Canlıların Sınıflandırılması

Tablet Versiyonu

Bu videolara ait PDF dosyalarına buradan ulaşabilirsiniz.

pdf_sh.png

Sınıflandırma Çeşitleri ve Sistematik Birimleri

pdf_sh.png

Bakteriler Alemi

pdf_sh.png

Arke - Protista - Mantarlar - Bitkiler Alemi

pdf_sh.png

Omurgasız Hayvanlar

pdf_sh.png

Omurgalı Hayvanlar

pdf_sh.png

Virüsler

Özel Ders Konseptli

Bu videolara ait PDF dosyalarına buradan ulaşabilirsiniz.

Sınıflandırma Birimleri

Bakteriler Alemi

Arke ve Protista Alemi

Mantarlar ve Bitkiler Alemi

Hayvanlar Alemi

1 - 2

✔ Dünyada keşfedilmiş çok fazla canlı çeşidi vardır. Bu canlıların araştırılmasını kolaylaştırmak amacı ile canlılar belirli özelliklere göre sınıflandırmışlardır.

 

✔ Sistematik: Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim dalıdır.

✔ Taksonomi: Canlıları sınıflandırmak için yöntem ve ilkeler geliştiren ve canlıları isimlendiren bilim dalıdır.

✔ Taksonomi, sistematik için bir araçtır. Sistematik, sınıflandırma sırasında taksonomiden yararlanır.

Sınıflandırmada Kullanılan Ölçütler

 

1) Yapay (Ampirik) Sınıflandırma:
✔ Aristo ilk defa canlıları sınıflandırmaya çalışmıştır.

✔ Gözlemler yaparak canlıları analog organlarına göre sınıflandırmıştır.

✔ Analog Organ: Embriyonik köken benzerliği önemli olmadan görevli aynı olan organlardır. Günümüzde kullanılan sınıflandırmada önemsizdir.

örnek: Sinek kanadı - Güvercin kanadı

 

 

Aristo sınıflandırmayı yaparken canlıları;
✔ Yaşadıkları yer,
✔ Dış görünüşleri (morfoloji, fiziksel özellik),
✔ Analog organlarına göre sınıflandırmıştır.

2) Doğal (filogenetik) sınıflandırma:
✔ Carolous Linneous tarafından yapılmıştır.
✔ Günümüzde geliştirilerek kullanılmaya devam edilmektedir.
✔ Bir organizmanın evrimsel geçmişine filogeni denir. Canlıların filogenisine ve birbirleri ile olan akrabalık ilişkilerine bakılarak oluşturulduğundan bilimseldir.

 

Filogenetik sınıflandırma yapılırken pek çok veri dikkate alınmıştır. Bunlar;
✔ Hücre çeşidi
✔ Anatomik ve fizyolojik benzerlikler
✔ Genetik madde ve protein benzerliği
✔ Beslenme ve üreme şekli
✔ Embriyonik köken benzerliği
✔ Homolog organ

Kromozom sayısı benzerliği önemli değildir.

✔ Homolog organ: Görevleri aynı ya da farklı ancak yapıları (embriyonik kökenleri) aynı organlardır. Filogenetik sınıflandırmada önemlidir.

 

örnek: İnsan kolu - Yarasa kanadı - Balina ön yüzgeci – Kedi ön bacağı

✔ John Ray (Jon Rey), benzer anne ve babadan meydana gelen canlıları aynı tür olarak tanımlamıştır.  

✔ Carolous Linneous, John Ray’ın tür kavramını benimsemiş ve diğer sistematik birimleri de eklemiştir.

 

Tür: Ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahip, birbirleri ile doğal yollardan çiftleşebilen ve çiftleşmeleri sonucunda verimli (kısır olmayan) yavrular oluşturan bireylere tür denir.

Aynı tür olan canlıların;
✔ hücre çeşitleri
✔ beslenme ve üreme çeşitleri
✔ kromozom sayıları
✔ boşaltım atıkları aynıdır.

 

İkili Adlandırma: Carolous Linneous tarafından, basit ve evrensel olabilecek bir tür isimlendirmesi oluşturulmuştur.

İkili adlandırmada her türün adı iki kelime ile gösterilir.

✔ Birinci isme cins adı, ikinci isme tamamlayıcı ad denir. Cins adı sınıflandırmada önemlidir ve canlının hangi cinse ait olduğunu gösterir. Tamamlayıcı ad ise sınıflandırmada önemli bir veri değildir.

✔ En büyük sistematik birim ALEM;
✔ En küçük sistematik birim ise TÜRdür.

✔ Büyük sistematik birimleri küçük sistematik birimlerini kapsar.

✔ Canlıların embriyonik gelişimi sırasında ilk olarak ŞUBE özellikleri son olarak TÜR özellikleri ortaya çıkar.

Alemden Türe Doğru Gidildikçe Görülen Özellikler

 

✔ Genetik madde benzerliği artar.

✔ Protein benzerliği artar.

✔ Embriyonik köken benzerliği artar.

✔ Canlı çeşitliliği azalır.

✔ Birey sayısı azalır.

✔ Homolog organ artar.

 

Türden Aleme Doğru Gidildikçe Görülen Özellikler

 

✔ Genetik madde benzerliği azalır.

✔ Protein benzerliği azalır.

✔ Embriyonik köken benzerliği azalır.

✔ Canlı çeşitliliği artar.

✔ Birey sayısı artar.

✔ Homolog organ azalır.

BAKTERİLER ALEMİ

✔ Keşfedilmemiş bakteri türü sayısının keşfedilmişlerden fazla olduğu düşünülmektedir.

✔ Bakterilerin çok büyük bir kısmı insan için yararlıdır.

 

Bakterilerin Yapısı

✔Tek hücreli ve prokaryot canlılardır.

✔ Peptidoglikandan oluşmuş hücre duvarları vardır. Bu duvar bazılarında kalın bazılarında incedir. Bu durum sınıflandırılmasında kullanılır. (Gram + ve gram – bakteri)

✔ Bazı bakterilerde hücre duvarının üzerinde kapsül denilen bir yapı bulunur. Kapsül bakteriyi fagositozdan korur. Kapsüllü bakteriler genellikle patojendir.

✔ Hücre duvarının altında hücre zarı vardır.

✔ Bazı bakterilerde hareket etmesini sağlayan hücreden çıkan az sayıda uzun uzantılar bulunur. Bunlara kamçı denir. Kamçının yeri ve sayısı sınıflandırmada önemlidir.

✔ Bazı bakterilerde hareket etme ve bir yere tutunmasını sağlayan hücreden çıkan çok sayıda kısa uzantılar bulunur. Bunlara pilus denir.

✔ Sitoplazmasında DNA, RNA ve ribozom (zarlı organeli yoktur.) bulunur. Bunlar dışında metabolizması ile ilgili diğer organik ve inorganik maddeler de vardır.

✔ Genetik maddesi (DNA) sitoplazma içine dağılmış durumdadır. DNAsı halkasal ve n kromozomludur.

✔ Oksijenli solunum yapan bakterilerde hücre zarı sitoplazmaya doğru kıvrımlar oluşturarak kendini mitokondri iç zarına benzetmiştir. Bu yapıya mezozom denir.

✔ Fotosentez yapanlarda hücre zarı fotosenteze yardım eder ve klorofil pigmenti taşır.

✔ Bazı bakterilerde gerçek DNA dan ayrı olarak halkasal küçük DNA parçaları bulunur. Bunlara plazmit denir. Plazmitler genellikle çevre şartlarına direnç genleri taşır. Plazmitler sayesinde çevre şartlarına daha dayanıklı bakteriler oluşur. Konjugasyon ile plazmitleri birbirine aktarabilirler.

 

Konjugasyon

✔ Canlı iki bakteri arasında tek yönlü gen alışverişidir.

✔ İki bakteri yan yana gelir ve aralarında sitoplazmik köprü oluşturulur. Bakterilerden biri sahip olduğu plazmiti kopyalar ve kopyalanmış plazmiti köprü aracığı ile diğer bakteriye gönderir.

✔ Konjugasyon tamamlandığında birey sayısı değişmediğinden bu bir üreme değildir. Ancak genetik çeşitliliği artıran bir olaydır.

✔ Çevre şartlarına karşı direnç kazanmış bir bakteri kısa süre içerisinde bu yöntem ile diğer bakterilerin de dirençli hale gelmesini sağlar.

✔ Depo polisakkaritleri glikojendir.

✔ Bazı bakteriler çevre şartları olumsuz hale geldiğinde metabolizma hızını azaltarak korunaklı ve sert bir zar içerisine bürünürler. Bu yapıya endospor denir. Endospor halindeki bir bakteri yüzlerce yıl bu halde kalabilir. Yüksek sıcaklık, basınç, tuz ya da pH değişimine dayanabilir. Endospor yapısı üreme ile alakalı değildir.

İkiye Bölünme

✔ Bakterilerin eşeysiz üreme şeklidir.

✔ Genetik çeşitlilğe neden olmaz. Oluşan yeni bakteriler eski bakterinin genetik olarak kopyasıdır.

✔ Bakteri kromozomu eşlendikten sonra sitokinez başlatılarak bakteri iki parçaya bölünmüş olur. Bu olay mitoz bölünme değildir.

✔ Bakteriler her 20 dakikada bir ikiye bölünürler. Çevre şartları uygun olduğunda bu bölünme devam eder. Ancak besin sıkıntısı, atık madde çoğalması ve sıcaklık artması gibi sebepler nedeniyle bölünme önce yavaşlar sonra durur.

Bakterilerde Solunum

Aerob: Oksijenli solunum yapar.

Anarerob: Oksijensiz solunum yapar.

Geçici (Fakültatif) Aerob: Normalde oksijensiz solunum, zorunlu durumlarda oksijenli solunum yapar.

Geçici (Fakültatif) Anaerob: Normalde oksijenli solunum, zorunlu durumlarda oksijensiz solunum yapar.

Bakterilerde Beslenme

Ototrof Bakteri: İnorganik maddeleri organik madde haline getirerek kendi besinini üretebilen bakterilerdir.

✔ Besinini üretirken ışık enerjisi kullanan bakterilere

fotoototrof bakteri denir. Bu bakteriler fotosentez yapar ve klorofil taşırlar.

✔ Besinini üretirken inorganik maddeleri oksitleyen bakterilere kemoototrof bakteri denir. Bu bakteriler kemosentez yaparlar. Madde döngüsünde çok büyük öneme sahiptirler.

Heterotrof Bakteri: Besinini üretemeyip organik maddeleri dışarıdan hazır alan bakterilerdir.

✔ Organik maddeleri sindirecek enzimlere sahip olmadıklarından besinleri sadece hücre zarından geçebilecek büyüklükteyken (monomer) alabilen bakterilere parazit bakteri denir.

Bu bakteriler sindirilmiş besinlerin hazır bulunduğu yerlerde yaşarlar. (sindirim sistemi, kan…)

Bulundukları ortama toksik madde bıraktıklarından patojen(hastalık yapıcı)dirler.

✔ Organik maddeleri, güçlü sindirim enzimlerini dışarı salgılayıp parçalayarak hücre içine alan bakterilere saprofit (çürükçül, ayrıştırıcı) bakteri denir.

Saprofit bakteriler hücre zarından geçebilecek hale getirdikleri organik maddeleri solunum reaksiyonları ile inorganik hale getirerek madde döngüsünde rol oynarlar.

Arkeler Alemi

✔ Prokaryot hücre yapısına sahip olmalarına rağmen bazı özellikleri ile ökaryot hücreli canlılara benzerler.

✔ Arkeler, normal ortamlarda ve  diğer canlıların yaşayamayacağı ekstrem koşullarda yaşayabilen canlılardır. Yaşam yerlerine göre sınıflandırılmışlardır.

✔ Hücre duvarı ve histon proteinleri vardır.

✔ Kemoototrof ve heterotrof olarak beslenenleri vardır. Bazı çeşitleri, ışık enerjisi kullanarak ATP sentezler. Bu sırada besin üretimini gerçekleştirmez. Bu nedenle bu olay fotosentez değildir. Fotoototrof türleri yoktur.

 

Metanojenik Arke: Metan gazı üreterek oksijensiz ortamda yaşayan canlılardır. Çöp, bataklık, lağım suları, ototrof canlıların sindirim sistemi (selüloz sindirimi) gibi yerlerde yaşarlar.

 

Termofilik Arke: Yanardağ ağızları, jeotermal kaynaklar gibi sıcak yerlerde yaşayan arkelerdir.

 

Halofilik Arke: Tuz gölü gibi tuzlu ortamlarda yaşayan arkelerdir.

 

Psikrofilik Arke: Soğuk ortamlarda yaşayan arkelerdir.

Biyolojik ve ekonomik önemleri açısından bakıldığında arkeler, bakterilerin ve diğer canlıların yaşayamadığı koşullarda yaşadıklarından güçlü enzimlere sahiplerdir. Bu enzimler pek çok alanda kullanılır.


✔ Endüstride pek çok tepkimenin gerçekleşmesinde
✔ Atık maddelerin zehirli özelliklerinin azaltılmasında
✔ Kalitesi düşük metal cevherlerinin biyolojik yollarla kullanılabilir hale getirilmesinde
✔ Metal kirlenmesine uğramış suların temizlenmesinde
✔ Boya endüstrisinde anaerobik arıtma tanklarında bulunan suyun temizlenmesinde
✔ Arkeler biyogaz üretiminde kullanılırlar.

✔ Koloni, tek ve çok hücreli ökaryot canlıların bir arada bulunduğu karışık bir gruptur.

✔ Protista alemindeki canlılar ototrof (fotosentez), parazit ya da saprofit olabilir.

 

Amip:

✔ Yalancı ayaklarla beslenir ve hareket ederler.

✔ Tatlı sularda yaşarlar.

✔ Heterotrofturlar.

✔ Bazı türleri patojendir.

 

Paramesyum:

✔ Silleri sayesinde hareket ederler.

✔ Tatlı sularda yaşarlar.

✔ Heterotrofturlar.

✔ Eşeysiz üreme ve konjugasyon yapabilirler.

✔ Hücrelerinde iki çekirdek bulunur.

Öglena:

✔ Kamçıları ile hareket ederler.

✔ Tatlı sularda yaşarlar.

✔ Hem ototrof hem heterotroftur.

 

Trypanosoma:

✔ Kamçıları ile hareket ederler.

✔ Parazit ve patojendir.

✔ İnsana çeçe sineği ile bulaşır ve uyku hastalığına neden olur.

 

Plazmodyum:

✔ Hareket yapıları yoktur.

✔ Parazit ve patojendir.

✔ Spor oluşturarak ürerler. (Metagenez yaparlar.)

✔ İnsana anofel dişi sinek ile bulaşır. Sıtma hastalığına neden olur.

Cıvık Mantarlar:

✔ Hücre çeperi taşımazlar.

✔ Yalancı ayaklarla hareket eden canlılardır.

✔ Parazit ya da saprofit olabilirler.

 

Algler:

✔ Tek, çok ya da koloni formunda olan bitkilere benzeyen canlılardır.

✔ Fotoototrofturlar.

✔ Kahverengi alg, esmer alg, kırmızı alg, yeşil alg gibi çeşitleri vardır.

✔ Mavi – yeşil algler (siyanobakteri) prokaryotik canlılardır. Sınıflandırmada algler içerisinde yer almazlar.

Mantarlar (Fungi) Alemi

 

✔ Tek hücreli (maya mantarı) ya da çok hücreli (şapkalı mantar, küf mantarı) olabilen ökaryotik canlılardır.

✔ Aktif hareket etmezler.

✔ Depo polisakkaritleri glikojendir.

✔ Heterotrof beslenirler.

✔ Sentrozom taşımazlar.

✔ Hücre çeperlerinin yapısı kitindir.

✔ Maya mantarları hariç vücutları hif ve miselyumlardan oluşmuştur.

✔ Tomurcuklanma ve metagenez ile ürerler.

✔ Gıda ve ilaç sektöründe kullanılırlar.

✔ Depo polisakkaritlerinin glikojen olması, kitin taşımaları ve heterotrof beslenmeleri yönüyle hayvanlara; hücre çeperine sahip olmaları, aktif olarak hareket edememeleri ve sporla çoğalmaları yönüyle de bitkilere benzerler.

✔ Saprofit olanları organik maddeleri inorganik madde haline getirerek madde döngüsünün devamını sağlarlar.

✔ Bazı mantarlar bitki köklerinde yaşar. (Mikoriza) Bitkilerin topraktan su ve mineral almasını kolaylaştırır.

✔ Fermantasyon endüstrisinde, ilaç sanayisinde ve çeşitli ürünlerin elde edilmesinde kullanılır.

✔ Şapkalı mantarlar besin olarak kullanılır. Besin içerikleri çok zengindir.

✔ Bazı mantarlar bitkiler üzerinde parazit olarak yaşarlar. Tarım bitkilerine çok büyük zarar verirler.

✔ Küf mantarları ekmek, meyve, sebze ve diğer yiyeceklerin çürümesine neden olurlar.

✔ Mantarlar insanlarda birçok hastalığa neden olurlar.
✔ Mantar sporları hayava karışarak alerji ve astıma neden olabilirler.

Bitkiler Alemi

 

✔ Çok hücreli ökaryot canlılardır.

✔ Fotoototrofturlar. Karasal yaşamın oksijen ve besin kaynağıdırlar.

✔ Bazı çeşitleri parazittir. (Parazit bitkilerin bazıları fotosentez yapamaz.)

✔ Selüloz içeren hücre çeperleri vardır.

✔ Depo polisakkaritleri nişastadır.

✔ Toprağa bağlı olduklarından aktif olarak hareket etmezler.

✔ Sinir sistemleri ve duyu organları yoktur.

✔ Büyümeleri sınırsızdır.

✔ Eşeyli, eşeysiz ile üreyebilirler.

✔ Tohumsuz bitkiler, otsu olup tohum oluşturamazlar. Spor oluşturarak metagenez ile ürerler.

✔ Tohumlu bitkiler ise otsu ya da odunsu olabilirler. Tohum oluşturarak eşeyli ürerler.

Omurgasız Hayvanlar

✔ Çok hücreli ökaryot canlılardır. En fazla çeşitliliğe sahip alemdir.

✔ Hücre duvarına sahip hücreleri yoktur.

✔ Depo polisakkaritleri glikojendir.

✔ Heterotrof olarak beslenirler.

✔ Genellikle aktif hareket yapabilen canlılardır.

✔ Genellikler ciddi özelleşmelerle oluşmuş doku, organ ve sistemleri vardır.

✔ Genellikle eşeyli üreme yaparlar.

✔ Büyümeleri sınırlıdır.

✔ Omurgalı ve omurgasızlar olmak üzere ikiye ayrılırlar.

 

Omurgasızlar Şubesi

✔ Sinir şeridi karın bölgesinden geçer.

✔ Notokord bulundurmazlar.

✔ Dış iskelet görülür. (Genellikle)

✔ Açık kan dolaşımı görülür. (Genellikle)

✔ Omurgasızlar; süngerler, sölenterler, solucanlar, yumuşakçalar, eklem bacaklılar ve derisi dikenliler olmak üzere altı sınıftan oluşur.

1) Süngerler:

✔ En ilkel hayvandır.

✔ Genellikle tuzlu sularda yaşarlar. Tatlı sularda yaşayan türleri de vardır.

✔ Süngerlerin vücutlarında çok sayıda por (delik) bulunur.

✔ Porlardan geçen su içerisinde bulunan besinleri özelleşmiş hücreleri (amoeboidler) ile alıp sindirirler.

✔ Embriyolarından iki tane embriyonik tabaka olduğundan sistemleri gelişmemiştir.

✔ Azotlu boşaltım atığı amonyaktır.

✔ Atık maddelerini vücutlarının ortasında bulunan oskulum boşluğundan atarlar.

✔ İç iskelete sahiptirler.

✔ Tomurcuklanma ile ürerler.

✔ Euspongia officinalis Doğu Akdeniz kıyılarında yaşayan en tanınmış sünger türüdür. Bu sünger, banyo süngeri olarak kullanılır.

2) Sölenterler:

✔ Genellikle denizlerde yaşar. Ancak tatlı sularda yaşayan türleri de vardır.

✔ Bazı türlerinde dış iskelet vardır. (Mercan)

✔ Embriyosunun yapısındaki embriyonik tabaka sayısı iki tane olduğunda n sistemler tam olarak gelişmemiştir.

✔ Sinir sisteminin görüldüğü ilk canlı grubudur. Bu sinir sistemi oldukça basittir. İlk sinir hücresi bu canlılarda görülmüştür.

✔ Vücutlarının merkezinde bir vücut boşluğu bulunur. Ağızları ile aldıkları besinleri burada sindirir. Atık maddelerini de bu boşluğa bırakır. Ağızlarını aynı zamanda anüs olarak kullanarak atık maddelerini dışarı atarlar.

✔ Ağızlarının etrafında tentekül adı verilen uzantılar vardır. Bu yapılar ile avlarını yakalayabilirler.

✔ Vücutlarının dışında yakıcı kapsüller vardır. Bu yakıcı kapsüller düşmanlara karşı korunmalarında görev yapar. Bazı sölenterlerde yakıcı kapsüller ölümlere neden olabilir.

✔ Tomurcuklanma ve  metagenez ile üreme yaparlar.

Örnek: Deniz anası, hidra,  medüz, mercan ve deniz şakayığı…

3) Solucanlar

✔ Yassı, yuvarlak ve halkalı olmak üzere üç grubu ayrılır.

 

a) Yassı Solucan

✔ İnce, yassı vücutları vardır.

✔ Durgun sularda ve gölcüklerde serbest olarak ya da bir canlı vücudunda parazit olarak yaşayabilirler. Holozoik ya da parazit olarak beslenirler.

✔ Tek açıklıklı sindirim sistemleri vardır. Ağız aynı zamanda anüs olarak görev yapar.

✔ Merkezi sinir sisteminin ve özelleşmiş boşaltım organının ilk kez görüldüğü canlıdır.

✔ Solunum organları yoktur. Solunumlarını
vücut yüzeyi ile yaparlar.

✔ Genellikle hermafrodittirler ve kendi
kendini dölleyebilirler. Ayrıca rejenerasyon
ile eşeysiz üreyebilirler.

✔ Örn: Tenya, Karaciğer kelebeği, Planarya…

b) Yuvarlak Solucan

✔ İnce, uzun ve yuvarlak vücutları vardır.

✔ İki açıklıklı (tam) sindirim sisteminin ilk görüldüğü canlıdır.

✔ Solunum ve boşaltım için özelleşmiş organları yoktur. Vücut yüzeyi ile gerçekleştirirler.

✔ Sularda ve nemli topraklarda serbest olarak ya da bir canlı vücudunda parazit olarak yaşayabilirler. Holozoik ya da parazit olarak beslenirler.

✔ Ayrı eşeylidirler.

✔ Örnek: Trichinella spiralis Wuchereria bancrofti

c) Halkalı Solucan

✔ Vücutları halkasal ve segmentlidir.

✔ İki açıklıklı sindirim sistemine sahip olup, sindirim kanalında özelleşmelere sahiptir.

✔ Karada ya da suda yaşayan türleri vardır.

✔ Suda yaşayanları solungaç, karada yaşayanları deri solunumu yapar.

✔ Nefridyum denilen boşaltım organları vardır. Azotlu boşaltım atıkları amonyaktır.

✔ Kapalı dolaşım görülür. Hemoglobinleri kan plazmasında bulunur.

✔ Hermafrodittirler.

Örnek: Toprak solucanı, poliket, sülük…

4) Yumuşakçalar: 

✔ Vücutları yumuşaktır. Bazı çeşitlerinde dış iskelet bulunur. (Midye, salyangoz…)
✔ Genellikle sularda yaşarlar. Nemli topraklarda yaşayanları da vardır. Genellikle holozoik beslenirler.

✔ Suda yaşayanları solungaç solunumu yapar.

✔ Bazı türlerinde kapalı kan dolaşımı görülür. (Ahtapot, mürekkep balığı…) Hemoglobinleri kan plazmasındadır.

✔ İç organları gelişmiştir.

✔ toprağı kazma, sürünme, avlarını yakalama gibi görevler için özelleşmiş ayakları vardır.

✔ Ayrı eşeylidirler ve eşeyli üreme yaparlar.

Örnek: Kalamar, Midye, Ahtapot, Mürekkep balığı, Salyangoz

5) Eklem Bacaklılar:

✔ En fazla tür çeşidi bulunan hayvan grubudur.

✔ Kabuklular, örümcekler, böcekler ve çok ayaklılar olmak üzere dört gruptan oluşur.

 

a) Kabuklular:

✔ Dış iskelete sahiplerdir.

✔ Suda yaşar ve solungaç solunumu yaparlar.

✔ Ayrı eşeylidirler.

Örnek: Istakoz, yengeç, karides, su piresi…

 

 

b) Örümcekler:

✔ Baş ve göğüs bölgesi kaynaşmış ve karın bölgesi olmak üzere vücutları iki segmentten oluşmuştur.

✔ Göğüs segmentinden dört çift eklemli üye çıkar.

✔ Kitapsı akciğer solunumu yapar.

✔ Ayrı eşeylidirler.

Örnek: Örümcek, akrep, kene, tarantula…

c) Böcekler:

✔ Hayvanlar aleminin en fazla türe sahip grubudur.

✔ Kitinden oluşmuş dış iskeletleri vardır.

✔ Vücutları baş, göğüs ve karın olmak üzere üç segmentten oluşmuştur.

✔ Üç çift eklemli bacakları vardır.

✔ İki çift kanatları vardır. (Genellikle) Kanatlarının olması dünya üzerinde çok fazla yayılım göstermelerine neden olmuştur.

✔ Bir çift antenleri vardır. Bu nedenle duyu organları gelişmiştir.

✔ Açık kan dolaşımı görülür.

✔ Trake solunumu yaparlar.

✔ Malpighi tüpü adı verilen boşaltım organları vardır.

✔ Başkalaşım geçirirler. (Metamorfoz)

✔ Karaya çok iyi uyum sağladıklarından azotlu boşaltım ürünü ürik asittir.

✔ Çizgili kaslara sahiplerdir. Bu nedenle çok hızlı hareket edebilirler.

✔ Ayrı eşeylidirler.

Örnek: Arı, sinek, uğur böceği, kelebek…

d) Çok Ayaklılar:

✔ Karada ve nemli yerlerde yaşarlar.

✔ Vücutları uzun ve segmentlidir. Her segmentten bir ya da iki çift eklemli üye çıkar.

Örnek: Çıyan, kırkayak…

6) Derisi Dikenliler:

✔ Denizlerde yaşarlar.

✔ Kalker yapılı iç iskeletleri vardır.

✔ Vücutlarının alt kısmında bulunan ayakları ile aktif olarak yer değiştirebilirler.

✔ Solungaç solunumu yaparlar.

✔ Ayrı eşeylidirler.

✔ Rejenerasyon ile eşeysiz üreme yaparlar.

Örnek: Deniz hıyarı, Deniz kestanesi, Deniz yıldızı…

OMURGALILAR ŞUBESİ

 

✔ Embriyonik dönemde notokordları vardır. Notokord daha sonra omurga halini alır.
✔ Sinir şeridi sırt bölgesinden geçer.
✔ Kemik ya da kıkırdaktan oluşmuş iç iskelet bulunur.
✔ Embriyonik gelişmelerinin ilk evrelerinde solungaç yarıkları bulunur. (Solungaç yarığı; gaz alışverişi ve beslenmede rol oynar.)

✔ Kuyrukları vardır. (Bazı omurgalıların kuyrukları sadece embriyonik dönemde görülür.)
✔ Kapalı kan dolaşımı görülür.
✔ Alyuvar içerisinde hemoglobin taşıdıklarından kanları kırmızıdır.
✔ Böbreklere sahiplerdir.
✔ Ayrı eşeylidirler. (Genellikle)
✔ Omurgalılar balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler olmak üzere beş sınıfta incelenir.

1) Balıklar

✔ Denizlerde ve tatlı sularda yaşarlar.

✔ Vücutları pullarla kaplıdır. (Pulsuz balıklarda vardır.)

✔ Solungaç solunumu yaparlar.

✔ Kalpleri iki odacıklıdır. Küçük kan dolaşımı görülmez.

✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir.

✔ Azotlu boşaltım atıkları amonyaktır.

✔ İç iskeletlerinin kemik ya da kıkırdaktan oluşması durumuna göre iki kısımda incelenirler.

a) Kıkırdaklı Balıklar

✔ Kıkırdaktan yapılmış iç iskelete sahiplerdir.

✔ Genellikle tuzlu sularda yaşarlar.

✔ Yüzme keseleri yoktur. Bu nedenle, su içerisinde batmamak için sürekli hareket etmek zorundadırlar. (Yüzme kesesi: balığın gaz alışverişine yardım ederek,  balığın su içerisinde batmadan kalmasına yardımcı olan bir yapıdır.)

✔ İç döllenme görülür. (Bazıları yavrularını kalın bir kabuk içerisinde suya bırakır. Bazıları ise doğurur.)

Örnek: köpek balıkları, vatoz ve tırpanalar

b) Kemikli Balıklar

✔ Tüm omurgalı hayvanlar içerisinde tür sayısı en fazla olan gruptur. Günümüzde yaklaşık 30000 türü olduğu saptanmıştır.

✔ Kemikten oluşmuş bir iç iskelete sahiptirler.

✔ Yüzme keseleri bulunur.

✔ Dış döllenme dış gelişme görülür. (iç döllenme görülen kemikli balıklar da vardır.)

✔ Solungaç solunumu yaparlar.

Örnek: Levrek, Ton balığı, Hamsi balığı, Alabalık…

2) Amfibiler (İki Yaşamlılar): Yaşamlarının bir kısmını suda bir kısmını karada geçirdikleri için bu ismi almışlardır.

✔ Göllerde, su birikintilerinde, nehirlerde, nemli veya suya yakın yerlerde yaşarlar.

✔ Gelişmelerinde başkalaşım (metamorfoz) görülür.

 

Metamorfoz: Yumurtadan çıkan yavru, yumurta içerisinde gelişimini tamamlayamadığından ergin bireye benzemeyen larva durumundadır. Larva gelişimini dışarıda tamamlayarak ergin birey haline dönüşür. Bu gelişime metamorfoz (başkalaşım) denir.

Larva: ✔ Suda yaşar.
           ✔ Solungaç solunumu yapar.

           ✔ Azotlu boşaltım atığı amonyaktır.

 

Ergin: ✔ Karada yaşar.
           ✔ Akciğer ve deri solunumu yapar.

           ✔  Azotlu boşaltım atığı üredir.

✔ Derileri çıplak ve nemlidir.

✔ Kalpleri 3 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan kalplerinde karıştığından vücuda karışık kan gider.

✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. Kış uykusuna yatarlar.

✔ Dış döllenme dış gelişme görülür.

Örnek: kurbağa ve semender

3) Sürüngenler

✔ Genellikle karada yaşarlar. Suda yaşayan türleri de vardır.

✔ Genellikle ılıman iklim kuşağında yaşarlar.

✔ Akciğer solunumu yaparlar.

✔ Vücutları keratin içeren ya da kemikleşmiş pullarla kaplıdır. Bu pullar deriyi korur.

✔ Kalpleri 3 odacıklıdır. Kirli ve temiz kan kalpte karıştığından vücutlarına karışık kan gider. (Timsahlarda 4 odacıktır. Ancak vücuda gene karışık kan gider.)

✔ Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları değişkendir. Kış uykusuna yatarlar.

✔ Azotlu boşaltım atıkları ürik asittir.

✔ İç döllenme dış gelişme gösterirler. (Bazılarında iç gelişme görülür. Bazı bukalemunlar..)

ÖRN: Kaplumbağa, Bukalemun, Timsah, Yılan, Kertenkele…

4) Kuş

✔ Vücutları kuşlara özgü olan tüylerle kaplıdır. Vücutlarını kaplayan tüyler, ısı yalıtımı sağlar. Kanatlarındaki tüyler ise uçmayı sağlar. Bütün kuşların kanatları olmasına rağmen, her kuş uçamaz. Ayrıca, belirli bölgelerinde pullarda vardır.

✔ Ön üyeleri kanat haline dönüşmüştür.

✔ Dişleri yoktur. Ağız, gaga halini almıştır. Gaga yapısı kuşun beslenme şekline göre farklılaşmıştır.

✔ Akciğer solunumu yaparlar. Akciğerlerine bağlı hava keseleri bulunur. Bu keseler hem solunuma yardımcı olur hem de kuşun daha hafif olmasını sağlayarak uçmasını kolaylaştırır.

✔ Azotlu boşaltım atıkları ürik asittir.

✔ Zar yapılı diyaframları vardır.

✔ Kalpleri 4 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan hiçbir şekilde birbirine karışmaz.

✔ Sıcakkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları sabittir.

✔ İç döllenme dış gelişme görülür. Yumurtlarlar. Kuluçkaya yatarlar. Yavru bakımı vardır. 

ÖRN: Papağan, Tavuk, Deve Kuşu, Baykuş, Penguen, Pelikan, Tavus Kuşu, Hindi, Kartal, Atmaca, Serçe…

5) Memeliler

✔ Hayvanlar ve diğer alemlerin en gelişmiş sınıfıdır.

✔ Dünyanın her yerinde dağılış göstermişlerdir.

✔ Sularda ve karalarda yaşarlar.

✔ Vücutları kendilerine özgü kıllarla kaplıdır.

✔ Akciğer solunumu yaparlar.

✔ Azotlu boşaltım atıkları üredir.

✔ Kastan yapılı diyaframa sahiplerdir.

✔ Kalpleri 4 odacıklıdır. Temiz ve kirli kan hiçbir zaman birbirine karışmaz.

✔ Sıcakkanlı hayvanlardır. Vücut sıcaklıkları sabittir.

✔ Olgun alyuvarlar hücrelerinde çekirdek ve organel bulunmaz.

✔ İç döllenme iç gelişme gösterirler. ( gagalı memeliler hariç..)

✔ Yavru bakımı vardır.

✔ Dişilerde süt bezleri gelişmiştir. Yavrularını sütle beslerler.

✔ Memeli canlılar embriyolardaki gelişme şekillerine göre üçe ayrılırlar.

a) Gagalı Memeliler:  Gagaları vardır. İç döllenme dış gelişme yaparlar. Yumurtlayarak ürerler. Yumurtadan çıkan yavru sütle beslenir.

Örnek: Ornitorenk..

b) Keseli Memeli: Plasenta taşımadıklarından yavru, gelişimini tamamlayamadan doğar. Annenin kesesine yerleşerek burada sütle beslenerek gelişimini tamamlar.

Örnek: Koala, Kanguru…

c) Plasentalı Memeli: En fazla memeli türünü barındıran gruptur. Anne karnında gelişmekte olan yavru ile anne arasında plasenta denilen organ oluşur. Bu yapı doğuma kadar yavrunun beslenmesini sağlar. Bu nedenle gebelik süresi keseli memelilerden daha uzun sürer.

Örnek: Kirpi, Kedi, İnsan, Maymun, Ayı, Tavşan, Lemur…

Virüsler

Bitkilerde görülen tütün mozaik hastalığının etkeninin bakteri olmadığı, farklı bir patojen olduğu bulunmuş ancak ışık mikroskobu ile yapılan incelenmelerde bu patojen bulunamamıştır. Elektron mikroskobunun icadından sonra ancak keşfedilebilmiştir..

✔ Hücresel yapı göstermezler.

✔ Enzim sistemleri yoktur.

✔ Hücre içi zorunlu parazitlerdir. Canlı içerisinde canlı, canlı dışındayken kristal yapı gösterirler.

✔ Metabolizmaları yoktur.

✔ DNA ya da RNA taşırlar. Genetik maddelerine genom adı verilir.

✔ Genomları proteinden oluşmuş bir kılıfla kapatılmıştır. Bu kılıfa kapsit denir.

✔ Canlı hücre içerisinde (konak) aktivite gösterir. Dış ortamda cansızdırlar.

✔ Antibiyotiklerden etkilenmezler. İnterferonlardan etkilenirler.

 

Enzim üretimi yapamazlar ancak, içine girecekleri hücrenin zarını eritecekleri ve RNA virüslerinde RNA’yı DNA’ya dönüştürecek enzimleri vardır.

Konak hücrenin hücre zarını eriterek genomlarını yollar, ve konak hücrenin enzim, nükleotid, ATP, ribozom, tRNA ve amino asitlerini kullanarak kendilerinden üretirler. Konak hücrenin mRNA, DNA ve glikozlarını kullanmazlar.

Virüslerin Üremesi

✔ Virüsler kendilerine özgü hücreler içerisine girerek üreme yaparlar. Virüslere konak, kullandıkların canlıya ise konakçı denir.
✔ Bakterileri konakçı olarak kullanan virüslere bakteriyofaj denir.

✔ Virüslerde hayat döngüsü litik ya da lizogenik olarak gerçekleştirilir.

Lizogenik Döngü: Virüs genomunu konakçı hücreye girdikten sonra genomu ile hücrenin genetik maddesinin birleştirerek hücreye zarar vermeden birlikte yaşar.

Litik Döngü: Virüs genomunu konakçı hücreye girdikten sonra hücrenin metabolizmasını ele geçirerek kendi protein ve genomunu üretir. Hücreyi parçalayarak yeni üretilen virüsler serbest kalır.

Litik Döngü

1) Virüs, tutunma ipliklerindeki enzim ile konakçı hücrenin zarını eritir. Genomunu hücre içine yollar.

2) Genom konakçı hücrenin metabolizmasını ele geçirir.

3) Genom üzerindeki genetik bilgiye göre virüsün kapsidi ve yeni genomu üretilir. Bu üretim sırasında konakçı hücre içindeki maddeler kullanılır.

4) Virüse ait kapsit ve genom birleştirilir. Oluşan yeni virüsler konakçı hücreyi parçalayarak konakçıdan ayrılırlar.

✔ Virüsler çok kolaylıkla mutasyona uğrayan canlılardır. Bu nedenle konakçılarını çok kısa bir süre içinde değiştirebilirler. Ayrıca, hastalıklarının tedavisi için üretilen ilaç ve aşılarda bir süre sonra işe yaramayabilir.

Virüs Hastalıkları

Kuduz

Hayvanlardan insanlara bulaşan viral bir hastalıktır. Virüs, beyin ve omuriliğe yerleşerek canlının ölümüne neden olur. Özellikle; kedi, köpek, yarasa ve kurt gibi canlılardan bulaşır. Aşılama ile hastalıktan korunulur.

 

Hepatit

Karaciğer hastalığıdır. Bu hastalığa yol açan farklı çeşitte virüsler vardır. A, E ve F tipi hepatitler; virüs bulaşmış olan su ve besin maddelerinin vücuda alınması ile bulaşır. B, C, D ve G türü hepatitler ise kan, tükürük ve cinsel temas yoluyla bulaşır.

Grip

Baş ağrısı, ateş, öksürük ve halsizlik gibi belirtiler gösteren çok yaygın bir viral hastalıktır. Çok fazla çeşitte grip virüsü vardır. Aşılama ve kişisel hijyen kurallarına uyarak korunulur.

AIDS

HIV virüsü ile kan, cinsel yolla ve diğer vücut sıvıları ile bulaşan bir hastalıktır. En fazla bulaşma cinsel yol, kan, anne sütü ve organ nakilleri ile gerçekleşir. Elisa adı verilen bir test ile hastalık tanısı konulur. Bu virüs kişinin bağışıklık hücrelerini konakçı olarak kullanır. Hastanın bağışıklığını düşürdüğünden hasta, bağışıklıksız kalır ve farklı bir hastalık etkeni canlının ölmesine yol açar. Günümüzde kesin tedavisi yoktur.

Uçuk (HERPES)

Ciltte bulaşıcı yaralar oluşturan viral bir hastalıktır. 8 çeşidi vardır. Bunlardan en sık rastlanılanı ağız ve burun çevresinde yaralar halinde kendini gösterir. Biri diğer en sık rastlananı da genital organda kendini gösterir. Bir diğeri de sinir hücrelerini konakçı olarak kullanarak zonaya neden olur.

Untitled-1.jpg