Arama Sonuçları
Boş arama ile 131 sonuç bulundu
- CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ | selinhoca
KONULAR CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ PDF İNDİR Bir varlığı canlı olarak değerlendirebilmek amacı ile sahip olunması gereken özelliklerdir. Virüsler, bu özelliklerin tamamına sahip olmamaları nedeni ile canlı olarak değerlendirilmezler. 1. Hücresel Yapı Canlıların en küçük canlı olan yapı birimlerine hücre adı verilir. Canlılar, ökaryot veya prokaryot yapı birimlerinden oluşmaktadır. Prokaryotların genetik maddesi sitoplazma içerisinde olup zarlı organel içermezler. Ökaryotlar genetik maddesini çekirdek içerisinde taşıyıp zarlı organele sahiptir. Canlılarda hücrenin ortak olması sebebi ile bazı hücresel yapılar da ortak olarak bulunur. Bunlar: Hücre Zarı, Sitoplazma, Genetik madde, Ribozomdur. 2. Beslenme Her canlı hayatsal faaliyetlerine devam edebilmek amacı ile beslenir. Ototroflar, karbondioksit kullanarak besinini fotosentez veya kemosentez ile üretir. Fotoototroflar ışık enerjisi ve klorofil kullanırken kemoototroflar kimyasal enerji kullanır. Heterotroflar, besinini üretemeyip dışarıdan hazır alır. Heterotrofların besinlerini dışarıdan hazır alma şekli canlı çeşidine göre değişir. 3. ATP Üretimi ve Tüketimi Her canlı besinini parçalayarak enerji açığa çıkarır ve bu enerjiyi kullanabilmek için ATP adı verilen bir organik madde içerisine yerleştirir. ATP, enerjinin kullanılabilir hale gelmesini sağlar. Canlılar büyümek, gelişmek, üremek, hareket etmek gibi çeşitli faaliyetlerinde enerjiye gereksinim duyar. Üretim reaksiyonuna fosforilasyon, tüketim reaksiyonuna ise defosforilasyon adı verilir. 4. Metabolizma Canlılarda görülen yapım ve yıkım olaylarının tamamı metabolizmadır. Yıkım tepkimelerine katabolizma, yapım tepkimelerine anabolizma denir. Hidroliz, hücresel solunum ve fermantasyon katabolizma iken, fotosentez, biyosentez tepkimeleri ise anabolizmadır. Bazal Metabolizma: Bir canlının dinlenme durumundaki metabolizmasıdır. NOT: Kış uykusuna yatan bir hayvan, çimlenmemiş bir tohum, yaprak dökmüş bir bitki ve endospor halindeki bir bakteri bazal metabolizmaya benzetilebilir. 5. Boşaltım Canlıların metabolik faaliyetleri sonucunda oluşturdukları atık maddeleri uzaklaştırmalarına boşaltım denir. Canlının gelişmişlik seviyesine göre boşaltım şekli değişiklik gösterir. Tek hücreliler hücre zarından, bitkiler yaprak dökümü, gutasyon ve terleme ile hayvanlar ise boşaltım organı, terleme veya vücut yüzeyinden boşaltım yapabilir. 6. Üreme Canlıların kendilerine benzer yavrular oluşturmasına üreme denir. Döllenme olmadan eşeysiz üreme ile veya döllenme sonucu eşeyli üreme ile birey sayısı artırılabilir. NOT: Üreme ortak özellik olmasına rağmen zorunlu bir faaliyet değildir. 7. Büyüme ve Gelişme Canlılarda görülen kütle ve hacim artışı büyüme olarak isimlendirilir. Tek hücreli canlılarda büyüme sitoplazma artışı ile gerçekleşir. Çok hücreli canlılarda büyü hücre bölünmesi ve sitoplazma artışı ile gerçekleşir. Hücrelerin farklılaşması ve içerdiği yapıların olgunlaşarak yeni özellikler kazanması canlının gelişimi ile sonuçlanır. NOT: Embriyonik gelişim tek hücreli canlılarda görülmez. 8. Tepki Verme Canlıların çevreden gelen uyarılar karşısında göstermiş oldukları davranışlardır. Canlının gelişmişlik seviyesine göre tepki çeşidi de değişebilir. Örneğin; Ayçiçeği bitkisinin güneşe dönmesi ve çitanın avını yakalamak için koşması tepki vermeye örnektir. 9. Adaptasyon Canlıların bir alandaki yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal özeliklerdir. Kaktüs yapraklarının su kaybını azaltma için diken şeklinde olması, bazı böceklerin bulunduğu bölgedeki yaprakların görüntüsüne benzemesi 10. Homestasi Canlılar değişen çevresel şartlar karşısında iç ortamları sabitleyerek dengede tutarlar. Buna homeostasi denir. Çok sıcak havada terleyerek vücut ısısının dengelenmesi, yüksek rakımda kulakların tıkanması ve vücut basıncının dengelenmesi 11. Organizasyon Canlı vücudunda yer alan yapıların ortak bir açam uğruna bir araya gelmesidir. Organizasyon bazı faaliyetlerin daha kolay yerine getirilebilir. Tek hücreli canlılarda en yüksek organizasyon birimi hücreyken, çok hücreli canlılarda canlının gelişmişlik seviyesine göre daha büyük organizasyon birimleri görülebilir. 12. Varyasyon Aynı tür bireyler arasında görülen farklılıklardır. Varyasyon, genetik ve çevresel faktörler nedeni ile oluşabilir. Üreme, mutasyon gibi olaylar genetik varyasyonlara neden olur. Beslenme, sıcaklık, ışık gibi çevresel faktörlerin etkisi ile genetik yapı aynı olmasına rağmen çevresel varyasyonlar oluşur. SORULAR Aşağıdakilerden hangisi canlılarda ortak olarak gerçekleştirilen bir faaliyet değildir? A) Oksijen kullanımı ve enerji elde etme B) İnorganik maddeleri dışarıdan hazır alma C) Atık maddeleri uzaklaştırma D) Kütle ve hacim artışı sağlama E) Çevresel uyarılara tepki verme Tek hücreli canlılarda I. embriyonik gelişim gösterme, II. ışık enerjisi kullanımı, III. hücre bölünmesi ile büyüme olaylarından hangileri gerçekleşebilir? A) Yalnız II B) Yalnız III C) I ve II D) I ve III E) II ve III Organizasyon ile ilgili, I. Çok hücreli canlılarda organ ve sistem oluşumu görülür. II. Prokaryot hücreli canlılarda en büyük organizasyon birimi hücredir. III. Ökaryot hücreli canlılarda doku oluşumu görülebilirken prokaryot hücreli canlılarda görülmez. ifadelerinden hangileri doğrudur? A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III Boşaltım ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Canlılar metabolik faaliyetleri sonucu azotlu boşaltım atığı oluştururlar. B) Yaprak dökümü bitkilerin boşaltım şekillerinden biridir. C) Hayvanların gelişmişlik seviyesinin artması ile boşaltım mekanizmaları da gelişir. D) Prokaryot canlılarda boşaltımı sağlayan organeller bulunur. E) Hücredeki katabolik faaliyetler ile boşaltım ürünleri oluşur. Aşağıdakilerden hangisi hücresel yapıya sahip değildir? A) Bakteri B) Arke C) Öğlena D) Virüs E) Mantar Aşağıdakilerden hangisi anabolik bir faaliyet değildir? A) Nişasta hidrolizi B) Protein sentezi C) DNA sentezi D) Fotosentez E) Kemosentez
- DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ | selinhoca
KONULAR DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - HUXLEY KAYAN İPLİKLER MODELİ PDF İNDİR Huxley’in Kayan İplikler Modeline Göre Çizgili Kasın Kasılması ✔ Bu modele göre kasılma aktin ipliklerinin miyozin iplikleri üzerinde kaymasıyla gerçekleşir. ✔ Aktin ve miyozin ipliklerinin beraber oluşturdukları yapıya aktomiyozin denir. I Bandı: Sadece aktin ipliklerinin olduğu bölgedir. Açık renkte görülür. A Bandı: Miyozin ve aktin ipliklerinin beraber bulunduğu bölgedir. Kasılma ve gevşeme sırasında boyu değişmez ve daima miyozin ipliklerinin boyu kadardır. Koyu renkle görülür. H Bandı: Sadece miyozin ipliklerinden oluşur. Z Çizgisi: Aktin ipliklerini tam ortasından enine kesen çizgidir. Sarkomer: İki Z çizgisi arasında kalan bölgedir. Kasın kasılma birimini oluşturur. Kasılma Sırasında Gerçekleşen Olaylar ✔ Z çizgileri birbirine yaklaşır. ✔ Sarkomer daralır. ✔ I Bandı kısalır. ✔ H Bandı kısalır. (Görülmez, kaybolur.) ✔ A Bandı değişmez. ✔ Kasın boyu kısalır. Gevşeme Sırasında Gerçekleşen Olaylar ✔ Z çizgileri birbirinden uzaklaşır. ✔ Sarkomer genişler. ✔ I Bandı uzar. ✔ H Bandı uzar. ✔ A Bandı değişmez. ✔ Kasın boyu uzar. Kasılma ve Gevşeme Sırasında Ortak Görülen Olaylar ✔ A bandının boyu değişmez. ✔ Kasın kütlesi ve hacmi değişmez. ✔ Aktin ve miyozin ipliklerinin boyu değişmez. ✔ Solunum yapılır. ✔ ATP harcanır, CO2 ve ısı üretilir. ✔ Miyozin yeri değişmez ancak aktinin yeri değişir. Kasın Çalışması Sırasında Görülen Olaylar ✔ Kaslar beyinden gelen sinirlerle uyarılır. ✔ Sarkolemmaya gelen sinir uçlarından asetilkolin ve nöradrenalin gibi nörotransmitter maddeler salgılanır. ✔ Bu kimyasal maddeler sarkolemmanın Na+ iyonlarına geçirgenliğini artırır. (Depolarizasyon) ✔ Depolarizasyon, kas hücrelerindeki sarkoplazmik retikulumu etkileyerek Ca+2 iyonlarının aktin ve miyozin iplikleri üzerine salınmasına yol açar. ✔ Ca+2 iyonları miyozin üzerindeki ATP sentaz enzimini aktif ederek ATP’nin hidrolizini başlatır. Bunun sonucunda ADP, P ve enerji elde edilir. ✔ Açığa çıkan enerji aktinlerin miyozin üzerinde kaymasını ve böylece kasın kasılmasını sağlar. ✔ Daha sonra Ca iyonları aktif taşıma ile sarkoplazmik retikuluma döner ve kas gevşemeye başlar. (Bu sırada aktif taşıma yapıldığında kasın gevşemesi sırasında da enerji harcanır.) ✔ Kastaki herhangi bir metabolik bozukluk Ca iyonlarının sarkoplazmik retikulumdan dışarı sızmasına ve endoplazmik retikulum içerisinde tekrardan alınamamasına yol açar. Bu da kasın kasılı kalmasına neden olur. Vücuttaki tüm kasların, ölümden sonra katılaşmasının sebebidir. Buna ölüm katılığı (Rigor Mortis) denir. ROMATİZMA ✔ Sebep: Bağışıklık mekanizmasında meydana gelen bozukluktur. Çok fazla çeşidi vardır. En bilineni eklem romatizmasıdır. Eklem sağlığı ürünleri ✔ Sonuç: Eklemlerde şişlik, ağrı ve sıcaklık ile belirti verir. ✔ Tedavi: Kronik bir hastalıktır. Tanı konduktan sonra ilaçla tedavi edilmeye çalışılmaktadır. KİREÇLENME ✔ Sebep: Eklemlerde bulunan kıkırdak yapının zarar görmesi ve eklem sıvısının azalması sonucu ortaya çıkar. ✔ Sonuç: Hareket problemleri. ✔ Tedavi: ilaç, sağlıklı ve dengeli beslenme, spor KRAMP ✔ Sebep: Kaslara aniden ağır bir çalışma ile yüklenildiğinde kas hücrelerinde yeterli besin ve oksijen sağlanamaması, mineral kaybı durumunda kramp oluşur. ✔ Sonuç: Hareket problemleri. ✔ Tedavi: Kramp bölgesini rahatlatmak amacı ile masaj uygulamak. Eğer krampa neden olan bir mineral eksikliği ise o minerali besin olarak almak. KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ) ✔ Sebep: Genetik nedenler, yaşlılık sonucu kemik hücresi kaybı, D vitamini eksikliği, mineral eksikliği ile kemik ara maddesinin azalması kemik erimesinin nedenleri arasındadır. Ayrıca, menopoz döneminden sonra östrojen hormonunun azalmasıyla da başlayabilir. ✔ Sonuç: Kemikler zayıflar ve kolay kırılır. ✔ Tedavi: Güneş ışığından faydalanma, düzenli fiziksel aktiviteler ve yeterli oranda protein ve kalsiyum, mineral ve vitamin alımı bu hastalık yavaşlatabilir. KIRIK ✔ Sebep: Kemik bütünlüğünün, vurma, çarpma, düşme sonucu bozulmasıdır. ✔ Tedavi: Tedavisi platin çubuklar, alçıya alma ile kemiğin kaynaşmasını sağlama, doku mühendisliği ile kırık bölgenin kemik yamalarla onarma ve protez kullanımı ile sağlanmaktadır. ÇIKIK ✔ Sebep: Kemiklerin eklem yerlerinden ayrılmasıdır. Oynar eklemlerdeki eklem bağlarının ve eklem kapsülünü zorlayan bir harekette bulunulması sonucunda gerçekleşebilir. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik ve morluk gözlenir. ✔ Tedavi: Çıkık durumlarına göre ameliyata kadar değişlik tedaviler vardır. BURKULMA ✔ Sebep: Eklemlerin çevresinde yer alan bağların ani bir hareket sonucu kısmen yırtılması olayıdır. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik ve morluk gözlenir. ✔ Tedavi: Burkulma durumlarına göre farklı tedaviler vardır. İlaç, hareket etmeme, buz tedavisi, ameliyat. MENİSKÜS ✔ Sebep: Diz eklemlerinde kıkırdak yapılı olan yük ve eklem dengesi sağlayan iki adet menisküs bulunur. Bu yapıların yırtılmasıdır. ✔ Sonuç: Ağrı, şişlik, hareket problemi. ✔ Tedavi: Ameliyat.
- REPLİKASYON | selinhoca
KONULAR REPLİKASYON PDF İNDİR Replikasyon ✔ Hücre bölünmesi öncesinde DNA molekülünün kendini eşlemesine replikasyon denir. Bu şekilde genetik maddenin nesilden nesile aktarımı sağlanır. DNAnın Yarı Korunumlu Eşlenmesi Matthew Meselson (Methiv Meselsın) ve Franklin Stahl (Franklin Sıtal): 1958 yılında, DNA eşlenmesi üzerine deneyler yapmışlardır. Bu bilim insanları, yaptıkları deneyler sonucunda DNA’nın kendini yarı korunumlu (semikonservatif) eşlediğini ispat etmişlerdir. ✔ Bu deneyde 14N ve 15N içeren besi ortamı ve E. coli bakterisini kullanmışlardır. 14N normal azot, 15N azotun ağır izotopudur. Bakteriler santrifüj edildiklerinde ✔ Her iki polinükleotit zincirindeki azotları hafif olanlar (hafif DNA) --> Üstte ✔ Polinükleotit zincirlerinden biri ağır, biri hafif olanlar (melez DNA) --> Ortada ✔ Her iki polinükleotit zincirindeki azotları ağır olanlar (ağır DNA) --> Altta ✔ Normal azotlu DNA taşıyan bakteriler ağır azot içeren besiyerde birçok kez bölünecek şekilde yetiştiriliyor. ✔ 1. Bölünmenin sonunda oluşan bakterilerin DNA’sı santrifüj edildi ve bantlaşmanın ortada kaldığı görülür. Bu durumda oluşan bütün bakterilerin DNA’sının melez olduğu gösterir. ✔ 2. Bölünmenin sonunda tekrardan santrifüj yapıldı. Bu kez bantlaşmanın yarısının ortada yarısının altta bantlaştığı görüldü. Bu durum bakterilerin %50’sinin melez DNA, %50’sinin ağır DNA taşıdığını gösterir. ✔ 3. Bölünmenin sonunda bakterilerin DNA’sı santrifüj edildi. Bantlaşmanın küçük bir kısmının ortada büyük bir kısmının altta olduğu görüldü. Bu durumda oluşan bakterilerin %25’inin melez DNA, %75’inin ağır DNA taşıdığını gösterdi. Deney sonucunda, replikasyon sırasında bir zincirin kalıp olduğu diğer zincirinse kalıp zincire göre sentezlendiği kanıtlanmış oldu. ✔ Replikasyon sırasında, DNA’daki hidrojen bağlarının açılır ve her bir polinükleotit zincirinin karşısına yeni polinükleotit zincirleri üretilerek DNA sentezi yapılır. ✔ Her hücrede görülmese de her canlı tarafından gerçekleştirilebilir. ✔ DNA üzerinde replikasyonun başladığı noktaya replikasyon orijini denir. Prokaryotlarda Replikasyon Prokaryotlarda DNA halkasal olduğundan tek bir replikasyon orijini oluşturulur. Açılan polinükleotit zincirlerinin karşısına yeni zincirler oluşturularak replikasyon tamamlanır. Ökaryotlarda Replikasyon Ökaryotların DNA’sı lineer olduğundan, halkasal DNA’ya göre oldukça uzundur. Replikasyonun hızlıca yapılabilmesi için birden fazla replikasyon orijini oluşturulur. Açılan polinükleotid zincirlerinin karşısına yeni zincirler oluşturulur ve orijinler ilerleyerek birleşir. Replikasyon sırasında üç tane önemli enzim kullanılır. Bunlar, Helikaz, Ligaz ve DNA Polimeraz’dır. ✔ Helikaz; replikasyon orijinlerinde hidrojen bağlarının koparılmasını sağlayarak polinükleotit zincirlerinin ayrılmasını sağlar. ✔ DNA Polimeraz; polinükleotit zincirlerinin karşısına yeni nükleotidler ekleyerek yeni polinükleotit zincirlerinin 5’ --> 3’ yönünde üretilmesini sağlar. ✔ Ligaz; DNA parçalarının birleştirilmesi ve böylece polinükleotit zincirlerinin kesintisiz olmasını sağlar. ✔ DNA’nın iki ipliği birbirine zıt yöndedir.(antiparalel) (5’ --> 3’ ve 3’ --> 5’) ✔ DNA polimeraz helikaz enzimi ile iki polinükleotit zinciri açıldıkça 3’ à 5’ yönündeki ipliğin karşısına 5’ à 3’ yönünde iplik sentezleyerek yeni polinükleotit zincirini oluşturur. Ancak, 5’ --> 3’ yönündeki zincirin karşısına kesintisiz bir şekilde sentez yapamaz. ✔ Replikasyon orijini helikaz enzimi ile açıldıkça 100 - 200 nükleotid uzunluğunda 5’ --> 3’ yönünde ilerleyen kısa DNA parçaları sentezlenir. Bu DNA parçalarına okazaki parçaları denir. Okazaki parçaları daha sonra ligaz enzimi ile birleştirilerek 5’ --> 3’ yönündeki iplikte sentezlenmiş olur. Aziz Sancar: DNA’ların kendini onarım mekanizmasını keşfederek 2015 yılında Nobel Kimya ödülünü almıştır. Çalışmasına önce bakterilerle başlamış ve bir enzimin, bakteri DNA’sındaki hasarlı nükleotidleri çıkarırken bu nükleotidlerin çevresindeki 12 nükleotidi de kesip attığını keşfetti. İnsanlarda DNA’daki hasarlı nükleotitlerin çevresindeki 27 nükleotidin nasıl kesilip atıldığını ve “doğru” nükleotidlerin bu boşluğa nasıl yerleştirildiğini bulmuştur. Bu mekanizmanın 16 gen tarafından sentezlenen 16 protein ile işlediğini keşfetmiştir. Aziz Sancar ayrıca 2015 mayıs ayında ekibiyle birlikte insan genomundaki DNA onarım genlerinin bütün bir haritasını yayımlamıştır.
- DOLAŞIM SİSTEMİ - KÜÇÜK VE BÜYÜK KAN DOLAŞIMI | selinhoca
KONULAR DOLAŞIM SİSTEMİ - KÜÇÜK VE BÜYÜK KAN DOLAŞIMI PDF İNDİR KAN DOLAŞIMI İnsanda kan dolaşımı küçük ve büyük kan dolaşımı olmak üzere ikiye ayrılır. Küçük Kan Dolaşımı İbn Nefs tarafından keşfedilmiştir. ✔ Kalp ve akciğerler arasında yapılır. ✔ Amacı kanın temizlenmesini sağlamaktır. Büyük Kan Dolaşımı ✔ Kalp ile vücut arasında olur. ✔ Amacı, besin maddelerini ve oksijeni hücrelere, atık maddeleri boşaltım organlarına taşımaktır. ✔ Her organa bir atar bir de toplardamar girişi vardır. (karaciğer hariç) ✔ Aort kalpten çıktıktan sonra dallanarak çeşitli atardamarlar halinde organlara giriş yapar. Bu sırada kılcal damar haline gelmediğinden içeriği değişmez. (Böbrek atardamarı, karaciğer atardamarı…) ;Organ içerisinde kılcal damar haline gelen damarlarda madde alışverişi gerçekleşir ve atık maddeler toplardamarda birleştirilerek kalbe geri dönüş yapar. ✔ Sindirim organlarından çıkış yapan toplardamar ise kalbe dönüş yapmadan önce karaciğere uğrar.(kapı toplar damarı) Karaciğerden karaciğer toplardamarı halinde ayrıldıktan sonra kalbe giriş yapar. ✔Kalbe gelen bir madde vücuda dağılmadan önce akciğere uğramak zorundadır. (Küçük kan dolaşımı) Örneğin; Böbrekte üretilen bir maddenin karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Böbrek --> Kalp --> Akciğer --> Kalp --> Karaciğer Örneğin; Pankreasta üretilen insülin hormonunun karaciğere gelme süreci düşünülürse izleyeceği yol; Pankreas --> Karaciğer (Kalp ve akciğere uğramaz çünkü, pankreas sindirim organıdır ve karaciğer ile arasında bağlantı vardır.)
- İNSANDA SİNDİRİM | selinhoca
KONULAR İNSANDA SİNDİRİM PDF İNDİR İNSANDA SİNDİRİM
- PANKREAS - EŞEYSEL BEZLER | selinhoca
KONULAR PANKREAS - EŞEYSEL BEZLER PDF İNDİR PANKREAS ✔ Midenin alt tarafında bulunan yaprak şeklindeki karma bezdir. ✔ Acini hücreleri ve langerhans adacıkları olmak üzere temel anlamda iki kısımdan oluşur. ✔ Acini hücreleri pankreas öz suyu üreterek enzim üretir. (Ekzokrin) ✔ Langerhans adacıkları ise hormon üreten hücreler içeren alfa ve beta bölgelerinden oluşmaktadır. (Endokrin) İnsülin Hormonu ✔ Hedef Organ: Karaciğer ve tüm vücut hücreleri ✔ Sağlıklı bir insanda kandaki ortalama glikoz düzeyi 90mg/100ml’dir. Glikoz miktarı bu değerin üzerine çıktığında pankreastaki reseptörler bunu algılar ve beta hücrelerinden insülin hormonu salgılanır. ✔ Beyin hücreleri hariç tüm hücrelerin glikoz geçirgenliğini artırır. ✔ Glikozun fazlasının karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depo edilmesini sağlar. ✔ Depo edilmiş glikojenin yıkılmasını önler. ✔ Protein ve yağ sentezini uyarır. ✔Az salgılanması: Kandaki glikoz miktarı normal düzeye düşürülemediğinden böbreklere gelen glikoz geri emilemez bu durum çok sulu bir idrar içinde glikoz olmasına yol açar. Buna Şeker hastalığı (Diyabet) denir. ✔ Tip 1 şeker hastalığı: Bağışıklık hücrelerinin beta hücrelerine saldırması nedeni ile insülin üretilemediğinden hayatları boyunca insülin almak zorundadırlar. Genellikle kalıtsaldır ve genç yaşlarda ortaya çıkar. ✔ Tip 2 şeker hastalığı: Hedef hücrelerdeki reseptör bozukluğu nedeni ile hücrelerin insüline tepki vermemesinden kaynaklanır. Sağlıklı beslenme, spor ve ilaç tedavisi ile hastalar normal bir yaşantı sürebilmektedir. Glukagon Hormonu ✔ Hedef Organ: Karaciğer ve tüm vücut hücreleri ✔ Glikoz miktarı normal değerin altına indiğinde pankreastaki reseptörler bunu algılar ve alfa hücrelerinden glukagon hormonu salgılanır. ✔ İnsülin hormonunun antagonistidir. ✔ Karaciğerdeki glikojenin yıkımını sağlar ve glikoz salınımını artırır. ✔ Yağ dokularından yağların yıkımını sağlar. EŞEYSEL BEZLER ✔ Dişi --> Yumurtalık, Erkek --> Testis FSH ve LH etkisi ile hormon salgılar. ✔ Ergenlik dönemine kadar hormon salgılamazlar. ✔ Eşeysel bez hormonları steroid yapılı hormonladır. Östrojen ✔ Hedef Organ: Rahim ve bazı vücut hücreleri ✔ Hipofizden salgılanan FSH etkisi ile ovaryum içerisinde bulunan folikülden ve LH etkisi ile korpus luteumdan salgılanır. ✔ Rahim iç dokusunun (endometrium) hücre bölünmesini artırarak kalınlaştırılmasını sağlar. ✔ Ayrıca ikincil eşey karakterlerin oluşmasını sağlar. Progesteron ✔ Hedef Organ: Rahim ✔ Hipofizden salgılanan LH etkisi ile korpus luteumdan, gebelik durumunda da plasentadan salgılanır. ✔ Rahimin iç duvarının embriyonun tutunabilmesi için hazır hale getirilmesini sağlar. ✔ Ayrıca hamilelik sürecinde rahimin kasılmasını önleyerek gebeliğin sürmesini sağlar. ✔ Gebelikte az salgılanması: Düşük meydana gelebilir. Testosteron (Androjen) ✔ Hedef Organ: Testis ve bazı vücut hücreleri ✔ Hipofizden salgılanan LH etkisi ile testis içinde bulunan Leydig hücreleri tarafından üretilirler. ✔ Spermlerin olgunlaştırılmasını ve erkek üreme sisteminde bulunan yardımcı bezlerin gelişmesini sağlar. ✔ Ayrıca ikincil eşey karakterlerinin oluşturulmasını sağlar. TİMÜS BEZİ ✔ Göğüs boşluğunda akciğerler arasında ve kalbin üst kısmında bulunan lenf sistemi ile bağlantılı bezdir. ✔ Yeni doğan bebeklerde çok büyüktür. Yaş ilerledikçe küçülür. Çocuklarda, maksimum aktivite ile çalışır. ✔ Timik Hormon (timozin) üretir. Bu hormon, T lenfositlerinin işlevsel özellik kazandırılmasında ve bu hücrelerin korunmasında görev alır. EPİFİZ BEZİ ✔ Epitalamusta bulunur. ✔ Özellikle, karanlıkta Melatonin Hormonu salgılar. Bu hormon, biyolojik saati düzenler.
- BOŞALTIM SİSTEMİ - ORGANLAR | selinhoca
KONULAR BOŞALTIM SİSTEMİ - ORGANLAR PDF İNDİR Boşaltım Sistemi ✔ Metabolizma olayları sonucu meydana gelen, canlı için zararlı ve ihtiyaç duyulmayan maddelerin organizmalar tarafından dışarı atılmasına boşaltım, boşaltımda görev alan organların oluşturduğu sisteme boşaltım sistemi denir. ✔ Boşaltım sisteminin asıl organları böbreklerdir. Bunun dışıdaki; deri, karaciğer, akciğer, anüs boşaltım organı olarak kabul edilmez. Boşaltım Maddeleri Su ve Karbondioksit ✔ Monomerlerin solunumla parçalanması sonucunda oluşur. ✔ Su --> Deri, akciğer, böbrekler ve anüs ile atılabilir. ✔ CO2 --> Akciğerler ile atılır. Azotlu Boşaltım Atıkları ✔ Aminoasitlerin solunumla yıkılması sonucu ya da diğer monomerlere dönüşmesi sonucunda amonyak oluşur. ✔ Amonyağın zehir oranı yüksek olduğundan bol su ile seyreltilerek vücuttan uzaklaştırılır. ✔ Canlıların su ile olan ilişkisi boşaltım atıklarının katılığını belirler. Suya bağımlılık azaldıkça boşaltım maddeleri katılaşmaya başlar. ✔ Amonyak insanlarda üreye dönüştürülerek (az miktarda ürik aside de) atılır. Böylece boşaltım sırasında daha az su atılmış olur. ✔ Amonyak, karaciğerdeki kupfer hücrelerinde ornitin devri ile üreye çevrilir. ✔ Boşaltım sistemi ve deri ile vücuttan uzaklaştırılır. Diğer Maddeler ✔ Birçok yoldan vücuda girmiş ve vücut tarafından kullanılmış ilaç, zehir ve tuz gibi maddeler boşaltım atıklarıdır. ✔ Ayrıca; Na, K, Ca, Cl gibi iyonlar, metabolizma sonucu oluşan HSO4, HCO3, H+, fosforik asit, kreatin ve kreatinin de boşaltım maddeleridir. BOŞALTIM ORGANLARI ✔ İnsanda boşaltım sistemi böbrek, üreter, idrar kesesi (mesane) ve üretradan oluşur. Böbrek ✔ Sağlıklı bir insanda bir çift böbrek bulunur. ✔ Her böbreğin üstünde bir böbrek üstü bez bulunur. Böbrekle bez arasında yağlı bir doku vardır. Böbrek üstü bez ile böbrek arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. ✔ Böbreklerin çukur bölgesinden böbreğe kan, lenf damarları, sinirler ve idrar kanalları girer. Böbreğin Görevleri ✔ Kanın pH’ını düzenler. ✔ Kan bileşimini sabit tutar. ✔ Hormon salgılar. (Eritropoietin: Kemik iliğini uyararak alyuvar üretimini sağlar.) ✔ Uzun süreli açlık durumunda protein ve yağlardan karbonhidrat üretimini sağlar. ✔ Homeostasiyi sağlar. ✔ Boşaltım atıklarını uzaklaştırır. Böbreğin Dıştan İçe Yapısı Korteks (Kabuk) : Süzme birimleri (nefron) vardır. Medulla (öz) : Nefronların uzantıları uzanır. Havuzcuk (pelvis) : Böbreğin tam ortasında bulunan huni şeklinde yapıdır. Süzülme ile oluşan idrar burada toplanarak üretere aktarılır. Üreter ✔ Her bir böbrekten çıkarak idrarı mesaneye götürür. Mesane (İdrar Kesesi) ✔ İçi boş, düz kastan yapılmış bir kesedir. ✔ İdrarın keseye geldiği bölgelerde idrarın geri dönmesini engelleyen kapakçıklar bulunur. ✔ Dolduğunda gerilen duvarların yapısında bulunan sinir uçları beyne impulslar gönderir ve kesenin kasılmasını sağlar. Üretra ✔ İdrarın dışarı atıldığı yerdir. ✔ Erkeklerde üreme sistemi ile bağlantısı vardır.
- GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ | selinhoca
KONULAR GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ PDF İNDİR Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji ✔ Çeşitli mühendislik alanlarını kullanarak bitki, hayvan ve mikroorganizma yapılarının laboratuvar ortamında geliştirip onlardan yeni ürünler üretmeyi amaçlayan bilim dalına biyoteknoloji denir. Sütten yoğurt yapımı, sirke üretimi, hamur mayalanması gibi olaylar geleneksel biyoteknolojik yöntemlerdir. Aşı, ilaç, hormon üretimi, atık maddelerin temizlenmesi için canlıların kullanımı, gen aktarımı gibi çalışmalar ise modern biyoteknolojik yöntemlerdir. ✔ Genlerin izole edilmesini, çoğaltılmasını, farklı canlı genleri ile birleştirilmesini ya da genlerin canlılar arasında nakledilmesi için çalışmalar yapan bilim dalına genetik mühendisliği denir. Islah Yöntemleri ✔ Melezleme: Farklı karakterler bakımından homozigot olan bireylerin çaprazlanması ile heterozigot bireyler elde edilmesidir. ✔ Yapay Dölleme: Üstün özellikli spermler ile üstün özellikli yumurtaların laboratuvar ortamında döllendirilmesidir. ✔ Poliploidi: Kromozom çift sayısının fazla olması durumudur. Poliploidi canlılar daha verimli ve daha dayanıklı ürün oluştururlar. ✔ Günümüzde biyoteknoloji ve genetik mühendisliğinin çalışmaları ile; alkollü içecekler aşı süt ürünleri interferon insülin hormonu penisilin ve türevleri büyüme hormonları ekmek, sirke, alkol ve aseton gibi ürünler deterjan… gibi maddeler üretilmektedir. GDO (Transgenik Organizma) ✔ İstenilen özellikte bitki ve hayvan üretilebilmek için, insana yarar sağlayacak şekilde organizmaların genetik yapıları değiştirilmektedir. Bu şekilde genetiği değiştirilmiş canlılara GDO (Transgenik canlı) denir. ✔ Bu canlıların besin olarak kullanılmasına, ileriki dönemde insanlarda alerjik reaksiyonlara sebep olabileceğinden birçok bilim insanı tarafından karşı çıkılmaktadır. İnsan Genom Projesi ✔ 1990 yılında pek çok ülkenin desteği ile insanların genetik maddesinin nükleotit diziliminin belirlenebilmesi için başlatılmış projedir. ✔ Genetik maddenin 3 milyardan fazla nükleotid, 20000-25000 civarında gen içerdiği saptanmıştır. (Genomun yaklaşık olarak %97si tüm insanlarda aynıdır.) Gen Klonlanması: Bir canlıya ait olan genin başka bir canlıya aktarılmasıdır. ✔ Seçilmiş bir genin plazmit ya da bir virüs içerisine yerleştirilerek bir bakteriye aktarılması ve bakteri aracılığı ile birçok kopyasının üretilmesine gen klonlanması denir. Gen klonlanmasının aşamaları: 1. İstenilen geni taşıyan DNA molekülü ile vektör olarak kullanılacak olan bakteri plazmiti saf olarak elde edilir. 2. DNA molekülü üzerinde klonlanacak gen belirlenir. Vektör olarak kullanılacak plazmit ve klonlanacak gen kesilir. 3. Klonlanacak gen plazmitin boş kalan kısmı ile birleştirilir. Bu şekilde rekombinant DNA molekülü elde edilmiş olur. Böylece klonlanacak gen plazmit içine yerleştirilir. 4. Rekombinant DNA bir bakteriye aktarılarak rekombinant bakteri elde edilir. 5. Rekombinant bakterinin üremesi ile klonlar oluşur. Bunlar arasından istenilenler seçilir. Seçilenler ile uygun çalışmalar yapılır. Hayvan Klonlanması: Bir hayvanın genetik olarak kopyasının üretilmesidir. ✔ İlk klon canlı DOLLY ismi verilen bir koyundur. (1996) Ancak Dolly sadece 6 ay yaşayabilmiştir. Koyun Klonlanmasının Aşamaları 1) Dişi bir koyunun (2. koyun) yumurta hücresi alınmış ve bu hücrenin çekirdeği çıkartılarak bir süre yaşaması sağlanmıştır. 2) Başka bir dişi koyunun (1. koyun) memesinden bir hücre alınmış bu hücrenin çekirdeği çıkartılmıştır. 3) Sitoplazması alınan yumurta hücresi ile çekirdeği alınan meme hücresi kaynaştırılarak 2n kromozomlu bir hücre elde edilmiştir. 4) Oluşan 2n kromozomlu hücre mitoz bölünmelerle embriyo halini almış ve farklı bir dişi koyun (3. koyun) rahmine yerleştirilerek gelişmesi sağlanmıştır. 5) Gebelik sonunda doğan koyun genetik olarak 1. koyunun aynısı yani klonu olmuştur. Gen Terapisi: Virüsler kullanılarak insanlardaki bozuk genlerin sağlam genler ile değiştirilmesidir. DNA Parmak İzi: İnsandan alınan DNA molekülünün enzimler ile parçalanarak bazı uygulamalar sonucu bantlaşma yapması ve bu bantlaşmaların pek çok alanda kullanılmasıdır. ✔ Tek yumurta ikizleri hariç her insanın DNA parmak izi farklıdır. Kök Hücre: Bölünme yeteneği fazla ve farklılaşmamış hücrelere kök hücre denir. ✔ Embriyo, kordon kanı ve yetişkin bireylerin bazı dokuları temel kök hücre kaynağıdır. ✔ Yetişkin kök hücreler, vücutta birçok doku ve organ yapısında bulunur. Bulundukları organların hasar görmesi durumunda hasarlı bölgeyi onarırlar. ✔ Embriyonik kök hücreler, embriyo yapısında bulunur; gebelik süresince farklılaşarak canlının fetüs halini almasını sağlar. ✔ İnsandan alınan kök hücreler laboratuvar ortamında geliştirilerek organ ve doku üretiminde kullanılabilir.
- SİNİRSEL VE HORMONAL KONTROL | selinhoca
KONULAR SİNİRSEL VE HORMONAL KONTROL PDF İNDİR SİNDİRİM SİSTEMİNİN SİNİRSEL VE HORMONAL KONTROLÜ ✔ Besinin görülmesi, çiğnenmesi gibi durumlar vagus sinirinin uyarılmasına neden olur. Bu uyarılma, kardia bölgesindeki bazı hücrelerin uyarılmasını ve bu hücreler tarafından gastrin homonu salgılanmasını sağlar. ✔ Gastrin hormonu mide epitel hücreleirni uyararak mide öz suyu salgılanmasını sağlar. Mide öz suyunun salgılanmasında, mide içindeki besinlerin mide iç yüzeyine çarpması da etkilidir. ✔ Kimusun bağırsağa geçmesi enterogastrin, sekretin ve kolesistokinin hormonlarının salgılanmasını sağlar. ✔ Enterogastrin, gastrin hormonunun salgısını durdurur. Böylece gereksiz yere mide öz suyu üretimi engellenmiş olur. ✔ Sekretin, pankreası uyararak bazik özellikteki bikarbonat iyonlarının bağırsağa dökülmesini sağlar. Karaciğeri uyararak safra salgılamasını ve bu safranın safra kesesinde depolamasını sağlar. (Sekretin, bağırsaktaki sindirim için zemin hazırlar.) ✔ Kolesistokinin, Safra kesesi ve pankreası uyarır. Safra kesesinin safra salgılamasını; pankreasın ise pankreas öz suyu salgılamasını sağlar. KARBONHİDRATLARIN KİMYASAL SİNDİRİMİ ✔ Karbonhidratların kimyasal ağızda başlar; ince bağırsakta sonlanır. ✔ Selüloz ve kitin sindirimini sağlayan enzimler insanlar tarafından üretilemez. Ancak selüloz mukus salgısını artırıcı yönde etki yaptığından sindirim sisteminin sağlığı için önemlidir. YAĞLARIN FİZİKSEL VE KİMYASAL SİNDİRİMİ ✔ Sadece ince bağırsak içerisinde sindirimi gerçekleşir. ✔ Safra, fiziksel sindirimini; lipaz ise kimyasal sindirimini gerçekleştirir. PROTEİNLERİN KİMYASAL SİNDİRİMİ ✔ Midede başlar; ince bağırsakta sonlanır. NÜKLEİK ASİTLERİN KİMYASAL SİNDİRİMİ ✔ İnce bağırsak da gerçekleşir. İnce Bağırsak (P) Deoksiriboznükleaz --> DNA Nükleotit sindiren enzimler (İB) Nükleotit + H2O --> Azotlu Organik Baz + Pentoz + FosforikAsit BESİNLERİN EMİLİMİ ✔ Karbonhidrat, yağ ve proteinler hidroliz edildikten sonra monomer haldeyken emilirken; vitamin, mineral ve su üzerinde işlem yapılmadan emilebilir. ✔ Emilimin asıl gerçekleştiği yer ince bağırsaktır. Ancak sindirim sisteminin bazı diğer bölgelerinde de emilim gerçekleşir. Ağız ve Mide --> Bazı zehirler, hormonlar, iyonlar, nikotin bazı ilaçlar (mide) ve alkol gibi maddeler emilebilir. Kalın bağırsakta su, vitamin ve mineral emilimi yapılır. ✔ İnce bağırsak iç yüzeyinde bulunan villuslar, emilim yüzeyini artırırlar. Villuslar içerisinde kılcal kan damarları ve lenf damarları bulunur. GASTRİT: Bakteriler ile mide mukozasının iltihaplanmasıdır. ÜLSER: Gastritin ilerleyerek yaraya dönüşmesidir. Bağırsak içerisinde de görülebilir. REFLÜ: Mide içeriğinin kardia kapakçıklarının bozulması nedeniyle yemek borusuna kaçmasıdır. SARILIK: Safra yapısındaki kolesterolün çökelmesi sonucu oluşan safra taşlarının safra kanallarını tıkaması ya da herhangi bir nedenle safranın ince bağırsağa dökülemeyip karaciğer tarafından emilerek kana geçmesi sonucunda derinin sarı bir renk almasıdır. SİROZ: Alkol, Hepatit virüsü, gereksiz ilaç kullanımı gibi nedenlerle karaciğerin yağlanarak sertleşmesidir. İlaçlarla tedavi edilir. Ancak karaciğer yetmezliğine de neden olabilir.
- KÖK - BİTKİLERİN YAPISI | selinhoca
KONULAR KÖK - BİTKİLERİN YAPISI PDF İNDİR Bitkilerin Yapısı Kara hayatına uyum sağlamış bitkilerde genellikle toprak altına doğru gelişen kök bulunur. Bitki büyüme kitleri Kök; ✔ Bitkiyi toprağa bağlar. ✔ Topraktan su ve mineralleri alır. ✔ Besin depolar. ✔ Bazı hormonlar salgılar. Tohumun çimlenmesi sırasında oluşan ilk köke embriyonik kök ya da primer kök denir. Primer kökten sekonder kök çıkar. Böylece bitkide kök sistemi oluşur. Kök çeşitleri Bitkilerde genel olarak 2 farklı kök oluşabilir. Kazık kök: Primer kök ve ondan çıkan sekonder köklerle birlikte baskınlığını sürdürürse bu tür kök sistemine kazık kök denir. Odunsu ve bazı otsu bitkilerde görülür. Saçak kök: Dallanma sonucu tek bir kökün baskınlığı olmadan toprak yüzeyinin altında yayılan çok ince ve uzun köklerden oluşmuş kök sistemidir. Primer ve sekonder kök birbirinden ayırt edilemez. Otsu bitkilerde görülür. Kökün Boyuna Kesitinin Yapısı Kök 4 bölümde incelenir. Bu bölümler birbirinden kesin olarak ayrılmaz ve iç içe geçmiş durumdadır. ✔ Kaliptra ✔ Hücre bölünme bölgesi ✔ Uzama bölgesi ✔ Farklılaşma (olgunlaşma) bölgesidir. Kökün en uç kısmına büyüme konisi (bölgesi) denir. Kaliptra (Yüksük): Kökün en ucunda bulunur. Apikal meristem tarafından üretilir. Parankima dokusuna ait bir yapıdır. Hücre çeperleri içerisinde jelatinimsi bir madde olan müsilaj vardır. Kökün toprak içerisinde ilerlerken zarar görmesini engeller. Hücre Bölünme Bölgesi: Apikal meristem hücrelerinden oluşmuştur. Bu hücreler sürekli bölünerek kökün uzamasını sağlar. Bu hücreler dışa doğru kaliptrayı, içe doğru primer meristem hücrelerini oluşturur. Uzama Bölgesi: Apikal meristemin faaliyeti sonucu oluşur. Buradaki embriyonik hücreler uzayarak ve hacimlerini artırarak kökün uzamasını sağlarlar. Bu hücreler daha sonra bitkinin gerçek dokularını oluşturur. Farklılaşma (Olgunlaşma) Bölgesi: Uzama bölgesinin üzerinde bulunur. Uzama bölgesi hücrelerinin farklılaşması ile oluşmuştur. Bitkinin gerçek kök dokuları bulunur. Burada epidermis hücrelerinin farklılaşması ile emici tüyler oluşmuştur. Emici tüyler, topraktan su ve mineral emilmesini sağlar. Kökün Enine Kesitinin Yapısı ✔ En dışta epidermis bulunur. Epidermis tarafından oluşturulmuş emici tüyler de bulunabilir. ✔ Epidermis altında hücreler arası boşluklara sahip korteks bulunur. Korteks parankima hücrelerinden oluşmuştur. Genellikle nişasta depo eder. ✔ Korteksin en iç kısmında endodermis bulunur. Endodermisindeki kaspari şeridi su geçirmeyen bir tabaka oluşturur. ✔ Endodermisin altında merkezi silindirin hemen üstünde periskl bulunur. Burada bulunan parankima hücreleri meristem hücrelerine dönüşerek lateral meristemin ve yan köklerin oluşmasını sağlar. ✔ Kökün en iç kısmında merkezi silindir bulunur. Bu bölgede iletim demetleri vardır. Floem dış kısımda, ksilem ise iç kısımda bulunur. ✔ Monokotil bitkilerde merkezi silindirin ortasında öz bölgesi vardır. Bu bölge parankima hücrelerinden oluşmuştur. Dikotil bitkilerin kökünde ise öz bulunmaz. ✔ Üzerinde tomurcukları, yaprakları, çiçekleri ve meyveleri taşıyan bitki kısmıdır. ✔ Topraktan alınan su ve minerallerin diğer organlara, yapraklarda üretilen organik maddelerinde köklere taşınmasını sağlar. Taşıma iletim dokusu ile olur. ✔ Genellikle toprak üstünde bulunur. Ancak bazı bitkilerde özelleşmiş toprak altı gövdeler de bulunabilir.
.png)