Arama Sonuçları
Boş arama ile 143 sonuç bulundu
- KİTAPLARIM | selinhoca
TYT BİYOLOJİ DERS NOTLARI SATIN AL 9. SINIF BİYOLOJİ SORU BANKASI SATIN AL AYT BİYOLOJİ DERS NOTLARI SATIN AL TYT BİYOLOJİ DENEMELERİ 50 x 6 SATIN AL AYT BİYOLOJİ DENEMELERİ 25 x 13 SATIN AL
- Madde ve Enerji Akışı | selinhoca
PDF İNDİR TABLET ANLATIMI İZLE ÖZEL DERS ANLATIMI İZLE CANLILAR ARASINDAKİ BESLENME İLİŞKİSİ ✔ Canlılarda üç şekilde beslenme görülür. 1) Ototrof 2) Heterotrof 3) Hem ototrof hem heterotrof 1) İnorganik maddeleri kullanarak organik maddeleri üreten ve böylece, kendi besinini kendisi üreten canlılara ototrof denir. ✔ Ototrof canlılar, organik maddeyi üretme şekilerine göre ikiye ayrılır. Bunlar fotoototrof ve kemoototroftur. ✔ Fotoototroflar fotosentez yapar ve klorofil pigmentine sahiplerdir. ✔ Kemoototroflar ise kemosentez yapar ve prokaryotlardır. 2) Organik maddeleri beslenme yolu ile dışarıdan hazır alan canlılara heterotrof denir. Heterotrof canlılar beslenme şekillerine göre holozoik, saprofit ve parazit olmak üzere üçe ayrılır. ✔ Holozoik canlılar, besinlerini büyük parçalar halinde alır; sindirim sistemlerinde parçalayarak kullanırlar. Hayvanlar holozoik canlılardır. Besin çeşitlerine göre etçil (karnivor), otçul (herbivor) ve hepçil (omnivor) olarak üç gruba ayrılırlar. ✔ Saprofit canlılar, güçlü sindirim enzimlerine sahiplerdir. Sindirim enzimlerini hücre dışına salgılayarak organik maddelerin zardan geçebilecek boyutlara küçültürler. Daha sonra solunum metabolizmaları ile inorganik madde haline getirerek hücre dışına bırakırlar. Böylece organik maddeleri inorganik hale getirerek yeniden kullanabilir hale getirirler. Ototroflar için inorganik madde elde ederler. Madde döngülerinin gerçekleşmesinde çok büyük öneme sahiplerdir. Bazı bakteri ve mantarlar saprofittir. ✔ Parazit canlılar, sindirim enzimlerine sahip olmadıklarından sindirilmiş besinlerin hazır olarak bulunduğu yerlerde yaşarlar. Başka canlıların içinde ya da üzerinde yaşayarak canlının besinlerini alırlar ve canlıya zarar verirler. Aynı zamanda patojen (hastalık yapıcı) özellik gösterirler. Bazı bakteri, protista, mantar, bitki ve hayvanlar parazittir. 3) Fotosentez yaparak ototrof, besinini dışarıdan hazır alarak heterotrof beslenen canlılar hem ototrof hem heterotrof canlılardır. Öglena ve böcekçil bitki en önemli örnekleridir. Madde ve Enerji Akışı ✔ Ekosistemin biyotik faktörleri ekosistemin dengede kalmasını sağlar. Bu canlılardan herhangi birinin sayısının artması ya da azalması diğerlerini de olumlu ya da olumsuz olarak etkiler. ✔ Ekosistemdeki her canlının üretmiş olduğu organik maddeye biyomas ya da biyokütle denir. ✔ Biyokütle, bir canlıdan diğer canlıya besin yolu ile aktarılır. Bu aktarım sırasında biyokütlenin ve biyokütle içindeki kimyasal bağda bulunan enerjinin yaklaşık %90’ı kaybolur. %10’luk bir kısmı canlı vücuduna katılabilir. ✔ Ekosistemdeki madde ve enerji akışı her beslenme düzeyinde azaldığından besin piramitleri elde edilir. ✔ Besin piramidinin en altında daima ototroflar, diğer basamaklarında heterotroflar bulunur. Saprofitler ise belirli bir basamakta bulunmaz, her basamağa etki edebilirler. ✔ Piramitteki her bir basamağa trofik düzey denir. Besin Piramidinde Aşağıdan Yukarıya Doğru Gidildikçe ✔ Canlı sayısı azalır. ✔ Biyomas azalır. ✔ Canlıların vücut büyüklüğü artar. (Genellikle) ✔ Canlıların üreme hızı azalır. ✔ Aktarılan enerji miktarı azalır. ✔ Zehirli madde birikimi artar. Besin Zinciri ✔ Bir ekosistemde madde ve enerji akışı doğrultusunda canlıların sıralanması ile oluşan zincirdir. Besin Ağı ✔ Birden fazla besin zincirinin kesişmesi ile oluşan karmaşık zincirdir. Kilit Taşı Tür ✔ Besin ağındaki türler ekosistemin dengesi açısından birbirine bağımlıdır ve bazı türler bütün sistem üzerinde diğerlerinden daha fazla etki gösterirler. Besin ağındaki bu özellikteki canlılar kilit taşı türdür. ✔ Kilit taşı türün yok olması besin zincirindeki diğer canlıların yok olması ya da azalmasına yol açar. Örnek: Denizyıldızı popülasyonunun ekosistemden çıkarılması, midye popülasyonunun kontrolsüz artmasına neden olur ve diğer birçok türü uzaklaştırır. Biyolojik Birikim ✔ Besin piramidinde üreticiden tüketiciye doğru çıkıldıkça canlı vücudunda biriken zehir miktarı artar. Sıradaki konu: Madde Döngüleri Önceki konu: Ekolojik Terimler
- FOTOSENTEZE GİRİŞ | selinhoca
KONULAR FOTOSENTEZE GİRİŞ PDF İNDİR FOTOSENTEZE GİRİŞ ✔ İnorganik maddelerden ışık enerjisi ve klorofil pigmenti yardımı ile organik madde üretimine fotosentez denir. ✔ Fotosentez yaparak beslenen canlılara fotoototrof denir. FARKLI FOTOSENTEZ MEKANİZMALARI ✔ Fotoototrof canlılarda, fotosentezde kullanılan hidrojen kaynakları farklı olabilir. bu durum canlılarda farklı fotosentez mekanizmalarının görülmesine neden olmuştur. Hidrojen kaynağı olarak H2O kullanan canlılar ✔ Bitkiler, algler ve siyanobakteriler (mavi-yeşil alg) tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak su kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün olarak oksijen oluşturarak atmosferin oksijen miktarını artırırlar. Hidrojen kaynağı olarak: H2O Karbon kaynağı olarak: CO2 Oksijen kaynağı olarak: H2O 6CO2 + 12H2O --> C6H12O6 + 6O2 + 6H2O Hidrojen kaynağı olarak H2S kullanan canlılar ✔ Sülfür bakterileri tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak hidrojen sülfür kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün olarak kükürt oluştururlar. ✔ Oksijen üretmezler. Hidrojen kaynağı olarak: H2S Karbon kaynağı olarak: CO2 6CO2 + 12H2S --> C6H12O6 + 12S + 6H2O Hidrojen kaynağı olarak H2 kullanan canlılar ✔ Hidrojen bakterileri tarafından gerçekleştirilir. ✔ Hidrojen kaynağı olarak hidrojen gazı kullandıklarından organik maddenin yanında yan ürün oluşturmazlar. ✔ Oksijen üretmezler. Hidrojen kaynağı olarak: H2 Karbon kaynağı olarak: CO2 6 CO2 + 12 H2 --> C6H12O6 + 6 H2O ✔ Robert Hill, fotosentezin reaksiyonları ile ilgili deneyler yaparak fotosentezin ışık reaksiyonları sonucu açığa çıkan oksijen gazının kaynağının CO2 değil, H2O olduğunu ortaya çıkarmıştır. Buna Hill Reaksiyonu denir. 6CO2 + 6H2O --> C6H12O6 + 6O2 Tüm Fotoototroflarda Görülen Durumlar ✔ Karbon kaynağı olarak CO2 kullanırlar. ✔ Klorofil ve ışık kullanırlar. ✔ Organik madde ve su oluştururlar. ✔ Hidrojen kaynağı kullanırlar. (Hidrojen kaynağı değişiklik gösterir.) ✔ Ökaryot hücrelerde klorofil pigmenti kloroplast organeli içinde yer alır. Bu nedenle kloroplast fotosentezden sorumludur. ✔ Prokaryot hücrelerde klorofil pigmenti hücre zarına bağlı olacak şekilde sitoplazmada bulunur. Hücre zarı ve sitoplazma beraberce kloroplast gibi görev yapar. Hücre zarı kloroplast içindeki tilakoit zar sisteminin görevini üstlenirken sitoplazma stromanın görevini üstlenmiştir. KLOROPLAST ✔ Klorofil pigmenti taşıyan yeşil plastiddir. ✔ Fotosentezin gerçekleşmesini sağlar. ✔ Dış ve iç olmak üzere iki katlıdır. İç zarı düzdür. ✔ İçi stroma ile doludur. Bu sıvı içerisinde DNA, RNA, ribozom, enzim de dahil olacak şekilde birçok organik ve inorganik madde bulunur. ✔ İçinde üçüncü bir zar sistemi bulunur. Buna tilakoit zar sistemi denir. Klorofiller granumların tilakoit zarına tutunmuş bir şekilde bulunur. Granumlar tilakoit ara lameller ile birbirine bağlanarak granaları oluşturur. ✔ Kendini eşleyebilir ve protein sentezi yapabilir. Işık ✔ Doğada çok farklı ışık türü vardır. Işık, dalga boylarına göre sıralanmıştır. Bu şekilde elektromanyetik spekturum oluşur. ✔ Elektromanyetik spektrumun 380nm ile 750nm arasındaki ışık fotosentez yapmaya uygundur. Bu ışığa görünür ışık denir. ✔ Görünür ışık (beyaz ışık) prizmadan geçirildiğinde ışık, dalga boylarına göre renklerine ayrılır. ✔ Işık cisimle karşılaştığında; Cismin içinden geçebilir. Yansıtabilir. Soğurabilir. Bunun nasıl olacağı cismin kimyasal özelliği ile ilgilidir. ✔ Görünür ışığı soğurabilen cisimlere pigment denir. ✔ Pigmentin soğurduğu ışık, fotosentezin gerçekleştirilmesine olanak tanır. Klorofil ✔ Fotosentezde görev alan birçok pigment vardır. En temel fotosentez pigmenti klorofildir. ✔ Klorofil pigmenti kırmızı ve mor ışığı soğururken yeşili yansıtır. Yeşili yansıttığından klorofil yeşildir. ✔ Klorofilin yapısında Mg, N, C, O, H atomları bulunur. Fe ise yapısına katılmaz. Ancak, üretimini sağlayan enzimin çalışması için gereklidir. Fotosenteze Yardımcı Pigmentler ✔ Klorofilin soğurabildiği dalga boylu ışıklardan daha farklı dalga boyundaki ışıkları soğururlar. Böylece farklı dalga boylarında da verimli fotosentez gerçekleşmesi sağlanır. ✔ Zararlı ışıklardan klorofili korurlar. Engelmann Deneyi Engelmann beyaz ışığı bir prizmadan geçirerek ışığın renklere ayrılmasını sağlamıştır. Renklere ayrılan ışığı ipliksi yeşil alg üzerine düşürmüştür. Yeşil algin etrafına oksijenli solunum yapan bakteri türü yerleştirmiştir. Bakterilerin kırmızı, mavi ve mor ışık etrafında daha çok; yeşil ışık etrafında ise daha az ürediği görülmüştür.
- PROTEİNLER | selinhoca
KONULAR PROTEİNLER PDF İNDİR
- İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - DİŞİ ÜREME SİSTEMİ | selinhoca
KONULAR İNSANDA ÜREME SİSTEMİ - DİŞİ ÜREME SİSTEMİ PDF İNDİR ✔ İnsanlar eşeyli üreme yapan canlılardır. ✔ Dişilerde ve erkeklerde aynı amaca hizmet eden üreme organları bulunur. Bu organların yapıları birbirinden farklıdır. Dişi Üreme Sistemi Dişilerde; ✔ Yumurta hücresini üretmek ✔ Doğuma kadar fetüsü taşımak ✔ Hormon salgılamak görevleri olan sistemdir. 1) Ovaryum (Yumurtalık): ✔ Sağlıklı bir kadında rahimin sağında ve solunda olmak üzere iki tanedir. ✔ Her biri içerisinde yumurta hücresinin üretiminde görev alacak, çok sayıda folikül vardır. ✔ Fetüs halindeyken foliküller oluşmaya başlar ve folikül içinde bulunan oogonyumlar farklılaşarak primer oosit halini alır. Primer oositler ergenliğe kadar değişikliğe uğramadan beklerler. ✔ Ergenlikle beraber foliküller gelişmeye başlar ve hipofiz hormonlarının denetimi ile östrojen ve progesteron hormonu salgılarlar. ✔ Her ay yumurtalıklardan bir tanesi içinde birden fazla folikül gelişmeye başlar. Sadece bir tanesi gelişimini tamamlayarak yumurta hücresini üretir. (Genellikle) 2) Fallopi Tüpü (Yumurta kanalı): ✔ Yumurtalıkları rahime bağlayan içi silli kanaldır. ✔ Yumurtalıkla bağlandığı bölgeye kirpiksi huni denir. ✔ Kirpiksi huni, yumurta hücresinin yumurta kanalına atılmasını sağlar. ✔ Yumurta burada döllenir. Döllenmiş yumurtanın (zigot) ilk mitoz bölünmelerini geçirdiği yer burasıdır. 3) Uterus (Rahim / Döl yatağı): ✔ Embriyonun doğuma kadar gelişimini ve büyümesini tamamladığı yerdir. ✔ İç tabakasına endometriyum denir. Bu tabaka embriyonun rahime tutunduğu ve belirli bir süre beslendiği yerdir. 4) Vajina: ✔ Döllenmemiş yumurtanın dışarı atıldığı yerdir. ✔ Normal doğum ile fetüsün dışarı çıktığı yerdir. ✔ Üretra ile bağlantısı yoktur. ✔ Üreme ana hücrelerinin mayoz bölünme ile üreme hücreleri oluşturmasına gametogenez denir. ✔ Gametogenez kadınlarda oogenez, erkeklerde spermatogenez olarak isimlendirilir. Oogenez ✔ Oogonyumların (yumurta ana hücresi) mayoz ile yumurta hücresi üretmesidir. 1) Kadınlarda oogenez fetüsken başlar, menopozla sonlanır. Fetüs halindeyken oogonyumlar mitoz bölünmeler ile primer oosit oluşturur. Oluşan bu hücreler ergenliğe kadar değişikliğe uğramadan bekletilir. Ergenlikle beraber her ay bir tanesi yumurta hücresini oluşturur. 2) Ergenlik ile beraber hormonların etkisi ile primer oosit mayoz I geçirerek sekonder oosit ve kutup hücresi halini alır. Kutup hücrelerinin sitoplazması azdır bu nedenle bir süre sonra kaybolur. Sekonder oosit ise mayoz II ye başlar. Metafaz II aşamasına geldiğinde ise bu aşamada durur. Folikül içinde çıkarak yumurta kanalına atılır. (Ovulasyon) 3) Yumurta kanalı içerisinde sperm ile karşılaşırsa döllenerek mayoz II ye kadığı yerden devam eder. Yumurta hücresi oluşturulur. Oluşan yumurta hücresi ile sperm hücresinin çekirdeği kaynaşır. Bol sitoplazmalı döllenmiş yumurta hücresi, az sitoplazmalı ikincil kutup hücresi oluşur. Kutup hücresi zamanla kaybolur. Yumurta Hücresinin Yapısı ✔ Sentrozom organeline sahip olmayan sitoplazması normal hücrelerden daha fazla olan n kromozomlu bir hücredir. ✔ Etrafı zona pellusida tabakası ile kaplıdır. Bu tabaka birden fazla spermin dölleme yapmasını ve farklı türdeki spermlerin dölleme yapmasına engel olur. ✔ Zona pellusida etrafında bulunan folikül hücreleri, yumurta hücresini besler ve zona pellusidayı üretir. Dişi Üreme Sisteminin Kontrolünü Sağlayan Hormonlar GnRH: Hipotalamustan salgılanarak hipofiz bezinin ön lobuna etki eder. Hipofiz bezinden FSH ve LH salgılanmasını sağlar. Hipofiz Hormonları ✔ FSH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Ovaryumları uyararak folikül gelişmesini ve folikülden östrojen hormonu salgılanmasını sağlar. ✔ LH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Ovulasyonu sağlar. Yırtılan folikülün yağ ile dolarak korpus luteum halini almasını sağlar. Ayrıca korpus luteumdan az miktarda östrojen çok miktarda progesteron salgılattırır. ✔ LTH: Hipofizin ön lobundan salgılanır. Süt bezlerinin gelişmesini ve annelik iç güdüsünün oluşmasını sağlar. ✔ Oksitosin: Hipofizin arka lobundan salgılanır. Rahim kaslarının kasılmasını sağlayarak doğumu başlatır ve süt bezlerinden süt salgılanmasını sağlar. Östrojen Folikülden salgılanarak rahim iç dokusunun gebeliğe hazırlanmasını sağlar. İkincil eşey karakterlerinin oluşmasını sağlar. Progesteron Korpus luteumdan salgılanır. Rahim iç duvarının gebeliğe hazırlanmasını sağlar. Gebelik süresince salgılanarak gebeliğin sonlanmasına engel olur.
- BOŞALTIM SİSTEMİ - HORMONAL KONTROL | selinhoca
KONULAR BOŞALTIM SİSTEMİ - HORMONAL KONTROL PDF İNDİR Böbreğin Çalışmasında Hormonal Kontrol 1) ADH: Suyun geri emilimini artırır. 2) Aldosteron: Na ve Cl geri emilimini artırırken, K geri emilimini azaltır. Özellikle distal tüpü etkiler. 3) Parathormon: Ca geri emilimini artırken, P geri emilimini azaltır. 4) Kalsitonin: Ca geri emilimini azaltır. NEFRİT ✔ Sebep: Nefronların iltihaplanmasıdır. Bademcik iltihapları, diş çürüklerinin zamanında tedavi edilmemesi, anjin ve kızıl gibi bulaşıcı hastalıklara neden olan mikroorganizmalar ile bazı zehirlerin kan yoluyla böbreklere ulaşması sonucu oluşabilir. ✔ Sonuç: Zamanında tedavi edilememesi, böbrek yetmezliğine neden olur. ✔ Tedavi: Antibiyotik. BÖBREK TAŞLARI ✔ Sebep: Gereksiz ilaç kullanımı, hormon bozuklukları ve genetik faktörler sonucunda böbrekte kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat gibi minerallerin birikmesi ile oluşur. ✔ Sonuç: Böbreklerin zarar görmesine, iltihaplanmalara ve kanamalara neden olur. ✔ Tedavi: Küçük taşlar, bol sıvı alımı ile kendiliğinde düşebilir. Büyük olanlar için, taş kırma yöntemleri kullanılır. Ameliyat BÖBREK YETMEZLİĞİ: İltihaplanmalar, zehirlenmeler böbreklerin sağlıklı çalışmasına engel olur. İdrarda protein ve kana rastlanır. Böbrek nakli yapılması gerekir. Nakil olana kadar hasta diyalize girer. ÜREMİ: Böbreklerin herhangi bir nedenle görevini yeterince yapamaması sonucunda kanda üre miktarının artmasıdır. ALBÜMİN: Nefronların görevini tam olarak yapamaması sonucu idrarda proteinli maddelerin bulunmasıdır. İDRAR YOLU ENFEKSİYONU: Ağrılı ve sık idrara çıkma şeklinde ortaya çıkan idrar yolunun enfeksiyon kapması sonucu oluşmuş hastalıktır.
- İNSANDA SİNDİRİM | selinhoca
KONULAR İNSANDA SİNDİRİM PDF İNDİR İNSANDA SİNDİRİM
- NÜKLEİK ASİTLERİN YAPISI | selinhoca
KONULAR NÜKLEİK ASİTLERİN YAPISI PDF İNDİR NÜKLEİK ASİTLER ✔ Canlılarda gerçekleşen tüm hayatsal olayları denetleyen ve genetik özelliklerin nesilden nesile aktarılmasını sağlayan moleküllerdir. ✔ Virüsler dahil tüm canlılarda bulunurlar. ✔ Temel yapı birimlerine NÜKLEOTİT denir. Nükleotit Bir nükleotit üç kısımdan oluşmuştur. 1) Organik baz 2) Pentoz 3) Fosfat (Fosforik asit) 1) Organik baz: Yapısında C, H, O ve N atomları bulunur. Nükleotitler, içerdikleri organik baza göre isimlendirilir. Pürin ve pirimidin organik bazları olmak üzere iki çeşittir. Pürin Bazı: Çift halkalı iskelete sahip organik bazlardır. Adenin (A) ve guanin (G) olmak üzere iki çeşittir. Pirimidin Bazı: Tek halkalı iskelete sahip organik bazlardır. Timin (T), sitozin (S,C) ve urasil (U) olmak üzere üç çeşittir. 2) Pentoz: 5 karbonlu monosakkaritlerdir. Nükleik asitler içerdikleri pentoza göre isimlendirilir. (DNA ve RNA) Deoksiriboz ve riboz olmak üzere iki çeşittir. 3) Fosfat (fosforik asit): Kapalı formülü H3PO4 tür. ✔ Organik baz ile pentozun beraberce oluşturduğu yapıya ise nükleozit denir. ✔ Organik baz ile pentoz arasında glikozit bağı vardır. ✔ Pentoz ile fosfat arasında ise fosfoester bağı (ester bağı) bulunur. DNA (DEOKSİRİBONÜKLEİKASİT) ✔ Temel nükleik asittir. Canlılardaki genetik özelliklerin nesilden nesile aktarılmasını sağlar. ✔ Prokaryot hücrelerin sitoplazmasında, Ökaryot hücrelerde çekirdek, mitokondri ve kloroplast organelinde bulunur. ✔ Yapısında adenin, guanin, sitozin ve timin organik bazları; deoksiriboz pentoz şekeri ve fosfat bulunur. ✔ Nükleotitlerin üst üste bağlanması ise fosfodiester bağı ile olur. Bir fosfodiester bağı bir nükleotidin pentozu ile diğer nükleotidin fosfatın arasında oluşturulur. Bu şekilde polinükleotit zincirleri oluşur. ✔ DNA’yı oluşturan ipliklerden birinin en uçta bulunan nükleotidinde deoksiriboz şekerinin beşinci karbonuna fosfat bağlıdır. Bu uç 5' olarak adlandırılır. Aynı ipliğin diğer ucundaki şekerin üçüncü karbonuna hidroksil (OH-) grubu bağlıdır. Bu uç da 3' olarak adlandırılır. Bu ipliğin karşısındaki iplikte fosfat ve hidroksilin yerleri terstir. Bu DNA ipliği 3' ucundan 5' ucuna (3’ à 5’) doğrudur. DNA iplikleri birbirine antiparaleldir. ✔ İki tane polinükleotit zincirinin karşılıklı yan yana gelmesi ile oluşmuştur. İki zincir birbirine hidrojen bağı ile bağlanır. Bu bağlar, zayıf bağlar olduğundan kurulumu sırası su açığa çıkmaz. Hidrojen bağları, karşılıklı gelen iki nükleotidin organik bazları arasında oluşturulur. ✔ Hidrojen bağları daima adeninin ile timin nükleotit; guaninin ile sitozin nükleotit arasında oluşur. Adenin ile timin arasında ikili, guanin ise sitozin arasında üçlü bağ kurulur. ✔ Zincirler sarmal şeklindedir. Bu nedenle ikili sarmal olarak adlandırılır. ✔ Urasil organik bazı ve riboz pentoz şekeri yapısında bulunmaz. ✔ Hücre bölünmesinin başlangıcında kendini yarı korunumlu olarak eşler. (Replikasyon) RNA (RİBONÜKLEİKASİT) ✔ Protein sentezi sırasında DNA üzerindeki şifrelerden üretilerek (transkripsiyon) proteinin üretilmesini sağlayan nükleik asittir. ✔ Prokaryot hücrelerde sitoplazmada ve ribozomda; Ökaryot hücrelerde çekirdek, kloroplast, mitokondri, ribozom ve sitoplazmada bulunur. ✔ Yapısında adenin, guanin, sitozin ve urasil organik bazları; riboz pentoz şekeri ve fosfat bulunur. ✔ Bir tane polinükleotit zincirinden oluşmuştur. ✔ Bazı çeşitlerinde (r ve t) aynı polinükleotit zincirinin kendi üzerine katlanması sonucu hidrojen bağı bulunur. ✔ Timin organik bazı ve deoksiriboz pentoz şekeri yapısında bulunmaz. ✔ Kendisini eşleyemez. Yenisi DNA tarafından oluşturulur. ✔ Yapısında A = U ve G = S eşitliği yoktur. RNA Çeşitleri ✔ mRNA (mesajcı RNA): DNA üzerindeki şifrenin gerekli kısmını alarak ribozoma taşıyan RNA’dır. ✔ tRNA (taşıyıcı RNA): mRNA üzerindeki genetik şifreye göre aminoasitleri ribozoma taşıyan RNA’dır. Yapısındaki polinükleotit zinciri kendi üzerine katlanmalar yapar. Bu nedenle yapısında hidrojen bağı vardır. ✔ rRNA (ribozomal RNA): Ribozomun yapısına katılan RNA’dır. Çekirdekçikte üretilir. Yapısındaki polinükleotit zinciri kendi üzerine katlanmalar yapar. Bu nedenle yapısında hidrojen bağı vardır. ✔ RNA çeşitlerinin hücrede bulunma oranı r (%80)>t(%15)>m(%5)
- SOLUNUM SİSTEMİ - SOLUNUM ORGANLARI | selinhoca
KONULAR SOLUNUM SİSTEMİ - SOLUNUM ORGANLARI PDF İNDİR ✔ İnsanlar oksijenli solunum yapan canlılardır. Solunum için gerekli olan oksijenin hücrelere ulaştırılması ve hücrelerin solunum atığı olan karbondioksitin vücuttan uzaklaştırılması solunum ve dolaşım sisteminin ortak çalışması ile gerçekleştirilir. Solunumda Görev Alan Organlar Burun ✔ Havanın alınmasını sağlar. (Atılmasını da sağlayabilir.) ✔ İç yüzeyi kıllı ve bol damarlı mukoza epiteli ile döşenmiştir. Mukoza epiteli burun içinin nemli kalmasını sağlayan mukus salgısı yapar. Kıllar mikropları tutarak akciğeri enfeksiyondan korur. Kılcal damarlar ise havanın ısınmasını sağlar. Yutak Ve Gırtlak (Farinks ve Larinks) ✔ Yutakta epiglottis bulunur. Bu yapı, gelen besin ve havanın doğru yere iletilmesini sağlar. ✔ Soluk borusunun başlangıç kısmına gırtlak denir. ✔ Gırtlakta ses telleri bulunur. Soluk Borusu (Trake) ✔ “C” şeklinde kıkırdak halkalarından oluşmuş borudur. Yemek borusuyla komşu olan yüzeyinde kıkırdak halka bulunmaz. Kıkırdak halkalar soluk borusunun açık kalmasını sağlar. ✔ İç yüzeyinde silli epitel doku bulunur. Burada bulunan goblet hücreleri mukus salgılayarak ortamı nemlendirir, siller ise yabancı maddeleri tutarak akciğerleri enfeksiyondan korur. ✔ Soluk borusu akciğere girmeden ikiye ayrılır. Bu ayrılan kollara bronş denir. ✔ Bronşlar akciğerlere girdikten sonra bronşçuk denilen küçük borulara ayrılırlar. Bronşçuklar alveollere kadar uzanır ve yapısında kıkırdak halkalar yoktur. Akciğerler ✔ Göğüs boşluğu içinde sağ ve sol olmak üzere iki akciğer vardır. Sağ akciğer üç loplu, sol akciğer iki lopludur. (Sol akciğerin eksik olan lobunun bulunduğu bölgede kalp yer alır.) ✔ Akciğer pleura denilen çift katlı zarla örtülüdür. ✔ Akciğerlerin içinde gaz alışverişinin gerçekleştirildiği alveoller bulunur. Alveoller bolca kılcal kan damarından oluşmuştur. (Alveol bulundurmak sadece memelilere özgüdür.) Soluk Alırken Gerçekleşen Olaylar 1) Diyafram kası kasılarak düzleşir. 2) Kaburgalar arası kaslar kasılır ve göğüs kafesi genişler. 3) Göğüs boşluğunun hacmi artar. 4) Akciğerler genişler. 5) Akciğerlerdeki iç basınç düşer. (Akciğerlerin hacminin artması basıncı düşürür.) 6) Hava akciğerlere dolar. Soluk Verirken Gerçekleşen Olaylar 1) Diyafram kası gevşeyerek kubbeleşir. 2) Kaburgalar arası kaslar gevşer ve göğüs kafesi daralır. 3) Göğüs boşluğunun hacmi daralır. 4) Akciğerler daralır. 5) Akciğerlerin iç basıncı yükselir. (Akciğerlerin hacminin azalması basıncı artırır.) 6) Hava akciğerlerden çıkar. ✔ Soluk verme sırasında akciğerlerin geri yaylanma basıncının da etkisi vardır. Bu basınç akciğerin yapısındaki elastik liflerle ve pleurae (plevra) zarlarının arasındaki sıvının meydana getirdiği yüzey geriliminden doğar. ✔ Soluk alma aktif bir olay olduğundan enerji harcanır. Soluk verme ise, pasif olduğundan sadece kasların gevşemesi sırasında enerji harcanması gerçekleştirilir.
- DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - KASLAR | selinhoca
KONULAR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - KASLAR PDF İNDİR KAS DOKU ✔ Kaslar, vücudun şeklinin korunmasında ve desteklenmesinde görev yapar. ✔ Eklemlerin birbirine bağlanmasını ve hareketini sağlar. ✔ Kimyasal enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürür. ✔ Kas hücrelerinin hücre zarına sarkolemma, sitoplazmasına sarkoplazma, endoplazmik retikulumuna sarkoplazmik retikulum (DER) ve mitokondrisine de sarkozom denir. ✔ Sitoplazmasında miyofibriller bulunur. Miyofibriller kasılmayı sağlar. Aktin ve Miyozin proteinlerinden oluşur. Kas Doku Çeşitleri Çizgili Kas (İskelet Kası) ✔ Vücudun iskelet sistemiyle birlikte hareketini sağlar. ✔ Hücreleri uzun, ince, silindir şeklinde olup çok çekirdeklidir. ✔ Oksijenli solunum ve laktik asit fermantasyonu yapar. ✔ Miyofibriller enine bantlaşma yapar. ✔ Miyoglobin içerdiklerinden renkleri kırmızıdır. (Oksijen depolayan pigment) ✔ Beyin kontrolünde, isteğimize bağlı somatik sinirlerin denetimiyle çalışır. (MSS) Yalnız sinir yoluyla uyarılır ✔ Düz kaslara göre daha hızlı çalışır, daha çabuk yorulurlar. ✔ Eklem bacaklılarda ve omurgalılarda görülür. Düz Kas ✔ Hücreleri mekik şeklinde ve tek çekirdeklidir. ✔ Miyofibriller bantlaşma yapmamışlardır. ✔ Oksijenli solunum yaparlar. ✔ Miyoglobin içermediklerinden açık renkte görünürler. ✔ İsteğimiz dışında hareket ederler ve otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilirler. ✔ Çizgili kaslara göre yavaş çalışır, daha geç yorulurlar. ✔ Eklembacaklılar hariç omurgasızlarda ve omurgalılarda organların etrafında bulunur. Kalp Kası ✔ Yapı olarak çizgili kasa, çalışma olarak düz kasa benzer. ✔ Düzgün silindirik yapılı ve dallanmalar ile birbirine bağlamış kas yapılarıdır. Tek ya da iki çekirdekli olabilirler. ✔ Miyofibriller bantlaşma gösterir. ✔ Oksijenli solunum yaparlar. ✔ Miyoglobin taşıdıklarından kırmızı renkte gözükürler. ✔ Sadece kalpte bulunur. ✔ Otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilir. İstemsiz çalışırlar. ✔ Çalışması hızlı ancak ritmik şekildedir. KAS İSKELET İLİŞKİSİ İskelet kasları kemiklere sıkı bir bağ dokusu ile bağlanır. Bunlara kas kirişi veya tendon denir. İskelet sistemi posteri Antagonist Kaslar: Birbirine zıt çalışan kaslardır. Biri kasılırken diğeri gevşer. Örnek: Kol ve bacaklardaki kaslar Sinerjit Kaslar: Aynı anda kasılıp aynı anda gevşeyen kaslardır: Örnek: Karın ve sırt kasları Çizgili Kasların Çalışma Mekanizması ✔ Herhangi bir kasın uyarılması için belirli bir şiddette uyartının kasa ulaşması gerekir. ✔ Sinir hücreleri gibi ya hep ya hiç kuralına göre çalışırlar. Kasın tepki oluşturması için gerekli en düşün uyarı şiddetine eşik değeri denir. ✔ Tepki oluşumuna yetecek bir uyaran nedeni ile kasta meydana gelen değişiklikler üç evrede gerçekleşir. Kasın, kasılıp gevşeme sürecinde gerçekleşen evrelerin tümüne kas sarsı (kasıl sarsılma) denir. I. Bekleme (Gizil) Evresi: Kasın uyarılması ile kasılmanın başlamasına kadar geçen sürenin olduğu evredir. II. Kasılma Evresi: Kasın kasıldığı evredir. III. Gevşeme Evresi: Kasın gevşeyerek eski haline döndüğü evredir. Kas gevşedikten sonra yeniden uyarılana kadar dinlenir. Fizyolojik Tetanoz: Kasa kısa aralıklar ile çok fazla uyarı verilirse kas gevşeme evresini gerçekleştiremeden kasılı kalır. Bu durumda kas esnekliğini kaybeder ve sertleşir. Buna fizyolojik tetanoz denir. Kas Tonusu: Kaslar, vücut duruşunu düzenlemek ve gelen uyarılara hemen cevap verebilmek amacı ile dinlenme durumunda bile bir miktar kasılı kalır. Bu durum orta beyin tarafından kontrol edilir. Buna kas tonusu denir.

.png)
