Bu videolara ait PDF dosyalarına buradan ulaşabilirsiniz.

Canlıların çevrelerindeki canlı veya cansız varlıklardan gelen uyarılara göre oluşturdukları tepkiye davranış denir. Canlıların davranışlarını inceleyen bilim dalına etoloji denir. Bu bilim dalı ile ilgilenen bilim insanlarına da etolog denir. Etologlar canlılardaki pek çok davranışı incelerler. Canlılarda eş bulma, üreme, saldırganlık, ebeveynleri taklit etme gibi sosyal davranışları etkileyen birçok etmen üzerinde çalışmışlardır.

 

Karlon von Frisch: Hayvan davranışları üzerinde çalışmıştır. Bal arıları arasındaki iletişimin vücut hareketleri ile nasıl sağlandığını keşfetmiştir.

Konrad Lorenz: Ana ile yavru arasındaki kritik dönem olarak adlandırılan güçlü bir bağın oluşmasının kısa bir süre içinde gerçekleştiğini fark etmiştir.

Nikolaas Tinbergen: Doğuştan gelen davranış biçimlerini araştırmıştır.

Bu üç bilim adamı çalışmalarından ötürü 1973 yılında Nobel ödülünü kazanmışlardır.

DAVRANIŞA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

Davranış hem dış hem de iç faktörler ile kontrol edilir. Sinir sistemi ve hormonlar davranışı içten kontrol eden düzenleyici sistemlerdir. Kas ve iskelet sistemi ise davranışın dıştan görünen şeklidir. Davranışın amacı, bir bireyin veya bir türün hayatta kalmasını ve neslinin devam etmesini sağlamaktır. Canlıların; avcılardan, hastalıklarda, rekabetten, olumsuz çevre koşullarından korunmaları gerekir. Ayrıca canlılar; beslenmek, eş bulmak, üremek, yuva kurmak, yavrularını dış etkenlerden korumak ve bazı davranışları yavrularına öğretmek zorundadırlar. Canlılığın devam edebilmesi için davranış şekilleri her tür için farklıdır. Ortam koşullarına uyum gösteremeyen canlılar doğal seçilime uğrar. Doğal seçilim, her türün kendi yaşam şekline uygun olarak evrimleşmesinde rol oynar. Özgün davranışların ortaya çıkmasında etkili olan uyarılara başlatıcı denir. Koku, ses, ısı, yer çekimi, besin, ışık gibi uyaranlar reseptör hücreleri için başlatıcı özelliğindedir ve belirli tepkilerin verilmesine neden olur.

HAYVANLARDA DAVRANIŞ GELİŞTİRMEDE ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER

Yer çekimi: İpek böceği tırtılının kozayı örerken üstte açıklık bırakması

 

Hormonlar: Açlık, korku, vücut sıcaklığının artması gibi uyarılara karşı hormonların kandaki miktarının değişmesi bazı içgüdüsel davranışların ortaya çıkmasına neden olur. İçgüdüsel davranışlar ile de iç dengenin sağlanmasına yönelik fizyolojik tepkiler gerçekleşir. Havanın ısınması, hayvanın kanında eşey hormonlarını artırır ve hayvanlarda kur yapma davranışları ortaya çıkar. Bu davranışlar kimyasal (feromon kokusu), işitsel (ses çıkarma) veya görsel olabilir.

 

Halkalı güvercin iki yumurta üretir ve yumurtaları yuvasına bıraktıktan sonra kanındaki prolaktin hormonu artar. Prolaktin hormonu yavrulara bakma davranışını ortaya çıkarır. Ayrıca yumurtadan çıkan yavruları anne güvercin kursak sütü üreterek besler. Kursak sütü de prolaktin hormonunun kandaki miktarının artışına bağlı olarak gerçekleşir.

 

İşitsellik: Kurbağalar, kuşlar ve ateş böcekleri birbirleri ile haberleşirken türlerine özgü sesler çıkarırlar. Erkek kurbağalar türlerine özgü eşleşme sesleri çıkararak dişi kurbağaları çağırır. Dişi sivrisineğin hızlı kanat çırpması sırasında meydana gelen ses, aynı türün erkeklerini cezbederek çiftleşmeye yönlendirir.

 

Görsellik: Martı, kaz gibi kuşlar embriyoların yumurta kabuğuna yapışmasını engellemek için yumurtalarını içgüdüsel olarak döndürürler. Pil, top, şişe gibi yuvarlak nesneleri de yumurtaları zannederek yuvalarına doğru yuvarlarlar. Bu tarz canlılar için yuvarlak şekil anahtar uyarı görevi yapmaktadır.

Koku: Anne keçi, doğumdan sonraki ilk 10 dakika içinde yavrusunu koklayıp yalamalıdır.  Aksi taktirde yavrusunu tanıyamayacaktır. Doğum sırasında oksitosin hormonu en üst seviyeye çıkar ve yeni doğan yavrunun yaydığı koku anne keçi tarafından alınır.

 

Ses: İmparator penguenlerde erkek penguen kuluçkaya oturur ve dişi penguenler beslenmek için denize gider. Dişi penguen döndüğünde yavru yumurtadan çıkar ve yavrunun sesini ilk erkek penguen duymuş olur. Yavru doğduktan sonra bu sefer anne penguen yavrunun bakımını üstlenir ve erkek penguen denize beslenmeye gider. Erkek penguen haftalar sonra geri döndüğünde yavrusunun sesinden tanır ve annesini de bulabilir.

 

Işık: Ateş böceklerinin ışığı birbirleri arasında haberleşmede büyük rol oynar.  Ateş böceklerinin ışıkları çok uzak mesafelerden bile görülebilir.

 

Renk: Guguk kuşunun kendi yavrusunu bulmasını ve beslemesin sağlayan başlatıcı, yavrunun gırtlağında doğuştan var olan turuncu bir bölge ve özel ötme tarzıdır.

Erkek dikence balığı karnı kırmızı olmayan dikence balığına, kırmızı karınlı fakat tuhaf şekilli dikence balıklarına göre daha az saldırır.

DOĞUŞTAN GELEN DAVRANIŞLAR (DOĞAL DAVRANIŞLAR)

Kalıtsal olarak nesilden nesile aktarılır.

Refleksler ve iç güdüler olmak üzere ikiye ayrılır.

1) Refleksler: Canlılarda dışarıdan gelen uyarılara karşı verilen ani ve değişmez tepkimelere refleks denir. Sinir sistemi olan tüm canlılarda refleksler oluşur.

Örneğin; yeni doğan bebeğin emmesi, elektrik şokuna maruz kalan solucanın büzülmesi

 

2) İç Güdüler: Doğuştan gelen türe özgü davranışlardır. Kalıtsaldır ve öğrenilmeyle oluşmaz. Bilinçli bir şekilde gerçekleşir.

Örneğin; örümceğin ağ örmesi, kuşun yuva yapması.

Gri balinaların yeryüzü şekillerini izleyerek yön bulması, kuşların göç etmesi de hayvanlarda yön bulma ve yer belirleme davranışına örnektir.

İç güdüsel davranışlar hipotalamus tarafından kontrol edilir.

SONRADAN KAZANILMIŞ DAVRANIŞLAR (ÖĞRENİLMİŞ DAVRANIŞLAR)

Deneyim sonucu kazanılan davranışlardır. Bu davranışlar aynı türün farklı bireylerinde farklı sonuçlar doğurabilir. Bu davranışlar farklı şekilde öğrenilebilir.

 

1) İzlenim yolu ile: Yeni doğmuş ya da yumurtadan yeni çıkmış canlılarda görülür.

 

 

Deney:

Konrad Lorenz gri bacaklı kazlarla yaptığı çalışmada yumurtaların yarısını anneleriyle bırakmış diğer yarısını kuluçka makinesine almıştır. Annesiyle kalan kazlar normal davranış göstermiştir. Kuluçka makinesinden çıkan yavrular ilk birkaç saatini Lorenz’in yanında geçirmişler daha sonra da Lorenz’i takip etmişlerdir. Yetişkin olduklarında bile kendi türlerindense insanlarla kalmayı tercih etmişlerdir. Bu çalışma genç yavruların ilk gördükleri sesli ve hareketli şeyleri takip etmeyi izlenimle öğrendiğini göstermektedir.

2) Alışkanlık yolu ile: Bir hayvan belirli aralıklarla tekrar tekrar aynı şiddetteki uyarana maruz kalırsa canlının gösterdiği tepki yavaş yavaş azalır. Sonunda tepki vermez. En basit öğrenme şekli alışmadır.

 

Örnek:

Park ve meydanlarda başlangıçta, yürüyen insanlardan korkup kaçan güvercinlerin zamanla kaçma tepkisi azalır ve yürüyen insanlar arasında gezinmeye başlar.

 

3) Kavrama yolu ile (Deneme yanılma yolu ile):

Öğrenmenin en ileri şeklidir. Gelişmiş omurgalı canlılarda görülür. Canlı, yeni karşılaştığı durum karşısında önceki deneyimlerini göz önünde bulundurarak doğru olanı belirlemeye çalışır.

 

Örnek:

Şempanzelerle yapılan bir deneyde tavandan ucunda muz bulunan bir ip sarkıtılmıştır. Bir süre sonra aç şempanze odadaki sandıkları üst üste koyarak muza ulaşmıştır.

4) Şartlanma yolu ile: Bir uyaranın yerini başka bir uyaran alır. İki şekilde olur.

a) Klasik şartlanma: Pavlov, köpeklerle yaptığı deneyde klasik şartlanma ile öğrenmeyi açıklamıştır.

Deney:

Pavlov, deneyinde bir köpeğe besin verilince salya akıttığını görmüştür. Bir süre boyunca köpeğe yemek verirken zil çalmış ve bu işlemi tekrarlamıştır. Daha sonra zil çaldığında köpeğin yemeği görmeden salya akıttığını görmüştür. Başlangıçta zile nötr olan köpeğin bir süre sonra salya akıtması için uyaranı olmuştur.

b) İşlevsel şartlanma: Skinner, farelerle yaptığı deneyde işlevsel şartlanma ile öğrenmeyi açıklamıştır.

Deney:

Skinner bir fareye kafesteki pedala her basışında yemek vermiştir. Fare bu şekilde pedala basmayı öğrenmiştir.

İşlevsel  şartlanmada canlılara öğrenme, ödül ve ceza ile öğretilir.

SOSYAL DAVRANIŞ

İki veya daha fazla canlının birbiriyle etkileşimi sonucu oluşur. Hayvanların çoğu gruplar halinde yaşarlar ve bundan yarar sağlarlar.

 

1) İşbirliğine dayalı davranışlar:

✔ Çiftleşme, avlanma, savunma, yaşam alanı bulma gibi karşılıklı işbirliğine dayalı davranışlardır.

✔ Gruptaki hayvanlar arasında iletişim kurabilmek için görsel, işitsel ve kimyasal uyarıcılardan yararlanılır.

✔ Balık sürüleri, kuş sürüleri misk öküzleri, aslanlarda gözlenir.

 

2) Çatışma ve baskınlık davranışları:

✔ Topluluk halinde yaşayan hayvanlar arasında görülür.

✔ Toplulukta yaşayan canlı sayısı arttıkça besin, yaşam alanı ve eş için rekabet de artar. Bu durum grubu oluşturan canlılar arasında sosyal hiyerarşinin ortaya çıkmasına yol açar.

✔ Sosyal hiyerarşide bireyler üstünlüklerine göre sıralanır.

3) Hayvanlarda yurt savunması:

✔ Canlının beslenmek ve yavru büyütmek için kendi türünden başka bireylere karışı koruduğu alana yurt denir.

✔ Yurt edinme, bireyler arasındaki rekabeti azaltır ve habitatlarına eşit dağılmalarını sağlar.

4) Sosyal gruplarda iletişim:

✔ Sosyal gruplardaki bireyler iletişim kurabilmek için sesli, görsel ya da kimyasal uyarıcılardan faydalanırlar.

✔ Erkek cırcır böcekleri çıkardıkları seslerle dişi cırcır böceklerini etkilemeye çalışırlar.

✔ Arılar kendi aralarında halka dansı ve sallanma dansı adı verilen dans hareketleriyle iletişim kurarlar. Bu hareketlerle kur yapar, besin yerini belli ederler.

✔ Bazı hayvanlar feromon denilen kimyasal salgılarla iletişim kurarlar. Feromon çoğunlukla eşeysel çekim için kullanılır. Bunun dışında iletişim, savunma, bilgi aktarımı ya da alan belirlemek için kullanılır.

BİYOLOJİK SAAT

Canlıların bazı davranışları değişebilir. Ancak bazı davranışlar günlük, aylık ya da yıllık olarak tekrarlanır. Devirsel davranışları başlatan ve içten periyodik olarak gelen dürtülerle çalışan mekanizmaya biyolojik saat denir.

 

Örnek:

Canlıların çoğunun üreme mevsimi ilkbahardır. Bazı hayvanlar belirli zamanlarda göç ederler. Bazı hayvanlarda kış aylarında metabolizma ve diğer faaliyetlerinde azalma görülür.

 

Sirkadiyen Ritm (Günlük Ritm):

Fizyolojik ve davranışsal tepkilerin 24 saatlik zaman aralıklarıyla tekrarlanmasıdır. Sirkadiyen ritm biyolojik saatle kontrol edilir. Hayvanlar arasında yalnız gündüz faaliyet gösterenler ile yalnız akşam faaliyet gösterenler vardır.

 

Örnek:

Bazı böcekler gündüz vaktinde renk değiştirirler. Karanlığa alınsalar dahi renk değişimi devam eder.