damar haline gelen damarlarda madde alışverişi gerçekleşir ve atık maddeler toplardamarda birleştirilerek kalbe geri dönüş yapar. ✔ Sindirim organlarından çıkış yapan toplardamar ise kalbe dönüş yapmadan önce karaciğere uğrar.(kapı toplar damarı) Karaciğerden karaciğer toplardamarı halinde ayrıldıktan sonra kalbe giriş yapar. ✔Kalbe gelen bir madde vücuda dağılmadan önce akciğere uğramak zorundadır. (Küçük kan dolaşımı) Örneğin; Böbrekte üretilen bir maddenin karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Böbrek --> Kalp --> Akciğer --> Kalp --> Karaciğer Örneğin; Pankreasta üretilen insülin hormonunun karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Pankreas --> Karaciğer (Kalp ve akciğere uğramaz çünkü, pankreas sindirim organıdır ve karaciğer ile arasında bağlantı vardır.)
- İNORGANİK MADDELER SU VE MİNERALLER | selinhoca
KONULAR İNORGANİK MADDELER SU VE MİNERALLER PDF İNDİR İNORGANİK MADDELER
- YAPRAK - BİTKİLERİN YAPISI | selinhoca
KONULAR YAPRAK - BİTKİLERİN YAPISI PDF İNDİR BİTKİLERİN YAPISI - YAPRAK
.png)